Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Atatürkçe düşüncemi,Atatürkçülükmü

    ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE Mİ, ATATÜRKÇÜLÜK MÜ?


    DURUM

    Kemalizm 'in, bugün yaygın olarak kullanılan karşılığı Atatürkçülük'tür. Ancak Atatürkçülük yerine genelde Atatürkçü Düşünce kavramı kullanılmaktadır. Yasalarımızda dahi Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce olarak ifade edilmektedir.

    Anayasa madde l34'te, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile ilgili düzenlemede;

    "Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını ... bilimsel yoldan araştırmak.." denilmektedir.

    Anılan Yüksek Kurum'un, 11.8.1983 tarihli ve 2876 sayılı kanununda da, Atatürk Araştırma Merkezi 'nin görevi için şöyle denilmektedir (Madde 19 a,b).

    "Atatürk'ün ... ilkelerini, Atatürkçü Düşünce'yi, Atatürk inkılaplarını aydınlatacak, değerlendirecek, bilimsel araştırmalar yapmak.."

    "Devlet ve toplum hayatına Atatürkçü Düşünce'yi, Atatürk ilke ve inkılaplarını egemen kılmak ve yaşatmak için gerekli bilimsel araştırma ve incelemeyi yapmak.."

    Yürürlükten kaldırılan 11 Kasım 1983 tarihli, 2945 sayılı Milli Güvenlik Kurulu ve MGK. Genel Sekreterliği kanununun 4ncü maddesinde de; "Atatürkçü Düşünce, Atatürk İlke ve İnkılapları" ifadesi yer almaktaydı.

    Görüldüğü gibi Anayasa ve yasalar, Kemalizm veya Atatürkçülük yerine Atatürkçü Düşünce kavramını kullanmakta ve bu kavramı "Atatürk ilke ve inkılapları" ifadesi ile tamamlamaktadır. Ancak günlük yaşamda, eğitim ve bilim dünyasında her üç kavram her defasında arka arkaya sıralanamadığı için, Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce'ye indirgenmiştir. Atatürkçülük yerine Atatürkçü Düşünce kullanılır olmuştur.

    Atatürkçülüğün Atatürkçü Düşünce şeklinde ifade edilmesinin kanımca bir başka nedeni de; bazılarınca Atatürkçülük yerine "Atatürk İdeolojisi", "Atatürkçü İdeoloji" kavramlarının kullanılması ve bazılarınca da bu kavramın Türkçeleştirilmesidir.

    Atatürkçü Düşünce, şu veya bu sebeple Atatürkçülük yerine kullanılıyor olabilir. Esas olan karşılayıp karşılamadığıdır.

    KEMALİZM/ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE NEDİR?

    Atatürkçülük (Kemalizm), iki ana unsur üzerinde hayat bulur. Biri fikridir, biri iştir. Fikri unsura "Atatürkçü Düşünce" denilir. İş unsuru ise; davranış, uygulama, eylemdir. Buna da "Atatürkçü Davranış ve Uygulama" veya "Atatürkçü Hareket" denmelidir. Atatürk ve Atatürkçülük, fikir ve hareketi beraber yürütmek zorunluluğunu öngörür.

    Atatürkçülük (Kemalizm) yerine Atatürkçü Düşünce kullanılınca, düşüncenin harekete dönüştürülmesi gereği duyulmamakta, sistemin iş yönü eksik kalmakta, ihmal edilmekte, hatta ihanet boyutuna varan umursamazlıklar yaşanmaktadır.

    Atatürkçü Düşünce, Atatürkçü Hareket ile birlikte Atatürkçülüğün (Kemalizm) bir alt kavramıdır. İkisinin varlığı Atatürkçülüğü oluşturur. İkisi aynı anda bir arada ise Atatürkçülük söz konusudur. İş eylem, uygulama, üretme yoksa Atatürkçülük yoktur.

    Atatürkçülük üst kavramdır. Tanımında yer alan amaçları sağlayacak düşüncelerin üretilmesi ve bunları hayata geçirecek uygulamaların yapılmasıdır. Sözden ziyade davranış ve uygulamadır.

    Dolayısıyla Atatürkçü Düşünce'nin Atatürkçülük yerine kullanılması, eksik ifade olmakta;

    Atatürkçülüğün anlaşılmasında sapmalara neden olmaktadır.
    Bunu önlemenin yolu da kavramların içini doldurmaktan geçmektedir. Atatürkçülük nedir, Atatürkçü Düşünce nedir, Atatürkçü Hareket nedir, bunlarda uzlaşıldığında kavram karışıklığı sona erecektir.

