VERİMLİ DERS ÇALIŞMAK

1. Kütüphanede. Pek çok seçeneğiniz var. Büyük okuma salonundan kişilere has özel okuma oda-lanna kadar imkanınız bulunmaktadır. Benim "uzaktaki evim" sadece dört beş arkadaşımın bildiği küçük bir odaydı. Dört rahat sandalyesi, hafif ışıklandırması, kulaklık sistemi ile dinleme
imkanı bulduğunuz 500 adet klasik CD ile muhteşem bir mekandı. Benim gibi müzik eşliğinde çalışmaya alışmış biri için o oda gerçekten de eşsizdi!
Evde. Unutmayın ki burası dışarıdan müdahalelerin en fazla olacağı mekandır. Kütüphanedeyken kimse sizi telefonla aramaz ve ortalıkta siz rahatsız edecek kardeşler (veya kendi çocuklarınız) olmaz. Çalışmalarınızın ana merkezi olarak en uygun yerin burası olduğuna şüphe yok ancak en etkili mekan eviniz olmayabilir. Bir arkadaşınız, komşunuz ya da akrabanızda. Bu herkes için bir seçenek olmayabilir ancak bir iki alternatif çalışma mekanınız olsun istiyor olabilirsiniz. Birçok uzman her gece aynı yerde çalışmanız gerektiğini söyler (ki ben buna katılmıyorum). Oysa benim bir arkadaşım, bunun tam tersine, motive olmak için sürekli çeşitlilik arar. Çalışmaktan hoşlandığı dört yer vardır ve her gece bunlardan birine gider. Siz de sizin için neyin en iyi olacağını düşünüyorsanız onu yapın.
Boş bir sınıfta. Bu birçok üniversite de ve bazı özel liselerde çalışmalarınızı yapabilirsiniz. Bu seçenek pek çok öğrenci tarafından pek düşünülmemiş olduğundan ilginç bir fikir sayılabilir! Her ne kadar devlet okullarında pek olası bir ihtimal değil gibi gözükse de, bir şeyler ayarlayıp ayarlayamayacağınızı sormakla hiçbir şey kay-
betmezsiniz. Lisede bile birçok atletizm takımları akşam üzeri 18:00 veya daha geç saatlere kadar çalışmalar yaptıkları için, okulun bir yerlerinde izin alarak kullanabileceğiniz henüz kilitlenmemiş mekanlar bulabilirsiniz.
5. İşyerinizde. Part-time çalışan,tüm gün çalışıp part-time okula giden bir öğrenci olabilirsiniz. Bu durumda, çalışma saatlerinde, hatta herkes çıktıktan sonra (tabii bu patronunuzun size ne kadar güvendiğine bağlı) bile boş bir ofiste çalışma yapabilirsiniz. Eğer ortaokulda veya lisedey-seniz, okuldan sonra iş çıkışına kadar ailenizden birinin, bir aile dostunun ya da akrabanızın işyerinde çalışabilirsiniz.
Ne zaman çalışmalısınız?
Mümkün olduğunca, çalışmak için her gün belli vakitler belirleyin. Bazı uzmanlar her gün aynı saatlerde aynı şeyi yapmanın, devamlılık gerektiren işlerde en etkili yol olduğunu söylüyorlar. Bazı öğrenciler her gün, zaman dilimleri halinde programlar yaparak çalışmalarını sürdürmeyi daha kolay bulurlar.
Kim olursanız olun, gün içinde çalışacağınız vakti belirleyen faktörler şunlardır:
1. Kendinizi en iyi hissettiğiniz zaman çalışn?.
Performansınızın zirveye çıktığı saatler -çalışmak için günün en iyi saati nedir? Bu saatler kişiden kişiye değişir. Öğleden sonraya kadar kendinizi bir ölü gibi hissediyor ve sadece akşamlan iyi çalışabiliyor ya da gün içinde çok zinde iken gece yansına doğru aşın yoruluyor olabilirsiniz.
2. Uyku alışkanlıklarınızı göz önünde bulundurun. Alışkanlıklara! çok güçlü etkileri vardır. Eğer her sabah saatinizi 7:00'ye kuruyorsanız, saati kurmayı unuttuğunuz zamanlarda da o saatte uyanırsınız. Eğer çocukluğunuzdan beri gece 11'de uyumaya alıştınlmışsanız, hiç şüphesiz sabah 02:00'a kadar uyumadığınız zaman aşın yorulursunuz ve bu üç saatte fazla bir şey yapamazsınız.
