Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10

turizm çeşitleri

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Turizm Gezi Seyahat Forumunda turizm çeşitleri Konusununun içerigi kısaca ->> Yayla Turizmi Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    turizm çeşitleri

    Yayla Turizmi

    Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek rakımlı yerlerde yaptıkları turizm faaliyetidir. Yayla Turizminde amaç, ülkemizin kendine özgü doğal ve kültürel değerleri olan yaylaların ve yayla yaşamının, koruma ve kullanma dengesi dikkate alınarak turizm faaliyetleri içinde değerlendirilmesidir.

    Ülkemiz, sahip olduğu uygun iklimsel özellikler, üstün peyzaj değerleri, kırsal ögelerin ağırlık kazandığı geleneksel yaşam biçimi ve dağcılık/tırmanışlar, atlı doğa gezisi, trekking, yamaç paraşütü, flora/fauna incelemesi, jeep safari vb.doğa sporlarına uygun alanlar ile yayla turizmine son derece elverişlidir.

    Ülkemizde yayla odaklı turizm gelişimi yerine, yaylaların; diğer turizm çeşitlerini destekleyici unsur olarak değerlendirildiği, kalış süresinin uzatılması hedefiyle, Yayla Turizmi Gelişme/Eylem Bölgelerinin belirlendiği, planlama stratejisi Bakanlığımızca benimsenmektedir.

    YAYLA TURİZM MERKEZLERİNİN SEÇİMİNDEKİ GENEL KRİTERLER


    * Doğal değerlere yönelik potansiyelin zengin olması,
    * Sivil mimari karakterinin olması,
    * Kent merkezine ulaşımın kolay sağlanır olması,
    * Yöre halkının sosyal yapısının turizme yakın olması,
    * Aktivitenin ekonomik olarak sürdürülebilmesi,
    * Diğer turizm çeşitleri ile entegrasyonunun sağlanabilir olmasıdır.

    HEDEFLER

    * Kırsal kesimde yaşayanların da turizm gelirlerinden pay almasının sağlanması,
    * Turizm yatırımcısı için ekonomik açıdan uygun ve cazip yayla turizm merkezlerinin oluşturulması,
    * Yayla turizminin sürdürülebilirliği için ürün çeşitliliğinin sağlanması,
    * Yayla turizmine yönlendirilecek turist profilinin belirlenmesi.

    YAPILAN ÖZEL PROJELER


    * Trabzon Uzungöl Peyzaj Projesi
    * “Alternatif Turizmin Yönetsel Boyutu” konulu araştırma
    * “Çoruh Havzası Turizm ve Rekreasyon Geliştirme Planı”

    TANITIM ÇALIŞMALARI


    * “Doğu Karadeniz Yaylaları” ve “Toros Yaylaları”
    * 1992-1998 yılları arasında 5 kez Karadeniz Bölgesi’ne yeşil tur düzenlenerek, doğal ve kültürel değerler yerli ve yabancı basına tanıtılmıştır
    * 1993 yılı Temmuz ayında IV. Dünya Akarsu Sporları (Rafting) Şampiyonası Çoruh Nehrinde düzenlenmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri


    Termal Turizm


    Termomineral su banyosu, içme, inhalasyon, çamur banyosu gibi çesitli türdeki yöntemlerin yaninda iklim kürü, fizik tedavi, rehabilitasyon,egzersiz, psikoterapi, diyet gibi destek tedavilerinin birlestirilmesi ile yapilan kür (tedavi) uygulamalari yanı sıra termal sularin eglence ve rekreasyon amaçli kullanimi ile meydana gelen turizm türüdür.


    kür

    Tedavi etkeninin belli dozda, seri halde, düzenli araliklarla, belli sürelerle tekrarlanarak verilmesi ile uygulanan tedavi yöntemidir.

    Kaplıca Tedavisi


    Toprak, yer alti ve deniz kaynakli mineralli sular, gazlar, peliodler (çamurlar) ve iklimsel unsurlar gibi dogal tedavi unsurlarinin yöredeki iklim olanaklari ve gerekli görülen diger tedaviler ile birlikte kür tarzinda uygulandigi bir tedavi sistemidir.

    Balneoterapi


    Termomineral sular, peloidler ve gazlar gibi doğal tedavi unsurlarının banyo, içme ve inhalasyon (soluma) yöntemleri ile kür tarzında tedavi amaçlı kullanılmasıdır.

    İnhalasyon Uygulamaları


    Termomineral su zerrecikleri ile yapılan soluma uygulamalarıdır.

