Özgüvenimizi Nasıl Artırabiliriz?
Hangi işi yapıyorsanız yapın, başarınız için size en çok gerekli duygu, şüphesiz özgüvendir.

Özgüven, bir insanın bir işi yapabileceğine, başarabileceğine inanmasıdır ve yapabileceğini, başarabileceğini zihninde görüp söyleyebilmesidir.

İnançlar, beynimizin komutanlarıdır. İster mantıklı ister mantıksız, ister faydalı, ister zararlı olsun insanlar, inançlarının peşinden giderler.

İnançları daha ilginç kılan bir başka özellik ise insanların tekrar ettikleri düşüncelerini inanç haline getirmesidir.

Yani neyi tekrar ederseniz ona inanırsınız.

İyi, faydalı şeyleri tekrar ederseniz iyi ve faydalı şeylere inanırsınız.

Ve neye inanıyorsanız osunuzdur.

Çok çalışıp kendine özgüveni olmadığı için başaramayacağına inanan bir çok kişinin derslerde ve sınavda başarısız olduğuna çok rastlarım. Çünkü, inançlarımızla bizim için neyin mümkün olup neyin mümkün olmadığını belirleriz.

Aya çıkılması mümkün değil diyen zihniyetin ayı keşfetmesini nasıl bekleyebilirsiniz? Ancak aya çıkılabileceğini hayal edebilen insanlar ayı keşfedebilir.

İnançlarınız sizin sınırlarınızdır. Zihninizde demir parmaklıklar arkasında bir yaşam da sürdürebilirsiniz ya da sizin için yeni ve faydalı ufuklar açan özgür, sınırsız bir dünyada da yaşayabilirsiniz.

Çok sevdiğim güzel bir söz var: “Himmetini yüksek tut.” diye öğüt veriyor.

İnsanların büyüklüğü, şu an nelere sahip olduğu değil, nerede olmak istediği ile ölçülür.

Siz neyi hayal ediyorsunuz?

Her şey, önce hayal ile başlar.

Hayalleriniz yoksa başarılarınız da yoktur. İnsanlar ancak hayal edebildikleri işleri başarabilir. Hayalinizde bile göremediğiniz bir başarıyı nasıl yakalarsınız?

Özgüven, hangi iş olursa olsun bir kişinin o işi başarabildiğini kendi kendine söyleyebilmesi ve başarabildiğini zihninde görebilmesidir.

Özgüveni artıran en önemli etken ise yaptığınız işe başarısızlığa ihtimal bırakmayacak kadar hazırlıklı olmak, elinden gelenin en iyisini yapmaktır.

Sınava hazırlıklı olmak, özgüveni artırır ve kişi zihninde başarabildiğinin görüntüsünü görür ve “Evet ben bu sınavı kazabilirim” der.

Özgüven eksikliği ise, yapabileceğini göremeyip kişinin kendi kendine “Yapamam, başaramam” düşüncesini oluşturup zihninde yapamayacağının görüntüsünü görmesidir.

Özgüven eksikliğine sebep olan iki önemli etken vardır.

Daha önceki olumsuz deneyimler

Kişinin kendini yetersiz hissetmesi



Olumsuz deneyimler



Özgüven eksikliği ile ilgili en çok karşılaşılan sebep, daha önceki olumsuz deneyimlerdir.

Bu etkeni, özellikle daha önceki olumsuz deneyimler diye ifade ediyorum yani "başarısızlık" demek istemiyorum. Çünkü başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece başarmak için doğru, gerekli ve yeterli çalışmayı yapamamışızdır. Ve bunun sonucunda istediğiniz hedefe ulaşamamışsınızdır.

Bazı öğrenciler sınavlara girer ve kazanamazlar, diyelim ki bir defa daha girerler ve kazanmazlar.

Bu deneyimler, onların zihinlerde şöyle bir düşüncenin oluşmasına sebep olur.

“Ben iki sınavı da başaramadım. Ben başarısız bir insanım.”

Bazıları biraz daha ileri giderek şöyle düşünür; “Benim kapasitem bu sınavı kazanmaya yeterli değil”

Daha ileri gidenler de vardır: “Ben zeka özürlü biriyim galiba...” diye düşünenler.

Bunların içerisinde daha önce çok büyük başarılar kazanmış insanlar bile vardır.

Oysa bütün bunlar, etkili çalışmadığınızdan, yanlış bir çalışma sistemiyle çalıştığınızdan ya da bazı eksikleriniz olduğundandır.

Neticede, bu sınavı sizden önce bir çok kişi kazandığına göre, siz de kazanabilirsiniz.

Önemli olan bunu nasıl yaptıklarıdır.

Siz de aynı çalışmaları yaparsanız aynı başarıyı elde edersiniz. Tabiî ki burada yapılacak çalışmanın sorumluluğunu almak zorundasınız.

Yoksa gerekli çalışmayı yapmayıp ben de onlar gibi başarılı olayım diye düşler görmek, “boş avuç ve dil” ilişkisinin işaretidir. Yani; sonuç şimdiden bellidir.

Bir işi başarabileceğinize inandığınızda da haklı çıkarsınız, inanmadığınızda da haklı çıkarsınız. Çünkü, bir işi yapabileceğinize inandığınızda beyninizi ve bütün performansınızı; düşüncelerinizi, enerjinizi, duygularınızı başarma yönünde harekete geçirmiş ve başarısızlıkla ilgili tüm kanalları kapatmış olursunuz.

“Başaramam” yönünde inandığınızda da zihinsel olarak başarı ile ilgili yolları kapatmış ve beyninize başarısızlıkla ilgili bir sinyal göndermiş olursunuz ve beyniniz sizi o yönde hareket ettirtmeye başlar.



Kendini yetersiz hissetme



Bu durumda, kişinin bilgi eksikliği vardır ya da bilgi eksikliği olmadığı halde, kendini yetersiz hissetmektedir, yani kendi bilgisine güvenememekte ve bilgisinin yeterliliği ile ilgili şüphe duymaktadır. Ayrıca, bu tür kişiler, yeterince bilse bile sınava yansıtamayacağını düşünürler. Çünkü, hep sınav sonucundaki en olumsuz ihtimali zihinlerinde oluştururlar ve tekrar tekrar o ihtimalin filmini izlerler. Adeta kendilerini adım adım o yönde geleceğe hazırlarlar.

Bilgi eksikliğine dayalı özgüven sorununu çözmenin tek bir yolu vardır, o da; yeterince ve verimli çalışmak.

Sonuç olarak şunu asla unutmayın; İnsanlar, karşılaştıkları sorunlardan daha büyük ve daha güçlüdürler. Büyüklüğünüzün ve gücünüzün farkına varın

kaynak