Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Ege illeri ve tarihi

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Turizm Gezi Seyahat Forumunda Ege illeri ve tarihi Konusununun içerigi kısaca ->> AYDIN Aydın, tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıklara merkez olmuş, antik çağın ]Afrodisias, Milet, Alinda, Didyma, Nisa, Prien, Magnesia gibi ...

  1. #1
    blueice
    Misafir..

    Ege illeri ve tarihi

    AYDIN


    Aydın, tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıklara merkez olmuş, antik çağın ]Afrodisias, Milet, Alinda, Didyma, Nisa, Prien, Magnesia gibi önde gelen kentlerini topraklarında barındırmıştır.

    TARİHİ

    Aydın ilinin bulunduğu bölge M.Ö.2500 yılında Hititler zamanında gelişmiş, VII. yüzyılda Lidya zamanında da en parlak çağını yaşamıştır. Yöre sırasıyla Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları ile Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans uygarlıklarını, 1171-1270 yılları arasında da Selçuklular, 1270-1307 yılları arasında Menteşeoğulları, 1307-1390 yılları arasında Aydınoğulları, 1390-1922 yılları arasında da Osmanlı dönemini yaşamıştır. Selçuklularla birlikte Türk uygarlığının kültür varlığı ve eserleriyle donatılan Aydın, sosyal hizmetler, tarım ve mimaride uygar günlere şahit olmuştur. Aydınoğulları zamanında şehrin adı Aydın Güzelhisarı olmuş, daha sonra Aydın adını almıştır. Aydın'ın Türk egemenliğinde bir yönetim birimi statüsü kazanması 1390 yılında Yıldırım Beyazıt'ın şehzadesi Ertuğrul Bey'in vali olarak buraya atanmasıyla başlamıştır. Şehir, XIV. yüzyılda bugünkü yerine kurularak idari kademelendirme sırasıyla, 1390 yılında eyalet, 1426 yılında sancak, 1811 yılında eyalet, 1850 yılında İzmir'e bağlı sancak olmuştur. Aydın'ın 1919 yılına kadar sancak şeklinde devam eden bu yönetim şekli, 25 Mayıs 1919-7 Eylül 1922 yılları arasında 40 aya yakın süren işgalden sonra ve Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla birlikte 1923 yılında değişmiş, Aydın müstakil vilayet olmuştur.

    ÇOĞRAFİ KONUMU

    İl orta ve batı kesiminde verimli ovalar, kuzeyinde Aydın Dağları, güneyinde Menteşe Dağları ile çevrili Büyük Menderes Havzası üzerinde 8007 km2 lik bir alan üzerine kuruludur. Doğuda Denizli, batıda Ege Denizi, kuzeyde İzmir ve Manisa, güneyde ise Muğla illeriyle komşudur. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilde yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer.

    Aydın sınırları içinde büyük, küçük birçok akarsu mevcuttur. Büyük Menderes Nehri Ege Bölgesi’nin en uzun akarsuyudur. Toplam uzunluğu 435 km. il içindeki uzunluğu ise 170 km dir. Çine çayı, Akçay ve Dandalaş çaylarının sularını toplayarak Ege Denizi’ne dökülür.

    İlin en büyük gölü Bafa olup, Büyük Menderes, deltasının güneydoğusundadır. Diğer gölleri Samson ve Azap gölüdür.

    NÜFUS VE SOSYAL

    DURUMU

    Aydın tarım ve turizmin gelişmiş olduğu bir ilimizdir. Çalışan nüfusun yarıdan fazlası tarım kesiminden geçimini sağlamaktadır. Yöre halkının kültür seviyesi yüksek düzeydedir. Son 73 yılda Türkiye’nin nüfusu yaklaşık beş kat artış göstermiş, aynı dönemde, Aydın ilinin nüfusu yaklaşık 4,5 kat artış göstererek 2000 yılı nüfus sayımına göre ilin toplam nüfusu 950.757 olmuştur.

    Merkez ilçesiyle birlikte 17 ilçenin yönetim merkezi olan Aydın ilinde 54 belediye, 487 köy, 258 mahalle kuruluşu vardır. İlçelerinden Bozdoğan; Büyük Menderes havzasının güneyinde yer almakta olup Aydın’a 76 km uzaklıktadır. Buharkent; il merkezinin 86 km doğusunda İzmir-Denizli karayolu üzerindedir. Sıcak suyu ve jeotermal enerji santraliyle ünlü bir ilçedir. Çine; merkeze 38 km uzaklıkta olup Aydın-Muğla karayolu üzerinde yer almaktadır. Didim; Aydın’a 123 km uzaklıkta olup, turizmin en yoğun olduğu yörelerden biridir. Didyma Apollon Tapınağı, Milet Antik Kenti, Altınkum plajı, temiz denizli yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Germencik; Büyük Menderes Havzası’nın kuzeybatısında bereketli ovanın ortasında yer alır. İl merkezine 25 km uzaklıktadır. Magnesia en önemli tarihi kalıntılarının bulunduğu yerdir. İncirliova; Aydın il merkezinin 10 km batısında İzmir karayolu üzerinde yer alır. İncir festivali ve deve güreşleriyle ünlü bir ilçedir. Karacasu; Dandalas Vadisi yamaçlarında kurulmuştur. Deri imalatı ilçe ekonomisinde önemli bir yer tutar.

