3. Sayfa, Toplam 3 BirinciBirinci 123
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 29 Toplam: 29

Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Mustafa Kemal Atatürk Forumunda Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri Konusununun içerigi kısaca ->> yavuz34 ´isimli üyeden Alıntı Osmanlı anladığımız anlamda İslam şeriatı ile yönetilen bir ülke değildiki?Yeniçeri askeride isyanlarda palasını çeker Şeriat üsterük! ...

  1. #21
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    Alıntı yavuz34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Osmanlı anladığımız anlamda İslam şeriatı ile yönetilen bir ülke değildiki?Yeniçeri askeride isyanlarda palasını çeker Şeriat üsterük! deye bağırırdı isyanlarda:))) Halbuki yeniçeri askeri laikti. Şarapta içerdi.Çünkü Tariki nazenin Bektaşiyeye bağlı idi.IV Muradın tütün ve Alkol yasağı bile Yeniçeriyi kapsamazdı.Şu Meşhur Bekri Mustafanın Şarap içerken Tedbili kıyafetle dolaşan Padişaha yakalanıpta ceza almamasının nedeni EMEKLİ BİR YENİÇERİ NEFERİ OLMASINDANDIR.Şeriatın o zamanki anlamı ADALETİR.İşte Yeniçeri katliamından sonra kurulan Nizamı Cedid ordusununda yaşantı olarak yeniçeriden farkı yoktu.Çünkü Osmanlı askerinin Molla (MEVALİ)olmasını hiç bir zaman istememiştir.
    Diğer yandan Fes yerine kasket giyimi yani ŞAPKA DEVRİMİ Osmanlı ordusunda gerçekleşmiştir. Şayet I Cihan savaşı sırasında çekilen bazı fotoğraflara bakacak olursanız Osmanlı Zabitlerinin başlarında kasket vardır.Ya MEYHANELERE ne demeli? Anladığımız anlamdaki şeriat düzeninde Meyhane varmıdır?Taaa II Beyazit devrinde dahi YENİÇERİ MEYHANELERİ vardı.Ordu savaşa gideceği zaman arkasındanda Ahiler gelirdi. Savaş mahalline yakın bir yerde PANAYIR KURULURDU. Orada Savaşan asker için her türlü Esnaflık hizmetide verilirdi.Ki burada ESNAF KADINLARDA vardı.Osmanlıda 40 yaşına kadar ki bu subaylığa tekabül eder; Yeniçeri neferinin evlenmesini yasaklamıştı.Pekiyi bu adam o yaşa kadar ne yapacaktı? Şehevi hislerini nasıl giderecekti?Üstelik Yeni Kurulan Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda dahi başlangıçta Taaa BİNBAŞILIĞA KADAR SUBAY EVİNDE DEĞİL KIŞLADA YATARDI! Osmanlıda her şey vardı.
    Haa Zina suçtu.Oda Evli insanlar açısındandı.Ki Zina T.C Ceza kanunumuzda dahi yakın zamana kadar suçtu.O zaman bir Osmanlı zabiti olan Büyük Atatürkün getirdiği Laiklik prensipleri Millet tarafından hiç bir zaman yadırganmamıştır.Çünkü yabancı bir şey getirmemiştir. Sadece CUMHURİYET oda Osmanlı zaten bitmişti ve yapacak başka bir şeyde kalmamıştı.Harf devrimi gerekliydi ancak Osmanlıdan kalan bütün Edebi eserlerinde çevirisi gerekirdi yada her iki yazı beraber öğretilmeliydi,Kadında baş açıklığı? İstanbulda vardı .Ama Anadoluda Mahalle baskısı vardı.
    Şimdi yapılacak şey kanaatimce Osmanlıyı baz olarak alıp Asla Pakistan ,Afganistan,Sudan .....v.s gibi ülkelerin Sünni Hanefi anlayışına sapılmadan birlikte ve kardeşçe bu Milleti Muassır medeniyet seviyesinde ilerletebilmektir. Selamlar.
    Osmanlı tarihi 4.murad döneminden ibaret değildir yavuz bey,