    İçme Kürleri

    Mineralli sular ile kaplıcalarda ya da yaşanılan yerde yapılan içme kürleridir.

    Peloidterapi

    Doğal, jeolojik ve/veya biyolojik olaylar sonucu oluşan organik ve/veya inorganik maddeler olan peloidlerin bir balneoterapi yöntemi olarak kullanılmasıdır. Halk arasında şifalı çamurların tedavi amaçlı kullanılması olarak bilinmektedir.


    Klimaterapi

    Hava sıcaklığı, nem, rüzgar şiddeti ve hızı, güneş ışınımı ve benzeri iklimsel faktörlerin sistematik ve dozlanmış kür tarzında uygulanmasıdır.

    Talassoterapi


    Koruyucu ve tedavi edici ve/veya kür amaçlı olarak tıbbi gözetim ve denetim altında, deniz suyu iklimi ve unsurlarının kür tarzında uygulandığı bir tedavi sistemidir.

    Hidroterapi


    Termomineral sular ile yapılan yıkama, duş ve dökme gibi uygulamalardır. Ayrıca, her birey için özel olarak düzenlenen ve ideal olarak amaca uygun inşa edilmiş havuzlarda gerçekleştirilen, sinir-kas-iskelet sistemiyle ilgili fonksiyonları geliştirme-iyileştirme amaçlı bir havuz tedavi programı olarak da tanımlanmaktadır.


    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon


    Kaplıca tedavisinde kullanılan elektroterapi, egzersiz tedavileri, masaj ve diğer yöntemlerdir.

    Medikal Tedavi


    Kaplıca tedavisi sırasında hastaya lokal veya sistemik olarak uygulanan ilaç tedavi yöntemidir.


    Destek Uygulamalar


    Sağlık eğitimi, diyet uygulamaları, günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi, davranış değişikliği eğitimleri ve psikolojik destek yöntemidir.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    Türkiyede Termal Turizm
    Türkiye jeotermal kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından Dünyada ilk yedi ülke arasında yer almakta olup, Avrupa'da birinci sıradadır. Ülkemizin termal suları, hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa'daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşımaktadır. Termal sularımız doğal çıkışlı ve bol su verimli, eriyik maden değeri yüksek, kükürt, radon ve tuz bakımından zengindir. Ülkemiz sıcaklıkları 20 ºC'nin üzerinde debileri ise 2–500 lt/sn arasında değişebilen 1500'den fazla kaynağa sahip bulunmaktadır.



    Deniz kıyısında bulunan termal kaynaklar turizm çeşitliliği açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca dağcılık ve ormanlık bölgelerinde bulunan termal kaynaklar ise çevre ve doğa kullanımı dolayısıyla farklı çekici unsurlara sahiptir.

    Termal turizmin sağladığı olanaklardan bazıları;

    • 12 ay turizm yapma imkanı,
    • Tesislerde yüksek doluluk oranına ulaşılması,
    • Yüksek istihdam oluşturulması,
    • Diğer alternatif turizm türleri ile kolay entegrasyon oluşturarak bölgesel dengeli turizm gelişmesinin sağlanması,
    • Termal tesislerde insan sağlığını iyileştirici aktiviteler yanı sıra sağlıklı-zinde insan yaratma, eğlence ve dinlenme olanaklarının da bulunması,
    • Kür merkezi (tedavi) entegrasyonuna sahip tesislerin maliyetini çabuk geri ödeyen karlı ve rekabet gücüne sahip yatırımlar olmasıdır.

    Ülkemizde 46 ilde 190 civarında kaplıca tesisi bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığından termal amacına yönelik olarak (Sağlık Bakanlığınca kür merkezi uygun görülen) turizm yatırım belgesi almış 10 tesisin yatak sayısı 2.461, turizm işletme belgesi almış 30 tesisin yatak sayısı ise 8.562'dir. Yaklaşık olarak 16.000 yatak kapasiteli 156 tesis ise yerel idare tarafından belgelendirilmiştir. Tedavi etkeninin belli dozda, seri halde, düzenli araliklarla, belli sürelerle tekrarlanarak verilmesi ile uygulanan tedavi yöntemidir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    Kaplıca Tedavisinin Yararlı Olduğu Durumlar
    Kaplıca tesislerinin kullandıkları termal suların fiziko-kimyasal özelliklerine göre endikasyonları Kaplıcalar Yönetmeliği uyarınca Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmektedir. Hastalıkların çeşidine göre uygun kaplıca suyunun seçimi, yararlanma teknikleri ve süreleri bir doktor tavsiyesi ile yapılmalıdır. Genel olarak kaplıca tedavisi aşağıda belirtilen durumlarda yararlıdır.