    Antik çağların görkemli kenti Afrodisias ilçenin en önemli antik kalıntılarının bulunduğu yer olup, ilçeye önemli turizm girdisi oluşturmaktadır. Karpuzlu; Aydın’a 56 km uzaklıkta, antik Alinda akropolisinin kurulu olduğu yamaçlarda yer alır. Kraliçe Ada’nın Granit Kenti Alinda Karpuzlu’nun en önemli turistik merkezidir. Koçarlı; Merkeze 22 km olup Amyzan, Cin cin Kalesi, Cihanoğlu Camii ve Kulesi önemli tarihi yerleridir. Köşk; Denizli karayolu üzerinde, Aydın’a 18 km uzaklıktadır. Kestane üretimiyle ünlüdür. Kuşadası; turizm açısından Türkiye’nin önemli merkezlerinden biridir. Aydın’a 71 km uzaklıktaki ilçe iki yat limanıyla çok sayıdaki plajıyla yerli ve yabancı turistlerin Türkiye’deki gözde yerlerindendir. Panionion, Güvercinada Kalesi, Öküz Mehmed Paşa Kervansarayı, Kadınlar denizi, Zeus Mağarası turistlerin en çok uğradıkları yerlerdendir. Ayrıca Dilek Yarımadası Milli Parkı ilçeye 28 km mesafededir. Bir cennet sayılabilecek bu milli parkımız; ilginç ağaçları, kanyonu, koyları, plajları, piknik alanlarıyla ülkemizin en önemli milli parklarındandır. Nazilli; Aydın’dan 47 km uzaklıktadır. İlin ikinci büyük ve önemli merkezidir. Mastavra, Koca Camii, Kestane Pazarı Camii, Eski Yeni Camii, Arpaz Kulesi ilçenin önemli tarihi yapılarıdır. Söke; Kuşadası, Didim, Milet üçlüsünden oluşan yörenin tarım, ticaret, turizm ve sermaye merkezidir. Merkeze 54 km uzaklıktadır. Sultanhisar; Aydın’a 32 km uzaklıktadır. 1867 de Nazilli’ye bağlı bir bucakken 1958 yılında Nazilli’den ayrılarak ilçe yapılmıştır.

    Nyssa ve Acharaka önemli tarihi ve turistik yerlerindendir. Yenipazar; Aydın il merkezine 41 km uzaklıktadır. Yenipazar 1957 yılında ilçe olmuştur. 18. yüzyıl başlarında kurulan Yenipazar, antik Ortosi kenti yakınlarında Telzolor mevkiinde bir pazar yeriydi. Adını buradan almaktadır. Kuyucak Aydın Dağları’nın eteğinde yer almaktadır.

    EĞİTİM

    Aydın ilinde okuma ve yazma bilen nüfusun oranı ülke genelinde olduğu gibi sürekli artış göstermektedir. 2000 yılında erkeklerde yüzde 93.9'a, kadınlarda yüzde 81.1'e yükselmiştir.

    KÜLTÜR VE TURİZM

    Antik kentleriyle açık hava müzesi görünümünde olan ilde 3 müze müdürlüğü bu müze müdürlüklerin sorumluluğu altında 8'i (Afrodisias, Nysa, Alinda, Alabanda, Magnesia, Priene, Milet, Didim) ziyarete açık olmak üzere 21 önemli örenyeri bulunmaktadır. Bu ören yerleri ile birlikte arkeolojik, tarihsel ve kentsel sit alanları, sivil mimarlık örnekleri, Tralles, Hasan Çelebi Camii ve daha birçok tarihi yer, anıt yapılar ve anıt ağaçlar gibi yaklaşık 700 civarında taşınmaz kültür varlığı tescillidir.

    Aydın’ın folklorik zenginlikleri efesi ile anılır. Ve “Efeler Diyarı Aydın...” denilir. Aydın’nın folklor yaşamında yer eden başlıca efeler arasında Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe’yi saymak mümkündür.

    İlin turizm potansiyeli deniz, termal, gençlik, kültür ve sanat, ekoturizm türleri şeklinde sıralanabilir.

    TARIM VE HAYVANCILIK

    Aydın Büyük Menderes Irmağı’nın suladığı bereketli ovalar üzerinde Akdeniz iklimi sayesinde her türlü bitkisel üretimin yapılması gibi önemli bir tarım potansiyeline sahiptir.

    İlde sanayi bitkilerinin yanı sıra tarla, bağ ve bahçe ürünleri yetiştiren işletmeler fazladır. İlde en çok katma değer yaratan bitkisel ürünü incir üretiminde yüzde 60 payla Türkiye’de birincidir. Türkiye zeytin üretiminin yüzde 25’i, pamuk üretiminin yüzde 46’sı, kestane üretiminin yüzde 42’si Aydın ilinde gerçekleştirilir. Tütün, susam, ayçiçeği, mısır üretiminde de Türkiye’nin önemli illerindendir.

