Merhaba

Tarih, doğa ve denizin eşsiz bütünlüğüne sahip varlıklarıyla Vize, şüphesiz Trakya'nın en özel yerleşimlerinden birisidir. Yeşilin en dibine vurmuş tonlarını bulabileceğiniz, rüzgarına ıhlamur kokularını vermiş Trakya'nın bu şirin ilçesi, sahip olduğu değerleri her yıl Ağustos ayında düzenlenen kent festivalinde işaret eder. "Vize Kültür ve Tarih Festivali"

İçeriğini ne derece doldurduğu tartışılsa da, yörenin tanıtılması için yapılan çalışmalar günden güne meyvelerini vermeye başlamıştır. Vize son yıllarda Trakya'nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri konumuna gelmeyi başarmıştır. Şimdi sizlerle Kırklareli'nin bu güzel ilçesini hep beraber gezerek biraz daha yakından tanımaya çalışalım.



Ulaşım ile ilgili bazı uzaklıklar şöyledir :

Vize-Saray ( 20 km ), Vize-Çerkezköy ( 40 km ), Vize-Pınarhisar ( 24 km ), Vize-Kırklareli ( 56 km ), Vize-Lüleburgaz ( 46 km ), Vize-Kıyıköy ( 38 km ), Vize-İstanbul ( 140 km )

VİZE YEME İÇME MEKANLARI :

ÇAMLIK LOKANTASI ( OSMAN AÇIKGÖZ-GÖBEK OSMAN ) : 0 288 318 11 89
FLORA RESTAURANT ( RECEP MUTLU ) : Kırklareli Yolu, 1. km / Vize ( 0 288 318 33 99 )
PAZARLI DOĞA ALABALIK LOKANTASI ( BÜLENT VARDAR ) : 0 546 825 14 49
VİZE ŞEHİR LOKANTASI ( MESUT ATLI ) : 0 288 318 13 69
VİZE UĞUR LOKANTASI ( UĞUR DEVRİM ) : 0 288 318 23 38



TARİH, KÜLTÜR VE TURİZM VARLIKLARI

VİZE ANTİK TİYATROSU ( ODEON ) :

Vize Antik Tiyatrosu ( Odeon ), Trakya’nın şimdiye kadar tesbit edilebilmiş ilk ve tek antik tiyatrosu olma ünvanını taşımaktadır. 1995 yılında Kırklareli Müze Müdürlüğü himayesinde ve üniversitelerin ilgili bölümlerinin katkılarıyla yürütülen kazılar Vize Çömlektepe höyüğünde sürdürülmüştür. Çeşitli dönemlerde devam eden kazılar sonucu bugünkü odeon yapısı ortaya çıkartılmıştır.

M.S. 2. yy’a tarihlenen Vize Odeon’u, Bizans döneminde tahribata uğramıştır. Yapılan kazılarda elde edilen buluntular arasında çok sayıda Roma,Bizans ve Osmanlı dönemine ait objeler ( keramikler, cam ve metal buluntular ) ile mermer üzerine kabartma sahne rölyefleri ve heykeller yer almaktadır. Döneminin en iyi örnekleri olarak düşünülen buluntular Kırklareli Müzesi’nde ziyaret edilebilir.

KÜÇÜK AYASOFYA KİLİSESİ ( GAZİ SÜLEYMANPAŞA CAMİİ ) :

Vize’nin en bilindik, en karakteristik yapılarından birisidir. Günümüzde Gazi Süleyman Paşa Camii olarak isimlendirilen mekan Vize Küçük Ayasofya’sı veya Vize Ayasofya’sı gibi isimlerle de anılmaktadır. İstanbul’da Küçük Ayasofya isimli başka bir mekan daha olduğu için farklılığı belirtmek için Vize ismiyle anılır. Vize’nin Mimar Sinan Mahallesi’nde yer almaktadır.

M.S.6 yy’a tarihli Küçük Ayasofya Justinyen dönemine tarihli, ilk yapımı bazilika tarzında bir Bizans mabedidir. Bizans mimarisinde az raslanır mimari özelliklerdeki yapı taş ve tuğla duvarlara karşılık üç apsisli kilise ahşap bir çatı ile kaplıdır. Bizans dönemine ait freskler arasında Vize’li Maria’ya ait fresk başka bir önem taşır. Buna karşılık Osmanlı dönemine ait kalem işleri ve suluboya süslemelere raslanmaktadır.