    -Solunum Sistemi Hastalıkları


    Astma bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları, Pnömokonyoz'dır. Bu tür hastalıklarda daha çok klimaterapi uygulanmaktadır.

    -Cilt Hastalıkları

    Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik rezidüel ürtiker'dir.

    -Kas- İskelet Sistemi Hastalıkları


    Dejeneratif eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), Yumuşak doku romatizmaları, Bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası, Travmalar sonrası'dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır.

    -Kalp-Dolaşım Sistemi Hastalıkları


    Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle ortostatik)'dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.

    -Mide-Bağırsak- Metabolizma Hastalıkları

    Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri'dir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

    -Böbrek ve İdrar Yoları Hastalıkları

    Kronik piyelonefrit,Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları, Fonsiyonel yetmezlik'dir . Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

    -Kadın- Doğum Hastalıkları

    Genital organların müzmin hastalıkları,Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası adhezyon profilaksisi, Dismenore(ağrılı ve zor adet görme), Fluor (genital akıntı). . Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır.

    -Nörolojik Hastalıklar

    Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni'dir.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    Kaplıca Tedavisinin Zararlı Olduğu Durumlar

    Uzman bir doktorun yönlendirmesi söz konusu değilse, aşağıdaki durumlarda kaplıca tedavisi kesinlikle uygulanmamalıdır.

    -Hastalıkların akut (alevlenme) dönemlerinde,

    -Ateşli, infeksiyöz hastalıklarda,

    -Dekompanse organ yetersizliklerinde (örneğin kalp, böbrek, karaciğer gibi organların yetersizliklerinde),

    -Aktif tümör varlığında,

    -Herhangi bir iç organın infeksiyöz hastalıklarında (örneğin sarılık, plörezi, nefrit vb.)

    - Aktif ülser olgularında,

    - Kanama ile seyreden hastalıklarda.

    Sonuç olarak doktor tarafından önerilmemişse ve kaplıcada doktor kontrolü yoksa kaplıca tedavisi yapılmamalıdır.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    İnanç Turizmi

    Toplum yaşamının sürekli gelişmesi ve değişmesi paralelinde, refah artışıyla birlikte gerçekleştirilebilecek bir ihtiyaç olarak hızlı bir gelişme gösteren turizm;

    • Ekonomik bakımdan kalkınma ve büyümeyi gerçekleştiren,
    • Yatırımları ve iş hacmini geliştiren, yeni istihdam olanakları yaratan,
    • Döviz sağlayan,
    • Bölgeler arasında ekonomik gelişme farklılıklarını ortadan kaldıran,
    • Sosyal ve kültürel yaşantıyı olumlu yönde etkileyen,
    • Uluslararasında din, dil, ırk ve ülke farkı gözetmeden insanlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi,

    böylece dünya barışının sağlanması bakımından önemli siyasal fonksiyonları gerçekleştiren bir niteliğe sahiptir.

    İnsanların devamlı ikamet ettikleri, çalıştıkları ve temel ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına inanç çekim merkezlerine, dini inançlarını tatmin etmek amacıyla yaptıkları ve bu seyahatleri sırasında genellikle turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek, geçici konaklamalardan doğan olaylar ve ilişkiler bütünü olarak tanımlanabilen “İnanç Turizmi” de yukarıda sayılan turizmin genel nitelikleri açısından ülkemizde çok büyük öneme sahiptir.

    Çünkü, günümüzde parasal ve kitlesel bir olay haline gelen turizmin yarattığı ekonomik, sosyal kültürel ve politik etkiler, nedeniyle ülkemizin ekonomisi ile uluslararası ekonomik ve politik ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir güce sahiptir.

    Bu bağlamda dini inançları nedeniyle Hac görevlerini yerine getirmek amacıyla yapılan büyük göç hareketlerinin, ekonomik ve sosyal bakımdan ülkeleri etkileme özellikleri her zaman göz önünde tutulması gereken bir unsur olmalıdır.

    Ülkemizin önemli inanç çekim merkezlerine sahip olması nedeniyle bu ekonomik potansiyelin demokratik, laik Türkiye Cumhuriyetinin temel esasları çerçevesinde ele alınması ve değerlendirilmesi esastır.

    Diğer bir deyimle, jeopolitik, jeostratejik konumu itibariyle kıtaların ve kültürlerin birleştiği yerde, kurulan devletimizin ekonomisinin geliştirilmesi için İnanç Turizminin araç olarak değerlendirilmesi, bu güne kadar olduğu gibi bu günden sonra da ülkemize her inançtan olan insanların hoşgörü ile karşılanması hedefimiz olmalıdır.

