Merhaba



İbni Battuta ve arkadaşları deniz üstünde on gün yolculuk yaptıktan sonra "Alaya" (Alanya) bölgesine ulaşırlar.
"Burası dünyadaki en güzel yerlerden birisi. Diğer ülkelerin en güzel unsurlarını kendilerinde toplamışlar. En güzel yiyecekler, en temiz giysiler, harika bir iklim ve en kibar halk burada. İster özel bir hane olsun, ister bir konaklama yeri, kaldığımız her yerde kadın ve erkek komşularımız bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını öğrenmeye çalıştılar. Kadınlar peçeli değil. Ayrılışımızda sanki kendi insanlarımız ya da akrabalarımız gibi uğurladılar, kadınlar ağlıyordu. Haftada bir kez ekmek pişiriyorlardı ve erkekler sıcak ekmeği bize hediye olarak getiriyor ve 'Kadınlarımız bunu sizin dualarınız için yolladı!' diyorlardı."

......

"Alanya, deniz kıyısında bir koca şehir. Türkmenler yaşıyor burada ama şehir Kahireli, İskenderiyeli ve Suriyeli tüccarlar tarafından sık sık ziyaret ediliyor. Sık ormanları var ve ağaçlar buradan, Mısır'ın diğer illerine gönderilmek üzere İskenderiye'ye ihraç ediliyor. Sultan Alaeddin tarafından yapılmış güzel bir kalesi var. Şehrin kadısı, Alanya Beyi Yusuf Bey'i ziyarete götürdü beni. Yusuf Bey, Karaman Beyinin oğlu. Şehre on kilometre uzaklıkta yaşıyor. Beyi, denize nâzır bir tepede gördük. Daha aşağıda emirleri ve vezirleri, sağında ve solunda askerleri duruyordu. Saçları kapkaraydı. Onu selâmladım ve şehri ziyaretimle ilgili sorularını cevapladım. Daha sonra bana hediye para gönderdi.

Alanya'dan Antalya'ya geçtim; en güzel şehre. Çok büyük bir alana kurulmuş ve dünyanın görülebilecek en güzel şehirlerinden birisi. Bunun yanısıra büyük bir yerleşime sahip. Nüfusun her bölümü, kendisine ait bölgede yaşıyor. Hıristiyan tüccarlar surlarla çevrili limanda oturuyorlar. Kapılar her gece ve cuma ibadeti sırasında kapıtılıyor. Daha önceki yerleşimciler olan Yunanlılar ve Yahudiler de kendilerine ait mahallelerde oturuyorlar. Türkler şehrin merkezinde."

......

"Bugün Anadolu'nun her yerine Türkler yerleşmiş durumda. Her bölge ve mahallede Ahi ya da Genç Kardeşlik örgütlerinin temsilcilerini görüyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde yabancılara bu kadar buyur eden, onlara yiyecek teminiyle uğraşan, onların isteklerini yerine getirmek için çırpınan insanlar göremezsiniz... Bir genç kardeş ya da kendi dillerindeki biçimiyle Ahi, bekâr erkekler arasından özel olarak seçilmiştir. Fütüvvet veya Gençlik Örgütü olarak da bilinirler. Liderleriyle bir konaklama yeri inşa eder ve bunu halılar, lambalar ve diğer gerekli malzemeyle donatırlar. Bu cemaatın üyeleri gün boyunca çalışır ve kazandıklarını getirip verirler. Bununla meyve, yiyecek gibi ihtiyaçlar alınır. Eğer şehre bir yolcu gelirse, onu buyur eder ve gidene kadar ona hizmet ederler. Gençlerine fıtyân, liderlerine ise Ahi denir."

İsmet Parmaksızoğlu
Kültür Bakanlığı/ 1000 Temel Eser serisi

Not:Konu baglaminda http://www.supermeydan.net/forum/for...read53238.html