    Kırsal ekonomik yapının önemli ve ayrılmaz bir parçası olan hayvancılık sektörü, ülke kalkınmasında olduğu gibi bölge ve il bazında da önemli iktisadi fonksiyonlar yüklenmiştir. Bunlar sanayi sektörüne girdi sağlama, kırsal alandan göçü önleme, sektör içinde ve diğer sektörlerde yeni istihdam sahası yaratma şeklinde sıralanabilir.

    Aydın'da tarımsal işletme olarak adlandırılan hane halkının yüzde 85'i bitkisel ve hayvansal üretimini birlikte yapmakta, yalnız hayvansal üretimde ihtisaslaşmış hane halkı sayısı yüzde 15'lik bir kısmı teşkil etmektedir. Polikültür üretim yapısının ağırlıklı olduğu ilde hayvansal üretimde ihtisaslaşma düzeyi ve hayvan varlığı ekonomik kalkınmayı başarmak için önemli bir potansiyel olarak karşımıza çıkmaktadır.

    2004 yılında ilin küçük ve büyükbaş hayvan varlığından 6 bin 583 ton et elde edilmiştir.

    Sonuç olarak, bütün bu olgular şunu göstermektedir ki; Aydın ilinde tarım-sanayi-ihracat birbirini tamamlayıcı sektörlerdir.

    SANAYİ VE TİCARET

    Ekonomik potansiyeli oldukça yüksek olan Aydın; coğrafi konumunun sağladığı ulaşım avantajı, hammadde kaynaklarına yakınlığı, organize sanayi bölgeleri, nüfusun genç ve nitelikli oluşu gibi nedenlerle turizm, tarım ve hizmet sektörleri ile sanayileşme bakımından gelişen ve yükselen bir konumdadır. Aydın, Umurlu ve Astim Organize Sanayi Bölgeleri’nde halihazırda 97 firma üretim halinde, 24'ü inşa halinde, 41'i ise proje aşamasındadır. Bölgede genelde tekstil, gıda ve madencilik sektöründe faaliyet gösteren firmalar mevcuttur.

    YERALTI ZENGİNLİKLERİ

    Aydın'ın en önemli yer altı zenginliği jeotermal enerji kaynaklarıdır. Özellikle Germencik-Ömerbeyli jeotermal sahası 230 C ile Türkiye'de en yüksek sıcaklığa sahip jeotermal enerji sahasıdır. Ayrıca potansiyel bakımından da ülkemizin en zengin jeotermal alanıdır.

    İlin önemli maden varlıkları arasında ise linyit kömürü ve zımpara taşı öncelikli paya sahiptir. Diğer maden varlıkları mermer, demir, feldspat, kuvars, kükürt, tuğla-kiremit hammaddesi şeklindedir.

    Porselen, vitrifiye seramik hammaddesi olan feldspat, potasyum, sodyum ve kuvarsın ildeki üretimi; ülke toplam üretiminin yaklaşık yüzde 95'ini oluşturacak şekilde Çine ve yöresindeki maden rezervlerinden karşılanır. Üretilen madenler dış piyasaya satılarak il ekonomisine katma değer kazandırmaktadır.

    Çimento sanayinin önemli hammaddesi olan kaolen, kalker ve kil varlığı nedeniyle Aydın’da çimento sanayi gelişmiştir. İlin bazı ilçe ve köylerinde işletilen kireç taşı ve kil ocakları küçük ölçekli olup, temel olarak inşaat malzemeleri sanayine hammadde üretmektedir. Yine yer altı kaynaklarından olan memba suları, içme suyu olarak şişelenerek tüketiciye sunulmaktadır.

    ULAŞIM

    Aydın, coğrafi konumu ile demiryolu, deniz ve hava taşımacılığı imkanlarına sahip bir il olmasına rağmen ticari yük ve yolcu taşımacılığında ağırlık karayolundadır.

    Ayrıca Kuşadası Limanı yat ve yolcu gemisi trafiği yönünden önemli bir hudut kapısı olma niteliğini taşımakta, yaz sezonu boyunca binlerce turist gerek gemi, gerekse yat ile giriş-çıkış yapmaktadır. Kuşadası Limanı’nın gemi kabul kapasitesi 2400 gemi/yıldır. 1993 yılında faaliyete geçen 1435 m pist uzunluğuna sahip Aydın-Çıldır Havaalanı küçük tip uçakların iniş yapabileceği özelliktedir.

    AYDIN’DA BASIN

    Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.04.2005 tarihli verilerine göre; ilde 53 gazete, 2 dergi, 1 bülten yayın hayatını sürdürmektedir.



    alıntı

  2. #2
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Ege illeri ve tarihi

    İZMİR


    Eski İzmir kenti, körfezin kuzeydoğusunda yer alan bir yarımadacık üzerine kurulmuştur. Günümüzde Bayraklı yakınında “Tepekule” adını taşıyan eski İzmir höyüğünde, ilk yerleşim M.Ö. 3. binden başlar. Önceleri ufak bir yerleşme olan deniz kenarındaki bu höyük, M.Ö. 2. binde ilk çekirdek etrafında biraz daha büyüyüp gelişmiştir. M.Ö. 2. bin yerleşmesinin Hititlerle ilişkili olduğu kazılardan anlaşılmaktadır.

