1. Sayfa, Toplam 5 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 41

İçimizden Biri ATATÜRK (Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI)

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Mustafa Kemal Atatürk Forumunda İçimizden Biri ATATÜRK (Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI) Konusununun içerigi kısaca ->> İçimizden Biri ATATÜRK Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21 nci ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    255
    Rep Gücü
    1624

    İçimizden Biri ATATÜRK (Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI)

    İçimizden Biri ATATÜRK
    Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI

    Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler kendi halkları tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hala halkının ve dünyanın nabzında en büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen dünyadaki tek lider.
    Önemli olanda sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?
    ATATÜRK’ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker ATATÜRK ya da devlet adamı ATATÜRK olarak.
    Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten herhalde bir başkasına da rastlamamız mümkün değil. En büyük düşmanı; hani şu ordularını denize döktüğü düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis. Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı olmadan her Cumhuriyet bayramı Atina’daki Türk büyükelçiliğine gidiyor Trikopis, ATATÜRK’ün resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda bulunuyor. Böyle bir saygıyı en büyük düşmanında uyandırabilen bir Mustafa Kemal.
    Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüzyirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der:
    “Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim” dedirten o büyük özlemi ve onu oluşturabilen Mustafa Kemal’i.
    Yada, yıl 1938. Bir İran’lı şair bir Tahran gazetesine ölümü üzerine bir şiir yazar. İşte o şiirin iki mısrasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Diyorki;
    “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir.” dizelerindeki bu kıskançlığı oluşturabilen Mustafa Kemal.
    Yıl 1976, UNESCO üyelerine bir öneriyle gelir. Öneri paketindeki bir cümleyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki ”Bu gün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir.” Öneri nedir ? Öneri ise onun doğumunun yüzüncü yılında, 152 üyesi vardı UNESCO’nun 152 ülkenin devletleri aynı anda kutlasın önerisidir. Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler:
    “Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?” şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler;
    ”Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterimki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız” sözlerini döktürtebilen bir Mustafa Kemal. Sonra nemi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok 152 ülke şu metne imza atar; hani İsveç delegesi demişti ya “ne yani” diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler;
    ”Ben ATATÜRK’ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum” diyecektir.
    İşte o muhteşem belge diyorki;