    Atatürkçülük, genel anlamda, Atatürk'ün kazandırdıklarının korunması, geliştirilmesi ve O'nun gösterdiği yolda ve amaçlarda gelişimin sürdürülmesidir. 1920'li, 1930'lu yılları tekrar yaşamak, geçmişe dönmek değil, geleceğe dönmektir. Geleceğe Atatürk gibi yönelmektir.
    Atatürkçülüğün tanımı için Atatürk’ün kazandırdıkları ve O'nun gösterdiği hedef, dayanak olmalıdır.

    Bu anlayıştan hareketle, Atatürkçülüğün alt kavramları olan Atatürkçü Düşünce'nin ve Atatürkçü Hareket'in tanımlarını şöyle yapabiliriz.
    Atatürkcü Düşünce:

    Atatürk'ün;

     Türk ulusunun dinamik idealine ulaşmasını,
     Devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü,
     Ulusal egemenliği ve
     Tam bağımsızlığı sağlayan;

    devletin, ulusun ve yurttaşın düşünce ve uygulamalarına yön veren, görüşleri ve ilkelerine Atatürkçü Düşünce denilir.

    Atatürkcü Hareket:

    Atatürkçü Düşünce'nin amaçları doğrultusunda yapılan davranış ve uygulamalardır.

    Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce ve Hareket'in toplamı olduğu için bunu da şöyle ifade edebiliriz.

  2. #2
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Atatürkçe düşüncemi,Atatürkçülükmü

    Bu tanımlar, Atatürkçülük ile Atatürkçü Düşünce'nin eş anlamlı olmadığını, Atatürkçü Düşünce'nin Atatürkçülük yerine kullanılamayacağını gösteriyor. Ayrıca Atatürkçülük sözden ziyade uygulama, iş yapma, tanımdaki dört amaç doğrultusunda çalışma olduğu için hiçbir şekilde Atatürkçü Düşünce, Atatürkçülük yerine kullanılmamalıdır. Çünkü bir düşünce tanımdaki amaçlara hizmet ediyor olabilir ama hayata geçirilmiyorsa, harekete dönüştürülmüyorsa, zihinde veya kağıt üzerinde kalıyorsa, o ortamda Atatürkçülük'ten söz edilemez. Aynası iştir kişinin, sözüne bakılmaz. İş var ise Atatürkçülük vardır. Düşünce işe dönüştürülmediyse o sadece Atatürkçü Düşünce'dir, Atatürkçülük değildir.

    Tanımlardan Atatürkçülüğün bir yönetim sistemi, bir rejim olduğu anlaşılmaktadır. Atatürkçülük; devletin halkıyla ve diğer devletlerle olan yaşamını; ulusun maddi, manevi ve sosyal yaşamını; yurttaşın maddi, manevi, toplumsal yaşamını düzenleyen bir rejimdir.

    TANIMDAKİ ATATÜRK KİMDİR ?

    Tanımı yaparken sistemi düzenleyen olarak, tanımın öznesi olarak "Atatürk'ün görüşleri ve ilkeleri" denilmiştir. Tanımdaki Atatürk kimdir? Atatürkçülüğü anlayabilmek için öznenin doğru çözümlenmesi gerekir.

    Tanımdaki Atatürk; akıldır, bilimdir ve Mustafa Kemal Atatürk'tür.
    Bir düşünce ve onu hayata geçiren hareket akıldan doğmuşsa, bilimle sağlaması yapılmışsa ve tanımdaki dört amaca hizmet ediyor veya en azından zarar vermiyorsa, bu Atatürkçülüğün içindedir. Amaçlara zarar veriyorsa Atatürkçülüğün dışındadır, karşıtıdır. Düşünce ve hareket oluşturulurken elbette M. Kemal Atatürk'ün görüş ve uygulamalarından yararlanılacaktır, kurduğu rejimin temeli olan altı ilkeye sadık kalınacaktır ve altı ilke sistemin her aşamasında sistemin kulvarı, sistemin yolu olarak kullanılacaktır ama günün koşulları, toplumun ihtiyaçları da dikkate alınacaktır.

    Bunun böyle olmasını Atatürk istemektedir:

    "Gösterilen yol benim gösterdiğim yol değildir. Gidilmesi zorunlu olan yoldur. Malumu ilam kabilindendir."1

    Gidilmesi zorunlu olan yolu da şöyle açıklar:

    "Ben manevi miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış düstur bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Zaman süratle dönüyor... Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirildiğini iddia etmek, aklın ve ilmin inkişafını inkar etmek olur... Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar"2

    Atatürkçülüğün dondurulmaması, bir doktrine bağlı kalınmaması için de şunu söyler:

    "Doktrin istemem, donar kalırız. Biz yürüyüş halindeyiz"3

    Atatürkçülük; donmuş, dondurulmuş, dogmatik bir sistem değildir. Dinamik, günün koşullarına ve ihtiyaçlarına göre değiştirilebilen bir sistemdir. Hedefinin dinamik olması sistemi statik olmaktan çıkarmaktadır.

