Merhaba

Değerli Rima Haimov,

Seni sözlerini okuduğumda, aklıma gelen ilk şey, oğlun için üzgün olduğumdu. Seni bir anne olarak anlayabiliyorum. Çocuğunun başına gelen travmatik olayı anlayabiliyorum. Ailenin ve kendi yaşamının her an tehdit altında olduğu durumlarda hayatın çok zor bir hal aldığını reddedemem. Kaygılarını, endişelerini, duygularını tam anlamıyla anlayabiliyorum. Bu mektubu yazarken, senin de benim acılarımı anlayabileceğini umut ediyorum.

Senin oğlun için üzgün olduğum gibi, Gazze"de doğup Gazze"de ölecek, başka dünyaları görme şansına sahip olamayacak Filistinli çocuklarım için de üzülüyorum. Her gün F-16"larla, Apaçi helikopterle, İsrail ordusunun Gazze"deki vahşi işgali ile karşı karşıya gelmek zorunda olan kendi çocuklarım için de üzülüyorum.

Zira, benim çocuklarımın senin oğulunun görebildiği mükemmel sağlık hizmetlerini alacak kadar şanslı değil. Zira benim çocuklarımın seninki gibi, sığınaklara koşma şansı yok ve onlara saldırının geldiğini haber verecek bir alarm sistemleri yok. Zira benim çocuklarımın seninki gibi garanti altına alınmış bir ilgi ve sevgi görme şansı da yok. Çünkü onların aileleri herhangi bir saldırıda öldürülebilir, onlar evebeyinlerin ölüme tanık olabilirler. Çünkü onların aile üyeleri, Filistinli oldukları için her yerde hedef haline getirilebilir. Evlerinde ve çocuklarının arasında bile!...

Senin çocuğunundan farklı olarak, benim çocuklarımın bu korkunç deneyimle başa çıkmasını sağlayacak bir yardım hizmeti de alamaz. Onlar, acılarını içinde tutmak ve onları her gün yeniden hatırlamak zorunda. Onlar, düşlerinde bile tanık oldukları bu tarz olayları hatırlamanın ıstırabını çekmek zorundalar.

Benim çocuklarım, artık çocuk değil. Onlar çoktan masumiyetlerini yitirdiler ve kendilerini korumak için büyükler gibi davranmaya zorlandılar. Onlar artık evebeyinleri için bile ağlayamıyor. Çünkü büyüklerin de kendileri gibi korktuklarını gördüler, büyüklerin de kendileri gibi rahatlık ve can güvenliği istediklerini anladılar. Onlar, şimdi acılarını yutkun ve onlarla kendi başlarına başa çıkmak zorundalar.

Senin çocuğun hastalandığında ya da yaralandığında tedavi için en iyi hastanelere gitme şansına sahip. Oysa benim çocuklarımın sizin İsrail"de sahip olduğunuz hastaneler gibi hastaneleri olmadığı için, kendi acıları ve yaraları yaşamak zorunda. Onlar, Gazze"de sadece acılarının geçmesini beklemek ya da ölüm için geri sayma şansına sahip. Onlar, çoktan ölümle korkusuzca yüzleşmeyi öğrendiler. Çünkü şimdi sadece cennette daha iyi bir yaşam ve adalet bulabileceklerine inanıyorlar.

Senin çocuğun yeni okul kitaplarının keyfini çıkartırken, benim çocuklarım eski ve rezil kitaplar kullanmak zorunda. Çünkü sınırlar kapalı ve okul kitaplarının içeri girişi bile mümkün değil.

Benim çocuklarımın, elektrik kesintileri nedeniyle aşırı sıcaklıklarla karşı karşıya. Onlar, kışın elektrik ısıtıcısının karşısında, yazın ise fanın önünde oturmanın keyfini çıkartamıyor. Sen, çocuğunun geleceği için planlar yapabiliyorken; ben, yapamıyorum. Çünkü benim oğulum, adı Gazze olan bir hapishanede kilitli. Ve daha Gazze"nin dışında daha iyi bir eğitim ve iş şansının hayalini bile kuramıyor.
Sen bir anne olarak çocuğuna dahi iyi bir yaşam sözü verebilirken, ben çocuğuma böyle bir garantide bulunamıyorum. Çünkü her ikimiz de, herhangi bir zamanda plansız, rüyasız, hiçbir şeysiz basitçe İsrail saldırılarında ölebiliriz.

Tüm bunlardan sonra, sadece Filistinli ailelere sahip oldukları için çocuklarımın bu acıları yaşamaya layık olduğunu düşünüyor musun? Onların bu yolla tehdit altında tutulmasının adil bir şey olduğunu düşünüyor musun? Hükümetinin bize yönelik yönelik uygulamalarına maruz kalmanın adil olduğunu düşünüyor musun? Umuyorum ki, benim senin acılarımı anladığım gibi sen de benim acılarımı anlarsın.

İçtenlikle, Najwa Sheikh

Gazze'den Sderot'a bir anne haykırışı