    “ ATATÜRK KİMDİR; ATATÜRK ULULARARASI ANLAYIŞ, İŞBİRLİĞİ, BARIŞ YOLUNDA ÇABA GÖSTERMİŞ ÜSTÜN KİŞİ, OLAĞANÜSTÜ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR İNKİLAPÇI, SÖMÜRGECİLİK VE YAYILMACILIĞA KARŞI SAVAŞAN İLK ÖNDER, İNSAN HAKLARINA SAYGILI, DÜNYA BARIŞININ ÖNCÜSÜ, BÜTÜN YAŞAMI BOYUNCA İNSANLAR ARASINDA RENK, DİL, DİN, IRK AYIRIMI GÖSTERMEYEN, EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU”
    Var mı böyle bir metin! Bir filozof derki “bir ülke için kıstas aradığınız zaman o ülkenin en büyük liderini gözden geçirin” şu anda kıstas arayan ülkelere sanıyorum bundan daha iyi bir metin gösteremeyiz. İşte bu metin 152 ülke tarafından imzalanmıştır. Eşi olmayan devlet adamı metni. Peki daha sonra ne olmuştur; 151 ülkede hemen hemen bir yıl boyunca her yerde bu metni görebiliriz, soruyorsunuz bana o bir ülke kim? İşte o ülkenin adını vermeye benim dilim maalesef varmıyor.
    Hadi gelin Haiti’ye gidelim. Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı ölür. Bir vasiyet bırakmıştır. Haiti’ye baktım haritada bir kutup kadar uzak ülke. Haiti Cumhurbaşkanı 1996 da öldüğünde vasiyeti açılır. Vasiyetinde mezar taşına yazılması için bir metin bırakmıştır. Haiti Cumhurbaşkanının bugün mezar taşında yazan hitabeyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki “Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm”
    Peki yıllar bir şey değiştirir mi? Hayır. 2000 yılında bizim medyanın kaçırdığı bir bilgi var, ABD Başkanı milenyum mesajını veriyor. Mesajın bir yerinde aynen şunları söyler; “Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir.” 2000 de ABD Başkanına işte bu gerçeği de ifade ettirebilen bir Mustafa Kemal var. Asker Mustafa Kemal’in, Devlet adamı Mustafa Kemal’in çok dışında bir Mustafa Kemal.
    2003 de bir şey değişti mi?, 2004? Hayır. 2004 de bir konferans veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dediki “Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç’te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım” dedi. Hanımefendi “nedir o deyim” dedim. “Norveççe’de “ATATÜRK gibi düşünmek” deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi” ”nerelerde kullanırsınız” dediğimde “Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var. Birde ATATÜRK gibi düşün”. O gün otelime geldim televizyonu açtım o kadar çok kişiye bir de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorumki galiba Norveççe’den çok bizim dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.
    Bir İngiliz gazeteci ATATÜRK’le bir röportaj yapar. Röportajını Amerikan Büyük Kütüphanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa Kemal’e şöyle sorar gazeteci; ”Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” Mustafa Kemal’in cevabı aynen şöyle :
    “Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz”. Evet, Birleşmiş Milletler sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke olur Mustafa Kemal’in ülkesi, Türkiyesi Birleşmiş Milletlere. Sanıyorum ondan feyz alacağımız çok şey var aslında Mustafa Kemal’den. Ama bu arada 2005’de daha yeni iki üç gün önce yabancı gazeteyi okuyorum. Sürmanşet büyük puntolarla şu başlığı atmış “Bu gün Ortadoğu’ya düzinelerle ATATÜRK lazım”. dedim yazara ATATÜRK ‘ü hiç tanımıyor herhalde. Düzineye hiç gerek yok tek bir tanesi de yeterdi aslında.
    Örnek vermeye devam edersem inanın konferans böyle biter. Filipinlerden Çin’e kadar o kadar çok örnek varki. Ama gördük 1925’de 1938’de 1996’da 2000’de 2005’de her ülkeden, her cinsten, her statüden insanın özlemle, sevgiyle, saygıyla aradığı ama bizim olan bir Mustafa Kemal’den bahsediyoruz. Bu gün Türkiye’nin en büyük sorunu nedir? dersem cevap olarak kulağıma gelenler şunlar; ekonomi diyorsunuz işsizlik diyorsunuz. Ama bence Türkiye’nin çok önemli bir problemi var o problemi çözersek Türkiye ekonomiyi de çözer Türkiye işsizliği de çözer. Evet Türkiye’de lider yetiştirme sorunu var.
    Lider deyince de nedense hep siyasi lider anlıyoruz ben ondan bahsetmiyorum, benim lider dediğim çok kapsamlı bir kavram. Yoksa içersindeki tek bir terimdir siyasi lider veya sosyal lider. Ama lider dediğim zaman ben asrın lideri dünya liderinden bahsediyorum. İşte böyle liderlere ihtiyacımız var. Ben şimdi soracağım size şu anda karşımda pek çok genç arkadaşım oturuyor. Bunlardan bir tanesinin bir kaç dönem sonrasının Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı yada Başbakanı, Maliye Bakanı yada evinin anne babası olmadığını bana iddia edebilir misiniz? Belki sizsiniz, ama bilinizki işte bugün sizlerle paylaşacağım konu asrın lideri, dünya lideri yada lider olmanın küçük sırlarını ATATÜRK’le sizinle paylaşacağım.