3. Çalışabildiğiniz zaman çalışın. Her ne kadar zihninizin en açık olduğu zamanda çalışmaya başlamayı tercih etseniz de, birtakım dış faktörlerin de çalışmanız üzerinde etkileri vardır. En iyi hissettiğiniz anda çalışmak her zaman avantajlıdır. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir: Şartlar uygun olduğu zaman çalışın.
4. Zaman ayarlaması yaparken, yapacağınız işin yoğunluğunu da göz önünde bulundurun. Yapacağınız işlerin ne olduğunun programınız üzerinde önemli etkileri vardır. Dakikada yanm sayfa okuyabildiğiniz halde bir saat içinde 80 sayfalık okumayı planlamayın bile.
Çalışma odanızı değerlendirin
Nerede çalışırsanız çalışın çalışacağınız mekanın düzeni konsantrasyonunuzu etkiler ve eğer dikkatli olmazsanız veriminizi düşürür. Hadi şimdi çalışma masanıza oturun ve çalışma mekanınızı değerlendirin:
1. Sadece çalışmanız için ayrılmış bir veya iki özel mekanınız var mı? Yoksa o an neresi uygunsa ya da nereyi bulursanız orada mı çalışıyorsunuz?
2. Çalışma alanınız hoş bir yer mi? Burayı iyi bir çalışma mekanı olarak bir arkadaşınıza önerir miydiniz?
3. Işıklandırma nasıl? Çok mu loş veya çok mu parlak? Tüm masa iyi aydınlatılmış mı? Yoksa sadece bir kısmı mı aydınlatılmış?
4. İhtiyacınız olan her şey el altında mı?
5. Burada başka neler yapıyorsunuz? Yemek yiyor musunuz? Uyuyor musunuz? Mektup yazıyor musunuz? Zevk için c .aıyor musunuz? Eğer müzik dinlediğiniz ya da telefonda konuştuğunuz bir mekanda ders çalışmayı denerseniz, ders çalışmayı düşündüğünüz bir anda kendinizi başka bir şey yapıyor bulabilirsiniz!
6. Çalışma alanınız trafiğin yoğun olduğu bir bölgede mi, yoksa az olduğu bir yerde mi? Bulunduğunuz yere ne kadar sıklıkta insanlar girip çıkıyor?
7. Dış etkilerden ve gürültülerden uzaklaşmak için kapınızı kapayabiliyor musunuz?
8. Burada en fazla ne zaman vakit geçiriyorsunuz? Günün hangi saatinde çalışıyorsunuz? Kendinizi en iyi hissettiğinizde mi? Yoksa kaçınılmaz olarak yorgun ve daha az üretken olduğunuz bir zamanda mı çalışmak zorunda kalıyorsunuz?
9. Kağıtlarınız, dosyalarınız ve diğer çalışma eşyalarınız derli toplu ve çalışma alanınızın yakınında mı? Bir dosyalama sisteminiz var mı?
Çalışırken dikkatinizi toplamak için;
Eğer okumaktan ve okuduğunuzu anlamaktan ziyade gelişigüzel karalamalar yapıyor ve işinizi ağırdan alıyorsanız aşağıdaki çözümleri deneyin:
1. Rahat olabileceğiniz bir çalışma ortamı hazırlayın. Masanızın ve iskemlenizin büyüklüğü ve şekil, odanın ışıklandırması, yaptığınız çalışmayı oldukça etkiler. Sizin için en iyi mekanı oluşturmak için mutlaka vakit ayırın.
2. Işıkları ayarlayın. Size en uygun olacak şekilde aydınlatmayı ayarlayın. Bu hem rahatınız için hem de uyanık kalmanız ve konsantrasyonunuz için gereklidir.
3. Bazı kurallar koyun. Ailenizin, akrabalarınızın ve özellikle de arkadaşlarınızın, çalışmalarınıza ne kadar önem verdiğinizi bilmelerini sağlayın ve bu çok özel saatlerde rahatsız edilmek istemediğinizi belirtin.
4. İhtiyacınız olduğunda ara verin. Bir ara vermeden önce ne kadar süre çalışmanız gerektiğine dair verilen öğütler iyi niyetli olsa da eğer size uygun değilse bunlara uymayın. İhtiyacınız olduğunda ara verin.