    M.Ö. 10. yüzyılda, Bayraklı’nın kerpiç duvarlı ve düz damlı evleriyle, bugünkü Orta Anadolu köylerinden farkı yoktur. M.Ö. 600’de Lydia, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda Pers egemenliğinde olan şehir, M.Ö. 334’de Büyük İskender tarafından alınmış, bu tarihlerden sonra Kadifekale’nin yer aldığı dağın eteklerinde gelişmeye ve büyük bir şehir durumuna gelmeye başlamıştır. Roma İmparatorluğu döneminde, M.S. 178 yılındaki yer sarsıntısında büyük hasar gören şehir, yeniden kurulmuş ve onarılmıştır. Bu dönemde büyük bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Bizans İmparatorluğu zamanında Hıristiyanlığın yayıldığı dönemde ve sonrasında önemli bir piskoposluk merkezi olmuş, M.S. 5.-6. yüzyıllarda gelişme göstermiş, ancak 7. yüzyıldaki Arap akınlarından sonraki yıllarda ise eski önemini kaybetmişti.

    1320 yılında Aydınoğlu Gazi Umur tarafından alınan şehir, 1402–1415 yılları arasında Aydınoğulları Beyliği’nin başkenti olmuş ve 1415 yılında I. Mehmet Çelebi tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
    izmirin Tarihi
    İzmir ( Smyrna-Samornia ) M.Ö 3000 yıllarında Lelegler tarafından bugünkü Bayraklı yakınında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur. İzmir sözcüğü daha ziyade bir Amazon Kraliçesine atfedilmektedir. M.Ö 2000-1200 yılları arasında yaşamış olan Hitit Krallığı'nın tesiri altında kalan İzmir Hitit Devleti'nin M.Ö 1200 yılında Frig akınlarıyla yıkılması sonucu M.Ö XI. Yüzyılda Yunanistan'dan Batı Anadolu kıyılarına göç eden Aiollar daha sonra da İonlar tarafından işgal edilmiştir.

    İzmir en parlak dönemini İonlar zamanında yaşamıştır. M.Ö 600 yılında Lidya Kralı Alyattase tarafından işgal edilen İzmir M.Ö 546 yılında Persler'in M.Ö 334 yılından sonra da Büyük İskender ve kumandanlarının idaresi altına girmiştir. M.Ö 302'de Trakya'dan gelerek Büyük İskender'in kumandalarından Antigones'i yenen Lizimaktos'un daha sonra da Seleıkoslar'ın hakimiyetine giren İzmir kısa bir müddet de Bergama Krallığı idaresinde kalmış

    M.Ö 133 yılında kesin olarak Romalılar'ın eline geçmiştir M.Ö 88 yılında Pontus Kralı Mihridades ele geçirmiştir. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması ile Bizanslılar'ın bir eyalet merkezi olan İzmir M.S 440 yıllarında Hun Hükümdarı Atilla'nın istilasına uğramıştır. M.S 695 yılından itibaren iki defa Araplar'ın akınına maruz kalmış sonra yine Bizanslılar'ın eline geçmiştir. 1081 yılında İzmir şehri Selcuklular tarafından fethedilmiştir. 1097 yılında Haçlılar'ın Anadolu'da ilerlemesinden istifade eden Bizanslılar İzmir de dahil olmak üzere Ege'de Türkler'in elinde bulunan tüm yerleri işgal ettiler.

    1320 yılında Aydınoğulları Beyliği'nin hükümdarı Mehmet Bey tarafından geri alınıp oğlu Umur Bey'e verilen İzmir'in Liman Kalesi Haçlı kuvvetlerince 28 Ekim 1334'de tekrar işgal edildi. 1402 yılına kadar Türkler Kadifekale'ye Haçlılar da Liman Kalesi'ne hakim kaldılar. Liman Kalesi 1402 yılında Timur tarafından zapt ve tahrip edilerek Aydınoğulları Beyliği'ne iade edildi. Bundan sonra İzmir tarihinde 1426 yılına kadar Aydınoğlu Cüneyt Bey rol oynamıştır.

    1426 yılından itibaren Osmanlı Devleti idaresine giren İzmir 500 yıla yakın bir süre Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu 'nun yükselme devrinde çevresinin merkezi olma özelliğini daima koruyarak ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi olmuştur.

    15 Mayıs 1919'da Yunanlılar tarafından işgal edilen İzmir üç yıldan fazla işgal altında kaldıktan sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı'yla 9 Eylül 1922'de Yunan işgalinden kurtarılmış Cumhuriyetin ilanından sonra da İl statüsüne kavuşturulmuştur.

    iklim
    izmir'in coğrafi konumu nedeniyle il sınırları içinde hemen her tarafta benzer iklim özellikleri görülür.İzmir'de genel olarak Akdeniz ikliminin Kıyı Ege alt tipi görülür. Yani yazları Akdeniz kıyı şeridiyle aynı sıcaklıkta ve kurak kışları ılık ve Batı Akdeniz'den daha az yağışlıdır.