Yapının camiye çevrilmesi Vize’nin Osmanlı hakimiyetine geçmesiyle olmuştur. Rumeli’nin fatihi Gazi Süleyman Paşa bu bölgeye hiç gelmemiş ve fetihten önce hayata gözlerini yummuş olsa da, Rumeli’nin fethindeki yararlılıklarıyla ona bir minnet duygusuyla caminin adının bu yönde değiştirildiği öne sürülen savlardan sadece birisidir. Buna karşılık Boğdan seferinde yararlılıklarıyla tanıdığımız Hadım Süleyman Paşa döneminde camiye çevrildiği de bir o denli güçlü varsayımdır.

Vize Ayasofyası ile adı söz edilesi bir başka kişilik ise Vize’li Maria olarak da anılan Azize Maria’dır. Ona atfedilen mistik öykü şöyledir : Ermeni bir asilzadenin kızı olan Maria ve ailesi 800’lü yılların son çeyreğinde İstanbul’a göç eder. Vize komutanı Nicephoros ile evlendirilen Maria’nın inancı yüksek bir kişi olduğu rivayet edilse de, sefere çıkan eşi Nicephoros’un yokluğunda hizmetkarıyla ilişkisi olduğu yönünde iftiraya uğrar. Kendisini sürekli dövmeye başlayan eşinin gazabından kaçarken başını taşa vurup hayatını kaybeder. Psikoposluk kilisesine gömülen Maria’nın mezarı ziyaretçi akınına uğramaya başlar.Zira mucizevi bir şekilde cesedinin çürümediği, mezarından ışıklar yükseldiğine dair söylenceler burayı bir şifa merkezi haline getirir. Kocası Nicephoros’un rüyalarına da giren Maria ondan kendisi için bir şapel yaptırmasını ister. Cesedinin bu şapele taşınırken bile bozulmadığı görülür. Daha sonra oğulları tarafından cesedi bir daha başka bir bölüme taşınır. Hala cesedin çürümediği gözüken Maria’nın bir azize mertebesine eriştiği düşünülerek Bizans’ta önem atfedilen bir kişilik haline gelir. Azize Maria’nın mezarının –aksi düşünceler olsa da- Vize Ayasofyası’nın alt kısmını oluşturan bazilikada olduğu düşünülmektedir. 2007 yılı restorasyonunda raslanan freskonun da Azize Maria’ya ithafen yapılmış olduğu düşüncesi bu savı desteklemektedir.

ŞERBETDAR HASAN BEY CAMİİ :

Şerbetdar Hasan Bey Camii eski bir havra merkezi iken Gelibolulu Mir-i Ekber Hasan Bey tarafından 14. yy’da camiye çevrilmiştir. Mimar Sinan Mahallesi’nde yer alan cami, kare planlı olup yakın zamana kadar harap durumdayken 2007 yılında yapılan restorasyon ve kurtarma çalışmaları sonucu bugünkü görünümüne kavuşmuştur. İbadete açıktır.

AYA NİKOLA MANASTIRI :

Jüstinyen dönemine tarihlenen, ayakta kalmayı başarmış ama bakımsızlıktan kendini bir türlü kurtarıp anlamını tazeleyemeyen bir başka önemli yapı ise, Vize’nin Kıyıköy beldesinde kayalara oyularak yapılan Aya Nikola manastırıdır.

Hırıstiyan azizlerine ithafen isimleri verilen manastırlar içinde bu ismi almış olmasının ipucunu süren Alman Türkolog ve Osmanist Hans JOACH, 4. yy' da yaşayan Aziz Nikolaus ( Noel Baba )' nın mezarının Babaeski' de olduğu savına dayanarak, bu yörede azizin çok önem atfedilen biri olmasına bağlar. Zemin kat kilise ve ayazmadan oluşurken, üst tarafta keşiş odaları yer almaktadır. "Terleyen Heykel" diye mucize yarattığına inanılan Aziz Nikola' ya ait önemli bir heykelciğin ve manastırın diğer değerli eşyalarının Rus ve Bulgar işgalcilerce kaçırıldığı tesbit edilmiştir.

Gözlerden uzak, kendi ürettikleriyle geçinen keşişlerin yanısıra şifa aryanların, dünya nimetlerinden uzaklaşarak çile doldurmak isteyen inanç sahiplerinin de uğradığı önemli bir sığınaktı Aya Nikola manastırı. Tüm bu derin arka plana rağmen, şimdilerde korumasız bakımsız kaderine terkedilen manastır turizm içinde değer bulacağı zamanı beklemektedir.



