70li yıllardan itibaren üniversite talebinin çığ gibi büyüdüğü ülkemizde, üniversitelerimizin kontenjanlarında bu talebi karşılayabilir bir artış sağlanamıyor. Her geçen sene büyüyen bu talep karşısında bir yönlendirme aracı olmaktan ziyade maalesef bir elek vazifesi görmekten öteye geçemeyen ÖSS sistemi istenileni veremiyor.
ÖSSye başvuran öğrenci sayısının her geçen yıl arttığı ülkemizde sisteme yeni bir açılım kazandırılmadığı takdirde 2011 yılında 2.5 milyon, 2023 yılında ise 6 milyon öğrencinin üniversite hayaliyle bu sınava başvuracağı sanılıyor.
Talep mi fazla mezun mu?
Talep bu kadar artarken kontenjanların aynı paralelde artış gösterememesi her yıl bir milyonu aşkın gencimizin üniversiteli olma hayalini ertelemesi anl***** geliyor. Meselenin bir başka boyutu ise işsizlik gibi bir belayla boğuşan Türkiyenin, mevcut kontenjanlar dahilindeki mezunlara dahi iş olanakları sağlamak hususundaki yetersizliği. Üniversite mezunu işsizlerin oranının yüzde 30ları aştığı ülkemizde ÖSS ve dolaylı sektörlerine akıtılan milyarlarca dolar ile birçok gencimize iş olanaklarının sağlanabileceği çeşitli sahalar kurulabilirdi.
Amaç "kapak atmak" olunca
Bu işsizler ordusuna dönüp baktığımızda tek suçlu elbette ki sistem değil. Ne okuduğunun bir önemi olmayan, amacı sadece (öğrenci tabiriyle) üniversiteye kapak atmak olan bir kitle ile karşı karşıyayız. Sistemin kendisini yeterince yönlendirmediği nesil, aynı alışkanlıklarla, dört yılı kapsayan yeni bir hayata merhaba demekten ötesini düşünmüyor. Hayalleri olmayan, hedefini sadece dersten geçer not almak olarak belirlemiş kitle, üniversitelerinde yetersizliği sonucu "işsizler ordusu"na dönüşüyor. Dillere pelesenk olan "kendini geliştirme" ise hoş bir hülya olarak bir yerlerde duruyor.
Ya Meslek Liseleri
8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim ile birlikte çıraklık müessesesi tükenme noktasına gelirken Meslek ve İmam-Hatip Liseleri de büyük yara alıp ortaokul kısımları kapatıldı.
Bu okulların, önlerine konulan bir diğer engel ise ÖSSde alınan ham puana eklenen kamuoyunda "katsayı" olarak bilinen Ortaöğretim Başarı Puanının düz liselere oranla oldukça az hesaplanması.
Halkımızın büyük bir çoğunlukla iktidara getirdiği ve bir ara milletvekili sayısı 370lere kadar ulaşan AKP, döneminde gerçekleşen 4 ÖSS sınavı boyunca bu konuya birkaç cılız denemenin dışında herhangi bir açılım getiremedi. 28 Mart yerel seçimlerinde, seçim malzemesi yapılan katsayı konusu seçim sonrası mayıs ayında gündeme geldi. YÖK Yasası değişikliği içerisindeki bazı çelişkilerle kanunlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin veto etmesi üzerine konunun üzerine gidilmedi. 4,5 sene içerisinde bir ara Anayasayı bile değiştirebilecek bir güce erişen AKP daha sonra sorunu bir yönetmelikle değişikliğiyle düzeltme girişiminde bulundu ancak burada da başarılı olamadı. Bu başarısızlıkta konunun sümen altı edilip yok farz edilmesine yetti.
Bir haktır başörtüsü
Kamusal alan tartışmaları üzerinden yürüyen başörtüsü yasağı üniversitelerimiz ile birlikte sınav salonlarına kadar taştı. Gençlerimiz dünyası ve ahireti arasında bir cendereye sıkıştırılmış durumda. Erkan Mumcunun iddiasına göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın bile "Belki peruk takıp girerler" dediği başörtülü gençler inanca saygı gösterilecek bir Türkiyeyi bekliyorlar.
Bugün artık sadece yaşadığı sorunlar ve siyasal çıkışlarıyla anımsanan üniversitelerimize bir giriş sınavı olan ÖSS bir umut olmaktan ziyade "çimlerin üzerinde" "baba parası" ile geçirilecek, hayattan önceki son zaman dilimi olarak kabul görüyor neredeyse. Gençlere yeni bir hayat sağlamaktan aciz kalan üniversitelerimizde gençlerimizle bu konuda uygun adım ilerliyorlar maalesef.

ÖSS soruları nasıl hazırlanıyor?
Yıl boyunca onları çözmek hedefiyle çalışıp didindiğiniz ÖSS soruları kimler tarafından, nasıl hazırlanıyor? Zamanında uğruna "ÖSS, biri cevapları söylese" tadında bir şarkı bile bestelenen ÖSS sorularını Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) Test Geliştirme ve Araştırma Bölümü hazırlıyor. Temel bilimlerde uzman olan bölüm çalışanları üniversite öğretim görevlilerinden olabileceği gibi ortaöğretim kurumlarında görevli öğretmenlerden de olabiliyor. Son olarak emekli öğretmenlerden oluşan danışman öğretmenler ile kadro tamamlanıyor. TÜBİTAKın ya da herhangi bir üniversitenin soruları hazırlaması söz konusu dahi olmuyor. Ayrıca bu ekibe birinci dereceden akrabaları ÖSSye girecek olan kişiler kesinlikle dahil olamıyor.
Test Hazırlama Biriminin hazırladığı ve öğretmenlerin onayından geçen sorular bir kez de öğretim üyeleri tarafından bilimsel olarak denetleniyor. Danışman öğretim üyeleri de soruları zorluk düzeyleri ve bilimsel açıdan değerlendiriyorlar.
Bu aşamalardan geçen ve onaylanan sorular ÖSYMnin test deposuna aktarılıyor.
Öğrenci Seçme Sınavına bir ay kala, 5 kişilik ekip soru deposundan o yıl kullanılacak soruları seçiyor. Bu ekibin gizli çalışmasına özen gösteriliyor.
Sınavdan 20 gün önce de son kez ÖSYM başkanı sorulara bakıyor. Son şeklini alan sınav uygulanacak aşamaya gelmiş oluyor.
Birde soruların basılması aşaması var tabii. Belirlenen sorular basılmak üzere matbaaya gönderiliyor. Siz soru bankaları, yaprak testler, etütler arasında sıkışmış bir hayat içerisinde yaklaşan sınavı bekleyedurun, soruların basımını gerçekleştirenler ÖSYM tarafından adeta "karantina"ya alınıyor. Sizin "kader günü"nüze kadar sürecek olan bu zorunlu misafirlik su, şeker, çikolata eşliğinde tamamladığınız sınavın sonuna kadar devam ediyor.