1. Sayfa, Toplam 5 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 42
  1. #1
    Tecrübeli Üye yeşeren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesaj
    373
    Rep Gücü
    4215

    stat Atatürk Diktatör Olmak Zorundaydı Yoksa Cumhuriyeti Kuramazdı

    Okula giden çocuklara rastladım dün yoacakllarda.

    Onlar için çok üzüldüm.

    Zavallı “eğitim mahkûmları”, hayatlarının en güzel, en eğlenceli olması gereken yıllarını, daha sonra unutacakları bir sürü saçmalığı öğrenmek, ciddi bir “beyin yıkamasından” geçmek, kişiliklerini, tek tip adam yetiştiren “tornaya” teslim etmek için harcayacaklar.

    Gidecekleri okulların birinci amacı, onlara “ulu önder” Atatürk’ün müthiş bir adam olduğunu, hiç hata yapmadığını ve Türkiye’yi sadece Atatürk’ün yaptıklarını tekrar etmenin kurtaracağını ezberletmek, zihinlerine bu yalanı kazımak olacak.

    Cumhuriyet tarihi boyunca okullar bunu yaptılar.

    Dün yazıişleri toplantısında Tuğba, çocukluğunda en büyük korkusunun “Allah mı daha büyük, Atatürk mü daha büyük” sorusuyla karşılaşmak olduğunu, çocukken hangisinin daha büyük olduğuna bir türlü karar veremediğini anlatıyordu.

    Çocukları bu tür korkulara iten bir eğitimden geçti insanlar bu ülkede, hâlâ da geçiyorlar.

    Yeni Milli Eğitim Bakanı bazı değişiklikler yapmaya çalışıyor ama dün Kürşat Bumin’in yazısında yer verdiği YÖK Kanunu’nun girişi “yükseköğrenim”in amacını anlatmaya şu maddeyle başlıyor:


    “1- Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı...”

    Gerisini yazmaya bile gerek yok, birinci amacı bu olan bir üniversiteden çıkacak insanların “özgür düşünceli” bireyler olması mümkün mü sizce?

    Zaten bizdeki eğitimin amacı, “özgür düşünceli birey” değil, itaatkâr bir sürüye, öğrendiği ezberleri tekrar eden koyunlar yetiştirmektir.

    Cumhuriyet’in eğitim anlayışı ve amacı da budur.

    Daha sakatlık adından başlıyor, ne demek “milli” eğitim?

    Fiziğin, coğrafyanın, biyolojinin, kimyanın “millisi” nasıl oluyor?

    Olmuyor tabii ki ama dert çocuklara “fizik” öğretmek değil, dert, Atatürk’ün bir “diktatör” olduğunu saklamak ve bir diktatörlüğü “yeryüzünün tek kutsal ve doğru” yönetimi olarak çocuklara ezberletmek.


    “Atatürk diktatör olmak zorundaydı, başka türlü cumhuriyeti kuramazdı” diyenler olduğunu biliyorum, mecbur muydu değil miydi tartışmasına gerek yok bence ama şu soruya gerek var:


    “De ki Atatürk diktatör olmaya mecburdu, peki biz o diktatörlüğü hâlâ kutsamaya ve en iyi yönetim biçimi olarak çocuklara ezberletmeye mecbur muyuz?”


    “Devletinin ve ordusunun” her yaptığına boyun eğecek, hiç sorgulamayacak, soru sormayacak, düşünmeyecek, tartışmayacak insanlar yetiştirmek istiyorsak mecburuz tabii.

    Biliyorsunuz bizim ünlü bir “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”muz var.


    “Eğitim birliği” demek.

    Bu ülkedeki her ırktan, her dinden, her mezhepten çocuğun “tek elden ve tek merkezden”eğitilmesi anl***** geliyor.

    Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki “Talim ve Terbiye Kurulu” denen yerde sekiz on adam oturur, bu ülkedeki çocukların neler öğrenmesi ve neleri de “asla” öğrenmemesi gerektiğine karar verirler.

    Onların karar verdiğinin dışında hiçbir şey öğretilemez çocuklara.

    Düpedüz faşist ve ırkçı bir anlayışı kazırlar çocukların zihnine.


    “Bir Türk cihana bedeldir”, “Ne mutlu Türküm diyene”, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” türünden bir “faşizm parfümü” ciltlerinin altına enjekte edilir, artık hayat boyu o kokudan kurtulamazsın.

    Yeryüzünde Türk’ten başka “önemli” insan olduğuna inanmaz, Türk olmayan herkese aşağılayarak, küçümseyerek, kuşkuyla bakarsın.

    Bir yandan da “düvel-i muazzama”nın Türk’e düşman olduğunu, hep Türklere kötülük yaptığını, Türkleri kandırdığını öğrenirsin.

    Böylece hem en büyük, hem de sürekli kandırılan bir salak olmayı aynı anda benimser, en halisinden bir kişilik çatlamasını daha yedi yaşında yaşarsın.

    Tarih, diye de baştan aşağı yalan bir hikâye anlatırlar.

    Hep biz haklıyızdır, hep biz güçlüyüzdür.