AYAYORGİ KİLİSESİ :

Mübadele öncesine değin Vize ve çevresinde önemli sayıda Rum ve Bulgar nüfus yaşamaktaydı. Onların dini gerekleri için yaptırılan Ayayorgi Kilisesi 1800’lü yılların sonunda yaptırılmıştır. Bugün sadece fotoğraflarından izlerine ulaşabildiğimiz yapı dikdörtgen planlı ve büyük çanıyla yöredeki önemli bir ibadethaneydi. 1949-1955 yılları arasında devlet kararı ile yıktırılan yapının yerinde bugünkü merkez camii yer almaktadır.

ASMAKAYALAR MAĞRA MANASTIRI :

9.yy Bizans dönemine tarihlenen yapılar topluluğu, bölgenin karstik yapısı içerisinde yer alan doğal mağraların insan eliyle düzenlenmesiyle oluşturulmuştur. Vize Asmakayalar mevkiinde yer alan mağra manastırı şapel,mezar şapeli, keşiş hücreleri, tek nefli bir kiliseden oluşan bir yapılar topluluğudur. Ne yazık ki önemli ölçüde insan eliyle tahribata uğratılmıştır.

BALKAYALAR MAĞRA MANASTIRI :

Vize’ye bağlı Balkayalar köyünde yer alan çeşitli mağra manastır kalıntıları ne yazık ki günümüzde tahrip edilmiş ve yöre halkı tarafından hayvan ağılları olarak kullanılmaktadır.

DEREKEYA MAĞRA MANASTIRI :

Vize Derekaya mevkiinde yer alan 7 adet mağra manastırı, Asmakaya’daki ile benzerlikler taşımaktadır.

PAZARLI KÖYÜ KAYA MEZARLARI :

İlçenin 6 km batısında yer alan Pazarlı köyünde, antik Roma su yolunun kuzeyinde bulunan kaya mezarları yörenin antik bir yerleşime ev sahipliği yaptığını göstermektedir.

UÇMAKDERE YERLEŞKESİ :

Bir dizi doğal mağraya ve antik su yolu kalıntılarına ev sahipliği yapan bölgenin tarihte insan yerleşimine hizmet ettiği düşünülmektedir. Bölge Vize ile ilçenin Pazarlı köyü arasında ormanlık bir alanda yer alan bir vadide bulunmaktadır.

KIYIKÖY KALESİ :

Kıyıköy kalesi, tarihi süreç içinde çeşitli önemler atfedilen Kıyıköy’ün bir kale-kent olduğunun göstergesidir. M.S.6 yy’da İmparator Jüstinyen dönemine tarihlenen Bizans yapısı kale surları neredeyse Kıyıköy’ü çepeçevre kuşatır. Sonraki yüzyıllarda da Bizans tarafından onarımlar geçirmiştir. Papuçdere ve Kazandere arasındaki beldenin kurulu olduğu tepede yer alan kale kalıntıları tahriplere karşılık önemli ölçüde ayakta kalmayı başarmıştır.

VİZE KALESİ :

Vize kalesinin ilk olarak M.Ö. 72-76 yıllarında yapıldığı düşünülse de, bugün Edirne müzesinde görülebilecek olan kale onarım kitabesi M.S. 2 yy’a tarihlenmektedir. Özellikle İmparator Jüstinyen döneminde olmak üzere, Bizans döneminde çeşitli onarımlar ve ilaveler yapıldığı anlaşılmaktadır. Sur kalıntıları, su kuleleri ve iç kale kapısının oluşturduğu batı ve güney yönündeki izleri günümüzde de görülebilmektedir.

ÇİNGENE KALESİ :

Çingene kalesi diye bilinen yapıdan günümüze sadece temel kalıntıları ulaşabilmiştir. Trak döneminde ilk yerleşime sahne olan bölge, çeşitli dönemlerde Istrancalar’daki ticaret yollarını tutmak isteyen Rum ve Bulgar eşkiyalarca da güvenli bir sığınak olmuştur. Vize’nin Kızılağaç köyü sınırlarında yer alan Çingene kalesi bölgedeki yüksek tepelerden birinin zirvesinde yer almaktadır. Son dönemlerde köy yakınlarında yer alan Cehennem Şelaleleri’ ne düzenlenen doğa gezilerinin bir ayağını Çingene kalesi oluşturmakta, böylece önemini daha da göz önüne koymaktadır.

