Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesaj
    3
    Rep Gücü
    11

    Truva Gezi Dergisi

    İnternetten yayın yapan dergimiz her geçen gün daha çok insana ulaşıyor. Gelin sizde bize katılın hep beraber dünyayı tanıyalım. www.truvadergisi.com



    ANKARA ROMA HAMAMI

    H.TOLGA CANDUR Ankara Roma Hamamı, Ulus meydanından Yıldırım Beyazıt meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerindedir. Ulus meydanından (Atamızın heykelinin olduğu yer) uzaklığı yaklaşık 400m’dir. Caddenin batısında yer alır. Ankara’da oturup ta henüz gitmemiş olanlar için daha iyi açıklayalım. Lisenin yan tarafındadır. Çoğu zaman fark edilmez sıradan bir girişi vardır. Yanından geçerken bu nedir acaba? diye kafanızı kaldırıp bakarsanız belki fark edebilirsiniz. Çünkü bakımsız ve unutulmuştur. İçerde buranın mazisini sorabileceğiniz bir görevli bulamayabilirsiniz. Girişinde ücret kesen bir bey var ama oda size yardımcı olacak bilgiye sahip olamayabilir. Girerken hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ankara’nın merkezinde bu ne bakımsızlık diyebilirsiniz. Ama girerken içinizde biraz umut varsa hayal kırıklığına uğramazsınız.

    Yukarıda yazdıklarımı ilk gidenler mutlaka yaşar. Girişte yaşanan hayal kırıklığı kapıdan içeri girip de merdivenleri birer birer çıkınca kaybolur. Ankara’nın gürültüsünde hele ki Ulus’un kargaşasının içinde böyle bir güzelliğin var olduğunu ve sizin bunu yeni öğrendiğiniz duygusu içinizi kemirmeye başlar. Roma Hamamı o kadar büyük bir alanı kaplıyor ki şaşırmamak elde değil. Yaklaşık 65.000 m2’lik bir alanı kapsayan Ankara Roma Hamamı ören yeri, 1997-2001 arasında yapılan çalışmalarla bir Açık Hava Müzesi görünümüne kavuşturulmuştur.

    Ören yerinde bulunan yaklaşık 1000 adet çeşitli eser, mezar stelleri, kitabeler ve mimari parçalar biçiminde 3 ana gruba ayrılmıştır. Palaestra’nın güney ve batı kanatlarında mezar stelleri, kuzey kanadında yazıtlı bloklar, postamentler ve su künkleri, doğu kanadında altar vb. diğer mimari eserler, orta alanda da lahit ve aslan heykelleri sergilenmektedir.

    Sergilenen eserlerden mezar stellerinin çoğunluğu Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Önce karşınıza sütunlar çıkıyor. Zaman tünelinde hissediyorsunuz kendinizi. Boyunuzu aşan sütunların yanından geçerken üstündeki yazılar yalnızlıklarını anlatıyor size. Ana meydanda lahitleri görebilirsiniz. Çoğunu müzelerde gördüğünüz bu lahitler burada açıkta sergileniyor. O kadar fazlalar ki sanırım müzede yer sorunu yaşarlar. Sütunlu yolu takip ederseniz sağ tarafınızda şuan ki kazı alanını görürsünüz. Kazı alanını verimli bir süreçte olmadığını hemen anlayabilirsiniz. Çünkü daha fazla kazı yapılması nerdeyse imkansız. Ulus’un ana yolu tarihin tam üstünden ezerek geçiyor. Hergün binlerce insan hiçbir şey hissetmeden buranın eski sahiplerini daha derinlere gömüyor. Sütunlu yoldan sola dönerseniz her adımınızda hamamın bir parçasını görmeye başlarsanız.

    Hamamın etrafı tarihi bloklarla be sütunlarla kaplı. Binaların temelindeki taşları görebiliyorsunuz. Hamamın çevresini dolandıktan sonra çıkışa doğru gelirken sağ tarafınızda bir Roma Mezarı görürsünüz. Onu gördükten sonra yapacağınız bir şey daha var. Ana meydanın tam ortasına gelip etrafınıza şöyle bir bakın. İlk sahipleri burayı güreş alanı olarak kullanırmış. Şimdi ise yüzlerce güvercin size eşlik edecektir. O zaman anlıyorsunuz ki, buranın eski sahipleri güvercin olmuş etrafta dolanıyor. Geziniz bittikten sonra çardağa oturun biraz dinlenin. Caddeye yakın olduğu için rahat edemeseniz benim bir tavsiyem var. Hamamın yanında çok güzel bir söğüt gölgesi var. Oraya bağdaş kurun ve oturun. Sadece hamamı izleyin. Artık gitme vaktiniz geldiğinde birde Ankara’ya bakın.