    İlk sırrımız; ATATÜRK tamam arkadaşım ben topraklarınızı kurtardım askeri bir dehayım deyip yerine çekilmemiş hemen asker elbisesini çıkartıp sivil elbisesini giymiş ve inanırmısınız sınırlarını hangi sınırın lideri ise o sınırların içerisinde ne var ise ama ne var ise taşından toprağına hepsinin ama hepsinin sorumluluğunu omuzlarında hissetmiştir de onun için Mustafa Kemal bugün dünya lideridir. Nasıl mı ?
    ATATÜRK’ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir. 25 yıllık araştırmacıyım, 7 tespitim oldu. İlki Çanakkale’de topçu atışımız başladığı sırada döktüğü gözyaşıdır, bir diğeri ise hepimizin bildiği bir hikaye ama ben yine de anlatacağım. O günün Ankarası kurak, çorak bir köy. Çankaya’dan meclise gelirken yol üzerinde sadece ama sadece bir tek iğde ağacı varmış. ATATÜRK o iğde ağacının önünden geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş ve o iğde ağacına selam verirmiş. “Aman demişler paşam ne yapıyorsunuz böyle?”, “Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var”. Yani “niye şaşırıyorsunuz?” der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan arkadaşına “İşte bu benim...” derken bide bakıyor ağaç yok ortada hemen iniyor “Ne yaptınız bu ağaca” diyor. “Paşam” diyorlar “yolu genişletmek için mecburduk kestik o ağacı”. “Yahu diyor bitek bana soraydınız bu ağacı kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum” diyor. Daha fazla dayanamıyor, arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür ağlamaya başlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır. Çok zor şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu için de bu toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal’in omuzlarındadırda onun için.
    Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye başladı. Hani “Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale edebilirim” diye. Çok değil doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.
    Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir. “Yahu” der “sen hayatında hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve niye ?” der. Bahçıvan derki; “Paşam çınar ağacının kökleri köşkün temelini kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı kesiyoruz”. Bir an düşünür; “Hayır gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız” der. Derlerki bu gün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutupta ağaçtan uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil ama ne yapar biliyormusunuz? İstanbul’daki köprü altındaki tramvay raylarını Yalova’ya taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de kazma kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.
    Yıl 1930. Dünya çevre lafını ne zaman etmeye başladı? 1980 den sonra. 1980 den önce, 1930 yılında dünyaya somut bir çevre dersi vermektedir Mustafa Kemal aslında. Ama, biraz acı parantezlerim olacak bu konferansımda. İlk acı parantezimi ATATÜRK kimdir belgesiyle açmıştım, ikinci acı parantezim burada olacak. Hadi gelin 5 Mart 1996 ya gidelim yani günümüze yakın bir gün. “ATATÜRK ve Türk kadını” konulu tiyatrolu konferansımı 25 gençle sunuyorum. 25 gençle birlikte prova yaptık, yorulduk, oturduk, televizyonu açtık. ikinci haber olarak 6 dakika müddetle ve 5 kere görüntü zumlanmak üzere önemli bir haber verildi televizyonda. Haberi aynen aktarıyorum, diyordi ki “Amerika da eski bir ünlü bir müzikhal hiç yıkılmadan dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle raylar üzerinde iki metre kenara çekilerek yerine yeni bir binanın yapıldığı” haberiydi. Dünyada ilk kez lafı da beş kere edildi. gençlerden biri kalktı bana ne dedi biliyor musunuz? “Ya öğretmenim biz tarihe pek bir daldık. Bakın el alem neler yapıyor? Teknik, medeniyet biraz da onlara baksak” diyince arşivimde 1930’da ATATÜRK’ün bu işi yaparken çekilmiş resimleri, raylar üzerindeki çekilen resimleri gösterdim kendilerine ve dedim ki ”şu anda ne söyleyeceksiniz bana?”. Bir genç kalktı ne dedi biliyor musunuz? “Ya öğretmenim suç bizde mi? Biz bu konuyu ilk defa sizden duyuyoruz, sizden görüyoruz bu resimleri”. Ama o haberi bugün milyonlarca Türk genci izledi ve oturdular 25 genç, bu haberi veren televizyona bir faks çektiler. Faksta aynen şu yazıyordu “İkinci haber olarak 6 dakika müddetle ama beş kez şu resimleri göstermek suretiyle bu arada da mutlak suretle mesajı iletin dediler “Bu gün 1996, Amerika çekiyor raylar üzerinde iki metre, yerine yeni bir bina yapıyor, 1930 ATATÜRK çekiyor 4 metre 80 santim, bir ağaç kurtarmak için” bu mesajı da çok iyi verin dediler. Yıl 1996 idi. Yıl 2005 hiçbir televizyonda izlediniz mi? İzlemediniz.
    KAYNAK(ALINTI)


