Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10

Mağara Turizmi

YAŞAM VE İNSAN Kategorisinde ve Turizm Gezi Seyahat Forumunda Bulunan Mağara Turizmi Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> MAĞARA TURİZMİ Dünyadaki diğer ülkelere göre 'mağara cenneti ülke' durumunda olan yurdumuzda yaklaşık 40.000 adet mağara bulunmaktadır. Mağara oluşumları bakımından ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Mağara Turizmi

    MAĞARA TURİZMİ

    Dünyadaki diğer ülkelere göre 'mağara cenneti ülke' durumunda olan yurdumuzda yaklaşık 40.000 adet mağara bulunmaktadır. Mağara oluşumları bakımından önemli bir jeolojik-jeomorfolojik nitelik olan karstlaşma (karstik alanlar) ülkemizde Batı ve Orta Toros Dağlarında (Muğla, Antalya, Isparta, Burdur, Konya, Karaman, İçel ve Adana ) yer almaktadır. Türkiye'nin en uzun ( Beyşehir Gölü batısındaki Pınarözü Mağarası, 16 km) ve en derin mağaraları (Anamur'un kuzeyinde Çukurpınar Düdeni, 1880m) bu dağ kuşağı üzerindedir.
    Ülkemizde mağara araştırmaları 1964 yılında kurulan Mağara araştırma Derneği (MAD) tarafından başlatılmıştır. Daha sonra ilk üniversite kulübü olan 1973 yılında Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü ( BÜMAK ) kurulmuştur. 1979 yılında MTA Jeoloji Etütleri Dairesi bünyesinde kurulan Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi, bugün mağara araştırmalarının büyük bir bölümünü gerçekleştirmektedir.
    Günümüze kadar tüm yerli ve yabancı mağaracı gruplarının inceleyerek belgelendirdiği mağara sayısı 800'dür.


    İNSUYU MAĞARASI


    Yeri: Burdur
    İNSUYU MAĞARASI


    Burdur İnsuyu mağarası, Burdur Antalya karayolu üzerinde, Burdur'a 13 km uzaklıkta bulunan ve ülkemizde turizme açılan ilk mağaralardandır. İnsuyu Mağarasında; karstik yapının zamanla erimesi ve aşınması sonuc, Mağara içinde sarkıt ve dikikler meydana gelmiştir. Ayrıca, girintili çıkıntılı çeşitli yönlere açılan dehlizler bulunmaktadır. 1965 de turizme açıldığı zaman bu dehlizlerde küçüklü büyüklü 9 adet göl vardı ve bu göller arasında kesintisiz bir bağlantı ile belirgin bir akış vardı. İç yapıda meydana gelen tabiat harikası teşekkül tarzları dikkate alınacak olursa mağaranınbinlerce yıl önce meydana geldiği tahmin edilmektedir. Mağaranın suyu karbonatlı maden suyudur. İnsuyu mağarası, Kültür Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 9.7.1976 gün ve A-113 sayılı kararı ile I. derece Doğal Sit olarak tescil edilmiştir.
    İnsuyu Mağarasının işletilmesi ve bakımı, Burdur İl Özel idaresi ve Burdur Merkez Belediyesi işbirliği ile kurulmuş olan "Burdur İli, İnsuyu ve Çendik Turistik Tesisler Birliği" tarafınca yürütülmektedir.
    İnsuyu Mağarası ve Çevresinden, Burdur Merkez ilçesisinin su ihtiyacı karşılandığı gibi civardaki tarım arazilerinin sulanması içinde yeraltı suları devamlı olarak pompalarla çekilmektedir. Bu çekilen su nedeni ile mağara içindeki göller kuruduğu gibi, mağaradaki damlalarda zamanla yok olmuştur. Bu durumun, tabiat harikası mağaranın doğal yapısı için tehlikeli boyutlara ulaşmıştı. mağara içindeki suyun çekilmesi ile şu anda gezilebilen yerin en uç noktasında bulunan Koca Göl suyunun 2 metreya yakın alçalması sonucu mağaranın ikinci bölümüne bağlanan galerisi açığa çıkmıştı. fakat 2004 yılındaki yağışlar neticesinde, su seviyesinde yükselme olmuş ve mağarada yeniden gölcükler oluşmuştur.