    Roma Hamamı’nın çok eşsiz bir Ankara manzarası var. Ankara’nın geçmişini ve bugününü aynı anda yaşıyorsunuz. Roma Hamamı bugüne gelene kadar neler yaşamış merak etmiyor musunuz. Zaten bunları bilmeden giderseniz boş boş gezmiş olursunuz.

    III. yy’da Septimius Severus’un oğlu Roma İmparatoru Caracalla (212-217) tarafından Sağlık Tanrısı tarafından Asklepion adına yapılmıştır. Hamamın bulunduğu yüksek platformun höyük olduğu bilinmektedir. 1940’lı yıllarda yapılan kazılarda höyüğün Frig ve Roma devri katları ortaya çıkarılmıştır.

    Eskilerin Çankırıkapı dedikleri bu ören yerinde, bugün görebildiğimiz Roma Çağı binaları arasında iki ayrı tesis ile karşılaşırız.

    1. Antik Ankyra şehrinin sütunlu yolunun bir kısmı.2. Roma Çağı hamamı ve Palaestrası’na ait binalar.

    Sütunlu Yol: Hamam binasının ve Palaestra’nın kısmen doğusunda yer alan bu sütunlu yol, antik Ankyra şehrinin kutsal alanı olan Augustus tapınağı’nın bulunduğu yere kadar uzandığı bilinmektedir. Bu tapınak Hacı Bayram türbesinin tam arkasındadır. Sırt sırta vermiş zamana meydan okumaktadırlar. Camii ve tapınak duvarları birbirine bitişiktir. Sanki insanlığa bir mesaj verilmektedir. Tabii anlamak isteyene diyelim biz ve anlatmaya devam edelim. Peki bu sütunlu yolun oraya kadar gittiğinden nasıl emin olabiliyoruz. Çünkü; yeni Ankara şehrinin gelişmesine rastlayan cumhuriyetin ilk yıllarında bugünkü Çankırı Cad. yapılırken bu sütunlu cadde ortaya çıkmış ve yolun altında kalmıştır. M.S. 2-3 yüzyıllarda yapılmış olduğu tahmin edilen sütunlu yolun sütunları boz renkte damarlı mermerden olup, korint tipte başlıkları bulunmaktaydı.

    Hamam Binası: Tektosag Galatların şehri olan antik Ankyra, Roma devrinde de Galatia’nın başkenti olması ve doğudan batıya geçen yolların birleştiği bir nokta bulunması nedeniyle bu dönemde çok gelişmiştir. 1937-1944 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan bu muhteşem anıt, biri Palaestra, öteki kapalı hamam kısımları olmak üzere iki bölümden ibarettir.

    Burada yapılan kazılarda bulunmuş sikkelere dayanılarak, Hamam; kazı başkanı tarafından Caracalla devrine tarihlenmiştir. Hafirin bu önerisi hamam yapımının sorumlusu ve kentin ileri gelen kişilerinden olan Tiberius Julius Justus Junianus’un birkaç yazıtındada doğrulanmaktadır. Kazı sırasında bulunan diğer sikkerlerden anlaşıldığına göre, hamam aşağı yukarı beş yüzyıllık bir süre içinde devamlı kullanılmış ve zaman zaman onarılmıştır.

    Caracalla Hamamının Çankırı Caddesindeki girişi, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana, Palaestra’ya yani bir güreş sahasına açılır. Bugün burada Roma devri Ankara’sından toplanan yazıtların oluşturduğu zengin bir koleksiyon sergilenmektedir. Hamam kısmında çeşitli bölümler vardır. Apoditerium (Soyunma yeri), Frigidarium (soğukluk kısmı), Tepidarium (ılık kısım) ve Caldarium (sıcak kısım) bölümlerinden oluşur. Tepidarium ve Caldarium kısımlarının daha geniş olmasının nedeni, kuşkusuz Ankara’nın soğuk kış mevsimi göz önüne alındığında kolaylıkla anlaşılır. Bunlar, etrafında ocaktan (külhan) gelen sıcak havanın rahatça dolaştığı tuğla sütunlardan oluşan bir yer altı ısıtma tesisatı ile desteklenir ve yukarıdaki odalarda böylelikle ısınırlardı. Bu yer altı ısıtma tesisi, ocakçıların ateşi körüklemek için bir takım tünel ve geçitlerle birbirine bağlıydılar.

    Bu arada size Roma Hamamı hakkında son bir haber daha vereyim. Devlet her ne kadar ödenekleri kıssada genede ülkenin her yerinden tarih toprağa sığmıyor taşarak yeryüzüne çıkıyor.

    Temmuz 2007’de yapılan son kazılarda muhteşem bir eser ortaya çıktı. Yaz boyu süren kazılarda M.S. 2.yüzyıla ait olduğu düşünülen Hermes heykeli bulundu.