    Özellikle dünyada iki büyük dinin üç milyar civarındaki benimseyenini ilgilendiren tarihsel olayların cereyan edeceği ülke konumu ile Türkiye Cumhuriyeti; Laik devlet yapısı ile Müslüman çoğunluğa sahip demokratik bir ülke olarak Hıristiyan dini inanç çekim merkezlerine sahip bir ülke olarak, dinler arası yumuşama, uzlaşma ve barış ortamının yaratıldığı yer olmalıdır.

    Ancak, uygarlık geçmişinin çok eski oluşu ve çeşitliliği nedeniyle Türkiye’nin benzersiz arkeolojik ve kültürel zenginliklerinin ülkemiz birlik ve bütünlüğüne zarar vermemesi için çalışmak da hepimizin ödevidir.

    Bu anlayışla, Bakanlığımızca dünya turizm hareketlerinden sahip olduğu potansiyel oranında daha fazla pay alabilmek, ülkesel ve bölgesel sosyo-ekonomik gelişmeyi sağlayabilecek katkılardan azami ölçüde yararlanabilmek, turizmi zaman ve mekan boyutunda yaygınlaştırmak amacıyla “İNANÇ TURİZMİ Projesi” yürütülmektedir.

    “Turizmin çeşitlendirilmesi” politikasına duyarlı olarak yürütülen bu proje başarı ile sürdürülmektedir.

    Dünya turizm potansiyelinde, inançla ilgili seyahatlerin payı giderek artmaktadır. Giderek artan bu kültürel ve inanca dayalı ziyaretin ülkemize sağlayacağı turizm gelirinden payımızı almamız gerekmektedir.

    Örneğin; Filistin’de doğmuş ve orada ölmüş İsa Peygamberin Havarilerinin Anadolu topraklarına sığındığı, Hz. İsa’nın öğretilerini yaymaya çalıştığı, ilk kiliselerin bu topraklarda kurulduğu ve Hıristiyanlık tarihinin en önemli olaylarının yaşandığı yer olan ülkemizin bu payı çok büyük olmalıdır. Hıristiyanlığın doğduğu yer Filistin ise geliştiği, serpildiği yer Anadolu’dur.

    Çünkü;

    • Gerek ilk çağ medeniyetlerinin Anadolu’da gelişmesi, gerekse Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde havarilerin,
    • Ortaçağda ise Musevilerin,

    bulundukları ülkelerde karşılaştıkları ağır baskı ve yok etme politikaları sonucunda bu topraklara sığınmış olmalarına rağmen Türklerin kendi dini olan İslamiyet’e ait eserlerin yanı sıra, çok sayıda kilise, sinagog ve diğer mabetlerle dini eğitim veren okul ve vakıfların Anadolu’da yer almasına imkan tanımışlardır. Milletimizin İslami anlayış paralelinde derin saygı ve hoşgörü içerisinde günümüze kadar ulaşan bu eserler, Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmakta ve diğer ülkelerden daha avantajlı duruma getirmektedir.

    Bu avantajı iyi değerlendirebilmek amacıyla Bakanlığımızca üç Semavi din olan Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Museviliğin günümüze kadar ulaşan önemli ziyaret merkezlerinin, Kültür Bakanlığı ve yerel idarelerle de işbirliği içerisinde altyapı üstyapı eksikliklerinin giderilmesi, tanıtımının yapılarak ziyaretçi sayısının artırılması hedeflenmektedir.

    Ziyaretçi sayısını arttırırken, öncelikli hedefimiz yalnızca inanç turizminin yaratacağı ekonomik katkı değildir. Tabii ki bu katkı da önemlidir. Ancak, biz, sahip olduğumuz inanç merkezlerini insanların mutlu ve üretken olabilmeleri için “manevi beslenme” ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ziyaret etmelerine imkan sağlamak da hedeflerimiz arasındadır. Elbette ziyaretçilerimizden de çalışanlardan da bu konuda aynı hoşgörü ve anlayışı beklemek hakkımızdır.


