Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    güney
    Misafir..

    KÖY ENSTİTÜLERİ

    KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN DOĞUŞU ve BAŞARDIKLARI
    Köy Enstitüleri fikri ( 17 Şubat- 4 Mart 1923)
    1. İzmir İktisat Kongresinde kendini gösterir. Bu anlamda
    İzmir İktisat Kongresinde ” liberal ekonomi” modeline uygun
    olarak “ faydacı eğitim” felsefesi benimsenmiştir. Bunun
    kanıtı da, faydacı eğitim felsefesi fikrinin öncüsü John Dewey’in
    Türkiye’ye davet edilmesidir. ( 1924) Dewey kalkınma için
    gerekli eğitim hamlesinin başlatılmasını, eğitim hizmetlerinin
    köye götürülmesi ile sağlanabileceğini belirtmiştir. Köye eğitim
    hizmeti 1936 da başlamış ve bu tarih de 35.000 köyde ilkokul
    yoktur. 16 Milyon nüfusun 12 milyonu köylüdür. Bunlardan
    erkeklerin % 76.7 sı, kadınların ise % 91.8 i okur- yazar değildir.
    İlk adım 1926 da Milli Eğitim Bakanı Mustafa Nejat tarafından
    atılmış “ Köy Muallim mektepleri “ açılmıştır. Daha sonra 1936
    da deneme amaçlı başlayan “ Köy Enstitüleri” 1940 da yasallaşarak
    Türk Eğitim tarihinde doğan reform olmuştur. 1942 de Hasanoğlan
    Yüksek Köy Enstitüsü açılmış ve 1946 da sayıları 21 e ulaşmıştır.
    Kuruluşu üzerinden 6 yıl sonra programları ve dersleri değiştirilmiş,
    1950 yılında da kapatılma sürecine girip 1954 de kapatılmışlardır.

    1950 den sonra “ Marshall yardımı” nın gelişi kapatılma süreçlerinin
    hız kazanmasına neden olmuştur. Bu yardım içinde “Köy Enstitüleri”nden
    vazgeçilmesini sağlayan 12 kadar eğitim projesi vardır.

    KÖY ENSTİTÜLERİ’nin başardıklarını şöyle özetleyebiliriz:
    - Yüzyıllardır biriken feodal toplumun üretim ve yaşam biçimini
    ortadan kaldırmaya başlamıştır.
    - Bilimsel ve felsefi anlamda laik eğitim başlamıştır.
    - Feodal toprak rejiminin değişimi toprak ağalarının kendilerinin
    ortadan kaldırılma tehdidinin hissetmelerine neden
    olmuştur.
    - Sanayi için eğitilmiş, nitelikli iş gücü oluşmaya başlamıştır
    - Sanat, edebiyat, bilim teknoloji de olumlu beklentiler oluşmuştur.
    - Atatürk’ün özlediği demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı
    oluşmaya başlamıştır.
    - Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye
    başlamıştır.
    - Ezberci değil, analitik düşünen- sorgulayan birey yetiştiren demokratik
    ve üretici eğitim başlamıştır.
    Bu bağlamda yukarıda yer alan özellikler statükoyu rahatsız etmeye
    başlamıştır.
    Köy Enstitülerini kuranlarda yıkanlarda statükolarını korumak ve
    güçlendirmek için hareket etmişlerdir.
    Bu emellerini gizlemek için de “ Köy Enstitü”lerinin üzerinden politika
    yapmışlardır.
    Görüldüğü gibi, demokratik kültürden, bilim ve bilimsel düşünceden yana
    olmayan her birey ve kurum “ Köy Enstitü”lerinin ortadan kaldırılmasında
    birinci derecede sorumluluk sahibidir.

    Bu gün önemli olan ; Köy Enstitüsü ruhunun yeniden kazanabilmektir.


    MUSTAFA DEMİR...

  2. #2
    güney
    Misafir..

    Cevap: KÖY ENSTİTÜLERİ

    “Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik.”

    Hasan Âli Yücel

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: KÖY ENSTİTÜLERİ

    Alıntı güney´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    “Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik.”

    Hasan Âli Yücel
    Yani imam dr. olamaz ama devrimci öğretmen nede olsa eğitilmiştir mi? Ne konuda, arı bakmak, hayvan yetiştiriciliği ve biraz da öğretmenlik ile bol kepçe siyaset ki devrimcilik şartı ile. Bana göre sağlık eğitimi almış herkes kademe ve eğitimi ölçüsünde katkı sağlamalı.

    Tadı damağınızda kaldı! yazık. Alaycılığımı lütfen hoş görün, iyiki devamı gelmedi, Sayın rahmetli Ecevit'in Giresun İlindeki köykentini gördüm bizzat, Allah bizi korumuş.
    Hasanoğlan hikayelerini ise karşı ve yandaş olarak herkes biliyor, kalan eski tüfeklere bile güç yetmiyor, memleketi babalarının çiftliği sanmaktan yana. Yinede iyi bir nostalji çekmişsiniz kendinize güney hanım. Sade bu konu değil bilinçli olarak eklediğiniz direk ve endirek konularınızla, İyi forumlar.

Yukarı Çık