    İnsuyu mağarasında araştırma çalışmalarına da devam edilmektedir. Son çalışmalar14-18.08.1993 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu araştırma ile mağaranın devamı olan yeni galeriler olduğu tespit edilmiştir.

    Bu kısma İnsuyu II adı verilmiştir. Bu araştırma ile elde edilen galeriler ve diğer bulgular 1/1000 ölçekli kroki üzerinde işaretlenmiştir. Daha sonraki tarihlerde bu mağara araştırmalarına devam edilmiş, mağara galerilerinin daha ilerilere doğru ilerlemekte olduğu da saptanmıştır. Tabii bu yeni bulunan galerileri, ziyarete açılmaları daha hassas incelemelerin ve gerekli önlemlerin alınmasından sonra olabilecektir. Bu yeni galeriler, ancak bilimsel araştırmalar bittikten ve gerekli önlemler alındıktan sonra gezilebilecektir.


    İnsuyu Mağarası (araştırma gezisi)
    Taşınması dikkat ve güç isteyen malzemelerle mağaraya giriyor, bilinmeyen derinliklere dalıyor, gün boyu en riskli bölümlere ilerliyor ve sonra bitkin bir şekilde dönüyorlardı.
    Her dalışın ardından 'acaba bu kol nereye bağlanıyor' merakıyla bir sonraki dalışın rüyasını kuruyorlardı. Mağara her geçen gün yeni bir kol, yeni bir geçit sunuyordu ama gizlerinin tümünü vermiyordu. Türkiye'nin en deneyimli mağaracıları ve mağara dalgıçları, Burdur'daki İnsuyu Mağarası'nın daha önce hiç geçilmemiş kollarını keşfettiler.

    Yazı: Güzden Varinlioğlu-Ali Ethem Keskin / Fotoğraflar: Ali Ethem Keskin

    Bilinmeyen derinliklere yolculuk 2006 yılı yaz ayları boyunca sürdü. Bu süre içinde ekipler defalarca dalış yaptı. İnsuyu Mağarası'nın turizme açık 597 metrelik bölümü. damlataş oluşumları ve göllerle kaplı. Bu bölümdeki göllerden biri de Dilek Gölü. Mağaranın tüm gizlerini açığa çıkarmak isteyen ekip, gölde dalışlar yaptı ve gölün başka kolları olup olmadığını da araştırdı.

    İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya karayolunun 13. kilometresinde, Burdur'un güneydoğusundaki Sarpgüney Tepesi'nin (1606 metre) Madırna Ovası'na bakan yüzünde yer alıyor. İnsuyu Mağarası'ndan iki kilometre uzakta Kızılin Mağarası bulunuyor. Yükseltisi 1230 metre olan İnsuyu Mağarası'nın ölçülen uzunluğu yaklaşık 2150 metre. İnsuyu'nun, Kızılin Mağarası ile irtibatlı olma olasılığı yüksek görünüyor.
    Mağaranın 597 metresi turizme açık. Damlataş oluşumları ve göllerle kaplı bu birinci bölüm 1965 yılında turizme kazandırıldı. İkinci bölüm ise Madırna ve Çine ovalarındaki yüzeye yakın kuyulardan su çekilmesi sonucu mağara içindeki yeraltı deresi ve göllerin kuruması sonucunda ortaya çıktı. Birinci bölümün son kesiminde bulunan Büyük Göl'deki su seviyesinin iki metre alçalması ile mağaranın ikinci bölümüne bağlanan galeri girişleri bulundu.