    Sıcaklık ortalaması yüksek olan ilimiz de ortalama sıcaklığın en yüksek olduğu temmuz ayının uzun yıllar değeri 27.6 derece en düşük ortalama değer ocak ayında ocak ayında 8.6 derecedir.

    izmir'in 60 yıllık yağış bilgilerine göre ortalama yıllık toplam yağış miktarı 69l mm.dir. Toplam yağışın miktarı yıldan yıla değişmektedir. İzmir en fazla yağışı Aralık (uzun yıllar ortalaması 154.3 mm.) ve Ocak (uzun yıllar ortalaması 132.6 mm.) aylarında almaktadır. En kurak aylar uzun yıllar ortalaması 2 mm. civarında olan temmuz ve ağustos aylarıdır.

    İzmir ilinde kar yağışı en ender görülen yağış türüdür. Ancak ili çevreleyen dağlarda kış aylarında kar örtüsü gözlemlenir. İzmir'de her mevsimde görülen nem hava sıcaklığının yazın bunaltıcı kışın dondurucu hissedilmesine neden olur. İzmir'de rüzgarın en çok estiği yönler mayıs ve ekim ayları arasında batılı kasım ile nisan ayları arasında da güneydoğuludur.
    ________________________________________

    Dağlar Ovalar
    İzmir İlinin kuzeyinde 1250 metreyi aşan Madra Dağları bulunur. Bu dağların güneyinde Bakırçay Ovası ve ovanın güneyinde Yurt Dağları yer alır. Bunlar doğudaki Sultan Dağları ve güneyindeki Dumanlı Dağları ile birleşirler. Dumanlı Dağının güneyinde içinden Gediz Nehrinin geçtiği Gediz Ovası güneyinde Yamanlar ve Manisa Dağları bulunur. Yamanlar Dağının üzerinde Karagöl ismi verilen bir krater gölü vardır.

    Yamanlar ve Manisa Dağlarının güneyinde bir çöküntü alanı bulunmaktadır. Bu çöküntü çukurunun batı kısmı su ile kaplanmış ve İzmir Körfezinin oluşmasını sağlamıştır. Körfezin doğusunda Bornova Ovası onun doğusunda da Kemalpaşa Ovası bulunur. Bu iki ova arasında yüksekliği 250 m. ye kadar varan Kahvecibeli (Belkahve) yer alır. Ayrıca Körfezin doğusunda Kemalpaşa Dağları bulunmaktadır.

    İzmir Körfezi ve Kemalpaşa Ovasının doğu-batı doğrultusunda Sarıgöl'den Çeşme'ye kadar Bozdağ uzanmaktadır. Bozdağ'ların devamı İzmir Şehrinin batısında Çatalkaya (Kızıldağ) diye anılır. Bozdağ'ların güneyinde Küçük Menderes Ovası yer alır. Karaburun yarımadasında kuzeyden güneye doğru uzanan dağlar vardır.İzmir İlinin güney sınırı üzerinde Aydın Sıra Dağları uzanır.
    ________________________________________

    Göller
    İzmir İli içinde büyük bir göle rastlanmaz. Var olanların en önemlileri arasında Gölcük Belvi Göl Çakalboğazı Gölleri ve Karagölü sayabiliriz.

    Gölcük Ödemişin kuzeyinde yer alır. Gölcük'ün oluşmasında alüvyonların birikintilerinin de rolü olmuştur. Küçük bir dere ile Gediz nehrine ulaşan gölün suyu tatlıdır.

    Belevi Gölü Torbalı ile Selçuk arasında Küçük Menderesin sol tarafında bulunan sığ bir göldür.

    Çakalboğazı gölleri Küçük Menderesin Selçuk'tan 5-6 Km. ilerilere kadar doldurduğu körfezde oluşmuş ovanın kuzeyindedir.

    Karagöl Yamanlar Dağı üzerinde küçük güzel görünümlü bir krater gölüdür. Çevresi çam ağaçları ile kaplı olduğu için yaz aylarında dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır.
    ________________________________________

    Akarsular
    İzmir İli içinde Ege Bölgesinin önemli akarsularından olan Gediz Nehrinin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Diğerleri sel karakterli akar sulardır.

    Murat Dağından doğan Gediz Nehri Menemen Boğazından geçerek Foça'nın güneyinden denize dökülür.

    İlin ikinci akarsuyu olan Küçük Menderes Bozdağlardan doğar kendi ismi ile anılan bu ovayı sulayarak Selçuk İlçesinin batısından denize dökülür. Küçük Menderesin alüvyon getirip kıyı çizgisinden sürekli olarak ilerlemiş olması neticesinde İlk çağların en önemli liman şehirlerinden biri olan Efes bu gün denizden 5-6 Km. içeride kalmıştır.

    Bakırçay Davullu Dağlarından doğar. Önce güneye sonra batıya doğru akar. Soma ovasının kuzeyinden geçip İzmir İli içine girer. Kendi adı ile anılan ovadan akarak Dikili'nin güneyinden denize ulaşır.