    İçimizden Biri ATATÜRK
    Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI
    Konu yusolis tarafından (22-05-2009 Saat 01:44 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Emeğinize sağlık,çok güzel bir araştırma olmuş..

    Atatürk tek adamdı,bir daha gelmedi gelmeyecek dünyaya..

    Bütün dünya bir dahi olduğunun farkında,kimisi alkışlıyor,

    kimisi kıskançlıktan yıpratmak istiyor..

    Ne mutlu bizeki,Atatürk'ümüz var..

    Bize düşen,onun ilkelerini,devrimlerini ve düşüncelerini

    yaşatmak ve her daim uygulamaktır..

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    255
    Rep Gücü
    1624

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Emeğinize sağlık,çok güzel bir araştırma olmuş..

    Atatürk tek adamdı,bir daha gelmedi gelmeyecek dünyaya..

    Bütün dünya bir dahi olduğunun farkında,kimisi alkışlıyor,

    kimisi kıskançlıktan yıpratmak istiyor..

    Ne mutlu bizeki,Atatürk'ümüz var..

    Bize düşen,onun ilkelerini,devrimlerini ve düşüncelerini

    yaşatmak ve her daim uygulamaktır..
    Düşüncelerinize aynen katılıyorum. O bir dünya dahi si dünya kahramanıdır. Atatürk 'ümüze sahip çıkmalıyız. Atatürk'ümüzü yıpratmamalıyız. Onun düşüncelerini devrimlerini sonuna kadar yaşatmalıyız. Filimlerle (MUSTAFAM) onu eleştirenleri bu ülkede barındırmamalıyız.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    33
    Rep Gücü
    0

    Icon13 Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı yusolis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Filimlerle (MUSTAFAM) onu eleştirenleri bu ülkede barındırmamalıyız.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
    Kemalizmin gerçek yüzünü görmek adına vesika gibi bir söz maşallah :)

    Yani diyosun ki, "ya sev, ya terket" yada "öldürürüz" ha?

    Bunun adı alınmayın darılmayın ama faşizmdir.

    Bu arada kemalizm asla ve katta Mustafa Kemal dönemi de dahil olmak üzere halkın ideolojisi olmamıştır ve Mustafa Kemal de bizden biri değildir. Günümüzde şımartılan neo-milliyetçilikle beraber Şamdan v.s barlarda yada Cumhuriyet balolarında Kenan Doğulu önderliğinde okutulan 10.Yıl marşlarıyla servis edilen sarhoş elitlerin kendilerini tatmin aracı olmaktan öteye gidememiştir.
    Konu anarkominist tarafından (24-05-2009 Saat 10:27 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı anarkominist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kemalizmin gerçek yüzünü görmek adına vesika gibi bir söz maşallah :)

    Yani diyosun ki, "ya sev, ya terket" yada "öldürürüz" ha?

    Bunun adı alınmayın darılmayın ama faşizmdir.
    Haklısınız aslında bu tür bir söylem faşizmden başka bir şey değildir..
    Ama onun kurduğu bu demokrasi ortamı olduğu için bu şekilde konuşmaya, eleştirmeye hakları olduğunu nasıl unutuyor bu insanlar..
    Arkadaşı da sinirlendiren bu tarz konuşmaya yönlendiren bu olsa gerek..

