Merhaba



İki büyük çarşı var ki, bunlara Besenstain ( bedesten) deniliyor. Padişah bunları taştan yaptırmış ve çatısını kemerle ördürmüş. Burada her türlü mücevher ve ipek mamulleri satılır. Altın işlemeli ipekler ve diğer kumaşlar birbirleriyle birleştirilip duvarlara asılır. Bahsi geçen bu çarşıların üstleri kubbeli iç kısımlarında dört duvar vardır. Ortalarında da sütunlar ve bölme duvarları bulunmaktadır. Kare şeklinde üst üste iki tabakalı kalın sütun başlıkları var. Camilerde olduğu gibi kubbe bu sütunlara dayanıyor. Pencereler yüksekte. Çarşı içinde ki bütün yolların kenarlarında yüksek ve güzel tahta sekiler var.

Bunlar yerden 1, 1/2 arşın yükseklikte ve öne yola doğru iki arşın genişliğinde konulmuş. Yollarda altı kişi rahatlıkla yürüyebiliyor. Bu tahta sekilerin üzerinde duvarlara dayalı tahta dolaplar durur. Bunlar dört arşın yüksekliğinde ve 2, ½ arşın genişliğindedir. Birçok gözleri var. Tüccarlar buraya ipek kumaşları bırakıp kilitliyorlar. Bu dolapların üst kısmından alttaki sekilere kadar uzanan altın işlemeli rengârenk kumaşlar asılır. Dükkânın iç zeminini oluşturan bu tahta sekilerin üzerine halılar serilmiştir. Halıların uçları sekiden yere doğru sarkıktır. Bu halıların üzerinde de Türk usulü yüzü kadife kaplı ve altın yaldızlı işlemelerle süslenmiş minderler konmuştur.

Rum, Yahudi, Ermeni ve diğer milletlerden olan tüccarlar otururlar, dostça sohbet edip, yerler, içerler ve kendi adetleri üzerine çalgı çalıp eğlenirler. Satıcılar bazen bu sekilerin önüne ilaveler yaparak üzerine keten kumaşlar ve halılar yayarlar …

Bütün memleketlerden gelen çeşitli ipek kumaşlar bu tüccarlar tarafından müşterilere sunulur… Buralara bakkal dükkanı denilebilir çünkü bunlardan yüz tanesinin içindeki mal bizdeki bir tüccarın mağazasındakinden daha az değerdedir… Gümüş eşya almak isteyen kişi, bit pazarına gider gibi bedestene gelir. Orada her türlü yabancı menşeli eşyayı bulur. Padişaha hediye olarak verilen gümüş kupalar ve diğer gümüş eşya bedestende satılır. Bunlar ya bu şekilde satılır ya da eritilerek gümüş sikkeler yapılır. ( Türkler gümüş kaplardan içmeye alışık olmadıkları için)

Bunun dışında, muhtelif yerlerde bakkalların, atarların ve çeşitli zanaat ustasının alelade tahtadan yapımlı, sokakların iki tarafına sıralanmış dükkânları ve ya hücreye benzeyen küçük satış yerleri var. Bunların önüne tahta kerevitler veya sekiler koyarlar. Yükseklikleri iki arşın kadar olabilir. Buralara güzel halılar ve diğer süslü eşyalar asarlar. Yoldan gelip geçenler bunları görür, seyreder. Kendileri de sekilerde yüzleri kadife ve ipekle kaplanmış minderlerde oturur, sohbet ederek hoş vakit geçirirler.

Hans DERNSCWAM, 1553
İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü
Kültür Bakanlığı Yayınları- 885, Dünya Edebiyatı Dizisi /5,
Çeviren; Prof. Dr. Yaşar ÖNEN, 1992