Merhaba

Yurt dışındaki bir çok Türk ailesinden edindiğim genel intibah üzerine böyle bir bilgiyi sunmayı faydalı buluyorum. Genellikle dil sorunundan dolayı yabancı bir ülkeye uyum sağlamak kolay olmuyor. Bu durum kişilerin yapısına göre uzun yıllar sürebiliyor. Ebeveynler kendileri eğitim sisteminden haberdar olmadıkları için birçok ayrıntıyı, fırsatları kaçırabiliyorlar. Çoğundan hep aynı şeyi duyuyorum; Burda eğitim iyi değil, çocuklar hiç ders yapmıyor, ödev verilmiyor, çalışmıyorlar vs..

İki farklı dünyanın, en gelişmiş, eğitimde de insanların akın akın çocuklarını gönderdikleri ülkelerden bahsedeceğim; İngiltere ve Amerika.

Bu iki ülke içinde dışardan gelen, üniversitede eğitim ve yüksek lisanstan dolayı ekonomisi büyük katkı görmekte. Bazen düşünüyorum nasıl olur da dünyanın en iyi üniversiteleri bu ülkelerde olur, yüksek eğitimde bu kadar popülar olurlar da, neden ilk ve orta öğretimde bizim Türkler bu kadar şikayetçidir.

Çünkü eğitim sisteminden haberdar değiller maalesef. Ben de değildim. Taa ki; 5 yaşındaki kızıma 4 işlemi öğretmeye çalışırken” Anne sen bilmiyorsun, benim öğretmenim senden daha iyi biliyor” deyinceye kadar…

Bölme biraz farklı bir yöntemle öğretiliyordu ve benim bundan haberim olmadığı için, ısrarla kızıma böyle olur diye diretirken, öyle bir çıkıştı ki; benim zaten ani gelen sözlere cevabım yoktur. Sigortam atar, sistem çöker, ne diyeceğimi bilemem. Karşıdakiler de kendi elektirikleri içinde kalırlar. Hemen babası devreye girdi ” Kızım senin annen, matematiği öğretmeninden daha iyi bilir, o architect(mimar)” dedi. Tabii ben o sırada hangi gölde boğuluyordum, bilmiyorum.

Ertesi gün kızımı almaya gittiğimde öğretmeni biraz şaşkın biraz ilgili sordu; ” Kızınız, annem; archi something- dedi, tüm gün merak ettim. Nedir bu hikaye ?” deyince , söyledim mimar olduğumu. O zaman” çok seviniriz bize gelip gönüllü olarak yardımcı olursanız, bizim size çok ihtiyacımız var, dilediğiniz zaman gelin” dedi. Benim Gönüllü çalışma hayatım da böylece başlamış oldu. Amerika`nın her yerinde ” If you want to feel good, be volunteer” (Kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız gönüllü çalışın) yazıyordu. Hiç bir menfaat beklemeden başkalarına yardım etme işi gerçekten hayatım boyunca edindiğim en güzel tecrübeydi ve gerçekten iyi hissettiriyordu. Ama itiraf etmeliyim ki; işin ucunda çocukların okulu hakkında bilgi edinmek, onlara evde daha kolay yardımcı olabileceğimi düşünmek ön plandaydı…

Artık neredeyse haftanın 3-4 günü okula gidiyordum, programlardan, okul sisteminden, öğretmenlerin öğrencilerle ne kadar ilgili olduğundan haberim oluyordu. Öğretmen çocukları hergün bahçeye açılan kapıdan karşılıyordu. Tek katlı bir ilkokul olduğu için her sınıfın bahçeye açılan bir kapısı vardı ve çocuklar tek girişten değil, kendi sınıflarının kapısından ezilmeden, acele etmeden, öğretmenlerin gözünün içine bakarak, günaydın diyerek giriyordu içeri.

Tüm bunların özel olarak düşünüldüğünü zamanla anladım. Hatta öğretmen gözüne bakmayanı uyarıyordu” Eye contact’ (göz teması). Hepsinin boy seviyesine eğiliyor -tek tek önemlisiniz -mesajı veriyordu. Bizim evden alel acele çıkışlarımız da artık bir kalite kazanmak zorundaydı. Okuldaki bu ilgiyi görünce!..