    Volkan'ın sesini duyduk: 'Burası!' diyordu. Büyük Göl'de bota binip yanına gittiğimizde ancak yarım metre çapında bir delikte elinde ışıldak, üstü başı çamur içinde heyecanla bize bakıyordu. Mağaranın ilerleyen kolunu bulmuştuk. Yaklaşık 25 metre 's'ler çizerek ve zaman zaman genişleyip ama genelde daralarak giden ilk koldan sonra geniş bir galeriye vardık. Sürünerek geçtiğimiz bu alandan sonra karşılaştığımız hacim inanılmazdı. Ne yöne gitsek bir kol ya da göl vardı. Elimizdeki harita ile hiç uyuşmayan bir geçitten geçmiş, bambaşka bir noktaya ulaşmıştık. Ana galeri adı verilen bu hacmin doğusunda Umut Gölü'ne, kuzeyinde Kristal Göl ismi verilen kurumuş beyaz kristal çukuruna ve güneyinde ise 20 metre derinde eğimli çarşakla kaplı tabanıyla Kuyu Gölü'ne rastladık. Bu göllerden sadece Umut Gölü elimizdeki haritayla benzerlik gösterdiğinden haritadaki ismini korumaya karar verdik. Ama elimizdeki krokideki kollar, yönler gördüklerimizle benzerlik göstermiyordu. Umut Gölü'nün ismine kanıp, bir sonraki etkinliğe buradan devam etmek üzere çalışmalarımıza ara verdik.
    Haziran ayına kadar, İnsuyu'nda bizden önce yapılan çalışmaları gözden geçirdik.

    Doğayla savaşmak olmaz, kaderimize boyun eğip çamurun çökmesini, bulanıklığın azalmasını beklerken, gölde yüzeyden araştırma yapmaya karar verdik. Acaba göl sualtından izin vermediği geçişini suüstünde gösterecek miydi? İlerleyen günlerde bir yandan mağaranın yeni harita verileri toplanırken, bir yandan da gerek serbest dalışla, gerek botla tüm göller olası bir ilerleme noktası için tarandı. Zaten oldukça dar bir tünelden ulaştığımız ana galerinin de mağaranın ilerleme noktası olmadığını düşünmeye başladık. Bir de Büyük Göl'de her gün bota bindiğimiz sığlığın güneyinde galeriler, kollar, darallar, çatlaklardan oluşan bir labirente rastlayınca mağara bizim için daha karmaşık bir bilmeceye dönüştü.

    Sarkıt dikitlerle dolu sualtı galerisinin yan kollarını araştırdıktan sonra dönen mağara dalgıcı, ana hatta bağlanan emniyet hattını elemgeye geri sarıyor. Diğer mağara dalgıcı ise incelenmek üzere sarkıt ve dikit örneği alarak tekrar ana hatta geri dönecek.

    Dalış hazırlıklarını tamamlayan iki mağara dalgıcı yine sıfır görüşle dalışa başladı. Her palet vuruşunda fenerlerimizle aydınlanan mağarada elemgeden boşalan hatla beraber heyecanımız daha da artıyordu. Mağara önce genişledi, sonra yaklaşık bir metre çapında bir daralmanın ardından karşılaştığımız şey inanılmazdı. Beyaz sarkıt dikitlerle dolu bir galeri! Zaman tünelinde ilerler gibiydik.

    Ekip, İnsuyu Mağarası'nda yeni keşfedilen bir kol üzerinde ilerliyordu. Başlangıçta görüntü son derece net ve su da billur gibiydi. Ancak tavana vuran hava kabarcıklarının kaldırdığı ve silt adı verilen ince çamur yüzünden görüş mesafesi sıfırlandı. Güçlü mağara fenerleri de toz yüzünden etrafı aydınlatmaya yetmiyordu. Bu durumda mağara dalıcısının yapacağı tek bir şey var? Kılavuz hattını takip ederek çıkışa geçmek. Öte yandan mağaracılık ve mağara dalışında ekip çelışması ve uyumu çok önemli. Tüm çalışma süresince farklı mağara disiplinlerinden onlarca kişinin kimi zaman gün içinde 20 saati bulan faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yürümesi buna bağlıydı. Bu da başarıyla gerçekleştirildi.


    Aylar süren uğraşlardan sonra artık mağara bizim ısrarımıza dayanamayıp kendini göstermişti. Ertesi gün HÜMAK ekibini yine aynı labirentleri haritalamaları için Büyük Göl kıyısında bırakıp, MADAG ekibi olarak serbest dalıcılardan oluşan bir ekiple mağaranın kuzeydoğu bölümünün keşfi için Orhan, Hasan ve Murat yola koyuldular. Aynı zamanda sualtı ekibi Umut Gölü'nün sualtı harita verilerini toplayıp görüntülemesini yapıyordu. Akşam keşif ekiplerinden gelen sevinçli haberle doğru noktada olduğumuzu anladık.