GÖZETLEME KULELERİ :

Özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde, Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Trakya’da inşa edilen bir dizi gözetleme kulesinde 4 tanesi Vize’de görülebilir. 4 tane olan u gözetleme kuleleri Rum-Bulgar azınlıklar ve eşkiyaların faaliyetlerine karşılık istihbarat ve savunma amaçlı yapılmıştır. Bazıları tahribata uğrasa da Çingene Kulesi diye bilinen Balkaya-Kömürköy arasındaki kula büyük ölçüde ayktadır.

TRAK DÖNEMİ SUNAKLARI :

Prof.Dr.Engin BEKSAÇ tesbitlerinde yörenin demir çağı ve sonrası için Traklar’ın önemli bir iskan ve kutsal alanı olduğu göze çarpmaktadır. Bu yerleşimlerden birisi Vize Karakoçak tepe diye bilinen mevkide, diğeri ise ilçenin Soğucak köyünde bulunan Gemikaya denilen mevkidedir. Bu ikisi çok belirgin olmasına karşılık, Vize ve çevresinde araştırılmaya muhtaç bölgeler olabileceği de tesbitler arasındadır.

TÜMÜLÜSLER :

Özellikle Trak dönemine ait bize ipuçları sunan tümülüsler içerisinde bir mezar odası da bulunan üzeri toprak yığılarak yüzeyden yükseltilmiş gömü yerleridir. Traklar’ın ölülerini merasimsel yöntemlerle gömme gibi bir kültüre sahip olduklarını anladığımız bu yapılarda elde edilen buluntular oldukça zengindir. Vize ve çevresinde 40’ın üzerinde tümülüs tesbit edilmiştir. Bu yönüyle Trakya’daki en zengin tümülüs varlığının Vize’de olduğunu söylemek yerinde olacaktır. 1938-1939 yıllarında Ord.Prof.Dr. Arif MANSEL tarafından başlatılan kazılardan bu yana elde edilen buluntular başta İstanbul Arkeoloji Müzesi olmak üzere Trakya’nın diğer müzelerinde görülebilmektedir.

HAMAMLAR :

Bizans Asker Hamamı : Geç Roma-Erken Bizans dönemine tarihli yapı Vize Kalesi yapı topluluğu içerisinde yer almaktadır. Bakımsız bir halde görülebilir.
Osmanlı Hamamı - 1 : Osmanlı Hamamı olarak bilinen hamam kalıntıları geç Bizans dönemine tarihlidir. Yapı Mimar Sinan Mahallesi’nde Şerbetdar Hasan Bey Camii’nin alt bölümünde, Jandarma binası yakınında görülebilmektedir.

Osmanlı Hamamı - 2 : 15 yy’a tarihli hamam 1938 yılında onarım görmüş, sonuçta yakın tarihlere değin Vize’de hizmet vermiştir. Mimar Sinan Mahallesi, Hamam Sokak’ta bulunan yapıdan geriye kalanlar halen görülebilir.

ÇEŞMELER & SARNIÇLAR & ANTİK SU YOLLARI :

Esma Hanım Çeşmesi : İlçenin Evren mahallesinde yer alan çeşme büyük ölçüde tahrip edilmiştir. 18 yy’da yapılan çeşmenin kitabesi çeşmenin Tahir Ağa’nın kerimesi Esma Hanım adına yaptırıldığını belgelemektedir.

Ferhat Bey Çeşmesi : İlçenin Mimar Sinan Mahallesi, Hamam Sokak’ta bulunan çeşme ilk olarak 16 yy’da Ferhad bey tarafından yaptırılmış, en son 1838’de onarım geçirmiştir. Harap durumda fakat faal durumdaki çeşmenin kitabesi Kırklareli müzesinde görülebilir.
Kale Çeşmesi : Mimar Sinan Mahallesi, Hisar sokakta bulunan çeşme günümüzde işlevsizdir. Yapım tarihi 18 yy olarak tesbit edilmiştir.