  2. #2
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesaj
    3
    Rep Gücü
    11

    Cevap: Truva Gezi Dergisi

    ANTAKYA VE ST.PİERRE KİLİSESİ

    H.TOLGA CANDUR Antakya Roma İmparatorluğu’nun üç büyük kentinden biri. Kudüs kadar eski, Kudüs kadar paylaşılamaz bir kent Antakya. Kudüs inanç ve dinler açısından ne kadar zengin bir kültüre sahipse, Antakya’da o kadar çeşitli ve zengin bir kültüre sahip. Antakya öyle bir şehir ki. Hristiyanlığın Kudüs’ den sonra yayıldığı ilk kent. Hristiyanlar için tarihlerinde ilk olarak Kudüs yazıyorsa ondan sonra Antakya yazıyordur. Çünkü Hristiyanlığın bilinen ilk kilisesi bu şehirdedir. İsa’nın dinine inananlara ilk defa burada Hristiyan adı verilmiştir. Antakya sadece Hristiyanlar için önemli bir şehir değildir. Çok zengin bir tarihi geçmişi vardır Antakya’nın. Onlarca medeniyet, yüzlerce hükümdar görmüş bu muhteşem kent. YOLA DEVAM »


    daha fazlası için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Teşekkürler.

  3. #3
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesaj
    3
    Rep Gücü
    11

    Cevap: Truva Gezi Dergisi

    Ankara Garı ve Çevresi

    H.TOLGA CANDUR Tarih 27 Aralık 1919 Ulu Önder Ankara’ya geliyor. O zamanlar Ankara’ya gelmek isteyenlerin fazla bir seçeneği yok. Ankara’nın kapısı Ankara Garı. Atatürk’te buradan giriyor Ankara’ya. Ankara şimdiki gibi 3-5 milyon nüfusa sahip bir metropol değil. O zamanlar nüfus 20 bin. Issız,sesiz kendi halinde bir Anadolu şehri. Kimse ondan başkentlik beklemiyor. Zaten oda başkent olma sevdalısı değil. Ama Ulu Önder savaşın en iyi buradan yönetileceğini biliyor. Hiç tereddüt etmeden Ankara’da TBMM’ni açıyor. Atatürk Ankara’ya ayak basıyor basmasına ama kalacak yer yok. 1920’den 1922 yılına kadar Atatürk zamanının büyük bir bölümünü konut olarak kullandığı Direksiyon Binasında geçiriyor. Ankara Garının direksiyon binası kurtuluş savaşının en önemli kararlarına tanıklık etmiştir. Bu bina şuanda Ankara Garının içinde Atatürk Konutu Müzesi olarak ziyarete açıktır.

    Atatürk daha sonra cumhurbaşkanlığı konutuna geçer fakat gar hala eski köhne ve harap halinde durmaktadır. Bir ülkenin böyle bir savaşı yaşayıp ta ayakta kalması imkansız gözükmektedir. Hiçbir ülke bunu hayal bile edemez iken Ulu Önder kurtuluşun nasıl olacağını önceden görmüş bunu halka aşılamıştır. Her kazanılan zafer tarihin gidişatını değiştirmiş, emperyalist ülkelerin sömürdüğü bağımsızlığını kaybetmiş ülkelere ilham vermiştir. Sonunda imkansız denilen olmuş ve tam bağımsız Türkiye kurulmuştur. Ama esas iş yeni başlıyordur.

    İşte bu kalkınmak işlerinde öncelikli sıralardan biride Ankara Gar’ındaydı. O zamanlar Ata uçağı, Ana uçağı, havalimanları yok. Ülkenin dört bir yanına trenle gidiyor Ulu Önder. Diğer ülkelerden gelen önemli konuklar, başbakanlar, generaller, elçiler hepsi buradan giriyor Ankara’ya. Dediğim gibi Ankara’nın kapısı burası. Ama bu kapı eski ve bakımsız. Acil yenilenmesi dönemin en güzel binalarından biri olması gerekmektedir. Ulu Önder hemen böyle bir bina yapılması için talimat verir ve bizzat kendi ilgilenir. Mimarlar gar için planları gösterir fakat Atatürk hepsini yetersiz bulur. En sonunda garı bir kompleks olarak çizen Mimar Şekip Akalın’ın projesinin beğenir. Sadece yolcuların inip bindiği sıradan bir yer çizmemiştir Mimar Akalın. İçinde berberi olan, emanetçisi olan, bakkalı olan, bekleme salonu olan, VIP konuklar için özel girişin ve karşılama salonun olduğu mükemmel bir yer çizmiştir. Bu garı aynı tarihte inşa edilen gazinoya bağlamıştır. 1935 yılında başlayan inşaat 1937 yılında tamamlanmıştır. Binanın girişinde, yarın yuvarlak olarak dışarı taşan ve yüksekliği boyunca dikey pencerelere sahip birer merdiven kulesi giriş cephesine anıtsal bir görünüm kazandırmıştır. Bina Tamamıyla Ankara taşı ile kaplanmıştır. Garın içindeki mükemmel mermer kaplamaları görünce o döneme göre ne kadar ihtişamlı yapıldığını daha iyi anlıyorsunuz.