    Mağara oluşumları müthiş bir çeşitlilik arz ediyor. Ancak ince uzun çubukları andıran soda tüplerine sadece bir galeride rastlanıyor. Büyük Göl'ün güney kolunda ancak bir mağaracının sürünerek geçebileceği darlıktaki kollar labirent şeklinde birbirine bağlanıyor.

    Temuçin Aygen'in anısına adadığımız bu çalışmada İnsuyu Mağarası bize her geçen gün yeni bir kol, yeni bir geçit sunmuştu. Ama gizlerinin tümünü vermemişti. Hâlâ pek çok mağara ekibine yeni keşifler için şanslar tanıyor. Bize de öyle, bu yıl devam edeceğimiz çalışmalar yeni sürprizlere tanık olacak; bundan eminiz. Ancak en büyük sürpriz, kuşkusuz, İnsuyu ile Kızılin Mağarası arasında bir bağlantı bulunması... Bizim için en büyük ödül bu olur. Belki bu sefer...

    Video:
    http://www.kesfetmekicinbak.com/mace...las_insuyu.mpg

    Burdur İnsuyu Mağarası Efsanesi

    Sagalassos kentinin yüce kralı Severianus biricik kızı Asumeyi soylu bir ailenin oğluyla evlendirir. Ama çiftler geçinemezler. Yüce kral çok üzülür, üzüldüğü kadar da kızgındır. Çiftleri cezalandırmak için adamlarına emir verir. Çifti İnsuyu mağarasının en uzak köşesinde ölüme terkeder.

    Günler birbirini kovalar. Çift, İnsuyu mağarasının şifalı sularından içerek beslenirler. Bu arada ne olduysa, çift birbirini sevmeye başlar. Onların büyüyen sevgisi bir ışık olur ve mağaranın çıkış kapısını gösterir.

    Mağaranın mı yoksa prensesin mi büyüsüdür, o günden sonra mağarayı ziyaret eden karı ile koca aynı yastıkta kocamış, sevgililer ise hiçbir zaman ayrı düşmemiştir.

    fotoğraflar:



    Bizzat gördüğüm yerlerdendir.Yolunuz düşerşe muhakkak uğrayın.Çok büyüleyici bir yerdir.
    (alıntıdır)
    Konu PAM.aRt tarafından (14-11-2007 Saat 08:03 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Sefer Yiğiti Mağarası

    Sefer Yitiği (Yarasa Mağarası ) Bucak İncirhan Mevkii





















    Mağara, Burdur-Antalya karayoluna birkaç km. uzaklıkta olup, Bucak İlçesi yakınlarındadır. Mağarayı ilk kez Fransız mağaracısı Norbert Casteret ile Dr.Temuçin Aygen bulmuştur. Biyolojik yönden, yarasalarla ilgili bio-spelologlar için ilginç bir mağaradır.


    Mağara hakkında değişik anlatımlar bulunmaktadır.Bu anlatımlardan birine göre, seferberlik zamanında seferberliğe katılacak zengin biri heybeler dolusu altınını bu mağaraya saklamış. Seferberlikten ölüm haberi gelen şahsın altınları mağarada kalmış. Halk da o tarihten sonra "Sefer Yitiği" adını yakıştırmış mağaraya.

    Mağaranın adı ile ilgili bir başka anlatım ise şöyle: Seferberlik zamanında eli tutan, gücü yeten herkes askere alınır. Askere gitmesi gereken gençlerden birisi her nasılsa bu mağarada uyuyakalır. Uzun savaşların getirdiği acı, yokluk ve bıkkınlık sebebiyle ya da kaybolan keçisini aramak ya da kötü hava şartlarından korunmak için buraya gizlenen bu genç devre kaybetmiş. Asker adayı genç mağaradan çıktığında yaşıtları cepheye hareket etmiştir ve genç artık "Sefer Yitiği"dir. Mağara, antika avcıları ve define simsarları tarafından talan edilmiştir.