    Bırakın “Ermeni soykırımı” lafını “Ermeni meselesi” diye bir olayı bile duymazsın okulda, sonra büyüyüp de bir yerde “Türkler Ermenileri öldürtmüş” sözüyle karşılaşınca da “yalan bu” diye bağırırsın.

    Kürt diye kimse yaşamaz bizim ülkemizde bu “eğitim anlayışına” göre, burada herkes Türk’tür ve herkes varlığını Türk varlığına armağan eder.

    Osmanlı’nın İttihatçılardan önceki padişahları “deli, çılgın, manyak, sapık” olsalar bile iyidir, İttihatçılardan sonraki padişahlarının hepsi de “hain, katil, rezil, budaladır”.

    Bu eğitime göre “dindarlar” yobazdır, Batı kültürünü ve demokrasisini beğenenler “züppedir” ama Batı müziği dinlemeyen ve Batılı gibi giyinmeyenler de “gericidir”, Tanzimat bir felakettir...

    Türkiye’de sorunun “özü”, bizi çocukluğumuzdan itibaren zehirleyen bu eğitim ve bize ezberletilen yalanlardır, bu “milli” eğitimi “gerçek” bir eğitime dönüştürmeden de yaratıcı ve özgür bireylere sahip, gerçekten demokrat bir toplum haline gelmek, emin olun, çok zordur.

    AHMET ALTAN - TARAF

  2. #2
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18410
    Yok artık.Bu kadar da olmaz. !...
    Adam kahrından öldü gitti siz içkiden dersiniz
    Adam millet oluşturdu verdi diktatör dersiniz.
    Adamı yattığı yerde rahat bırakın.Zira kemikleri sızlıyor.!...

  3. #3
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54809
    Tevhid-i tedrisata kurban ol sen. Şimdi ki eğitime bakıyorum ve bir de toplumun geldiği hale; tam bir kanalizasyon görüyorum...

  4. #4
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    okadarda kötü degil durum en azindan eksik ve kusurlarimizi tartisabilir olduk. buda bir ilerlemedir. sevgiyi tanimak hosgorulu olabilmek, paylasmayi bilmek, yardim sever olmak, cevreye duyarlilik, canlilari sevmek gibi konularinda din dersi icine sokulmasini isterdim bende. hatta beklide ilkokulda ogretilmeli bunlar. neyseki mehdi geliyor butun bunlar cozulecek onun anlayisi ile.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  5. #5
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18410
    Bu konuya kötü değil mi diyorsunuz ?

  6. #6
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesaj
    138
    Rep Gücü
    855
    Ne garip ki, Ahmet Altan'ın yazısına verilen tepkiler adamı haklı çıkarıyor ^_^
    Öncelikle diktatörlüğün tanımını yapmak lazım, sonra kimin diktatör olup olmadığı ayan beyan ortaya çıkacaktır zaten ^_^

  7. #7
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18410
    Şu ana yakınımsı olabilir o bile değilken öncekine nasıl böyle denilebilir ?.

  8. #8
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    Alıntı consume´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu konuya kötü değil mi diyorsunuz ?
    selam ederim sayin consume;

    evet. bir konunun tartismaya kapali olmasi demek akil ve idrakin kapali olmasi demektir, bunun anlamida dikda etmektir üzgünümki bu boyledir. bu konu dinde de aynidir siyasettede aynidir ilim bilimdede aynidir. tartistikca yol alir insan. bakiniz din tartisilmadi ne hale geldi, ataturkculuk de ayni durumdadir. tartismak dusunup dogruyu bulmada ilk adimdir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  9. #9
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18410
    Peygambere dil uzatıldığında gösterilen tepkide tartışmaya açık hale geldik ne güzel diyebilir misiniz ?

  10. #10
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesaj
    138
    Rep Gücü
    855
    Sorun da bu zaten... Ahmet Altan'ın da vurgu yaptığı gibi; Atatürk, gençliğin zihnine kutsal olarak kazındı. Kimseye dil uzatmak yakışmaz ama eleştirilmez de diyemeyiz takdiriniz... Zaten bu eleştirilemez rejimin karın ağrısını çekmekteyiz hala. Kapitalistleşme, uluslaşma, modernleşme sürecini tamamlamış ülkeler, ki, bazıları için bize göre çok daha yeni olmasına rağmen burjuva aydınlanmasının, bu sorunlarını uzun zaman önce hallettiler. Bizler hala Ermeni ve Kürt sorunlarını bırakın tartışmayı, bundan bahsetmeyi bile lanetliyoruz.

1. Sayfa, Toplam 5 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Kepaze bir diktatör
    mopsy Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-12-2011, 11:00 AM
  2. Tem'muz cumhuriyeti
    bursali68 Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 22-07-2011, 10:52 AM
  3. Kürkçü mü olmak zordur yoksa?
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-06-2010, 10:33 PM
  4. Tarihe Hükmeden On Diktatör
    SOSYALİST Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-04-2009, 10:45 AM
  5. 10 KASIM 2007 de ATATÜRK OLMAK...
    ferdane_şirin Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 27-04-2008, 12:02 PM
Yukarı Çık