    Garın içindeki Atatürk konutunun dışında birde Atatürk Treni bulunuyor. Atatürk bu vagonla tüm ülkeyi dolaşmıştır. Ulu Önder’in 1935 ve 1938 yılları arasında yaptığı yurt gezilerinde kullanımına özgülenen, Alman Linke-Hofmann firmasına yaptırılan ünlü “beyaz tren“ in günümüze kalan tek vagonu Atatürk Konutunun hemen yanında tüm özgünlüğü korunarak sergilenmektedir.

    Garın yanında ki gar gazinosu aynı anda inşa edilmeye başlanmış. Hemen hemen aynı tarihlerde bitmiştir. Buradan yola çıkan heyetler protokol yolunu takip ederek meclisin tam karşısında bulunan Ankara Palas’a gelirlerdi. Ankara Palas’a göre daha az resmi olan gar gazinosu dönemin en önemli eğlence yerlerindendi. Gazinonun saatli kulesi Ankara’nın en önemli yerlerindendir. Gazinoda gar gibi Ankara taşı ile kaplanmıştır. Yabancı sanatçıların sıklıkla gelip program yaptığı gar gazinosu popülerliğini 60‘lı yıllara kadar korumuştur. Almanca ve Fransızca’nın sıklıkla konuşuldu şehir kültürünün yaşanmaya başladığı ilk mekanlardandır gar gazinosu. Gar gazinosu nezih bir ortamda ailece veya dostlarla yemeklerin yendiği önemli yerlerdendi. Şuan kapısı zincirli olan gazinonun çalışan tek yeri saatidir.

    Ankara Gar’ının hemen karşısında buharlı lokomotif açık hava müzesi bulunmaktadır. Ankara’nın en az ziyaret edilen müzesi beklide burasıdır. Oysa ki müze insanı alıp başka yererle götürmektedir. Müzeye gidipte nerden nereye demeyen yoktur. Buharlı Lokomotif’ten, 350km/s hızla giden trenlere. İnsan teknolojik gelişimi müzeye girince daha iyi anlıyor. Yılların yorgunluğunu bu müzede dinlenerek üzerlerinden atmaya çalışan buharlı lokomotifler kar yağınca ne kadarda güzel gözüküyorlar. Yıllarca kömür atılıp ateş ile yana yana ilerleyen lokomotifler karın tadını çıkarıyorlar. Ankara’ya gelipte bu müzeye uğramasanız çok şey kaçırmış olursunuz. Ama bahçesinde 15dk oturup sadece lokomotifleri izlemenizi tavsiye ederim.

    Garın giriş kapısından dışarı çıkınca sanat galerisine mutlaka uğramalısınız. Oradan yolun karşısına geçip, Paraşüt kulesini görmeli ve hava müzesini gezmenizi tavsiye ediyorum. Müzeden çıktıktan sonra, yanında dünyadaki en muhteşem anıtlardan birini göreceksiniz. Öyle uydurma demokrasi getireceğiz, özgürlük getireceğiz diyenlerin asla anlayamayacağı bir anıt. Kendi ülkesinin dışında uzak doğuda bir ülkenin özgürlüğü için şehit olmuş insanların anıtı. Bizzat G.Kore başkanı gelerek anıtı açmıştır. Umarız bu anıt herkese ders olur. Burayı mutlaka gezmeli ve anıt üzerinde yazılı isimleri birer birer okumanızı tavsiye ediyorum. Bu arada G.Kore bizde 40 yıl sonra kuruldu ve şuanda bizde 10 kat daha zenginler. Bunuda açıklama olarak eklemek istiyorum.

    Umarım Ankara gezi haritanızda benim anlattığım yerlere yer vardır. Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Benzer Konular

  1. Truva Savaşı Yapılmadı!!!!!!
    tarihyalanlari Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-09-2013, 05:54 PM
  2. İnternette truva atı göndermek
    ashenarşi Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-04-2010, 06:38 PM
  3. MSN'de truva atı (Dikkat)
    YukseLL Tarafından Msn, icq, skype, chat, irc, mirc Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-11-2007, 05:02 PM
  4. Mahkeme Kararı: ÇEV Truva Atıdır
    erkişi Tarafından Şikayet ve Protesto ediyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-09-2007, 09:13 PM
  5. Truva savaşı
    dogangunes Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 05-06-2007, 10:49 PM
Yukarı Çık