    Mağaranın içinde yüzlerce sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Bulunduğu nokta Bucak Ovasına hakim bir yükseklikte olup,mağara kapısına Bucak-İncirdere yolunun 3. kilometresinden kuzeye dönülerek, 25 metre yakınındaki bir lokantanın hemen batısındaki çalılık ve kayalıklar arasındaki patikadan ulaşılabilir. Mağaranın tecrübesi olan bir ekip refakatinde gezilmesi gerekmekte. Çünkü karanlık ve kaygan zemin ile derinliklerdeki oksijen azlığı tehlikeli olabilir.Bu konuda da Bucak Kaymakamlığının uyarıları bulunmaktadır.

    Mağara yarasa kuşlarının barınağı olduğu için, ziyaret eden yerli ve yabancı bilim adamların müştereken kullandıkları isim "YARASA MAĞARASI"dır.Mağaraya zaman zaman yerli ve yabancı araştırmacı ve incelemeciler girip incelemeler yapmışlardır. Mağara içinde bir kaç kola ayrılan kanallar tehlike oluşturmaktadır. Bu sebeple mağaranın konunun uzmanı teknik elemanlarca incelenmesi gerekmektedir.

    Güneye açılan üçgen biçimli çok dar bir girişi vardır. Girişten itibaren mağara tavanı aniden yükselir. Öyle ki uzun boylu birisi bile rahatça yürüyebilir. Tavan ve duvarlar emsalsiz, dantele benzeyen sarkıtlarla bezenmiştir. Ayrıca buket, su altı süngeri, muz hevengi, salkım, demir parmaklık, tül perde, dorik ve iyonik sütunlara benzeyen dikitler bulunmaktadır. Bazı heykelimsi oluşumlar maymun, köpek ve insana benzemektedir.
    Mağaranın derinliklerinde mağaraya ismini veren yarasalar bulunur. Çok kalabalık olan bu kuşların ziyaretçilerden etkilenerek uçuşmaları ya da uyuyakalan bir yarasanın fark edilmesi ürpertici anlara yol açmaktadır. Yarasaların pisliklerinin tavandan damlayan sularla karışıp taşlaşması sonucunda harikulade konimsi oluşumlar meydana gelmiştir.

    Yarasa Mağarasının diğer ismi İncirli mağarasıdır.
    Konu PAM.aRt tarafından (15-11-2007 Saat 10:24 PM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Karain Mağarası

    Karain Mağarası Antalya

    Antalya'ya 22 kilometre uzakta Burdur karayolunun üzerinden sola sapınca 5 km ilerde bulunan karain mağarası bunda 50.000 yıl kadar önce insanların yerleşim alanıydı. Türkiyede içinde insan yaşamış olan en büyük mağara adıyla bilinmektedir. Burada insanlardan çok daha önce tarih öncesi canlıların yasadığı bulunan fosillerden anlaşılmaktadır. Buluntuların bir kısmı aynı yerdeki küçük bir müzede bir kısmıda Antalya müzesinde sergileniyor. Daha yakın çağlarda Helen ve Roma medeniyetlerinde dinsel merkez olarak kullanılan mağarada bu döneme ait bir kaç figür mağaranın duvarlarında göze çarpmaktadır. Yakılan ateşten kaynaklanıyor olsa gerek mağaranın içi siyah bir renkle kaplıdır. Üç bölümden oluşan mağara odalarında ilk giriş bölümü olukça geniş olup burası insanların günlük yaşadıkları alan olduğu sanılmaktadır. İkinci ve üçüncü odalarda mezarlar bulunmuştur.

    Antalya'nın kuzeybatısında bulunan Karain Mağarası, merkeze bağlı Yağca Köyü içindedir. Prehistorik tarih öncesi değeri olan mağara, Batı Toros kalker kuşağının tarverten ova ile teşkil ettiği sınırda, yamacın 80 m kadar üstünde, denizden 370 m kadar yükseklikte bulunmaktadır. Karain Mağarası, ilk kez 1919 yılında Antalya şehrinin kısa bir süre italya işgali altında kaldığı sırada italyan Gaiseppe Moretti tarafından bulunmuştur. Yapılan prehistorik araştırmalar ve kazılardan ortaya çıkan bulgulardan, Karain Mağarası'nın Orta Paleolitik (Yontma Taş Devri) çağlarında sürekli iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Klasik çağlarda da bu iskanın devam ettiğini ve mağaranın kutsal bir adak ve tapınma yeri olarak kullanıldığını bilhassa dış duvarlar üzerindeki kitabelerden anlıyoruz. Karain Mağarası'ndaki kültür katları arasında, çakmak taşından yapılmış el baltaları, çeşitli kazıyıcılar süs takıları ve ok uçları ile su aygırı parçaları bulunmuştur. Karain Mağarası'na, basamak şeklinde düzenlenmiş bir patika ile çıkılmaktadır. Mağara içi elektrik ışığı ile aydınlatılmış olup kısmen turizme açılmıştır.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Keloğlan mağarası