    Esnaf Kadın Hizmeti iddianızın kaynağını da merak ediyorum doğrusu,

    Zina her devirde suçtur,uygulanmıştır/uygulanmamıştır orası ayrı bir mesele,bekara da,evliye de suçtur.
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  2. #22
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    Alıntı mustadaf´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Osmanlı tarihi 4.murad döneminden ibaret değildir yavuz bey,

    Esnaf Kadın Hizmeti iddianızın kaynağını da merak ediyorum doğrusu,

    Zina her devirde suçtur,uygulanmıştır/uygulanmamıştır orası ayrı bir mesele,bekara da,evliye de suçtur.
    Reha Çamuroğlunun Son yeniçeri adlı kitabına bakın.Ama deyeceksinizki O bir Romandır.Pekiyi Ordu savaştan önce Panayır kurulmuyormuydu? Savaşan askerin ihtiyacı nereden kaynaklanıyordu? Hangi tarihi kaynağa bakarsanız bakın bu vardı.Pekiyi yağma varmıydı? Direnen şehirlerde yağmada vardı.Ve O şehrin Kadınları Cariye olarak alınıp esir pazarında satılıyordu.Yağmaya direnen kadının kocası öldürülmüyormuydu? Yada Esir alınmıyormuydu?Kadının kocası ile olan nikahınada otomatikman son verilmiyormuydu?Pekiyi bu yağmalamayı kimler yapardı? ULUFE Almayan TIMARLILAR.Başka türlü bu insanların ihtiyacını gideremezsiniz.Yeniçeri ne yapıyordu pekiyi?40 yaşına kadar evlenme yasağı ile?
    Mutlaka ordunun düzen ve disiplini için bu gerekliydi. Ve Reha Çamuroğlunun görüşüne iştirak ediyorum.Diğer taraftan suçun cezası vardır.Suça ceza vermezseniz suç suç olmaktan çıkar.Suç ise Halka karşı işlenir.Halka karşı olmakta Hakka karşıdır. Rüştünü ispat etmiş iki insanın arasındaki rızaya dayanan ilişkiye Hukuk nizamı olarak ceza veremezsiniz.Çünkü Halka karşı yapılan bir şey yoktur.Ha Doğrudan doğruya Hakka karşı olan suçun cezasınıda Hak verir.Ve bu yaşamdada ceza ortaya çıkar.Toplum tarafından en azından ayıplanırlar,Kadının şerefi darbe alır.Sonu Nikahla bitmezse her iki tarafta Vicdanen yanarlar.Selamlar.

  3. #23
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    Romanlar gerçekleri yansıtmayabilir.
    Size acizane Bilinmeyen Osmanlı kitabını okumanızı tavsiye ederim,
    Belgeli ve sağlam delillere dayanan bir eserdir.
    Ayrıca Bahsettiğiniz Cariyelik MEselesini de Şu eserden okuyabilirsiniz:
    "İSLÂM HUKUKUNDA KÖLELİK-CÂRİYELİK MÜESSESESİ VE OSMANLIDA HAREM
    Ahmed Akgündüz /528 s/ 17x24/İstanbul 2000/V.Baskı "
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  4. #24
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    Sayın Mustadaf birde Tarihçi Murat Bardakçı Aynı savı savunur.Hatta Devletin Kadın fiyatlarını bile ayarladığını narh koyduğunu ileri sürüyor.Osmanlıda seks diye bir kitabıda var. Ben okumadım şahsen ama vakit bulursam inceleyeceğim .Ancak İstanbul Karaköydeki genelevide Cumhuriyette değil 1884 yılında Osmanlı zamanında açılmıştır. Ayrıca Esir pazarlarındada Cariye haricinde Yataklık olarak Gayrımüslüm kadınlar satılıyormuş.Selamlar.