    Gediz'in en önemli kolu olan Kemalpaşa ÇayıYamanlar Dağından çıkar önce doğuya akar Manisa Dağının doğu eteklerinden bir yay çizerek Gediz'e ulaşır.

    Melez Çayı Seydiköy yakınlarında doğar İzmir şehrine ulaştığı yerde Şirinyer Deresi adı ile anılır Mersinli yakınlarında İzmir Körfezine dökülür.
    ________________________________________

    Bitki Örtüsü
    Bitki örtüsü Akdeniz İkliminin etkisi altında olup Akdeniz bitkilerinden her türü il'de yer almaktadır. Yüzyıllar boyu aşırı otlatma yangın ve tarla açma nedenlerinden dolayı ormanların ortadan kalktığı yerde maki florası kendini gösterir. Bu floraya ardıç yabani zeytin çitlenbik sakız ve katır tırnağı gibi kuraklığa dayanıklı ağaçlar girer. Makiler denizden 600 m. yüksekliğe kadar çıkmaktadır.

    Dağlık bölgelerin büyük bir kısmı ormanlıktır. Ormanlar İl içerisinde 490.692 hektarlık bir alanı kaplar. Denizden 600 m. kadar yükseklikte kızıl çam daha yukarılarda kara çam ormanları vardır. Dere yataklarında çınar kestane söğüt kavak kara Ağaç ve kızılcık gibi yayvan yapraklı ağaçlar bulunur. Palamut meşesi de İl Ormanlarının belirgin ağaçlarından biridir. Kültür bitkilerinden biri olan zeytinlik ve üzüm bağı geniş bir alanı kapsamaktadır.
    ________________________________________

    Jeolojik Durum
    İzmir İlinin bulunduğu yer Dördüncü zaman başlarında "Egeid" ismi verilen bir kara parçası ile kaplı idi. Ege Bölgesi ve İzmir İlinin bulunduğu alan deniz seviyesinde hafif dalgalı (Penoplen) düzlükler halinde idi. Bu zamanda Doğu Anadolu'nun Yunanistan'a kadar olan bölgesi kuzey ve güneyden Alp kıvrımlarının etkisi ile sıklaştırılmaya başlandı.

    Şiddetli basınçlarla bazı yerlerörneğin; Anadolu Yarımadası yükselirken Ege Denizinin bulunduğu Egeid Kıtası alçalmaya ve çökmeye başladı. Bu Kıta parçasının üzeri Akdeniz'in suları ile kaplanmıştır. Çökme sonucu Batı Anadolu Bölgesinde doğu-batı doğrultusunda kırılmalar olmuştur. Sürekli şekilde sıkıştırılan bu bölgede kırıklar arasında kalan bazı yerler yükselerek dağları (Horst) bazı yerlerde alçalarak ovaları (Graben) oluşturdu. Ovalar karaların içine doğru sokulmuş körfezlerde son buluyordu. Bazı körfezlere dökülen akarsular zamanla körfezi doldururlar. Ege Bölgesi ve İzmir İlinin daha doğrusu Batı Anadolu'nun oluşumu henüz son bulmamıştır. Olaylar aynı şekilde süregelmekte yer kabuğunun henüz yerleşmediği sık sık olan depremlerden ve onların yarattığı sonuçlardan anlaşılmaktadır. Yalnız volkanik faaliyetlere rastlanılmamaktadır.


    alıntı
    Konu blueice tarafından (01-03-2008 Saat 03:02 PM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    blueice
    Misafir..

  4. #4
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Ege illeri ve tarihi

    KÜTAHYANIN TARİHÇESİ

    Eski kaynaklara göre; Kütahya’nın Antik Çağ’daki adı Katiaenion’dur. Ünlü Antik Çağ coğrafyacısı Strabon’a göre bu ad “Kotys’in Kenti” anl***** gelmektedir. Kotiaeion adı temel sözcük aynı kalmak şartı ile, farklı dönem ve yazılışlara göre “Kotiaion”, “Cotyaeum” ve “Cotyaium” olarak da kullanılmıştır .




    Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilin tarihi MÖ VI. yüzyıla dayanmaktadır. İl toprakları içinde yerleşen en eski halk Frigler’dir. MÖ 1200 yıllarında, Anadoluya gelen Frigler, Hitit İmparatorluğu’nun topraklarına girdiler. MÖ 676’da Kimmerler Frigya Kralı III. Midas’ı bozguna uğratarak, Kütahya ve çevresine egemen oldular. Alyattes’in Lidya kralı olduğu dönemde Kimmer egemenliği yerine Lidya egemenliği başladı. MÖ 546’da Persler Lidya ordusunu yenilgiye uğratarak Anadoluyu istila etti. MÖ 133’de Roma yönetimine giren Kütahya, Roma’nın Asya Eyaleti sınırları içine girdi ve “piskoposluk merkezi” haline getirildi.