    ATATÜRKÇÜLÜĞÜN DİNAMİKLİĞİ

    Bu noktada önemli bir konu ile karşılaşılmaktadır. Değişimin sınırı nereye kadardır? Kazanılmışların kaybedilmesi de değişim kapsamında görülebilir mi?

    Bunun yanıtını tanımda bulabiliriz. Tanımdaki dört amaç ve bu amaçların hayatta kalmasını, geliştirilmesini sağlayan altı Atatürk ilkesi değişimin sınırını oluştururlar. Değişim bu amaçlara zarar vermemeli, amaçların devamlılığını sağlayan ilkeleri ortadan kaldırmamalıdır. Çünkü bu amaçlar, Türk ulusunun ortak ürünüdür ve günde ve gelecekte ortak çıkarıdır. Türk ulusu bekasını bu amaçları yaşatarak sağlayabilecektir.

    Bir düşünce veya hareket bağımsızlığa, ulusal egemenlik sistemine, bölünmez bütünlüğe ve Türk ulusunun çağdaşlaşma kanalında dinamik idealine doğru ilerlemesine zarar veriyor, engel oluyor ise bu Atatürkçülüğün benimsediği değişim, gelişim değil, Atatürkçülüğe karşı harekettir.

    Bu sınırın doğru anlaşılabilmesi ve yurttaşların kişisel ve ortak çıkarlarının nerede olduğunu görebilmesi için dört amacın ve altı ilkenin bu açıdan açıklanmasına ve kaybedildiğinde veya zarar verildiğinde nelerin olacağının belirtilmesine gerek vardır.

    Atatürkçülüğün yeterince anlaşılamamasındaki neden de kanımca buradadır.

    Denilenin ayrıntılı ele alınması bu yazının hacmini zorlayacaktır. Sadece amaçların yurttaşa neler sağladığını kısmen belirtelim ve dinamik ideali açıklayalım.

    Tam bağımsızlık, dış dünya ile ilişkilerde eşit koşullarda işbirliği yapmak, tek taraflı ödün vermemek, ülke çıkarlarını korumak, ülkenin iç ve dış yönetimini kendi iradesiyle yapıyor olmak, ülkeyi sömürtmüyor ve kullandırmıyor olmaktır.

    Böyle bir durumda yurttaş; devleti saygın ve onurlu olduğu için kendisi de saygınlık kazanır; sömürtülmediği için kazancını kendisi harcama imkanı bulur, refah düzeyi artar. Dolayısıyla bağımsızlığın zarar görmesi, doğrudan yurttaşın zarar görmesi demektir. Yurttaşın kişisel ve ortak çıkarı ülke bağımsızlığının devam ettirilmesindedir.

    Ulusal egemenlik sistemi, yurttaşı devletin, vatanın, yer altı ve yer üstü ekonomik kıymetlerin sahibi kılan, bunlara ortak eden bir sistemdir. Devletin de, vatanın da tapusu yurttaşların üzerinedir. Mal sahibi yurttaşlar olunca da sistemin asli unsuru yurttaş olmaktadır. Mal sahibi olmanın önceliğine, saygınlığına sahiptirler. Malı üzerinde söz hakkına sahipliğiyle; malının kötü kullanılmasına, zararlı ellere geçmesine ve ortak çıkarlara zarar verici uygulamalara dur diyebilir. Sistemin sağladığı bu hak, bireyleri tekrar kul olmaktan kurtarır, insanca yaşam sürmesini sağlar, temel hak ve özgürlüklerini güvenceye alır. Dolayısıyla ulusal egemenlik sisteminin zarar görmesi, doğrudan yurttaşın .zarar görmesi demektir. Yurttaşın kişisel ve ortak çıkarı, ulusal egemenlik sisteminin devam etmesindedir.
    Tam bağımsızlığın ve ulusal egemenliğin olmadığında nelerin olacağını Atatürk'ten öğrenelim:

    "Bir devlet tam bağımsızlığına ve bir millet kayıtsız, şartsız egemenliğine malik ve sahip bulunmadıkça, o devlet ve millet için hayat,refah vevşeref olama(z)"4

    Ulus hayatının devamı için, refah için, onurlu bir yaşam için devlet tam bağımsızlığına, ulus da egemenliğine sahip çıkmalıdır. Malik olması yeterli değildir.