    KELOĞLAN MAĞRASI

    KELOĞLAN MAĞARASI :Denizli Acıpayam ilçesinin 20 km. güneydoğusunda bulunan Dodurgalar Kasabasının 6 km. batısındaki Malı Dağı'nın doğu yamacında yer alır.Denizli-Antalya yolu hemen yakınından geçer. Mağara, Denizli-Antalya yoluna 2 km. mesafededir.Yol çalışmaları tamamlanarak asfalt yol ile mağaranın girişine kadar araçlarla gidilebilmesi sağlanmıştır.

    Mağara 1110 m. rakımdadır.Dar bir girişten sonra uzun bir salon şeklinde uzanan 145 metre uzunluğunda fosil bir mağaradır.Mağaranın bol çatlaklı yapısı nedeniyle karstlaşmaya son derece uygun, Jura-krtase kireç taşları içinde gelişen mağara birçok damlataş sütunları ile birbirine geçen çok sayıda adacığa ayrıldığından girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir.Hemen hemen yatay gelişen mağaranın girişi 70 cm. kadar yükseklikte olup; ilerledikçe 5-6 metreye kadar yükselir. İlerisi çatlaklar boyunca gelişmiş damlataşlar (sarkıt,dikit,sütun duvar ve örtü damlataşları) ile kaplıdır. Damlataş sütunları ile küçük odacıklara bölünmüş, tek bir salondan meydana gelen mağara; nemli ve ılık bir havaya sahiptir.Haziran 1998'de dışarıda 32 C derece sıcaklık % 65 mutlak nem varken, mağaranın girişinde 17 C derece sıcaklık % 78 nem, salon başlangıcında 16 C derece sıcaklı % 84 nem ve son bölümde 15 C derece sıcaklı % 89 nem belirlenmiştir.Mağarada herhangi bir gaz yada rüzgar hareketi görülmemiştir.

    Acıpayam Ovası'na hakim bir noktada bulunan Keloğlan Mağarası'nın içi, görünümleri son derece güzel damlataşlarla kaplıdır.Sarkıt,dikit,sütun ve örtü damlataşlarından meydana gelen şekiller, mağarayı adeta damlataş ormanına dönüştürmüştür.Gerek mağara içi, gerekse doğal çevrenin güzelliği, Keloğlan Mağarası'nın turizm amacı ile kullanılmasına çok uygundur. Ayrıca Denizli'yi Antalya'ya bağlayan karayoluna yakın olması da önemini bir kat daha artırmaktadır.

    On milyon yılda su damlacıklarının yaratıcılığı ile oluştuğu tahmin edilen bu doğa harikası ve tabiat güzellikleri görülmeye değer mahiyettedir.
















    [IMG]http://acipayam-meb.gov.tr/images/kel18.jpg[IMG]

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Pınargözü Mağarası

    Pınargözü Mağarası/Isparta




    Yenişarbademli ilçesine 8 km. uzaklıkta ve Çaydere ormanlarının içinde bulunan Pınargözü Mağarası ve su kaynağı bir doğa harikâsıdır. Dünya Mağaralar literatürüne girmiş olan bu mağarada, yerli ve yabancı mağaracılar araştırmalar yapmıştır ve bu araştırmalar halen sürmektedir. Mağara çevresi de, bitki örtüsü de çeşit ve tür bakımından dünyanın en zengin sayılı yerlerinden biridir.

    Çevrede 213 bitki türünün varlığı tespit edilmiştir. Ayrıca mağara çıkışına yakın bir yerde 600 yıllık bir çam ağacı bulunmaktadır. 15 km. mesafesiyle Türkiye'nin en uzun mağarasıdır. Mağaranın araştırılması ve içine girilmesi zordur. Girişte bulunan sifonu dalarak geçmek mecburiyeti vardır. Sifonun önündeki saatteki hızı 150-160 km.'ye ulaşan hava akımı, ağustos ayında 5,8 C olan su ısısı vardır.

    Yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından her yıl yeni bir bölümü keşfedilmektedir. Mağara araştırmacıları tarafından çok ilgi çekici bulunmaktadır.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Meraspolis Mağarası

    Meraspolis Mağarası/Konya-Ermenek





    Meraspolis, Ermenek kentinin kuzeyindeki dağların kaya bloklarının altında suların kireçli kayaları oyması ile meydana gelmiş. Mağara dünyanın en büyük yeraltı suyunu bünyesinde taşımaktadır. Bir çok bölme ve katlardan meydana gelen, içinde küçüklü büyüklü sarkıt, dikit bulunan bumağara ilk çağlarda mesken, sığınak ve zindan olarak kullanılmıştır.

    Mağaraya iki yönden giriş vardır. Bunlardan birisi ne zaman açıldığı bilinmeyen ilkel bir giriştir. Bu giriş doğal bir mağaranın tabanındadır. Genişliği 40x45 cm. olan delikten mağaraya inilir. Rehbersiz ve ışıksız inilmesi imkansızdır. İri kaya parçalarından yapılmış 8-10 ayaklık basit ve dar bir merdivenle aşağıda basık tavanlı bir mağaraya inilir. Burada çeşitli yönlere yol vardır. Kuzeydoğuya gidilen dehlizlerden birisi ile kademe kademe inilir ve yer altı nehri görülür.

    İkinci giriş, Başpınar mahallesi Cumma mevkiinde Ermenek Belediyesi tarafından kente tazyikli içme suyu sağlamak için açılmış bir galeridendir. 193 m. uzunluğundaki bu galeri kuzeydoğu doğrultusunda yer altı nehrine ulaşır.

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Cevap: Mağara Turizmi

    Kuru Mağara / Kırklareli




    Sığınak olarak kulanılabilirliliği incelenmiş mağara ağzından çıkan ağaçların yanına 40*50 basamaklı ahşap merdivenden galeniye iniyorsunuz Birbiri ardına dizili güzellikleri, merakınıza yenilip sizi içeri çekmeye yetiyor. Kısa yürüyüşünüz sırasında mağara ağzında Tahtalı (Güvercin) mağara içinde tavana asılı duran ve zaman zaman kuşa benzer tiz çığlıklar atan yarasa kolonisinin varlığı amatör meraklıların tedirginliğine neden oluyor. Oysa mağara derinlikleri sulu mağaraya dek uzanıyor.

    Yöre halkı misafirperverliği, güleryüzü ve yardımseverliği ile dikkat çekerken ziyaretçilere de rehberlik yapıyor.

    Böylesine ilginç bir turizm değerine sahip bölgede mağaranın ışıklandırılıp kır lokantaları ile turizmin hizmetine sunmak yöre halkının en büyük dilekleri.





  8. #8
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Kaklık Mağarası

    Kaklık Mağarası/Denizli





    Büyük bir yer altı deresinin oluşturduğu yer altı boşluğunun tavanının çökmesi sonucu oluşan Kaklık Mağarası, son derece ilginç özelliklere sahip bir mağaradır. Şekil olarak obruk gelişim özelliği gösteren mağaranın içinde, büyük bir traverten kitlesi vardır. Pamukkale’nin benzeri olan travertenler mağaranın hemen yakınında bulunan Kokarhamam Pınarı ( Haydarbaba Pınarı) sularının mağaraya şelaleler yaparak akması sonucu oluşmuştur. Basamaklar halinde havuzlardan meydana gelen travertenlerin gelişimleri, hala devam etmektedir. Ayrıca mağaranın kuzey duvarından küçük şelaleler şeklinde sızan sular da yer yer duvar travertenleri oluşturmaktadır. Daire şekilli geniş bir ağzı olan Kaklık Mağarası’nın büyük bir bölümü güneş ışınları almaktadır. Bu nedenle mağara duvarlarında yosun ve küçük sarmaşıklar gelişmiştir. Gün içinde yeşilin değişik tonlarında renkler alan bu bitkiler, mağaraya son derece ilginç bir güzellik katmaktadır.