    Bakanlığımızca, İnanç Turizminin geliştirilmesi amacıyla başlatılan çalışmalar kapsamında, 1993 yılında öncelikle üç kitabi dinin günümüze kadar ulaşan eserlerin ve ibadet yerlerinin envanteri hazırlanmıştır. Türkiye genelinde Valilikler, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli Üniversitelerin de görüşleri alınarak yapılan envanter çalışmasında, ülkemizde yer alan ve sayıları çok fazla olan tüm eserler ele alınamamıştır. Yalnızca;

    1-Dini yönden önemi bulunan ve büyük oranda ziyaret edilen,
    2-Sanat Tarihi açısından özelliği olan,
    3- Mimari niteliği nedeniyle türünün ilk ve ilginç örneği olan,
    -4- Ulaşımı kolay bir noktada bulunan ve Seyahat Acentaları tarafından tur programlarına dahil edilen,

    belirli ve önemli merkezlerin tespiti yapılmıştır. Bu tespit sonucu toplam 316 eser (Müslümanlık - 167 + Hıristiyanlık - 129 + Musevilik - 20) belirlenmiştir.

    Bu proje kapsamında Dışişleri Bakanlığı Başkanlığında, İçişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Bakanlığımız ve ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşların temsilcilerinden bir komite kurulmuştur.

    Bu Komitece;

     Hatay - St.Pierre Anıt Müzesi
     İçel - St.Paul Anıt Müzesi
     İzmir - Selçuk Meryem Ana Evi
     Antalya - Demre; St. Nicola Kilisesi
     Bursa - İznik; Ayasofya Cami
     Manisa; Sard, Alaşehir, Akhisar Kiliseleri
     Isparta - Yalvaç Pisidia Antik Kenti
     Nevşehir - Derinkuyu Ortodoks Kilisesi
     Denizli - Laodikya Antik Kenti

    Hıristiyanlık açısından en önemli yerler olarak tespit edilmiş, Vatikan’ın önerisi ile de Hıristiyanlar için hac yeri olarak kabul edilmiştir.

    Şimdi öncelikle bu yerlerin Valileri, Belediye Başkanları, ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yetkililerinin katıldığı toplantılara, koordineli çalışmalara duyarlı olarak sözkonusu eserlerin turizm amaçlı değerlendirilmesi çalışmalarının belli bir sistem ve işbirliği içerisinde yürütülmesi yönünde kararlar üretilmiştir.

    Bakanlığımızca, sadece bu 9 kutsal mekanın değil, İstanbul, Şanlıurfa, İzmir, Bursa, Edirne, Gaziantep, Siirt, Mardin ve Bitlis gibi ülkemizin bir çok kentinde İslamiyet açısından büyük önem taşıyan kutsal mekanlardan da tespit edilen eksiklikler, gerek Bakanlığımız bütçesinden gerekse Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu Başkanlığı’ndan temin edilen ödenekler kullanılarak giderilmektedir. Yol yapımından çevre düzenlemesine, aydınlatmaya kadar değişik altyapı ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için bu güne kadar Bakanlığımız ve Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu Başkanlığı’ndan yaklaşık 1.5 Trilyon TL. tahsis edilmiştir.

    Üç semavi din açısından önem taşıyan kutsal mekanların altyapı eksiklikleri giderilmeye çalışılırken, bu mekanların bulundukları yerleşimlere gelecek ziyaretçiler için konaklama, restoran gibi üstyapı tesislerinin de yapılması amacıyla özel sektörün yatırım yapması teşvik edilmektedir.

    Bütün bu çalışmaların turizmin döviz girdisi yanında uluslararası ilişkilerin iyileştirilmesi, dünya barışının sağlanması amacıyla sürdürüldüğü bilinmelidi

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    İpek Yolu

    İPEĞİN TARİHÇESİ


    Milattan yüzyıllar önce Mısırlılar, daha sonra da Romalıların Çinlilerden ipek satın alırlardı. Ulaşım ise, daha sonra İpek Yolu adı verilen güzergahları izleyen kervanlarla sağlanırdı. M.S. 555 yılında, keşişler ilk ipek kozalarını Çin’den Bizans’a, Anadolu’ya getirdiler. İpek böcekçiliği İstanbul’dan Yunanistan’a, 7. yüzyıldan itibaren de İtalya, İspanya ve Fransa’ya geçmiştir.

    ANADOLU’DAKİ İPEK YOLLARI


    Coğrafi konumu nedeniyle Anadolu, eski çağlardan beri doğu ile batı arasında bir köprü işlevi görmüştür. Anadolu’da Hitit Dönemine kadar dayanan, doğal geçitlerin kullanıldığı bir yol şebekesinin var olduğu bilinmektedir. Bu yollar, daha sonraki dönemlerde de kullanılmıştır. Herodot Tarihi’nde, Sart’tan geçen Susa-Efes kervan yolu üzerinde 30-40 km aralıklarla yer alan ve posta teşkilatı kuryelerinin konaklama yerleri olan Flaktra’lardan söz edilmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde, yaklaşık 75 km.lik menzillerde konaklama ve askeri amaçlı yapıların varlığı, Anadolu’da ister ticari ister dini veya askeri olsun, bir yol şebekesinin bulunduğunu göstermektedir.

