merhaba!

ANKARANIN GECEKONDULARI MEĞER NEYMİŞ ?..

Sene 1978, Ankara’da Türkiyenin ilk Hasır Çelik Firmasında Fabrika müdürü olarak çalışıyorum.. Çalıştığım firma o zamanlar Suudi Arabistan’dan inşaat işi almaya çabalıyor..
O nedenle de bir Suudi Arap, firmamızın misafiri olarak Ankara’ya gelmiş ve Meclisin karşısındaki Ankara Otelinde kalıyor..
Şirketimizin sahibi Erkan bey “ Yıldırım..” dedi, “ Sen misafirimizi otelden al, Etnografya müzesine , Anıtkabir’e falan götür, saat 15.00 e kadar büroya getirme.. Biz o arada fiyat teklifimizi hazırlayacağız..”
“ Peki..” dedim, şirketin kullanmam için bana verdiği 06 KR 647 plakalı Murat 124’une atladım, doğru Ankara Oteli’ne..
Resepsiyonda misafirimizin adını verdim, lobi’de Suudi Arabistan yerel kılığı ile şişman, asık suratlı birine doğru baktı ilgili memur, “ O..” dedi, kendisine doğru yürüdüm, beni görünce gayet isteksiz doğrulmaya çalıştı, ve birlikte otoparka doğru ilerledik, kapıyı açtım, ön’e tam yanıma oturdu, hareket ettikten sonra “ Sir..” dedim, “ Sizi Etnoğrafya Müzesi’ne ve Anıtkabir’e götüreceğim..”
“ Hayır..” dedi, “ Oralar ilgimi çekmiyor.. Ben şehri tanımak istiyorum..”
Yola koyulduk.. Ankara o zamanlar bu kadar gelişmemiş ve bir “ + “ şeklinde bir uçta Ulus, öbür uçta Cumhurbaşkanlığı konutu, artının diğer uçları Bahçelievler ve Cebeci..
Yavaş yavaş gidiyorum önümde en az geçirmem gereken 3 – 4 saat var..
Adam son derece suratsız, sag kaşı kalkık “ Ulan buraya da nerden geldik..” havalarında..
Çok zengin olduğu söylendi bana.. İngiltere’de Londra’da yaşıyor, Dünyada gezmediği yer yok, böyle bir adam işte..
Ulus, Kızılay bitti, hoopp ordan “ Sir burası Cumhurbaşkanlığı köşkü..”
“Mmmm..” (yine surat )
Döndük ordan Bahçelievler, vee Cebeci.. Cebeciden döndüm, gidecek yer kalmadı, cezaevinin yanından Sakalar ve hooopppp..! direk gecekonduların arasına girdik.. Daglar tepeler Altındağ, Aktaş, Bent Deresi tarafları olduğu gibi gecekondu..
“ Bunlar ne?..” dedi o suskun ve suratsız adam ilk defa..
Ama Tanrim.. Nerden geldik buraya.. İşin kötüsü ‘ Gecekondu’nun İngilizcesini bilmiyorum..” Immm..Mmmm..” hay Allah kilitlendim resmen..” Şeyy..” dedim “ Bunlar ‘ Yasak evler..’ ” O an doğacak sonucu bilemedim ama o cevabımı ‘ Genel ev’ olarak algıladı..
“ Nee?.. “ dedi “ Hepsi mi?..”
“ Evet..” dedim “ Hepsi..”
“ N.. Nasıl oluyor böyle??..”
“ Niçin hayret ettiniz bu kadar?..” diye sordum, “ Bütün Dünyada bu maalesef böyle.. Örneğin Brezilyada falan..”
“ Yok..Yok Yok.. “ dedi, “ Orada ufacık bir mahalle veya sokaktır.. İngilterede de..Ne kadar büyük burası inanılmaz..!”
“ Evet.. 300.000 kişi..”
“ 3… 300.000 mi?.. Nasıl olur?..”
“ Eee.. Köylerden şehirlere geliyorlar, tabii iş güç te yok, sonra buralara doluyorlar..”
“ Doktor muayene ediyormu bunları?..”
“ Hastalanırlarsa giderler doktora..”
“ Odalarda duş falan var mı?..”
“ Nerde.. Bir tek odada 5 kişi birden..”
“ Ne diyorsunuz inanamıyorum..” başladı gülmeye.. Yerlere yatıyor adam.. Ben anlayamadım tabii adamın ‘yıkılma’ nedenini ufacık Murat 124 sallanıyor herifin tepinerek gülmesinden..
“ Beni de götür..” dedi, “ Hadi götür, gidelim, görmek istiyorum..”
“ Olmaz ” dedim..” Hoş olmaz şimdi siz bu kıyafette, bütün çocuklar peşimize takılırlar..”
“ Çocuklar mı?.. Onların ne işi var?..”
“ E çocukları da var tabii.. Korunmayı falan bilmezler.. Ne yapsın o çocuklar?.. “

Konuşma aynen böyle devam etti, o suratsız Suud bir şirinleşti ki sormayın.. Koluma giriyor, sırtıma bir şaplak indiriyor, böylece saati 15.00 yaptık Erkan bey gayet ciddi bir şekilde karşıladı bizi hazırladığı teklifin ‘ acaba nasıl karşılanacak ‘ gerginliği ile, baktı ki adam yumuşamış, “ Sir..” dedi, “ Gezdiniz mi?..”
“ Evet..” dedi adam, “ Yıldırım beni Genelev’e götürdü..”
Buz gibi dondum kaldım resmen.. Bana Etnografya Müzesini gezdirme talimatı verilmiş sanki ben onu genelev’e götürmüşüm pozisyonumda kaldim..
“ Noo..Noooooo…” diye girdim araya ve başladım izah etmeye tek tek..
Bu da güzel bir anı olarak kaldı belleğimizde.. Ne zaman Erkan bey’le yemek yesek sofrada başkaları da varsa hele, mutlaka bunu anlattırır bana.. Hep güleriz, bazen “ Ulan bu saçmalık ta nerden çıktı..” dediğiniz şey yıllar sonra tatlı bir anı, güzel bir renk olarak kalabiliyor belleklerde..

ANKARANIN GECEKONDULARI | Yıldırım Tuna'dan Fıkralar