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    33
    Rep Gücü
    0

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Haklısınız aslında bu tür bir söylem faşizmden başka bir şey değildir..
    Ama onun kurduğu bu demokrasi ortamı olduğu için bu şekilde konuşmaya, eleştirmeye hakları olduğunu nasıl unutuyor bu insanlar..
    Arkadaşı da sinirlendiren bu tarz konuşmaya yönlendiren bu olsa gerek..
    Selam,

    Meseleyi şahsi olarak alma fakat ufak bir hatayı düzeltmem lazım; Mustafa Kemal ve kemalizm asla demokrat da değildir.

    6 okun içinde zaten demokrasi diye bir ilke yoktur.

    Mustafa Kemal'in demokrasi tanımı da şöyledir;

    "Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür. Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet türklerdir." M.K Atatürk.

    Tanıma bak hizaya gel! Böyle demokrasi mi olur :)

    1-Hiçbir millet diğerinden üstün değildir.
    2-Demokrasi de asla sadece Türkler için değildir.

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı anarkominist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam,

    Meseleyi şahsi olarak alma fakat ufak bir hatayı düzeltmem lazım; Mustafa Kemal ve kemalizm asla demokrat da değildir.

    6 okun içinde zaten demokrasi diye bir ilke yoktur.

    Mustafa Kemal'in demokrasi tanımı da şöyledir;

    "Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür. Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet türklerdir." M.K Atatürk.

    Tanıma bak hizaya gel! Böyle demokrasi mi olur :)

    1-Hiçbir millet diğerinden üstün değildir.
    2-Demokrasi de asla sadece Türkler için değildir.
    Şahsi olarak anlamadım ama yine de cevap verme gereği duydum..
    6 okun içinde demokrasi geçmiyor olabilir..
    Ama bu demokrat olduğu gerçeğini değiştirmez..
    Yaptığı devrimlere bakarsan amacının demokrasi ortamı kurmak olduğunu görebilirsin..
    ''Cumhuriyet'' mesela..
    Cumhuriyet yönetim biçimi ,demokrasi ile yakından ilgilidir..
    Yine halkçılık gibi ilkeleri de halkın üstünlüğünü ve bireylerin düşüncelerine verdiği önemi göstermektedir..
    Demokrasinin olmazsa olmaz unsuru o9lan çok seslilik içinde, birçok çalışması olmuştur..
    Çok partili hayata geçilmesini amaçlamıştır..
    Bir diktatörlük kurmak isteseydi, o an bunu da yapabilirdi..
    Ama kendisi gibi düşünmeyenlere de söz hakkı vermiştir, en azından böyle bir Türkiye kurmak için çabalamıştır..
    Şimdi nasıl olurda demokrasi ortamı yaratmaya çalıştığından söz edemeyiz :S

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Merhaba

    Son yillarda Mustafa Kemal pasa hakkinda okudugum en heyecan verici yazi!
    Basvuru bilgilerimin oldugu bolumde hafizaya aldim.
    Bilgilenme/ bilgilendirme yolunda cok isime yarayacak.
    Paylasiminiz icin yurekten tesekkurler!

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    33
    Rep Gücü
    0

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ''Cumhuriyet'' mesela..
    Cumhuriyet yönetim biçimi ,demokrasi ile yakından ilgilidir..
    Hayır, cumhuriyet ile demokrasi birbiriyle kel alakalı kavramlardır. Yönetim biçimi cumhuriyet olabilir ancak demokrasiyi benimsememiş olabilirsiniz. İran İslam Cumhuriyeti gibi...

    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yine halkçılık gibi ilkeleri de halkın üstünlüğünü ve bireylerin düşüncelerine verdiği önemi göstermektedir..
    Halkçılık ilkesi de çok hatalı tanımlamışsınız;

    Halkçılığın açılımı şudur; sınıflar arası çelişki diye birşey yoktur, bu yüzden ülkedeki sınıflar tek vücut olup vatan savunmasına geçmelidir. Yani sosyalizmin tam tersi. Asıl olarak batıda buna korprotif sistem denir ve faşizmin tanımdır.

