Bir hafta sonunda Eskişehir'e gidip, geçmişten günümüze bir köprü olan bu evleri görün.

Osmanlı'dan günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş eski tarihi evler ve bunlardan oluşan mahalleler zaman içinde yok olup gitti. Ayakta kalmayı başarmış ve restore edilmiş olanların sayısı da çok az. Eski Osmanlı evleri denilince herkesin aklına Safranbolu, Beypazarı veya İstanbul'daki Soğukçeşme Sokağı geliyor. Şimdi bu evlere Eskişehir Odunpazarı Evleri de eklendi.

Modern hayatın içinden bir anda çıkıp kendinizi Osmanlı sokağında bulmak ve 100 yıl öncesinin evlerinin birinin içinde olmak istemez misiniz? Bu hiç de zor değil. Geçmişle gelecek arasında gidip gelmenizi sağlayan bu ortam, Eskişehir'in Odunpazarı semtinde gerçek oldu. Osmanlı'nın en güzel mimari özelliklerine sahip Odunpazarı evleri, restore edilerek artık günyüzüne çıktı.

Bölge, 1973 yılından beri birinci derece sit alanıydı ve koruma altındaydı. Odunpazarı Belediyesi, sahip olduğu kültürel ve kentsel mirası gelecek nesillere aktarmak için, 'Odunpazarı Evlerini Yaşatma Projesi' adı altında 2005 yılında işe koyuldu. Bu projeye başta Kültür Bakanlığı olmak üzere, Anadolu Üniversitesi Mimarlık Bölümü, sivil toplum kuruluşları, Vakıflar Genel Müdürlüğü de destek verdi. Proje çerçevesinde sadece evlerin restorasyonu değil sokakların altyapıları da yapıldı. Bazı evlerde restoran açılması, bazılarının otel haline dönüştürülmesi planlandı. Bir başka deyişle bölge iç ve dış turizme hazırlandı. Belediye tarafından uygulanan sokak sağlıklaştırma projesi, geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verdiği 1'inci Ulusal Mimarlık Koruma Ödülü'nü de kazanmıştı.

Ulaşım çok kolay

Karayolu ve demiryollarının çoğu Eskişehir'den geçiyor. Bu nedenle ulaşım çok çeşitli ve kolay. Dilerseniz özel aracınızla veya otobüslerle dilerseniz de trenle Eskişehir'e ulaşabilirsiniz. Eskişehir'e gidince rotanız doğruca Odunpazarı semti olsun. Semt kentin güneyindeki tepe üzerinde, eşsiz tarihi dokusuyla geçmişle günümüz arasında bir köprü gibi duruyor. Bölgede birçok sivil ve dini mimari eser bir arada.

Önce Kemal Zeytinoğlu Caddesi üzerindeki Karakamil İletişim Merkezi'ne uğrayın. Buradaki sanat tarihçisi ve restorasyon görevlisi güleryüzlü genç kızlar size bilgi verecek, bölgenin geleneksel dokusunu anlatacaklar.

Bilgilenip broşürlerinizi de aldıktan sonra binadan çıkıp karşı kaldırıma geçin. Paşa Mahallesi Kurşunlu Külliyesi tam karşınızda. 1512'de Kanuni Sultan Süleyman'ın sultanlığı döneminde Sadrazam Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Kurşunlu Külliyesi'nin ortasında şadırvan, sağda menzilhane ve kervansaray, solda aşhane, tam karşıda cami, büyük kubbeli semahane, medrese bölümleri var. Burasının Mevlevi Tekkesi olarak kullanıldığı biliniyor. Ayrıca kütüphane ve aşevi bulunuyor. Birçok Mevlevi şeyhinin türbeleri, burayı dini turizm açısından önemli hale getiriyor.

Külliye'den çıktıktan sonra 50 metre ileride projenin diğer önemli adımlardan biri ve 19. yüzyıl sivil mimarisinin önemli bir örneği olan Yeşil Efendi Konağı'nı göreceksiniz. Dede Mahallesi'nde bulunan ve Bağdadi tarzda inşa edilen yapı, özellikle tavan, kapılar ve dolaplardaki ahşap işçiliğinden dolayı Türk evleri içinde özel bir yere sahip. Bugünlerde Osmanlı Evi, müze ve restoran olarak hizmet vermeye hazırlanıyor.

Film platosu gibi

Konaktan çıkınca tam karşıda eski bir dükkanda mesleğini icra eden kalaycıyla geçmişe bir kez daha dönüyor, Beyler Sokağı'na giriyorsunuz. Belediye bu sokaktaki 27 evi restore etmiş. Dar sokak boyunca bitişik nizam yapılmış evler rengarenk boyalarıyla sizi bir film platosuna götürüyor sanki. Evler genellikle 2-3 katlı. Alt katları kiler, depo, kömürlük, ambar olarak kullanılmış. Cephelerinde küçük pencereleri var. Üzerlerinde geometrik motifler bulunan sokak kapıları genellikle at arabasının girebilmesi için iki kanatlı. Alaturka kiremitli ahşap çatılar, işlemeli saçaklar, köşe kırmalı duvarlar bu evlerin belirgin özellikleri. Avlu veya bahçeler evleri birbirinden ayırıyor. Duvarlar moloz taş, taşıyıcı duvarlar ahşap iskelet arası kerpiç ya da tuğla dolgudan yapılmış.

İlginç evlerden biri de Hafız Ahmet Efendi Konağı. 1717 tarihli. Yüksek bahçe duvarıyla çevrili. Bahçe kapısından önce avluya sonra eve giriliyor. Klasik Türk evi temasında. Kurşunlu Camii'nde 22 yıl imamlık yapan İmam Hafız Ahmet Efendi'nin konağı o yıllarda resmi nikah olmadığı için imam nikahlarının da mekanı olmuş. Aynı zamanda bir lületaşı ustası olan Hafız Ahmet Efendi bu yeteneğini çocuklarına ve torunlarına öğretmiş. Konakta oturan 52 yaşındaki akrabaları Gülsen Cengiz, Hafız Ahmet Efendi'nin torunlarının yaptıkları lüle taşı asayı Eskişehir'i ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk'e hediye ettiğini, asanın halen Anıtkabir Müzesi'nde sergilendiğini belirtiyor. Konakta restoran da var.

2 milyar YTL harcandı

Yürümekten yorulursanız, oturun semtin kahvehanelerinden birine, alın elinize susamlı bir simit ve çay söyleyin. Bir yandan evlere bakarken diğer yandan çevredekilerle sohbet edin. Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi kapsamında başlatılan çalışmalar için 2 milyar YTL harcandığı söyleniyor. Beyler Sokağı'nda başlayan restorasyon ve sokak sağlıklaştırma projesi sırasında 27 evin çatı ve dış cephe restorasyonu yapıldı. 2007 yılı sonlarında sekiz mahalledeki toplam 100 ev elden geçirilmiş olacak.

Ne yenir?

Çiğ böreğiyle ünlü Eskişehir'de göceli ve ıslak tarhana, düğün köftesi çorbası, kalem dolması, arabaşı, kapama, Tatar böreği, haşhaşlı dolma, cevizli tatlı geleneksel lezzetler arasında. Odunpazarı ve çevresinde ise Ar Kebap, Posta Pide, Papağan Çiğ Börek, askişehir Çiğ Börekçisi ve Köfteci Ahmet'te yemek yenilebilir.