LAİKLİK: Devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını icap ettirir. Devlet düzenini Allah'ın kanunları belirliyemez görüşü savunulup, dinin devletler hukukuna dair indirilen hükümleri yok sayılmıştır.

DEMOKRASİ: Bu sistemde halkın üzerinde hiçbir güç olamaz, halk kendi kendini yönetme yetkisine sahiptir, kanunu koyan ve kendisine itaat edilen Allah (c.c.) değil, insandır. "Gerçek demokratik ilke, hiç kimsenin halkın üzerinde bir güce sahip olmaması demektir." [Lord Acton]

DEMOKRASİ: Batıl ve İslam'a zıt olsa bile, çoğunluğun görüşü mukaddes ve geçerlidir. Yöneticinin seçimi konusunda, en basit ve cahil insanla, en takvalı ve alim insanlar eşit tutulur. "Demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikedir." [John f. Kennedy]

DEMOKRASİ: Yönetici olan kimsenin Allah'a ait olan çoğu yetkiyi kendisinde bulundurma hakkı vardır. Fakat, Allah'ın kendi hakkı olan konularla ilgili kanun yapma yetkisi yoktur; çünkü kanunu hakimiyette ortaklık iddaa eden insanlar belirler. "Demokrasi esasen ferdidir, bu vasıf vatandaşın hakimiyete insan sıfatıyla iştirak etmesidir." [M.K.Atatürk]

DEMOKRASİ: Allah'ı inkar etmez ancak, yeryüzüne müdahale etmekten elini çektirip sadece göklerin sevk ve idare edilmesi görevini O'na tevd eder ve Allah'ın yeryüzüne ilişkin "uluhiyet" sıfatını fonksiyonsuz hale getirmek ister. Bu sistemde Allah kişinin hak ve özgürlüğüne karışamaz dahası haddini aşıp bu konularda kanun dahi koyamaz çünkü "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" ve bir kanun koyulucaksa bu kanunu belirleyecek olan sadece halktır, bu konuda da kendisinden daha iyi bir kanun koyucu tanımaz.

İslam işleyişi bakımından içinde demokrasinin de (seçme seçilme hakkı) , laikliğin de (dinlere saygı) gibi bazı hükümlerini zaten getirmiştir. Ama sorun seçme seçilmede değil, bundan sonra Allah'ın kitabına göre hüküm verme yerine, insanların kendi kanunlarına göre hüküm verme isteğindedir. İslam'a göre kanunu Allah koyar, insanlarda bu kanuna göre birbirlerini yönetir.

Kuran herşeyden önce 3 temel kavramdan meydana gelmiş bir bütündür ve bu bütün bozulamaz, değiştirilemez.. Bu kavramlardan biri ve en önemlisi Şeriat 'tir...Kuran’sız İslam olamıyacağına göre, Şeriat bölümleri kaldırılmış Kuran’da olamaz.. Eğerki böyle bir durum gerçekleşirse Kuran’ın bütünlüğü ortadan kalkar..

Dinimize göre eğerki bir topluluk Allah'ın nizamından başka bir nizama, Allah'ın hükmünden başka bir hükme, Allah'ın beşere koyduğu Şeriattan başka bir kanuna sorgusuz sualsiz, itaat ederse...Evet! Bunları yaparsa putlara ibadet eden ve heykellere secde edenler gibidir. Bunların aralarında hiçbir fark yoktur. Puta tapanlar ibadette Allah'a putları ortak kılmış; bu sistemde ise insanlar Allah'ın hükmüne ortak kılınmıştır.

" Diyorlar ki; hüküm verme işinde bize bir pay var mıdır? De ki; emrin ve hükmün tamamı yalnız Allah'a aittir." (Al-i İmran 154)
" Allah hükmünde kendisine ortak kabul etmez" (Kehf 26)
"...İnsanlar arasında Allah'ın gösterdiği gibi hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!" (Nisa 105)
" Allah ve resulü birşeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına işlerinde başka bir yol seçme hakkı yoktur..." (Ahzab 36)
"...Kim Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermez ise onlar kafirlerin ta kendileridir. (Maide : 44)


Tabiki her düzene karşı çıkanlar olduğu gibi laik düzene de karşı çıkanlar olmuştur olucaktır da.. Karşıt görüşlülere bir öneri olarak: (Elden geldiğince çok haramı bırakarak az haramı veya harama bulaşmış rızkı zorunlu olarak kullanmaktır. Katışıksız helal rızk sağlayacak geçim vasıtalarını bu düzen içinde yaşayarak elde etmek imkansızdır. Uygulama da haramın en az karıştığı yolu ve vasıtaları nasıl seçebileceğini ayarlamak sana bağlıdır.) [Mevdudi , cilt:1, sayfa 75]