  5. #25
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    İsterseniz bir de aşağıdaki notlata ve düşüncelere bakınız.

    ATATÜRK'ÜN DİN HAKKINDAKİ NOTLARI

    *** Muhammed’in peygamberlik vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir. Muhammed’in bir melek ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde bulunanlar olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini ileri sürenler de olmuştur. Bu faraziyeleri bir tarafa bırakmak ve meseleyi ilmi ve mantık çerçevesi içinde mutalaa etmek daha doğru olur.

    *** Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

    *** Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve nede Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, islamlık Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.

    *** Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arab milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arab fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arab kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler..

    *** Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da Allah kelimesinin ilası parulası altında, ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular.

    *** Kah şarka, kah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini topraklarını menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatina kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti.

    *** Türk vicdanı umumisi derhal yüzlerce asırlık kudret ve kusayısiyle büyük heyecanlarla çarpışıyordu.. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra..

    "Kur'an ve Vahiy":


    *** "Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....."

    Atatürk'ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt,

    *** "Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir.....
    Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.

    *** ''Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır."

    *** Kralların ve Padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur.
    Medeni Bilgiler Sa. 30

    *** Kuvvetinin ve selahiyetinin Allah'tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikane kabul eyliyen bir hükümdar, hertürlü kayıttan kendini verasete görür.

    Medeni Bilgiler Syf. 33

    M. Kemal’de Tanrı düşüncesi :

    *** Natür ( Tabiat ) insanları türetti, onları kendisine taptırdı da.. (2)

    *** "İnsanlar bu manada hürriyete hiç bir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü, malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur." (3)

    *** "Tabiatın ve tarihin mahsulü olan bir milletin fertleri daima bu hakikatle karşı karşıya bulunur ve ona hürmet eder." (4)

    *** "Ibtidaî insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kâim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır!"

    *** "Tabiatın herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan kendinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı." (5)

    Peygamber Hakkındaki Görüşleri:

    *** "Muhammed, Mekke'de müşriklik muhitinde ve tesirinde büyümüş olmasına rağmen, dinî meseleler ve dinî düşünceler, pek derin bir surette, zihnini işgal ediyordu. Muhammed, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı. Muhammed'in davet ettiği bu dine, o zamanın Hanif'lerine imtisalen İbrahim Dini, yahud inkiyad manasina ifade eden "İslam" denilmiştir!"

    *** "Tarihi nokta-ı nazardan da müteala edildiği zaman görülüyor ki, Muhammed, birden bire Allah'ın Resulü'yüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arap'larin ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek ibtidaî ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunların islahı için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisine vahiy ve ilham fikri doğmuştur."

    *** "Vahiy, ilham fikri Muhammed'den evvel de Arap'lar, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Arap'lar için cinlerdi. Cinlerin güya kahinlere gaibten haber vermek kudretini ilham etmek kudretini ilham ederlerdi. Bu nev'i itikadlar Arabistan'da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahil cinlerin vücuduna samimi olarak inanmışlardı. O hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine kâni idi. Arap'lar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed'in Musa, İsa dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu itikadi kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberlerde melek telakkisi vardı. Dinler nazarında cinler kötü olduğundan peygamberler onlardan mülhem olamazlardı. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp onları hayır ve saadete irşad eden ilahî bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı."(6)

    Atatürk'ün ayetler hakkında yorumu :

    *** "Muhammed'in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardir. Bunlara pek çok efsaneler karışmıştır. Hakikatte Peygamber'in ilk söylediği Kur'an ayetlerinin ne olduğu kati surette mâlum değildir.Muhammed, uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammed'i harekete getiren ilk âmil, bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed, bidayete irticalen dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten Nebi'liğe, Nebi'likten nihayet Allah'in Resulü haline geçti."(7)