    1071’de Malazgirt Savaşında Alparslan’a yenilen Bizans İmparatoru Roman Diogenes’de tutsaklık dönüşü Kütahya’ya getirildi ve gözleri kör edildi. 1078’de Anadolu Selçuklu Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Kütahya’yı da ele geçirdi. 1277’de III. Gıyaseddin Keyhusrev Kütahya yöresini Germiyanoğlu’na verdi. Germiyanoğulları ise Devlet Hatun’un çeyizi olarak Kütahya’yı Osmanlı’lara verdiler. 1402 Ankara Savaşında Yıldırım Beyazıt’ı ağır bir yenilgiye uğratan Timur, Kütahya’yı alarak Yakup Beye verdi. Kütahya daha sonra tekrar Osmanlı’lara geçti ve “sancak merkezi” oldu.



    Sultan II. Beyazıt döneminde Şah İsmail yanlısı Şahkulu Kütahya’da ayaklandı. 1511’de bastırıldı. 19. yüzyılda Osmanlı Devletine başkaldıran Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Kütahya’yı işgal etti. Sultan Mahmut ile imzalanan Kütahya anlaşması ile Mısır güçleri Kütahya’yı terk etti.



    Avrupa’da 1848 ihtilalleri sırasında, Macar ulusal hareketi Avusturya ve Rusya tarafından bastırılınca, hareketin önde gelenleri 1849 yılında Osmanlı Devleti tarafından Kütahya yöresine yerleştirildiler ve 1851 yılına kadar burada kaldılar.



    1867’de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Kütahya, II. Meşrutiyetten sonra bağımsız bir sancak oldu. Milli mücadele yıllarında, Kütahya 17 Temmuz 1921 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edildi. Büyük taarruz’a kadar işgal altında kalan Kütahya 30 Ağustos 1922’de düşman işgalinden kurtarıldı. Kütahya 8 Ekim 1923’de Vilayet durumuna getirildi.



    COĞRAFİK DURUMU



    Kütahya ili Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu Bölümü içersinde yeralır. Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgeleri'nin birçok coğrafik özelliklerini göstermektedir. Ortalama yükseltisi 1200 metre civarındadır. İl, 38o 70' ve 39 o 80' kuzey enlemleri ile 29 o 00' ve 30 o 30' doğu boylamları arasında kalmaktadır.



    Kütahya İli, kuzeyden ve kuzeybatıdan Bursa’nın İnegöl, Keles ve Orhaneli; kuzeydoğudan Bilecik’in Bozüyük; doğudan Eskişehir’in Merkez ve Seyitgazi; güneydoğudan Afyon’un İhsaniye, Merkez ve Sincanlı; güneyden Uşak’ın Banaz ve Merkez; güneybatıdan Manisa’nın Demirci ve Selendi, batıdan ise Balıkesir’in Dursunbey ve Sındırgı ilçeleri ile çevrilidir.



    Yüzölçümü 11.875 km2, rakım 969 m dir. Topraklarının % 57.5 ini dağlar, % 11 ini ovalar ve % 31.57 sini platolar oluşturmaktadır. İlin yüzölçümü Türkiye topraklarının yaklaşık %1.5’i kadardır.



    DEMOGRAFİK YAPISI



    Kütahya İlinin 1997 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre toplam nüfusu 643 117 kişidir ve bir önceki sayım sonuçlarına göre nüfusu yılda %1.66 oranında artmıştır. Bu nüfus sonuçlarına göre, il toplam nüfusunun %48’i kentsel alanlarda, %52’si ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. İl genelinde nüfus yoğunluğu 49 kişi/km2 dir.


    alıntı

  5. #5
    blueice
    Misafir..

    Cevap: Ege illeri ve tarihi

    AFYON



    TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR :

    Afyon ilinde bulunan höyüklerin açılması, ve incelenmesi sonucu bu bölgedeki ilk yerleşimin KALKOLİTİK (Taş ve Maden Devri M.Ö.4000) çağda olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapılan kazılarda M.Ö.2500-2000 yıllarına ait bulunan uygarlık kalıntıları bu tarihlerde Afyon ve çevresinde HATTİ kültürünün başladığını göstermektedir. Bu kültürü sürdüren HİTİT’ler günümüze kadar gelen bir uygarlığın yaratıcısı olmuşlardır.

    M.Ö.1200 yıllarında FRİG’ler Afyon bölgesine girmişler ve DİNAR ilçesine kadar yayılmışlar ve DİNAR’I zengin ve büyük bir yerleşim yeri durumuna getirmişlerdir. Bu devire ait İhsaniye ilçesi çevresinde (Ayazin, Karacaahmet, Döğer, Üçlerkayası) bulunan kalıntıların M.Ö.600-500 tarihlerinde yapıldığı sanıldığına göre Friglerin afyon ve çevresinde Pers’lerin Anadolu egemenliğine kadar kaldıkları söylenebilir.

    M.Ö.500’lü yıllarda doğunun büyük devleti Pers’ler Lidyalılarla yaptıkları savaşı kazandıktan sonra Anadolu’da egemenlik sürdürmüşlerdir. Bu dönemde merkezden atanan satraplarla (Vali) idare edilen Pers egemenliği sırasında Satrap Kyros Dinar ilçesinde büyük bir saray ve saray içerisinde yabani hayvanların barındığı bir park yaptırmıştır. Afyon ve çevresinde yerleşmelerine rağmen Pers imparatorluğu kalıntılarına rastlanmamaktadır.

