+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

19 MAYIS 1919 günü Samsun'a çıktım

YAŞAM VE İNSAN Kategorisinde ve Mustafa Kemal Atatürk Forumunda Bulunan 19 MAYIS 1919 günü Samsun'a çıktım Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Merhaba 1919 yılı Mayısının 19 uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaşta

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.893
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    25
    Rep Gücü
    88646

    19 MAYIS 1919 günü Samsun'a çıktım

    Merhaba



    1919 yılı Mayısının 19 uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmis, koşulları ağır bir "Ateşkes Anlaşması" imzalanmış. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu Genel Savaşa sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki Hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.
    Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...

    İtilâf devletleri, Ateşkes Anlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer uydurma nedenle,
    İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbulda.
    Adana iline Fransızlar;
    Urfa, Maraş, Antebe İngilizler girmişler.
    Antalya ile Konyada İtalyan birlikleri,
    Merzifonla Samsunda İngiliz askerleri bulunuyor.

    Her yanda yabancı devletlerin subay ve memurları ve özel adamları çalışmakta. Daha sonra, sözümüze başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 mayıs 1919 da İtilaf devletlerinin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmire çıkarılıyor.

    Bundan başka, yurdun dört bir bucağında Hıristiyan azınlıklar, gizli, açık, özel istek ve amaçlarının elde edilmesine, devletin bir an önce çökmesine çalışıyorlar.
    Bu açıklamadan sonra genel durumu, daha dar bir çerçeve içine alarak, çabucak ve kolayca, hep birlikte gözden geçirelim:

    Düşman devletler Osmanlı Devletine ve ülkesine maddesel ve tinsel bakımdan saldırmışlar; yoketmeye ve paylaşmaya karar vermişler. Padişah ve Halife olan kişi, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı durumda. Farkında olmadığ halde başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde, olup bitecekleri bekliyor. Felaketin korkunçluğunu ve ağırlığını anlamaya başlayanlar, bulundukları çevreye ve olaylardan etkilenebilme güçlerine göre kurtuluş çaresi saydıkları yollara başvuruyorlar... Ordu, adı var, kendi yok bir durumda. Komutanlar ve subaylar, Genel Savaşın bunca sıkıntı ve güçlükleriyle yorgun, yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor; gözleri önünde derinleşen karanlık felâket uçurumunun kıyısında kafaları, çıkar yol, kurtuluş yolu aramakta... Burada, pek önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım.
    Ulus ve ordu,
    Padişah ve Halifenin hayınlığından haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla içten bağlı ve uysal.

    Ulus ve ordu,
    kurtuluş yolu düşünürken bu atadan gelen alışkanlık dolayısıyla kendinden önce yüce halifeliğin ve padişahlığın kurtuluşunu ve dokunulmazlığını düşünüyor.
    Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavramaya yetenekli değil...

    Bu inançla bağdaşmaz görüş ve düşüncelerini açığa vuracakların vay haline!
    Hemen dinsiz,
    vatansız,
    hayin,
    istenmez olur.

    Bir başka önemli noktayı da söylemek gerekir. Kurtuluş yolu ararken,
    İngiltere,
    Fransa,
    İtalya gibi
    büyük devletleri gücendirmemek, temel ilke gibi görülmekteydi.
    Bu devletlerden yalnız biriyle bile başa çıkılamayacağı kuruntusu, hemen bütün kafalarda yer etmişti. Osmanlı Devleti'nin yanında, koskoca Almanya, Avusturya-Macaristan varken hepsini birden yenen, yerlere seren itilâf kuvvetleri karşısında, yeniden onlarla düşmanlığa varabilecek durumlara girmekten daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı.
    Bu anlayışta olan yalnız halk değildi; özellikle, seçkin denilen insanlar bile böyle düşünüyordu.