Sultan Çeşmesi : Yakın bir geçmişte ortadan kaldırılan çeşme 17. yy’da Sahip Hanım tarafından yaptırılmış olup, ilçenin Evren mahallesinde bulunmaktaydı.
Vize Kalesi Su Sarnıcı : Jandarma binası altı, Şerbetdar Hasan Bey Camii karşısında bulunan sarnıcın dönemi Roma olarak belirlenmiştir. Bizans döneminde de hizmet veren sarnıcın yakınlarındaki hamam kalıntısı ( Osmanlı Hamamı-1 ) ile artık izlerine zor ulaşabildiğimiz han-kervansaray kalıntısı olduğuna dair kayıtlar mevcuttur.

Vize-İstanbul Antik Su Yolu : Geç Roma dönemine tarihlenen antik su yolunun ilk olarak M.S. 324-337 yıları arasında başlandığı düşünülmektedir. Dönem dönem İstanbul’un imarı maksadıyla kente su getirmek için yapılan ilaveler ile toplamda 242 km’ye varan Vize-İstanbul antik su yolu Vize’nin Pazarlı köyü kaynaklarından başlayıp Istrancalar eteklerinden geçerek İstanbul Edirnekapı önlerinden İstanbul’un sarnıçlarına değin su taşımaktaydı. Antik su yolunun günümüzdeki izleri 1994-2003 yılları arasında yörede saha çalışması yapan Newcastle Üniversitesi’nden araştırmacılarca belgelenmiştir.

BİZANS MOZAİKLERİ :

Bugün Tekirdağ müzesinde sergilenen mozaik betimlemelerin, Eski Palas Otel’in bulunduğu yerde yapılan temel kazıları sırasında raslanan zemin üzerinde yer alan 6 yy’a tarihli Bizans mozaikleri olduğu tesbit edilmiştir. Moziklerde tavus kuşu, keklik gibi bir dizi kuş betimlemesi yer almaktadır.

YAKIN DÖNEM MİMARİ KÜLTÜR VARLIKLARI :

Yakın dönem mimari izlere Vize ve çevresinde raslarız. Merkezde yer alan ve eski büyük kilisenin yıkıldığı yerde yapılan Merkez camii 1949-1955 yıllarında halkın katkılarıyla yapılmış, bugün de hizmet vermektedir. Eski hükümet konağı ( Vize MYO Binası ) ile Eski Pratik Kız Sanat Okulu ( METEM ) binaları erken Cumhuriyet dönemi eserleri olarak ilçe merkezinde halen hizmet vermektedir. Kıyıköy, Soğucak ve civar köylerde raslayabileceğiniz mübadele öncesi Rum-Bulgar halkına ait eski evleri ve Soğucak köyünde bir dönem okul olarak da hizmet vermiş eski kilise binası da yakın dönem mimari yapılar arasında sayılabilir.

MAĞRALAR :

Vize’nin kuzey kesimleri boyunca uzanan karstik yapıdaki Istrancalar’ın eteklerinde yer alan çeşitli yerleşimlerin yakınlarında çok sayıda mağra varlığı bulunmaktadır. Bu mağralardan bazıları araştırılmış ve turizm değeri taşımaktadır. Bazıları ise sadece tesbit edilerek kayda geçirilmiştir. Vize ve civarındaki mağra varlığından bazıları antik dönemlerden Bizans’a değin süren bir dönemde yerleşimlere sahne olmuş, bazıları insan eliyle genişletilip şekillendirilerek sunak yerleri veya mağra manastırlara çevrilmiştir.

Yenesu Mağrası : Trakya’nın 3. büyük mağrası olan Yenesu mağrası ilçenin Balkaya köyündedir. Zengin bir damlataş ve göl oluşumuna ev sahipliği yapan mağra 1620 metre uzunluğunda olup turizm potansiyeli taşımaktadır.
Domuzdere Mağrası : Vize’nin Balkaya köyünde yer alan bir diğer mağra Domuzdere mağrası olup, 300 mt uzunluğundadır. Turizm potansiyeli taşıyan geniş galeriler ve karstik oluşumlara ev sahipliği yapmaktadır.
Kızılağaç Mağrası : Mağra ilçenin Kızılağaç köyünde olup, 205 metre uzunluğundadır.
Kaptanın Mağrası : Kıyıköy’de bulunan mağra, aynı beldede yer alan Kıyıköy mağrasının 200 metre daha güneyinde yer alamaktadır.
Kıyıköy Mağrası : Turizm potansiyeli taşıyan 305 metre uzunluğundaki mağra, Kıyıköy beldesinin 2 km güneyinde yer almaktadır.
Selimin Mağrası : Vize’nin Evrencik Köyü sınırlarında bulunan mağra 150 metre uzunluğundadır.
Bu bahsettiklerimizin dışında Vize ve çevresinde yer alan diğer mağralar şunlardır :