Yorgunluk ve sıkıntıyla savaş
En iyi çalışma noktasını seçerseniz kimse sizi rahatsız edemez. Ancak yine de göz kapaklarınızı açık tutmak için kibrit mi kullanıyorsunuz? İşte size bu konuda yardımcı olacak bir kaç fikir:
Biraz kestirin. Nasıl fikir ama! Çalışamayacak kadar yorulduğunuzda, kendinize gelebilmek için biraz kestirin. Uykuyu kısa tutarsanız daha etkili olur. Bunun için ideal süre 20 dakika, kesinlikle maksimum süre ise 40 dakikadır. Bundan sonra uykunuz farklı bir aşamaya geçer ve uyandığınızda bir öncekinden bile daha yorgun olabilirsiniz.
Bir şeyler için. Biraz kafeinin size bir zararı olmaz. Bir bardak kahve ya da çay için. Ancak sının aşmamaya özen gösterin. Belli bir miktann üzerine çıkıldığında, kafeinin "uyandırma" özelliği tersine dönerek sizi olduğunuzdan daha da yorgun hale getirir!
Sıcaklığı azaltın. Bir eskimo evine ihtiyacınız olmasa da çok sıcak bir odada henüz üzerine hiçbir şey yazılmamış kağıdınız sizi beklerken hayallere dalabilirsiniz.
Hareket edin. Yürüyüşe çıkın, mutfağa kadar birkaç egzersizle ilerleyin. Hafif bir egzersiz bile sizi aniden kendinize getirecektir.
Çalışma programınızı değiştirin. Eğer böyle bir ihtimaliniz varsa daha uyanık ve daha etkili olabileceğiniz bir zaman çalışmanın yolunu bulun.
Küçük çocuklarla birlikte çalışmak
Birçoğunuz bir aile yetiştirmekte iken okula devam etmektedir. Size "Küçük Tugay Saldırısı" ile başa çıkabilmenize yardımcı olacak bazı fikirler vermek istiyorum:
Çocuklarınızı oyalayacak aktiviteler planlayın. Siz okulda ve/veya işte ne kadar çok vakit geçirirseniz, evde olduğunuz zamanlarda çocuklarınız da o kadar çok sizinle vakit geçirmek isterler. Eğer onlarla az vakit geçirirseniz, yalnız oynamaya biraz alışacaklardır; özellikle de siz kendi ödevinizi yaparken onlara da oyalanacakları işler hazırlamalısınız.
Çocuklarınızı da çalışma saatlerinize alıştırın. Çocuklar alışkanlıkları severler, öyleyse neden onları kendi programınıza dahil etmiyorsunuz? Eğer akşam üzeri 16:00 ve 18:00 arası her zaman "Annenin Çalışma Saati" ise, buna kısa sürede alışırlar. Özellikle de, eğer onlara ayıracağınız vakte öncelik verirseniz ve sizin çalışma saatlerinizde ilgilenebilecekleri bir uğraş bulursanız sizi bırakacaklardır.
Televizyonu bebek bakıcısı olarak kullanabilirsiniz. Birçoğunuzun bu konuda problemi olabilir ama bu benim ve 7 yaşındaki ufaklığımın günlük olmasa da haftalık olarak uyguladığımız bir şey. Bazı kaliteli programların kasetlerini kiralarsanız (veya kaydederseniz) çocuklarınızın sokak serserilerinin kafa uçuruşlarım seyredip! seyretmedikleri (veya bazı video oyunlarında kendi kafalarını uçurup uçurmadıkları) konusunda endişe edip durmazsınız.
Çalışmanızı çocuklarınıza göre planlayın.
Ne olursa olsun, tüm bunlar çocuklarınızın sık sık çalışmanızı bölmesini engelleyemez. Her ne kadar bu tip davetsiz misafirlikleri minimuma indirebilseniz de tam olarak engelleyebilmeniz mümkün değildir. Bu yüzden fazla uğraşmayın - programınızı bunları da göz önüne alarak yapın. Eğer onlarla bir beş dakika ilgilenirseniz ihtiyacınız olan 15-20 dakikalık zamanı çalışmanız için verebilirler.
Yardım bulun.
Eşler çocukları yemeğe veya sinemaya götürebilir (ve inanın bu durumda çocuklar sizin daha da fazla çalışmanızı isteyeceklerdir!), bazen akrabalar (kendi evlerinde tabii) çocuklara bakabil'»ier, oynayabilecekleri arkadaşları eve çağrılabilir (böylece ertesi gün de siz çocuklarınızı arkadaşlarının evine gönderebilirsiniz), çocuğunuzun okulunda ücretli olarak bakıcılık yapılıyor olabilir veya günde birkaç saat çocuğunuza bakacak birini kiralayabilirsiniz.KAYNAK:.:: Kişisel Gelişim ve Psikoloji Portalı, İnsan Kaynakları, İş Dünyası Portalı ::.