    Öyleyse, kurtuluş yolu ararken iki şey söz konusu olmayacaktı.
    İlkin, İtilâf devletlerine karşı düşmanlık durumuna girilmeyecekti;
    sonra da, Padişah ve Halifeye canla başla bağlı kalmak temel koşul olacaktı.


    Şimdi baylar, izin verirseniz size bir soru sorayım:
    Bu durum ve koşullar karşısında kurtuluş için, nasıl bir karar düşünülebilirdi? Açıkladığım bilgilere ve gözlem sonuçlarına göre üç türlü karar ortaya atılmıştı:
    Birincisi,
    İngiltere'nin koruyuculuğunu istemek;

    ikincisi,
    Amerika'nın güdümünü istemek.


    ( Bu iki türlü karara varmış olanlar, Osmanlı Devletinin bir bütün olarak kalmasını düşünenlerdir.) Osmanlı ülkesinin çeşitli devletler arasında paylaşılmasından ise, bu ülkeyi bütün olarak bir devletin kanadı altında bulundurmayı yeğleyenlerdir.

    Üçüncü karar,
    bölgesel kurtuluş yollarıyla ilgilidir.
    Örneğin:
    Bazı bölgeler, kendilerinin Osmanlı Devleti'nden koparılacağı görüşüne karşı ondan ayrılmamak yollarına başvuruyor.
    Bazı bölgeler de, Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılacağına, Osmanlı ülkesinin paylaşılacağına olup bitti gözüyle bakarak kendi başlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
    Bu üç türlü kararın gerekçesi, yapmış olduğum açıklamalar arasında vardır.

    Baylar, ben bu kararların hiçbirini yerinde bulmadım.
    Çünkü bu kararların dayandığı bütün kanıtlar ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte, içinde bulunduğumuz o günlerde, Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı.

    Son olarak,
    bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmaktaydı.
    Osmanlı Devleti,
    onun bağımsızığı,
    padişah,
    halife,
    hükümet,
    bunların hepsi kavramı kalmamış birtakım anlamsız sözlerdi.
    Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ve ne gibi yardım istemek düşünülüyordu ?
    O halde sağlam ve gerçek karar ne olabilirdi?

    Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı.
    O da ulus egemenliğine dayanan,
    kayıtsız,
    koşulsuz,
    bağımsız
    yeni bir Türk Devleti kurmak.

    İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da
    Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.

    Bu kararın dayandığı en sağlam düşünüş ve mantık şu idi:
    Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve Şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır.
    Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir.
    Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus,
    uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz.

    Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek
    insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği
    açığa vurmaktan başka bir şey değildir.
    Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların,
    isteyerek başlarına yabancı bir yönetici getirmeleri hiç düşünülemez.

    Oysa,
    Türk'ün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür.
    Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yokolsun, daha iyidir.
    Ö y l e y s e,
    y a b a ğ ı m s ı z l ı k,
    y a ölüm!


    Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
    NUTUK
    Gazi ve silah arkadaslarina rahmet diliyorum
    19 Mayis KUTLU OLSUN!!!
    YukseLL  (19-05-2017) Bunu beğendi.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    33
    Mesaj
    1.049
    Beğenmiş
    64
    Beğenilmiş
    51
    Rep Gücü
    17