    Anadolu, İpek Yolunun da en önemli kavşak noktalarından biri olmuştur. Orta Çağ’da, İpek Yolları Çin’den başlayıp Orta Asya’da birden fazla güzergahı izleyerek ve Anadolu’yu geçerek Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanmıştır. Ayrıca, Ege kıyılarında Efes ve Milet, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop, Akdeniz’de Alanya ve Antalya gibi önemli limanları kullanarak deniz yolu ile de Avrupa’ya ulaşmıştır.

    Anadolu’da İpek Yolu;

    Kuzeyde : Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne,

    Güneyde : Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Denizli, Antalya

    merkezlerini izlemektedir.

    Ayrıca, Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul güzergahının da kullanıldığı bilinmektedir.

    Selçuklular, Anadolu’daki ticari faaliyetleri canlı tutmak amacıyla, yabancılarla anlaşmalar yapmışlar, ticaret yapan kimselere, yolculuklarında karşılaşabilecekleri soygunlara ve her türlü zarara karşı devlet güvencesi vererek, ilk “Devlet Sigorta Sistemi”ni başlatmışlar ve gümrük vergilerinde uyguladıkları indirimlerle ticari hayatı özendirmeye çalışmışlardır.

    Kervansaraylar, bu canlı ticari ortamda önemli görevler yüklenmiş kuruluşlardı. Issız yollar üzerinde kaleyi andıran görünümleri, zengin taş süslemeleri, gelişmiş mekan tasarımları ile mimari açıdan da çok etkileyici olan kervansaraylar, seyahat ve ticareti güven altına alan, sosyal dayanışmayı sağlayan, gelenlerin mallarını pazarladıkları durak yerleri, ordunun sefer zamanında ikmalini kolaylaştıran üs’lerdi. Genellikle, yürüyüşle 8-10 saati geçmeyen, 30-40 km aralıklarla inşa edilmişlerdir. Her türlü hizmetin vakıf olarak karşılandığı bu yapıların içinde nalbant, araba ve koşum takımı onarıcıları, doktor, veteriner ile hamam, çeşme, mescit gibi bölümler bulunmaktaydı.

    İPEK YOLU PROJESİ

    Bakanlığımızın, turizmin ülke sathına ve tüm yıla yaygınlaştırılması politikası çerçevesinde yürüttüğü çalışmalardan birisi olan “İpek Yolu Projesi” ile, kültürel mirasımızın en önemli unsurlarından olan ve çoğu doğaya ve çevresel etkenlere yenik düşmüş bulunan bu hanların (kervansarayların) korunması, bir koruma -kullanma dengesi içinde yaşatılarak “Tarihi İpek Yolu”nun canlandırılması planlanmıştır.

    Bu kapsamda yapılan ön çalışmalarda, ana tur güzergahları ile çakışan İpek Yolları üzerinde yer alan 11 kervansaray belirlenmiştir. Bunlar;

    1- Sultan Hanı (Aksaray)
    2- Sarı Han (Nevşehir)
    3- Şarapsa Han (Antalya)
    4- Ak Han (Denizli)
    5- Ağzıkara Han (Aksaray)
    6- Alara Han (Antalya)
    7- Silahtar Mustafa Paşa
    Kervansarayı (Malatya)
    8- Çardak Han (Denizli)
    9- Susuz Han (Burdur)
    10-İncir Han (Burdur)
    11-Alay Han (Aksaray) dır.

    Adı geçen kervansarayların turizm amaçlı kullanılabilmelerine olanak sağlayacak bir işbirliği protokolü Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bakanlığımız arasında 22 Şubat 1993 tarihinde imzalanmıştır. Bu protokol ile, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edilen eski eser nitelikli hanların (kervansaraylar), adı geçen Genel Müdürlük tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre ve Bakanlığımız işbirliği ile ihale edilerek, restore et-işlet-devret modeli çerçevesinde turizme kazandırılmaları hedeflenmiştir.

    Protokol esasları gereği, yatırım projeleri Kültür Varlıkları Koruma Kurulunca onaylandıktan sonra mülga Turizm Bakanlığından Turizm Yatırım Belgesi ve daha sonra Turizm İşletme Belgesi alacaklardır.