Her okulu ziyaret eden eğitim uzmanları vardı. Bazen velilere bazen de öğretmenlere eğitim planları, tavsiyeleri sunuyorlardı. Mesela en çok aklımda kalan söz “ Bir çocuk kendisine güvenen biri olursa ; bu kişi bazen komşusu, bazen anne -babası, bazen büyükanne-babası, kim olursa olsun, o güveni kırmamak için, başarıya mutlaka ulaşır. Çocuk için bu kişilerin güvenini kırmamak çok önemlidir” sözüydü. Herşey sevgi ve güvene dayanıyordu.

Okul seçiminin önemini eminim hepiniz bilirsiniz, ama çok önemsenmesi gerektiğini hatırlatmadan geçemeyeceğim. Çünkü iki ülkede de hangi liseye gidecekleri, hangi ilkokula gittiklerine bağlı. Yani üç ilkokulun öğrencileri bir liseye gidiyor. Başka ilkokuldan gelenlere de eğer yer kaldıysa şans veriliyor. Dolayısıyla ev kiralarken ya da alırken dikkat edilecek en önemli konu; iyi okulların kapsam alanına girip girmediği olmalı. Biz kapsam alanına girdiğimiz halde yeni geldiğimizde okul sezonu çoktan başlamıştı ve yer olmadığı için mahkeme kararıyla, çocukları ancak 4 ay sonra istediğimiz okula başlatabilmiştik. Bize epey baskı yapıp kötü okullara göndermemizi önermişlerdi. Bilmediğimizi sanıyorlardı. Okulların hangileri iyi, hangileri kötü bunları bilmek çok kolay. Sadece -google- yapın ya da o şehrin belediye sayfasından bulabilirsiniz.

Genel olarak söylüyorum. Tabii ki bu söylediklerim herkes için geçerli değil. İlgili emek veren çok aile var. Ama Türkler- eğer birkaç aile birbirini tanıyorsa- kendi gruplarını oluşturup, memleket özlemiyle, memleketin herşeyini buralara taşıma merakıyla, bulundukları ülkenin birçok kültürünü, haberini vs. kaçırıyorlar. Genelde hepsinin evinde Türk TV si var. Konu uzamasın, dağılmasın diye oraya girmeyeceğim, ama böylelikle çok şeyden haberdar olamıyorlar.

Okullarda ki eğitime geri dönersek eğer, evet doğru, birçok çocuk evde ders yapmıyor, çok ödev verilmiyor, ama bazıları da büyük projeler için başka okullarla uzmanlarla çalışıyor. Önce çocuğun ilk iki dönem durumuna bakılıyor. Eğer sınavlarda ve sınıfta iyi bir performans gösterirse, çocuğu bir üst seviyeye alıyorlar. Yani okulda her iki ülkede de gördüm; her sınıfın en az 3 seviyesi var. Ama eğer çocuk bu üst seviyelerde değilse, bu aileye hiç bildirilmiyor. Sadece üst seviyede eğitim gören çocukların aileleri biliyor. Öncelik bizim ülkemizdeki gibi matematik değil. Yani sadece matematik yetmiyor, ingilizcenin de çok iyi olması gerekiyor. Çünkü ingilizce matematiği de iyi kavramak için gerekli deniyor. Dil geliştirmenin en kolay yolu; çocukları lokal kütüphaneye üye yapıp, her ay 30 kitap almak, her gece okutup uyutmak. Bu kadar kolay. Sonra onlar zaten müptela oluyorlar. Seviyeler iyiyse Amerika`da da, İngiltere`de de ” Gifted Talented” ( Üstün yetenekli yada Allah tarafından ödüllendirilmiş) grubuna üye oluyorlar ve bu üyelik dünyanın her yerinde tanınıyor. Zaten bizim çocukların çoğu matematikte çok iyi. Dil geliştirilip eğer ebeveynler okula da -ilgileniyoruz -mesajı verirlerse, herşey kendiliğinden oluyor. En çok üzüldüğüm şey; kapasitesi olup da geride kalan çocuklar. Çok az bir ilgiyle onlar da bu guruplara çok kolay girebilerler. Bizim ülkedeki gibi insanlar hiçbir konuda kendisini zorlamıyor. Zorlama yok, baskı yok, başkası içinse hiç yok. O yüzden kimse kimseyi uyarmıyor, haberiniz olsun demiyor, kapasitesi bu diyor, o kadar. O yüzden anne babaların çok uyanık olması lazım..
Evlatlarınızı her iki cihan için en güzel şekilde yetiştirmeniz dileğiyle, İngiltere`den sevgiler selamlar…
M.BLACKHILL

America Kotku Women's Association