    Cevap: 19 MAYIS 1919 günü Samsun'a çıktım

    Samsuna Canik mi denmiş?
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı
    Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış
    nutukta geçiyor bu söz. Nutuku kim yazdı? Yazarı Mustafa Kemal görünüyor ama içini kim doldurdu? M.Kemal Vahidüddine övgüler dizmiştir. Neden hakaret etsin?
    Osmanlı hiçbir antlaşma imzalamadı ve gavuru tepelemeye devam ettti. Ama anlaşma olmadan Devletimizi batının amerikanın rusyanın sömürgesi ve onların şeytani hayatlarının bir kuklası yapanlar yani resmen ve tecilen boyun eğenler çıkmışlar Hünkarlara laf atıyorlar...
    Her yanda yabancı devletlerin subay ve memurları ve özel adamları çalışmakta
    Tüm Anadolunun işgal edilidği iddia edilmesine rağmen nedense hiçbiryerde işgal askeri gören olmamış... Herhalde gizli bir işgal yaptılar. O kadar gizli ki işgal edenin bile haberi yok!!
    Savaş Anadoluda olmadı ama solcuların hafsalası bizim cengimizi almadığından yuvarlıyorlar bi şeyler... Biz yenilebiliriz. Biz ezilebiliriz. Biz başaramayabiliriz. Çünkü biz savaşıyoruz, biz omuzlamışız. Güçlü olmayabiliriz belki hiç olamayacağız. AMa Hak uğruna dava ancak bizde kalacak. Sırf güçlü diye boyun eğenlerin yalanlarını bugünkü sefillikleri ortaya çıkaracak.
    Cenk erinin seyranı eksik olmaz!!! Kalanını boyun eğenler düşünsün!
    Komutanlar ve subaylar, .... yürekleri kan ağlıyor
    ismet inönü de ne sulugözmüş yahu. hem de netenyahu!! inönünün düşmanla olan birlikteliğini bilmiyor olsak bizim için ağladığını sanarız. Sahi yazmamışsınız neden ağlıor inönü?
    İlkin, İtilâf devletlerine karşı düşmanlık durumuna girilmeyecekti;
    sonra da, Padişah ve Halifeye canla başla bağlı kalmak temel koşul olacaktı.
    düşmanla padişah aynı gibi gösteriliyor. Peki düşmanın tüm emirleirni neden solcular uyguladı? Madem padişah düşmanla aynıydı, solcular da padişaha yani düşmana karşı O zaman neden düşmanın santim santim her isteğini yaptılar?
    Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı
    Dünya avucumuzun içindedir. Kalabalıklar vardır. Ama kahramanlar tektir. Türk kalabalıkların kahramanıdır. 30 tane Türkiye hibe edenler şu anki Türkiyeyi bile sömürgeye döndürdüler de çıkmışlar daha da kendilerini kahraman ilan ediyorlar. Kahramansanız savaştıysanız gösterin savaş meydanlarınız, gösterin şehitlikleri? Çanakkaleden bahsetmeyin sakın. O son Türk savaşıdır, o savaşta solcular yoktu. solcular zaten hiç savaşmadı, sol demek boyun eğen demek kabilin çocuğu demektir.
    Osmanlıyı parçalarken hep bu yalanları ürettiler. Hepimiz hür olacakmışız. Müslüman kardeşlerimizden ayrılınca mı hür olacağız? Böl Parçala Yönet divide-concuir Bizi komple göze alamayanlar, lokma lokma yuttular. Ve bugün düşman tam tepemizde ve hala geçmişi başarı diye anlatıyorlar... Kaçmak kurtuluş mudur? Sınırlarımız daralınca köşemize çekilince kaçtığımız yerlerdeki işkenceler sona mı erdi? Biz kaçtık da oralar ferahladı mı? Korkaklığın kaşçmışllığın sıfatsızlığın ve hezimeti başarı diye anlatmaktır bu. Kaçtığımız yerlerde yapılanlar bizim şerefimizi azaltmıtır.
    """Savaşan kaybedebilir, savaşmayan kaybetmiştir.""" Comandante
    padişah,
    halife,
    hükümet,
    bunların hepsi kavramı kalmamış birtakım anlamsız sözlerdi.
    M.Kemal solcuların anlattığı M.Kemal olsaydı değer aramazdık belki. Ama M.Kemal solcu muydu? Halifeye padişaha sövmüş müydü?
    M.Kemal bizzat seçilerek Osmanlı tarafından Anadoluya yollanmıştır. Vahidüddinin elini eteğini öpüp izin belgesi alarak yola çıkmış ve Bandırma vapurunu durduran ingiliz geöilerine padişah iznini göstererek yoluna devam etmiştir. İngiliz gemisi Bandırmayı geçirmem deseydi arkadan gelecek Osmanlı şamarının ismi Vahidüddin olacaktı. Sivasa gittiğinde oradaki askerler M.Kemale saldırmış ve onu tanımayacaklarını ilan etmiş ve M.Kemal de onlara uygun hareket etmiştir. Bunun ardından M.Kemal daha da etkisizleşmiş ve en son yeniden OSmanlı taraftarları tarafından mecliste ismet inönünün etkisizleştirilerek başkomutan yapılana kadar ses çıkaramamıştır. Başkomutan olduktan sonra da "rzil ettin herşeyi" diye kendisine bağıran vekile "beni siz seçtiniz" yani Osmanlı seçti demiştir.