Alişahin Mağrası ( Aksicim ), Bağlar Mağrası ( Sergen ), Bostanlıktarla Mağrası ( Kışlacık ), Deniz Mağrası ( Kıyıköy ), Koca mağra ( Pazarlı ), Kocaçayırlar mağrası ( Sergen ), Kovantaşı Mağrası ( Kışlacık ), Kurudere-Ağıl Mağrası ( Hamidiye ), Ocak Mağrası ( Sergen ), Pestilin Mağrası ( Evrencik ), Soğucak Mağraları ( Soğucak ), Tifrez mağrası ( Sergen ), Uzuntarla Mağrası ( Sergen )

KUMSALLAR :

Kastros Koyu Kumsalları : Kıyıköy’ün 18 km günedoğu yönünde yer alan Kastros kumsalı ( Dile kolay gelmesi sebebiyle Kastro denilmektedir. ) 500 metre genişliğe sahip olup, kumsalın bir bölümü Vize’ye diğer kısmı Tekirdağ’ın Saray ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Istrancalar’dan gelip Karadeniz’e bu bölgede kavuşan deren aynı zamanda il ve ilçe sınırlarını da belirler. Bölge ayrıca Trakya’nın tek doğal karaçam ormanına ev sahipliği yapmaktadır. Konaklama için kamping hizmeti veren bölgede sezonluk hizmet veren sosyal tesisler ( çay bahçesi, lokanta, büfe, wc, duş, elektirik vb…) ve hizmetler alınabilir. Jandarma kontrolündeki bölgeye giriş ücretlidir.
Kıyıköy Kumsalları : Kıyıköy beldesinde yer alan beldenin güneyinden denize dökülen Kazandere ve kuzeyinden denize dökülen Papuçdere’nin denize kavuştuğu delta ağızlarında denize girilebilecek kumsallar yer alır. Belde merkezine bir yürüyüş mesafesi uzaklıkta olan bu kumsallar özellikle yaz aylarında yöreyi ziyaret edenler tarafından büyük rağbet görmektedir. Her bütçeye hitap edebilecek konaklama seçeneklerine sahip beldede otel,motel ve ev pansiyonculuğun dair yerler bulabilirsiniz. Ayrıca kamp yapmaya olanak veren bölümler ayrılmıştır.
Panayır İskelesi Kumsalı : Kışlacık köyü sınırlarında yer alan Panayır İskelesi ilçe merkezine 47 km mesafede oluşu ile nisbeten daha iyi korunmuş 20 metre genişliğinde, yaklaşık 200 metre uzunluğundadır. Gerisinde yemyeşil bir orman bulunan Panayır İskelesi kumsalı gözden uzak oluşuyla özellikle kamping turizmi için elverişlidir. Kısıtlı ve özensiz de olsa sezonluk tesisler bulunabilir.
Poliçe Koyu Kumsalı: Kışlacık köyü sınırlarında yer alan Poliçe koyu Kıyıköy’ün kuzeyinde ve Kıyıköy-Panayır İskelesi arasında bir mevkide yer alır. Ormaniçi yollarla varılabilen koyu bulabilmek için Kışlacık köyünde yol bilgisi almalı ve ormaniçi yolları dikkatle takip edip kaçırmamalısınız.
Kıyıköy ve Kastros’da yer alan derelerde sandal ve su bisikletleri ile yapılan geziler yörede yapılacak aktiviteler arasında en keyifli olanlardandır.

CEHENNEM ŞELALELERİ :

Vize’nin Kızılağaç köyü yakınlarında yer alan Cehennem Şelaleleri dere yatağının aktığı vadi tabanı boyunca teraslar yaparak uzanan karstik kayaçlardan dökülen irili ufaklı bir dizi şelaleden oluşur. Çok yüksekten dökülmeyen Cehennem Şelaleleri manzaraları ve oluşturdukları gölcüklerle özellikle doğa yürüyüşçülerinin ve fotoğrafçıların cazibe merkezidir. Özellikle ilkbaharda doyumsuz güzellikler sunan Cehennem Şelaleleri son zamanlarda adını duyurarak yazılı basında ve görsel medyada yer bulmuştur. Cehennem Şelaleleri’ni oluşturan Kerevit derenin alt bölümlerinde eski su değirmeni kalıntıları da doğa yürüyüşçülerinin güzergahları üzerindedir.