    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Demokrasinin olmazsa olmaz unsuru o9lan çok seslilik içinde, birçok çalışması olmuştur..
    Ama kendisi gibi düşünmeyenlere de söz hakkı vermiştir, en azından böyle bir Türkiye kurmak için çabalamıştır..
    Mesela? Kimlere?

    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok partili hayata geçilmesini amaçlamıştır
    Bir diktatörlük kurmak isteseydi, o an bunu da yapabilirdi..
    Şimdi nasıl olurda demokrasi ortamı yaratmaya çalıştığından söz edemeyiz :S
    Yaptı zaten, yani kendi yaşamasada kurduğu dikta rejimi hala etkilerini sürdürüyor bu ülkede demokrasi çabaları varsa kemalizme rağmen vardır!

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628

    Cevap: İçimizden Biri ATATÜRK

    Alıntı anarkominist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hayır, cumhuriyet ile demokrasi birbiriyle kel alakalı kavramlardır. Yönetim biçimi cumhuriyet olabilir ancak demokrasiyi benimsememiş olabilirsiniz. İran İslam Cumhuriyeti gibi...



    Halkçılık ilkesi de çok hatalı tanımlamışsınız;

    Halkçılığın açılımı şudur; sınıflar arası çelişki diye birşey yoktur, bu yüzden ülkedeki sınıflar tek vücut olup vatan savunmasına geçmelidir. Yani sosyalizmin tam tersi. Asıl olarak batıda buna korprotif sistem denir ve faşizmin tanımdır.



    Mesela? Kimlere?



    Yaptı zaten, yani kendi yaşamasada kurduğu dikta rejimi hala etkilerini sürdürüyor bu ülkede demokrasi çabaları varsa kemalizme rağmen vardır!
    Ben Cumhuriyet ile Demokrasi'yi eş anlamlı olarak kullanmadım..
    Sadece Cumhuriyet yönetim biçimi ile demokrasinin yakından ilgili olduğunu söyledim.. Cumhuriyet, devlet başkanının ve diğer organların seçimle işbaşına gelmesini ifade eder.. (En azından bir anlamıyla bunu ifade eder.)
    82 Anayasası'nda kabul edilen sisteme göre bu halkın belli aralıklarla devlet başkanını ve devletin diğer organlarını seçmesi ile olmaktadır..
    Yani başka ülkeler demokrasi olmayan bir Cumhuriyet sistemini uyguluyor olsalar bile, bizdeki sistemde bu demokrasi -amaç çoğunlukçu değil çoğulcu demokrasi- ile sağlanmaktadır. O yüzden kelime oyunu yapmamıza çok fazla gerek yok diye düşünüyorum..
    Çünkü şu an Atatürk'ün kurduğu T.Cumhuriyeti'nden bahsediyoruz...


    İkincisi yukarıda yapmak istediğim halkçılık ilkesinin tanımını yapmak değildi..
    Sadece yine ilgisini ifade etmeye çalışmıştım..

    --------Yeni Postalandı 10:22 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 10:14 PM ----------

    Mesela kimler diye sormanız da saçma değil mi?
    Çok partili hayata geçiş çalışmaları bunu göstermniyor mu?

1. Sayfa, Toplam 5 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Biri karga, biri leylek... (Mesneviden..)
    RABİA Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 02-02-2014, 04:16 PM
  2. Yorum: 1
    Son mesaj: 20-12-2012, 11:01 PM
  3. Prof. Dr. Nevzat Tarhan
    erkişi Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 27-03-2008, 01:07 AM
  4. Yorum: 0
    Son mesaj: 06-08-2007, 11:29 AM
  5. Prof. Dr. Mehmet Öz
    Bay X Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-06-2007, 09:31 PM
Yukarı Çık