    Reis konuşuyor dinleyin! Kendisine Başbuğ da denir
    "" İngilizler tarafından satın alınan ve milleti birbirine düşürmek maksadını güden bazı hainler sizi aldatmak için türlü türlü yalanlar söylüyorlar. İzmir'in, Antalya'nın, Adana'nın, Ayıntab ve Maraş ve Urfa havalisinin düşmanlar tarafından işgali üzerine silaha sarılan milletdaş ve dindaşlarımızı yine size mahvettirmek için Padişah ve Halifeye isyan sözünü ortaya atıyorlar. Millet Meclisi, Halife ve Padişahımızı düşman tazyikinden kurtarmak, Anadolu'nun parça parça şunun bunun elinde kalmasına mani olmak, payitahtımızı yine Anavatana bağlamak için çalışıyor. Biz vekilleriniz Cenab-ı Hak ve Resul-ü Ekremi namına yemin ederiz ki Padişaha ve Halifeye isyan sözü bir yalandan ibarettir ve bundan maksat vatanı müdafaa eden kuvvetleri, aldatılan Müslümanların elleriyle mahvetmek ve memleketi sahipsiz bırakarak elde etmektir. Hind'in, Mısır'ın başına gelen halden mübarek vatanımızı kurtarmak için İngiliz casuslarının sizi aldatmak üzere uydurdukları yalana inanmayın! İzmir'ini, Adana'sını, Urfa ve Maraşı'nı, El-Hasıl vatanın düşman istilasına uğramış kısımlarını müdafaa edenler, din ve milletlerinin şerefi için kan döken kardeşlerinizi arkadan size vurdurmak isteyen alçakları dinlemeyin ve onları Millet Meclisi'nin kararı üzerine cezalandıracak olanlara yardım edin, ta ki din son yurdunu kaybetmesin, ta ki milletimiz köle olmasın. Biz birlik oldukça düşman üzerimize gelemeyeceğini resmen ilan etti. Onun candan özlediği aramızda nifak ve şikaktır. Allah'ın laneti düşmana yardım eden hainlerin üzerine olsun ve rahmet ve tevfik Halife ve Padişahımızı, millet ve vatanı kurtarmak için çalışanların üzerinden eksik olmasın.""""
    Mustafa Kemal Atatürk

    Biz Mustafa Kemalin şu yazısında parlayan millet oluyoruz. ÇanakkalE de alemül cihanı şamarlayan tepesine binen OSMANLI oluyoruz! Bizim anlatacağımız çok şey var. Ama sizlerin anlatacağınız bir şey yok. Bari yalan konuşmayın!

Benzer Konular

  1. Samsun Anadolu Lisesi.............Samsun ANatolian High School
    karafetva Tarafından Lise Forum Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-01-2017, 09:32 PM
  2. 1919'un Şifresi
    sebahat35 Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 03-11-2008, 11:21 AM
  3. Depresyondan Çıktım, Şimdi Eve Gidiyorum
    Mevt Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-04-2008, 10:03 AM
  4. Ereğli'den Çıktım Sökün Eyledim
    dogangunes Tarafından Türküler ve Hikayeleri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-12-2007, 07:01 PM
  5. 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Samsun'da
    Gül@y Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-05-2007, 09:51 AM
Yukarı Çık