İmroz ilk olarak 1456 yılında Osmanlı hakimiyetine girmiş.XX. yy. başlarında “Akdeniz Adaları” vilayetinin Limni sancağına balı bir kaza olarak da yönetilmiş.1912 ‘de Balkan Savaşı sırasında Yunanlıların işgalinin ardından Lozan Antlaşmasıyla Türkiye’ye geri iade edilmiş.

İmroz göz alabildiğine uzanan kumsalları, güneşi, pırıl pırıl denizi ile muhteşem bir yer.Gerçi biz gittiğimizde adanın tepesi gri hain bulutlar ve onların arasından çıkmaya çalışan güneşin savaşına şahit oluyordu ama ertesi gün güneşli İmroz’u gördük.

İmroz Gelibolu Yarımadası’na 18 km uzaklıkta .Yüzölçümü 289 kilometrekare.Türkiye’nin en büyük adası ve en batı ucu.Türkiye’nin en büyük köyü bu adada.Tam t***** 1950 hane.Ancak şu anda sadece 25 hane yaşıyor, adı Dereköy. Oranın hüzünlü hikayesini anlattığımda çok şaşıracaksınız.İmroz doğal su kaynakları açısından dünyada 4. sırada.Ada aslında dağlık bir yapıya sahip, hatta Zeytinliköy ’ün arkasında bir de sönmüş yanardağı bile var. Haşmetli görüntüsü ile şaşkınlığa uğratıyor insanı...

Adada enteresan bir nokta var.Türkiye2nin ilk SU ALTI MİLLİ PARKI, TÜDAV girişimiyle burada kurulmuş.200 metre genişliğinde ve 1 mil uzunluğunda.

Meyveleri iğde ve kızılcık arası olan Hünnap ağacı da sadece bu adada yetişiyor.bu arada hayatımda hiç görmediğim kadar meyve ağacı gördüm.Hatta ilk incirimi de bu ağaçlardan yedim.Yerli halk meyve ağaçlarına o kadar alışmış ki, umursamıyor.İstanbul’lular ise sürekli ağaçların altında. Adanın her tarafı zeytin ağaçlarıyla bezenmiş, dolayısıyla zeytinyağının da ada için önemi ve yeri ayrı. Arıcılık yaygın. Adanın neredeyse tüm bitki örtüsünü oluşturan meşhur kekikleri de olunca buna bir de kekik balı ekleniyor. Zengin ada… Her şey var…

Tarihi itibariyle adada Ortodoks kültürü de varlığını sürdürüyor.Adadaki köyler eski Rum köyleri… Ancak Rumlar geçmişte adayı terk etmişler.bir kısmı yaz aylarında tatil için geri dönüyor, diğerlerinin evleri ya bakımsızlıktan kısmen yıkılmış ya da boş duruyor…Çoğunluğu evlerini nerdeyse 50 yıl görmemiş…

Ağustos ayında adada 1998 yılından beri Gökçeada Film Festivali yapılıyor.Oraya vardığımız gün 5. yapılan festivalin son günüydü. Halk festivali heyecanla bekliyormuş…Adanın tanıtımı için belediye bu tip girişimlerde bulunuyor ve sürekli bu konuda çalışıyor.

Şarap severlere hatırlatma;Adanın kendine has üzümlerinden yapılan şarap muhakkak tadılmalı, bununla da kalmayıp birkaç şişe alıp eve götürmeli