    Protokolün imzalanmasını takiben Eylül 1994'te bir ihale yapılarak, Nevşehir'deki Sarı Han turizm amaçlı kullanılmak üzere kiraya verilmiştir. Haziran 1998’de 7 kervansaray (Denizli-Ak Han ve Çardak Han, Burdur-Susuz Han ve İncir Han, Antalya-Alara Han, Aksaray-Alay Han, Malatya-Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı) için açılan ihalede de Antalya’daki Alara Han, günübirlik tesis olarak restore edilmek ve kullanılmak üzere, bir yatırımcıya tahsis edilmiştir. İki han 2001 yılında Turizm İşletme Belgesi alarak hizmete açılmışlardır.

    Protokolde yer alan diğer kervansarayların turizm amaçlı değerlendirilmelerini sağlamak üzere zaman içerisinde yeniden ihaleleri planlanmıştır.

    İpek Yolu Tanıtım Etkinlikleri


    1994 yılında İzmir-Kayseri arasında Bakanlığımızca düzenlenen İpek Yolu tanıtım etkinliği, 1998'de de yerli-yabancı basın mensupları ve yabancı seyahat ticareti temsilcilerinin katılımıyla İstanbul-Kayseri-Nevşehir-Ürgüp-Aksaray-Konya-Antalya güzergâhında yapılmıştır.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    Mağara Turizmi

    MAĞARA CENNETİ ÜLKE: TÜRKİYE


    Jeolojik yapısı nedeni ile Türkiye’de çok sayıda mağara bulunmaktadır. Büyük bölümü Güney Anadolu’da yoğunlaşan mağaralar, ülkenin değişik yerlerine de serpilmiştir. Türkiye’nin 2/5’i mağara gelişimine uygun eriyebilir kayalardan meydana gelmiştir. Belirgin dağ kuşakları şeklinde uzanan bu kayalar üzerinde 20.000 den fazla mağaranın bulunabileceği sanılmaktadır. Bu mağaralardan ancak 1200 tanesinin incelenebildiği Türkiye, mağara yoğunluğu açısından Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alır ve “mağara cenneti ülke” olarak tanımlanır.

    Türkiye’nin en uzun mağarası, 16 km’den fazla olan Isparta’daki Pınargözü Mağarası; en derin mağarası ise –1453 ile Mersin’deki Peynirlikönü Mağarasıdır. Türkiye’de 20’nin üzerinde mağara turizme açılmış olup, bunların dışında yalnızca uygun ekipman sağlanarak rehber eşliğinde girilebilecek özel ilgi gruplarına yönelik bir çok mağara bulunmaktadır.

    Bakanlığımızca bu güne kadar 13 adet mağara turizmin hizmetine sunulmuştur. Ancak ülkemizde turizm amaçlı ziyaret edilebilen mağara sayısı daha fazladır.

    Mağaralar, sahip oldukları doğal ve kültürel değerleri ile birlikte Bakanlığımızca turizm amaçlı değerlendirilebilmeleri amacıyla mağaraların birtakım özelliklere de sahip olması gerekmektedir. Bunlar;

    • Mağaraların ön etüdünün Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nce yapılarak turizm amaçlı kullanıma elverişli olduğunun belirlenmelidir,
    • Turizmin yoğun olduğu yerleşme merkezlerine yakın olmalıdır.
    • Günübirlik ulaşım kolay ve rahat sağlanabilmelidir (Yerleşim merkezlerine azami uzaklık iki saat olmalı).
    • İlginç morfolojik oluşumlara ve kültürel değerlere sahip olmalıdır.
    • Mağara büyük-küçük herkesin ziyaretini rahat yapabileceği/düzenlenebileceği mekanlara sahip olmalıdır.

    Mağaralar oluşumları ve bulundukları ortamlar açısından değerlendirildiğinde çok farklı özellikler sunmaktadır. Mağaraların turizme açılabilmesi için öncelikle söz konusu mağaraya ait gerek jeolojik – jeomorfolojik - jeoteknik, gerekse de insan sağlığına olumsuz etki yapabilecek hususlarda ön araştırmasının Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yapılarak, mağara ekolojisi açısından mağaranın turizme açılabilir nitelikte olduğu belirlenmelidir.

    Bir mağaranın turizm amaçlı kullanımına karar verilmişse, mağaraya ait mimari, elektrik, çevre düzenleme, risk ve koruma projeleri ile işletme master planını içeren uygulama projelerinin, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nce veya denetiminde hazırlanması gerekmektedir. Bu kapsamda söz konusu projelerin hazırlanması aşamasında talep edilmesi halinde Bakanlığımızca da teknik yönlendirme yapılabilmektedir.

