Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Venise......

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Turizm Gezi Seyahat Forumunda Venise...... Konusununun içerigi kısaca ->> Merhaba! [YOUTUBE]SaSH9ThscSI[/YOUTUBE] Suya yansıyan tarihi güzellik Başınızı hangi yöne çevirirseniz çevirin, ister kanalda ilerleyen bir gondola, çiçeklerle süslü balkon ve ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Venise......

    Merhaba!

    [YOUTUBE]SaSH9ThscSI[/YOUTUBE]








    Suya yansıyan tarihi güzellik

    Başınızı hangi yöne çevirirseniz çevirin, ister kanalda ilerleyen bir gondola, çiçeklerle süslü balkon ve pencereleriyle renkli evlere, içi-dışı nakış nakış işlenmiş, resimlerle ve heykellerle donatılmış ihtişamlı kiliselere-saraylara, şık lokantalara-kafelere-mağazalara, binaları birbirine bağlayan zarif köprülere, isterseniz bu tarihsel kentin sudaki yansımasına bakın, gözlerinizi ayıramayacaksınız bu güzel kentten.

    Venedik, Got’ların saldırısından kaçarak lagüne sığınan Veneto halkı tarafından 5. yüzyılda kuruldu. 118 ada üzerinde, 170 kanal ve 400 köprüyle birbirine bağlı, suyla iç içe yaşayan Venedik; 13. yüzyılda deniz ticaretinde üstün bir güç haline geldi ve Avrupa’nın en zengin şehri oldu. Venedikli zenginler, usta mimarlar-ressamlar-heykeltraşların projeleri ve destekleriyle görkemli saraylar yaptırdılar. Zengin dükler tarafından yönetilen Venedik’teki saraylar-kiliseler-kütüphaneler-köprüler, 13. ve 18. yüzyıllar arasında, suyun içine çakılan ahşap kazıklar üzerine inşa edildi. Milyonlarca kazık üzerinde yüzyıllardır sapasağlam duran Venedik, 1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirasları listesine kaydedilerek koruma altına alındı.

    SUYLA NEFES ALIP VEREN ŞEHİR


    Yarım saatlik bir tekne yolculuğunun ardından Venedik’e ulaştık. İki balayı çiftinin de olduğu altı kişi gondola doluştuk. Çiftlerin mutluluğunu şampanya ile kutlayarak, labirentimsi kanallarda ilerlemeye başladık. Suyun içine oturmuş tarihi binaların arasında süzülen gondol, arasıra bir köprünün altından geçiyor. Üstünde etrafı seyreden insanlar var. Bizim gibi gezenlerle karşılaşıyoruz zaman zaman, gondol trafiği yoğun yani. Bir su sokağında olmanın şaşkınlığı içinde, yolumuzun iki yanındaki heykelli-işlemeli saraylara, balkonları-pencere önleri çiçeklerle süslü renkli yapılara, otellere-lokantalara hayranlıkla bakıyoruz. Her şeyi fotoğraflamaya çalışan ben, sağa-sola dönerek manzarayı yakalamaya çalışıyorum. Arkama dönmeye çalışırken Gondolcu beni dengeyi bozmamam konusunda uyarıyor. Önlerinde tekne bağlı tarihi binaların suya yansıyan renkli görüntülerine dalmışken gözlerimiz, bu rüya gibi yolculuk bitiveriyor.

    SAN MARCO MEYDANI


    Gondol sefasının ardından Venedik’in ünlü San Marco Meydanında toplandık. Geniş alan turistle dolu. Rehberimiz Davut Bey, Daha yolda anlatmaya başladığı bu kentin tarihsel öyküsünü burada sürdürdü. Dikdörtgen biçimindeki bu meydanda; Dükler Sarayı, Sansovino Kütüphanesi, Saat Kulesi ve San Marco Bazilikası yer alıyor. San Marco Bazilikası’nın İslam mimarisinden etkiler taşıdığını belirten Rehberimiz, bu görkemli kilisenin İncil’i yazan dört havariden biri olan San Marco anısına inşa edildiğini, Venedik açısından çok büyük önem taşıdığını, Bizans, Gotik, İslam ve Rönesans mimari özelliklerini yansıttığını, en üstte San Marco’nun sembolu “Kanatlı Aslan” figürü, ön cephesinde Hz. İsa’nın yaşamı ve mucizeleri ile San Marco’nun hayatından kesitler içeren mozaikler yer aldığını anlattı.

    Meydandaki güvercinlerin çokluğu ve bizden kaçmamaları dikkatimizi çekiyor. Elimdeki paketini açar açmaz, daha önlerine atmaya fırsat kalmadan başıma-omzuma-avucuma kondular ve bütün bisküvileri yediler. Şaşkınlıkla karışık bir keyifle kıpırdamadan durdum, güvercinlere bu kadar yakın olmanın sevincini yaşadım. Rehberimiz, bu güvercinlerin Kıbrıs’tan getirildiğini söyleyince, “onun için Akdenizin samimiyetini taşıyorlar galiba” diye düşündüm.