    *** "Hukukî hükümler zaman ve mekân içinde içtimaî heyetlerin uğradıkları değişiklere göre değişe geldiğinden on dört asır evvelki zaman ve mekânın ihtiyacına göre lüzumlu ve kafi görülmüş olan esaslar yerine bugün birçok mütenevvi kanunlar ve usuller konulmak zarureti görülmüştür. Bunlar dahi ebedî olmayıp zamanla değişmeye mahkûmdurlar." (8)

    Bilim ve Din Hakkında söyledikleri :

    *** "Tarihe ait mâlumata gelince: Yeni fenler sayesinde meydana çıkarılan hakikatler en yakın tarih bilgilerini bile temellerinden sarsmaktadır." (9)

    *** "Muhammed, gerek dinî meselelerde, gerekse içtimaî hususlarda bir islah yapmak lazım geldiği zaman kendini hiçbirseyle bağlı görmemiştir." (10)

    Sahabe Hakkındaki Görüşleri:

    *** "Muhammed'in ölümünden Ebu Bekir'in ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi: Bunlar tamamen alıklaşmışlardı !" (11)

    *** "Ne kadar ibrete sayan bir vakiyettir ki, daha Muhammed'in öldüğü anda bütün eski nifaklar, ihtiraslar, hirîicaklar zincirden boşandılar. O derece ki, hakkında korku ve hürmet beslenen
    Peygamber'in ılık cesedi, son nefesini verdiği basit odada unutulmuş ve ihmal edilmişti." (12)

    *** "Müseyleme, taraftarlarının şarap içmelerine müsaade gösterdi. Müseyleme'ye imtisal eden başka adaklar olmuştur. Müseyleme, başlangıçta muvaffak olur gibi oldu. Müseyleme, Muhammed'e gönderdiği mektupta, Arap'lar üzerinde hüküm ve nüfuzun paylaşılmasını teklif etti. Hakikatte Müseyleme de kıymetsiz sayılmayacak ahlakî ve dinî mezhep İslamiyyet seviyesinden pek aşağı değildi. Nihayet Müseyleme ve onun gibiler birer suretle bertaraf edilmişlerdir." (13)

    Ahiret hakkında görüşleri:

    *** "Millî duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dinî akide ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı gerçeği görmesine mani olamadı." Devamla: "Artık Türk, cenneti değil, eski hakiki, büyük Türk cedlerini mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. Türk milleti, millî hissi, dinî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten zevk alır." (14)

    Kaza Kader Hakkında:

    *** "Kaza ve kader, talih ve tesadüf tâbirleri Arapça'dır; Türk'leri âlakadar etmez." (16)

    İmam Nikâhı :

    M. Kemal dinî nikâh istemez...Bu sözü M. Kemal'in evleneceği Nazmiye Hanım söylemiştir. M. Kemal, "Ben prensiplere bağlı bir adamım. Nikâhimızı imam değil de Sefir bey kıyacaktır!" dedi.(17)

    Dua :

    Ali Kılıç(istiklal mahkemesi savcısı) anlatıyor:

    "Meclise geldik. Bir de müezzin geldi. Müezzin ezan okudu. Meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman Atatürk'ün önüne sırmalı elbiseler giyinmis bir imam dikildi. Atatürk ne istediğini sordu. İmam ellerini kaldırarak, "Dua etmeden girilmez!" dedi. Atatürk, "Bu yurt Mehmed'ciğin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. Yoksa senin duanla degil! Çekil oradan!" dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi." (18)
    .