    Mağaraların yukarıda belirtilen özelliklere sahip olmasının yanında Bakanlığımız bütçe imkanları doğrultusunda öncelikleri belirlenen turizm yatırımlarına Bakanlığımızca maddi katkı sağlanabilmektedir.

    Bakanlığımız yalnızca “Turizm Merkezleri” ile “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerin” de yer alan kültürel ve doğal değerlerin kullanımına ilişkin yetkiye sahiptir. Bu alanlar dışındaki turizm yörelerinde Bakanlığımız yönlendirici olarak işlevini sürdürmektedir. Ancak hakkında tescil kararı bulunan mağaralar için Bakanlığımız Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden izin alınması gerekmektedir. Ülkemizde mağaralar konusunda henüz yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu açıdan hiçbir kurum bu konuda direk yetkiye sahip değildir. Ayrıca mağaralar bulunduğu arzın değil, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

    Bakanlığımızca turizmin çeşitlendirilerek turizmi yalnızca kıyı kesiminde değil, iç bölgelerimize de çekmek ve bu bölgelerimizde de kalkınmayı hedeflemek çalışmalarımız arasında yer almaktadır. Mağara Turizmi Projesi de doğal ve kültürel değerlerimizin koruma-kullanma dengesi içerisinde turizme kazandırılması amacıyla başlatılmış projelerimiz arasındadır. Bu güne kadar Mağara Turizmi projesi kapsamında Bakanlığımızca turizme açılması amacıyla 13 adet mağaraya maddi katkı sağlanmış olup, yurt dışı temsilciliklerinde tanıtım çalışmaları sürdürülmektedir.

    Oluşumları milyonlarca yıl süren bu doğal değerlerimizin tekrar ve kısa sürede yerine gelemeyeceğinin bilincinde olarak öncelikle korumamız gerektiğinin bilincinde olarak turizme açarken ekolojik dengesinin bozulmaması amacıyla projelendirilerek mağara içinde ve dışında yapılacak düzenlemelerin projesine uygun olarak yapılmasına özellikle dikkat edilmektedir.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    Turizme Açık Mağaralar

    * Damlataş Mağarası - Antalya
    * Dim Mağarası - Antalya
    * Zeytintaşı Mağarası - Antalya
    * Gürcüoluk Mağarası - Bartın
    * İnsuyu Mağarası - Burdur
    * Kaklık Mağarası - Denizli
    * Dodurgalar Mağarası - Denizli
    * Karaca Mağarası - Gümüşhane
    * Zindan Mağarası - Isparta
    * Mencilis Mağarası - Karabük
    * Dupnisa Mağarası - Kırklareli
    * Tınaztepe Mağarası - Konya
    * Ballıca Mağarası - Tokat
    * Gökgöl Mağarası - Zonguldak

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: turizm çeşitleri

    Akarsu Turizmi

    Ülkemizin sahip olduğu zengin doğal kaynaklarından birisi de Akarsularımızdır. Akarsularımızın önemli bir bölümü kısaca "akarsu turizmi" olarak tanımlayabileceğimiz rafting, kano ve nehir kayağı için çok elverişlidir.

    Doğa turizminin önde gelen dallarından biri olarak akarsu turizmine yönelik ülkemizin sunduğu bu büyük potansiyelin geliştirilmesi ve geniş kitlelere hitap edecek şekilde tanıtımının yapılması önem taşımaktadır.

    Büyük yatırımlar gerektirmeyen akarsu turizmi, çevrenin tarihi, arkeolojik, kültürel, otantik değerleri ve diğer turizm çeşitleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Bu nedenle, nehirlerimizin akarsu turizmi potansiyeli incelenirken, çevresinde yer alan ve entegre bir şekilde geliştirilebilecek diğer turizm değerleri de bu proje kapsamında belirlenmiştir.

    Ülkemizde raftinge uygun akarsular:

    - Çoruh nehri,
    - Köprüçay,
    - Manavgat Çayı,
    - Dim Çayı,
    - Adana-Feke-Göksu Nehri,
    - Zamatı Irmağı,
    - Fırat nehrinin bir kısmı.

Benzer Konular

  1. Turizm Rehberliği
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-12-2011, 11:42 PM
  2. Turizm İşletmeciliği
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-12-2011, 11:41 PM
  3. Yurtdışı Turizm Ofisleri
    dogangunes Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-06-2011, 03:30 PM
  4. Turizm Sözlüğü
    dogangunes Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 11-09-2007, 08:06 PM
  5. Turizm Nedir?
    sibel Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-05-2007, 01:33 PM
Yukarı Çık