    ŞIK MAĞAZALAR, IŞILTILI MURANO CAMLARI, VENEDİK MASKELERİ

    Kentin susuz sokaklarında dolaşmaya çıkıyoruz. Karşımıza her an; işlemeli bir köprü, sağında solunda renkli binalar, suyun kenarına dizilmiş masalarıyla müşteri bekleyen lokantalar olan sulu bir sokak çıkıveriyor. Başka bir sokakta bir kulenin, kırmızılı-sarılı-kahverengili yapıların, ışıklar içindeki beyaz teknelerin, kayıp giden gondolların suya yansıyan hayal-meyal görüntüsüne çevriliyor bakışlarımız. Her yer bu tablo gibi şehri hayran hayran seyreden insanlarla dolu. Bu denizle iç içe yerde, öğle yemeğinde balık yemek iyi olurdu ama, ben daha doyamadım çeşitlerine, makarna yiyorum yine. Bir de lezzetli sebze çorbası. Floransa’da da içip beğenmiştik. İtalya’nın makarnası-pizzası yanı sıra sebze çorbası da güzel diyorum.

    Ünlü İtalyan markası mağazaları, Murano camı ürünleri ve mücevher satan ışıltılı dükkanları, adım başı Venedik maskesi ve hediyelik eşya satan işyerlerini geçerek Büyük Kanal’a çıkıyoruz. Üstünde kocaman Rialto Köprü’sü var. Köprünün yan tarafındaki banklara oturmuş insanlar, eşsiz manzaranın coşkusu içinde sohbet edip, etrafı seyrediyor. Yavaş yavaş akşam olurken, şehir daha gizemli bir güzelliğe bürünüyor. Fotoğraf kareme masmavi bir gece manzarası takılıyor: Önde kazıklara bağlanmış gondollar, arkada San Giorgio Maggiore Bazilikası’nın ışıklar içindeki görüntüsü. Gece daha etkileyici olan San Marco Meydanı’ndaki kafelerden mavi geceye dalga dalga müzik sesleri yayılıyor.

    SANATÇILARA İLHAM VEREN GÖRÜNTÜLER

    Venediği görünce, neden sanatçılara ilham verdiğini anlıyor insan. Bu kentteki onlarca saray-kilise-köprü-müze-galeri-resmi bina, ünlü mimarların-ressamların-heykeltraşların elinden çıkmış. Bir de daracık sokaklarında denizin mavi sularının akması güzelliğine güzellik katmış. Venedikli Palladio, Giorgione, Titian, Bellini, Tintoretto, Ricci, Canaletto (Bernardo Bellotto), Veronese, Vittoria gibi büyük sanatçıların eserleri şehrin mimari dokusuna sinmiş. Bu kentin düşsel atmosferi her üllkeden ressamları-müzisyenleri-bestecileri-sinemacıları etkilemiş, neredeyse her ayrıntısı onların eserlerine konu olmuş.

    Hem dört bir tarafta Bizans, Barok, Gotik, İslam ve Rönesans mimarisinin nadide eserleri binaların, bu tarihi yapıtları oluşturan sanatçıların ve hem de içini-dışını bezeyen işlemelerin-duvar resimlerinin-mozaik süslemelerin-heykellerin bile ayrı birer hikayesinin olduğu bu kenti anlatmakta çok zorlanıyorum. Bu kent hakkında, sadece genel bir görünüm yansıtabildiysem ne güzel.

    Kasım 2009 / Yazı ve Fotoğraflar: Ayşe Dönmez

    Suya yansıyan tarihi güzellik | Gezelim Görelim - Venedik - Gezilecek Yerler | gezikolik.com | "Gezmeyi sevenlerin buluşma noktası..."

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Somestir tatili yaklasirken:
    KARNAVALDA VENEDİK



    Venedik güzel bir yer evet ama, esas görülmesi gereken zaman Venedik Karnavalının düzenlendiği Şubat ayıdır kesinlikle.
    Karnaval zamanı sokaktaki herkes maskeyle dolaşır, birdenbire şehre bir büyü bulaşır, kendinizi bir esrarın, bir hikayenin içinde bulursunuz.

    Ne demiş Montesque:
    "on peut avoir vu toutes les villes du monde et être surpris en arrivant à venise"
    Dunyanin butun sehirlerini gormus olsaniz bile, venedik'e geldiginizde sizi sasirtacak bir seyler muhakkak vardir.

    Eski zaman venediklileri derlermiş ki:
    "semel in anno licet insanire" .
    Yani yılda bir kere delirmek caizdir"

    NE DERSINIZ BU YIL DELIRME ZAMANI GELDI MI?

Yukarı Çık