    Kâbe Hakkındaki Görüşleri:


    *** "Kâbe, mikab, yani tavla zarı şeklinde demektir. Fil-hakika, Kâbe zar şeklinde, insan boyunda dört duvardan ibaretti; duvarlar harçsız, adi taştan yapılmıştı. Binanın çatısı da yoktu; dört köşesinde dört taş vardı ; bunların en meşhuru Hacer-i Esved denilen bir kara taştı. Kâbe çok eskidir. Ne vakit ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Arab ananesi, Kâbe'nin insanı İbrahim Peygamber'e atfetmektedir. Bu mukaddes kara taş ananesi, aynen Frik'lerde de vardı. Frik'ler mukaddes sayarak ihtiram ve ibadet ettikleri kara taş, bugünkü Afyonkarahisar şimalinde, kadim Pessinüs şehrinde bulunuyordu.Bunun kudsiyeti ananesi, bu şehrin Romalı'lar tarafından zabtına kadar devam etmişti. Demek ki, Kâbe'nin bir köşesindeki kara taşın kudsiyet almasından, ziyaret ve tavaf edilmesinden çok evvel, Frik'ler de kara taşın mâbed ve ziyaretgâh esası olması adeti teessüs eylemiş bulunuyordu. Kâbe, bidayette mahalli bir mâbed iken, Mekke ahalisi burasını bir millî mâbed derecesine yükseltmişlerdi. Mekke'liler, Arap'ları kendi mâbedlerine celp edebilmek için, Arap yarımadasının muhtelif yerlerinde mâbud tanılan 360 putu Kâbe'de yerleştirmişlerdi. Kâbe'nin kudsiyetini, Yahudi ananelerine de rabt etmişlerdi. Bu uydurmalara göre, İbrahim, karısı Hacer ile oğlu İsmail'i buraya getirmişti; Zemzem de onlar için fışkırmıştı; İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe'yi bina etmişlerdi. Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mücella olan Hacer-i Esved'i getirmişti; bu taş sonradan günahkârların ellerine sürmelerinden dolayı kararmıştı. Bunların hepsi bit-tabi sonradan uydurulmuş masallardır."(19)

    *** "(...) Mekke zabt olunduktan ve Kâbe'deki putları parçalandıktan sonra da yıllık haccın müşrikler tarafından da eski müşriklik âdetleri dairesinde yapılmasına müsaade olundu. Onun için, müslümanlarla müşrikler aynı zamanda hacc ve aynı şenliklere iştirak ederlerdi. Bundan anlıyoruz ki, o zaman hacc, dinî maksatla yapılan ve her yıl kurulan büyük bir ictimadan ziyade her yıl kurulan büyük bir panayırdı." (20)

    *** Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır(21)

    Atatürk'ün gizli kütüphanesi

    Murat Birsel anlatıyor:

    7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ATV'de konuğumuz oldu, ben de uzun zamandır merak ettiğim bir hususu kendisine sorma fırsatını buldum...
    Konu şu: Atatürk'ün öyle çalışmaları, kitapların kenarına yazdığı öyle notlar var ki, bunları bırakın sokaktaki vatandaşı; tarihçiler, uzmanlar bile bilmiyor.
    Çünkü bu belgelere ulaşamıyorlar!
    Bu belgelere ulaşmanın yolu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmak!
    Cumhurbaşkanı olduğunuzda, arzu ederseniz bu belgeler aracılığıyla Atatürk'ün çok özel dünyasında bir yolculuğa çıkabiliyorsunuz.
    Kenan Evren'e işte bu -gizli kalan- kitaplığı sordum...
    Ve böylece varlığı bir Cumhurbaşkanı tarafından teyit edildi, ayrıca Kenan Evren'in oradaki kitapları okuduğu da ortaya çıktı.
    7. Cumhurbaşkanı Evren'in anlattıklarına göre Atatürk hemen hemen hiç bir belgeyi atmamış...
    Örneğin bir dönem -yarbayken- bir bayanla arkadaşlığı olluyor, Mustafa Kemal bunu kendine not şeklinde düşüyor. Belli ki detaylı... Kenan Evren "Meyili var ama pek ileri gitmemişler" diye resmi ortaya koyuyor.
    Atatürk kendine gelen mektupları da arşivlemiş ve bu mektuplar arşivi de Çankaya'da.
    Kenan Evren anlatıyor...
    "Bir tanesi sınıf arkadaşından, çok samimi bir arkadaşından gelmiş. Öyle küfürlü bir mektup ki... 'Bana bak' diyor 'Sen şu şu iyiliği bana yapmıyorsun' diyor. Bunları bile saklamış, havale etmiş. Neden? Kendine güveni var. Yoksa yırtar atar. 'Bunlar kalsın' demiş arşivde, bir zaman gelir, bizden sonra gelenler okur."
    Cumhurbaşkanı bunları böyle anlatırken, zaten heyecanlı bir konuda, tempoyu daha da yukarı çekiyor...
    - Bir tane de, tek bir nühsa olan bir kitabı var, onu söyleyemem.
    - Neden efendim, sır mı?
    - Sırdır.
    - Devlet sırrı mı?
    - Devlet sırrı değil de... Burada (ATV Haber Ana Haber, canlı yayın) bahsetmem doğru değil. Kötü bir şey değil.
    - Neyle ilgili?
    - Dini bir kitap. El yazması. Kenarına çıkmalar yapmış.
    ***
    Böyle bir bilinmeyen külliyat var, Çankaya Köşkü'nde...
    Neyi aradığınızı biliyorsanız, form doldurup, izin alıp özel kütüphanede, onları asla dışarı çıkarmadan okuyabiliyorsunuz.
    Bu kütüphanenin bir de gizli bölümü var ki...
    Cumhurbaşkanı olmadıkça okuyamıyorsunuz!
    Bu arada eski Türkçe okuyabilmekte büyük fayda var çünkü Atatürk'ün önemli notları -kendi kendiyle yazılı konuşmaları- eski Türkçe!
    Keşke Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bu külliyatı eski Türkçe olanlar dahil -bütün gizli dokümanlar dahil- günümüz Türkçesine çevirtse...
    Sonra da bu dokümanları araştırmacılara açsa...
    Ve Atatürk'ün düşünüp de -belki de - o zaman yapamadıkları ortaya çıksa...
    Türk milletine bundan daha güzel bir Cumhuriyet Bayramı hediyesi olabilir mi? (22)

    Kaynaklar:

    (1) Teklif Dergisi, Sayı 6
    (2) Atatürk'ten Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya Karal
    (3) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün Elyazıları.
    (4) A.g.e.
    (5) A.g.e.
    (6) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, Ist., 1931
    (7) A.g.e.
    (8) A.g.e.
    (9) A.g.e.
    (10) A.g.e.
    (11) A.g.e.
    (12) A.g.e.
    (13) A.g.e.
    (14) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün Elyazıları.
    (15) A.g.e.
    (16) Prof. İlhan Arsel, Teokratik Devlet Anlayışından Laik Devlet Anlayışına.
    (17) Hürriyet Gazetesi, Atatürk'ün Gönlündeki Kadın, 8 Mayıs 1988
    (18) Kemal Arıburnu, Atatürk'ten Anekdotlar-Anılar
    (19) İlkokul 5. sınıf, Din Kültürü ve Ahlak Dersi, sf. 85
    (20) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, İst. 1931
    (21) M.Kemal Atatürk - 1926 Andrew Mango, Atatürk Syf.447
    (22) Murat Birsel – ATV Ana haber bülteni 21.10.2004
    kaynak


    ************************************************** ************************************************** ************************************************** ************************************************** ************************************************** **********************************************
    ATATÜRK’ÜN DİN ANLAYIŞI ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER

    Mehmet Emin BAYAR
    Diyanet İşleri Başkanlığı
    Teftiş Kurulu Başkanı


    Bilindiği üzere Mustafa Kemal Atatürk'ü n modern Türkiye'nin inşasında ayrı ve müstesna bir yeri bulunmaktadır. Atatürk, modern Türk devletini, önündeki bütün düşünsel ve pratik problemleri büyük bir ustalıkla ve ileri görüşlülükle çözerek kurmuştur. O, bir taraftan İslami değerleri devlete temel yaparken, diğer taraftan çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmek için köklü reformlara girişerek devlet kurumlarını re-organize etmiştir. Bunu yaparken milli ve manevi mirası asla reddetmemiş, bilakis bu değerleri Batı dünyasını yakalama gayretine ivme kazandıran bir unsur olarak telakki etmiştir.