    Mağara, damlataş, sarkıtlar ve dikitlerle süslü olup , eşine rastlanmaz güzelliktedir. Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunmaktadır. Berrak, renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığının bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

    Yeri: Mağara, Denizli-Afyon-Ankara ve Denizli Çivril Karayolu üzerinde, Denizli İl Merkezi’ne 30 km. mesafede, UNESCO Miras Listesi’nde bulunan Pamukkale’ye 45 km.de, uluslararası Çardak Havaalanı yol güzergahında bulunan ana tur güzergahına 2 km. mesafede, Honaz İlçesi Kaklık Kasabası’ndadır.

    Kaklık Mağarası'nın doğrudan gün ışığı alan ve sürekli damlayan veya akan duvarlarında, sık bir yosun ve küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler gelişmiştir. Aydınlanmaya bağlı olarak gün içinde yeşilin değişik tonlarını alan bu bitkiler, mağaraya ayrı bir güzellik katmıştır.

    Kaklık Mağarası'nda ziyaretçilerin herhangi bir tehlikeyle karşılaşmadan mağarayı gezmeleri ve mağara içi şekillerini en iyi şekilde görmelerini sağlayacak düzenlemelerin yanı sıra, mağaranın korunmasına da büyük önem verilmiştir. Ayrıca mağaranın yakınında, ziyaretçilerin istifedesine sunulmak üzere yapılan yüzme havuzu, küçük amphitheatre, seyir alanları, kafeterya ve kameriyeler Mayıs 2002 tarihinden itibaren işletmeye geçirilerek, Turizmin hizmetine sunulmuştur.

    Kaklık Mağarası'nın içinden ve yakınında yüzeyden çıkan termal kaynakların hidrojeokimyasal özellikleri

    Görünüş Berrak PH 6.85
    Renk Renksiz Toplam Sertlik (FS ) 116.9
    Koku Kükürt Kokusu Klorür (mg/lt) 31.6
    Tat - Amonyak Yok
    Tortu Yok Organik Maddeler için
    Nifrit Yok Sarfedilen Oksijen (mg/lt) 0.7
    Aktif Klor (mg/lt) Yok Kalsiyum (mg/lt) 286.17 Magnezyum (mg/lt) 110.62











  9. #9
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Kırlangıç Mağarası

    Kırlangıç Mağarası





    Bartın-Ulus ilçesinde bulunan yukarıda fotoğrafını görmüş olduğunuz mağara Kırlangıç (Sığırini) Mağarası olarak tabir edilen ve Uluyayla'da bulun mağara gerçekten gezilip görülmeye değer bir mağaradır. Bölgede farklı yerlerde yine buna benzer çeşitte mağaralar bulunmaktadır. Drahna'nın Kayadibi köyünde de buna benzer bir mağara vardır.(alıntı)

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Astım - Dilek Mağarası

    Astım - Dilek Mağarası Silifke:

    Cennet çöküğünün 300 m güneybatısındadır. İçine helezonik demir bir merdivenle inilir. Birbirine bağlantılı, toplam uzunluğu 200 metreyi bulan galeriler çok ilginç şekilli dev sarkıt ve
    dikitlerle süslüdür. İçi ışıklandırılmış olup, mağaranın astımlılara iyi geldiğine inanıldığı ve içinde dilek tutulduğu için Astım - Dilek Mağarası denmiştir. Mağarada sıcaklık ortalaması 15 derece santigrat olup, nem oranı yazın %85, kışın %95'e ulaşır.

    Cennet ve Cehennem çökükleri ile Astım - Dilek Mağarası çevresindeki ağaç ve çalı dallarına burayı ziyarete gelenler dilek dileyip bez parçası bağlarlar













    (alıntı)

Benzer Konular

  1. Sağlık Turizmi Organizasyonları
    rici Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-11-2014, 04:54 PM
  2. Kristal Mağara ve diğerleri
    meridyen2 Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-12-2013, 12:10 AM
  3. Mağara Sanatı...
    Guney Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 25-04-2010, 03:35 PM
  4. Amasya'da Gizemli mağara
    YukseLL Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-08-2008, 10:15 AM
  5. Mağara
    blueice Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-04-2008, 01:28 AM
Yukarı Çık