KARTALKAYA MESİRE YERİ :

İlçeye bağlı Balkaya köyü yakınlarında bulunan Kartalkaya mesire yeri Istranca ormanları ve derelerinin şekillendirdiği, huzur dolu doğayla iç içe özel bir bölgedir. Kartalkaya mesire alanı özellikle Balkaya köyünün “Pomak pikniği” olarak da anılan geleneksel pikniğinin yapıldığı günlerde binlerce kişiyi yöreye çekmektedir.



ÇİFTE KAYNAKLAR :

Vize’nin Sergen beldesi yakınlarında yer alan Çifte Kaynaklar, Istranca ormanlarının yemyeşil orman dokusu içerisinde berrak sularıyla bir dizi yükseltiden akıp gölcükler yapan küçük şelaleler dizisinin görülebileceği bir mevkidir. Son yıllarda özellikle fotoğraf ve doğa yürüyüşçülerinin tercih ettiği parkurlardan birini oluşturmaktadır. Öte yandan yörede doğal güzellikleri ile öne çıkan başka başka mesire yerleri de bulunmaktadır.

LEZZET DURAKLARI :

Vize ve köyleri demografik yapılarını çeşitli dönemlerdeki Balkan göçleri ve mübadeleler sonrası iskanlar ile şekillendirmiştir. Rumeli mutfağının yerel lezzetlerini özellikle köy mutfaklarında bulabilirsiniz. Rumeli mutfağı diye genellediğimiz bu lezzet yolculuğunda, Boşnak ve Pomak mutfağının kültür zenginliğinden beslenen ürünler öne çıkar. Hamur işleri baskındır. Boşnak pidesi, Boşnak mantısı, balkabağı pidesi, kıvrım pidesi, ev makarnası, kuskus, Trakya tarhanası gibi ürünler köy mutfaklarının vazgeçilmezidir. Kaşe de denilen Pomak mutfağının vazgeçilmezi ola ve Karadeniz’in kuymağına benzer bir yöntemle mısır unundan hazırlanan “kaçamak” üzerine konulan ekşimik, pekmez veya kavurma ile kuymaktan ayrılır. Yöresel bir özellik gösterir.

Yörede hayvancılık yoğunlukla yapıldığı için beslenmede et ve süt ürünleri hak edilir bir övgü görür. Özellikle Sergen beldesinin kasap ürünleri şehir dışından gelenlerin de rağbet ettiklerinin başında yer alır.

Vize kırsalında son yıllarda organik üretime yönelik yapılmaya çalışılan arıcılık faaliyetleri meyvelerini vermiştir. Yöre balları Vize’yi ziyaret eden lezzet düşkünlerinin alışveriş notları arasında yer almaktadır.

Vize, Karadeniz’de sahip olduğu deniz kıyıları ile deniz mutfağının da en leziz olanlarını sunar. Özellikle Kıyıköy beldesi bu konuda yaz-kış balık mutfağı için İstanbul ve civar illerden gelenlerce ziyaret edilen yerlerin başında yer almaktadır. İstanbul’a yakınlığıyla Karadeniz’in en lezzetli balıklarının bu bölgeden balık hallerine gönderildiğini söylemeye gerek yok sanırız. Buna karşılık Kıyıköy’de birçok balık restaurantı veya salaş balık lokantaları bulabilirsiniz. Karadeniz’in en lezzetli kalkan balığının bu civarda tutulduğunu ve yenilebileceğini de sözlerimize ilave etmiş olalım.

Denizden uzak kesimlerde, Istrancalar’ın temiz ve soğuk sularında yetişen alabalıklarının da yöredeki çeşitli yerleşimlerde açılan kır lokantalarında tadılabileceğini söylemeliyiz. Pazarlı köyünde yer alan Doğa Alabalık Kır Restaurant, Balkaya köyündeki Istranca Çifliği Et & Balık Restaurant tavsiye edebileceklerimizdendir.



FOTOĞRAFLAR
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU, Erhan BAYCAN, Ersan TÜRK,
Oykun Hüseyin ÖZALP, Özcan ÇELTİKLİ, Serkan SAYLAN, Tamer ARDA

Vize Gezi Rehberi