    Halkçı bir önder olan Atatürk, Türk toplumunu çağdaş uygarlık istikametine doğru dönüştürmek için giriştiği inkılaplarında öncelikli olarak Türk milletinin köklü manevi değerlerine dayanmıştır. Onun belirgin olarak göze çarpan başarısı, dini doğru bir şekilde anlaması ve ondan ülkenin dirilmesi ve kalkınması için hakkıyla yararlanmasıdır. Nutku, söylev ve demeçlerine baktığımızda sürekli olarak İslamiyet'e ait kavramlara demeçlerine baktığımızda sürekli atıfta bulunduğunu görmekteyiz. bir Konuşmalarında Kur'an ait ayetlerine referansta bulunmuş, Hz. Muhammed'in hadislerini zikretmiş ve İslam'ın çeşitli meseleleri ile ilgili bakışını belirtmiştir.

    Bu konuşmalardan, Atatürk'ün dinine bağlı bir lider, İslamiyet hakkında geniş ve zengin bilgisi olan bir kimse olduğunu anlıyoruz. Konuşmaları dikkatlice tahlil edildiğinde, onun din anlayışının çağının mevcut birikiminin çok ötesinde olduğunu görüyoruz. Dini taassubun çok yaygın olduğu, din adına softaların halk üzerinde tesir ve nüfuz elde ettikleri, Osmanlı'dan kalma medrese geleneğinin hala direnç gücüne sahip olduğu bir dönemde aşağıda tafsilatıyla vermeye çalışacağımız fikirleriyle Atatürk, din alanında da çağdaş görüşlere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Çünkü onun 1920 lerin koşullarında söyledikleri aradan bunca yıl geçtikten sonra bugün ülkemizin ilahiyatçılarının birçoğu tarafından İslam'ın sahih yorumu olarak ileri sürülmektedir.

    Konuyu daha fazla uzatmadan burada Atatürk'ün din konusunda dile getirmiş olduğu ve muhtelif kaynaklarda yer verilen sözlerinden tespit edebildiklerimizi burada zikretmek yerinde olacaktır:

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiııa etmiyor. "

    "Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmu~tur. Bir dine tabü olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. "1

    "Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O'nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik deııridir. İkinci devir, insanlığın kemal devridir. "

    "Ey millet! Allah birdir, şânı, büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur'ani azimuşsândaki nusustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ııe tabi kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır. "2

    "Din, bir ııicdan meselesidir. Herkes ııicdanın emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Dü~ünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din i~lerini, millet ve devlet i~leriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kasta ve füle dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat ııermeyeceğiz. "3

    Din ııardır ııe lazımdır, Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takııiye etmek lüzumu hissedilmemi~. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış, Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez, Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır, "4

    "Efendiler.." Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihninin başlı başına çalışması lazımdır. İşte biz de burada din ve dünya için geleceğimiz ve istiklalimiz için ııe en çok milli egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım, Ben yalnız kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum, Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Milli ülküler milli irade yalnız şahsın düşünmesinden değil tüm millet fertlerinin ülkülerinin toplamıyla yaratılır... " "Milletimiz dil ve din gibi kuııvetli iki hazineye sahiptir. Bu faziletleri hiç bir kuııvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamayacaktır ve alamaz. "5