    M.Ö.300’lü yıllarda Pers İmparatorluğunun Büyük İskender’in ordusu tarafından yenilmesiyle birlikte bu bölgede Helenizm devri başlamıştır. Büyük İskender’in Babil’de ölümüyle birlikte komutanları ele geçirilen bölgeleri paylaşabilmek için mücadeleye başladılar. Mısır, Babil ve Makedonya’ya sahip komutanlar ile Anadolu’ya hakim komutan arasındaki mücadele Çay ilçesinin bulunduğu yerde yapılmıştır. Böylece Afyon bölgesi Babil hakimi komutan Seleukos’un hakimiyeti altına girmiş oldu. Seleukosların merkezi Antiokhia (Yalvaç) şehri olmuştur. Kısa süren egemenlikleri süresince uygarlık anlayışları ile ilgili izler bırakmamışlardır.

    M.Ö.100’lü yıllarda Roma senatosu aldığı bir kararla Anadolu’da bir Asya devleti kurulmasını gerekli görmüş ve Spartacus isyanının bastırılmasıyla birlikte Anadolu’yu Ermenistan’a kadar ele geçirmiştir.Afyonun bu devirdeki adı AKRONİUM’dur. SYNNADA (Şuhut) şehrinde bulunan paralar üzerinde görülen haşhaş bitkisi resimleri Afyon ve çevresinde haşhaş üretiminin tarihsel sürecinin eskiye dayandığını göstermektedir. Afyon ve çevresinde yapılan kazı araştırmaları sonuçlarına göre bu bölgedeki Roma egemenliğinin M.S.400’lü yıllara kadar uzanmaktadır.

    Batı romanın tamamen ortadan kalkmasından sonra, doğuda egemenliklerini sürdüren (Yeni Romalılar) Bizanslılar zamanında Şuhut ilçesi (Synnada) Frigya’nın prenslik merkezi, Amorium’da önemli şehirlerindendi. Bayat ilçesi(Abassum), İscehisar ilçesi(Docimeum) ve İhsaniye ilçesi Ayazin köyü çevresinde görülen oyma kilise ve manastırlar ve dini yapılara ait kalıntıların M.S.600-1000 yılları arsında yapıldığı sanılmaktadır. Tarihsel kalıntıların niteliği bu bölgenin dini merkez olarak seçilmiş olduğunu göstermektedir.

    Selçuk Türklerinin Anadolu fethine başladiklari tarihte Afyon, merkezi Konya(Conia) olan Anatolik eyaletine bagli bulunmaktaydi. Süleyman Şah komutasindaki ordunun Anadolu’nun içlerine kadar girmesiyle birlikte Afyon ili Selçuklu egemenligine girmiştir ve 11. yüzyil sonlarinda kurulan beylikler döneminde Süleyman Şah idaresindeki beylige baglanmiştir. Anadolu’da kurulan beyliklerden Sahip-Ata ogullari beyliginin kurucusu Sahip-Ata Fahrettin Ali yaşamini sürdürmek amaciyla Afyon’u malikane olarak almiştir. O döneme kadar Kara hisar denilen şehre Kara-Hisar-i Sahib denmiştir.Germiyan beyi 2. Yakup Samimi’nin vasiyeti ile Afyon ve çevresi 2. Murat’a birakilmiştir. Böylece Afyon ili Osmanli yönetimine geçmiştir.

    1900'lü yılların başında Osmanlı İmparatorluğu gücünü ve etkinliğini kaybedince Afyon ve çevresi işgalci devletlerin egemenliği altına girmiştir. Ordu karargahlarının, cephaneliklerin ve askerlerin büyük bölümünün bu çevrede konuşlanmış olması Kurtuluş Savaşı açısından Afyon’un kesinlikle alınmasını gerektirmiştir. 30 Ağustos 1922’de Afyon ve çevresinden düşman askerleri temizlenmiş ve Afyon ili yeniden Türk egemenliğine girmiştir.

    alıntı

  6. #6
    blueice
    Misafir..
    Konu blueice tarafından (01-03-2008 Saat 03:00 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    blueice
    Misafir..

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Cevap: Ege illeri ve tarihi

    Lütfen! Konu açmadan once arama yaparak o konunun daha once acılıp acılmadığını kontrol edelim. Eger daha once acılan bir başlıga ekbilgi ekleyecek iseniz cevap tuşunu kullanarak altına devam edebilirsiniz

    BASLIK KILITLENMIŞTIR

Benzer Konular

  1. Karikatür Tarihi
    dogangunes Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-08-2009, 05:58 PM
  2. Tarihi Istismarcılık
    RABİA Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 07-06-2008, 09:54 AM
  3. Bmc Tarihi
    ErDaLL Tarafından Markalar, Modeller Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-02-2008, 01:43 AM
  4. Tarihi Eserler
    dogangunes Tarafından Antika Foruma
    Yorum: 30
    Son mesaj: 05-11-2007, 12:32 PM
  5. Dinler Tarihi
    dogangunes Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 49
    Son mesaj: 21-08-2007, 09:42 PM
Yukarı Çık