    "Bizim dinimiz hiçbir ııakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir, Allah'ın emrettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir, Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ııe nerede olursa oraya gitmek ııe onunla dolu olma zorundadır. Îslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtları bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim, kültür ııe diğer hususlarda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır, Belki daha ileriye gitmişlerdir,

    "Minberlerin halkın anlayacağı bir dille ruh ve dimağa hitab olunmakla İslam ehlinin ııücudu canlanır, iman kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna nazaran hatiplerin haiz olmaları lazım gelen özellik yetenek ııe dünyanın gidişini bilmeleri çok önemlidir. "

    Bizde ruhbanlık yoktur, Hepimiz eşitiz ve dinimizin ahkamını eşit olarak öğrenmeliyiz, Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır, orası da mekteptir, 6,
    "Bu başarının, kutsal topraklarımızı düşman istilasından büsbütün olarak kurtaracak olan kesin zaferin hayırlı bir başlangıcı olmasını Tanrının lütfundan dilerim.”

    "Biz ne Bolşevik'iz, ne de Komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız, Türkler milliyetperııer ve dinlerine hürmetkar bir millettir, Bizim hükümet şeklimiz tam bir Demokrat Hükümetidir. "'
    Zikrettiğimiz bu alıntılar dikkatlice tahlil edildiğinde Atatürk'ün zihninde,

    1. Dini toplumlar için bir değer kabul ettiği, bu değerden yoksun toplumların varlıklarını uzun süre devam ettiremeyecekleri,

    2. İslam dini, insan tabiatına uygun hükümleri ihtiva ettiğini, onda mündemiç tabii kuralların keşfi için de gerçek din alimlerine ihtiyacın olduğu,

    3. İlahi ve tabii kanunlar arasında herhangi bir tezadın bulunmadığı, 4. Dinin esasının değişmez özelliğe sahip olduğu, bunun dışında sosyal hayatı tanzim eden tali kuralların zaman ve mekandaki farklılaşmaya uygun olarak değişebileceği,

    5. Doğru yorumlandığı takdirde dinin ilerlemeye mani olmadığı,

    Şeklinde düşüncelerin yerleşmiş olduğu sonucuna varılmaktadır.
    kaynak
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  6. #26
    - Çevrimdışı
    yeni üye Bedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    454

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    Ne notlara ne de fotoğraflara bakmaya gerek var.

  7. #27
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    şimdi sorma zamanı sanırım:
    "Hangi Atatürk sizinkisi?
    "Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum."
    diyeni mi,
    yoksa:
    "Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmu~tur. Bir dine tabü olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. " "
    diyeni mi?
    Bu soruların cevabını vermek güçtür.
    Ve de tartışmanın asıl sebebidir.
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  8. #28
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    İşte benim Atatürk'üm

    ''Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır!"

    "Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum.
    Benim manevi mirasım bilim ve akıldır...
    Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışların bile değişiyor.
    Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkar etmek olur...
    Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
    Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar... "

    Mustafa Kemal ATATÜRK
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  9. #29
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917

    Cevap: Atatürk'ün Dua Ederken Çekilmiş Resimleri

    Atatürk neden dua etmesin. Atatürk de müslüman değil midir? Her müslüman dua etmez mi ?Tabiki eder.
    Ben çok mutlu resimleri gördüğüm için, teşekkürler.

Benzer Konular

  1. Facebook Atatürk Profil Resimleri
    dogangunes Tarafından Bilgisayar ve İnternet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-11-2012, 01:27 PM
  2. Dans ederken ne kadar özgürsün?
    my_dear Tarafından Opera Bale Dans Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-06-2010, 12:26 PM
  3. Dua ederken...
    nefisetülilm Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-10-2009, 02:44 PM
  4. ATATÜRK resimleri Tam 550 tane
    dogangunes Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-06-2007, 01:49 AM
  5. İstifa ederken neler yapılmalı?
    EMRE Tarafından İş ve Kariyer Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-03-2007, 12:47 AM
Yukarı Çık