    Atatürkçülük bunları amaçladığına göre, bunların sonuçları kişisel ve ortak çıkar olduğuna göre, Atatürkçülük de ortak çıkardır.

    Tanımdaki üçüncü amaç olan bölünmez bütünlük konusu ise uzun açıklama gerektirmemektedir. Yaşanan yıllar, bu amacın zarar görmesi halinde olanları ve olacakları göstermiştir. Sonucu, kısa anlatımla kan ve gözyaşıdır. Bu ağır faturanın ödenmemesi herkesin çıkarınadır. Yurttaşın kişisel ve ortak çıkarı bütünlüğün devam etmesindedir.

    Tanımdaki dördüncü amaç, dinamik ideale ulaşmaktır. Dinamik ideal, dur noktası olmayan, sürekli ilerleme, gelişme, kalkınmayı öngören bir hedef anlayışıdır. Atatürkçülüğün, Türk ulusunun ulusal hedefidir.
    Atatürk dinamik ideali şöyle belirtir:

    "Büyük davamız, en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir.

    Bu... büyük Türk milletinin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa bir zamanda başarmak için, fikir ve hareketi, beraber yürütmek mecburiyetindeyiz"5

    Demektedir ki, varlığımızı "en" seviyesine çıkaracağız, bizden ileride, bizden önde ülke, ulus, kültür kalmayacak şekilde ilerleyeceğiz, dünya birinciliğini tutacağız.

    Atatürk, başka bir demecinde bunu daha açık belirtir:

    "... Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, analarımızın ve atalarımızın oldukları gibi, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır"6

    Dünya birinciliğini tutma yolunda varlığımız "en" seviyesine getirilecektir. Burada söz konusu olan ulusal varlıktır, ulusal varlığın unsurlarıdır. Ulusal varlık, ulusun ortak sahip olduğu ve ortak ürettiği maddi ve manevi umurlardır. Bunlar; devlet (hayatiyeti, bağımsızlığı), vatan, millet, ekonomik kıymetler (yer altı ve üstü) ve milli kültürdür. İşte bu beş unsur, "en" seviyesine çıkarılacaktır. Atatürk bu unsurların her birine yönelik hedefleri de belirtmiştir.

    Devlet için; istiklali tam; kayıtsız, şartsız bağımsızlık hedefini vermiştir.
    Millet için; "Milletimizin hedefi, milletimizin mefkuresi bütün cihanda tam manasıyla medeni bir heyeti içtimaiye olmaktır" 7

    Yurt için; "Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız"8

    Ekonomi için; "Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız"9

    Milli Kültür için; "Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız"10 hedefini vermiştir.

    Bu hedeflerin gerçekleşmesi için devletle beraber toplumun, yurttaşların da yolu dinamik ideal yolu olmalıdır. Her yurttaş, her kurum, kuruluş, alanında "en" seviyesine ulaşma gayret ve azminde olmalıdır. "En"e ulaşmayı hedef seçmiş olmalıdır.

    Toplumun dinamik ideal yoluna girebilmesi ve bu yolda "en"e doğru ilerleyebilmesi için gayeye inanmışlığın yanı sıra sahip olması gereken nitelikler olmalıdır. Atatürk bu nitelikleri de verir. Altı nitelik belirtir ve bunların mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle beslenerek geliştirilmesi milli ülkümüzdür, der:11

     Yüksek karakterli olma
     Yorulmak bilmez çalışkan olma
     Geliştirilmiş zekaya sahip olma
     Bilime bağlılık
     Güzel sanatlar sevgisi
     Milli birlik duygusu

    Dinamik ideale de yurttaş ve ortak çıkar açısından baktığımızda bundan zarar görecek, bu yol benim çıkarım değildir diyecek düşünülemez. Çünkü ülke kalkınacaktır, sanayileşecektir, iş alanı artacaktır, zenginleşecektir ve herkes bundan nasiplenecektir. Dolayısıyla Atatürkçülüğün dördüncü amacı dinamik ideal de hem kişisel çıkar, hem de ortak çıkardır. Herkesin çıkarınadır.

  3. #3
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Atatürkçe düşüncemi,Atatürkçülükmü

    SONUÇ

    Atatürkçülüğün tanımından ve tanımdaki dört amacının irdelenmesinden çıkan sonuçları iki noktada toplayabiliriz.

    Amaçlar; tek tek ve bir bütün halinde ulusun ve yurttaşın çıkarına hizmet etmektedir. Onun insanca yaşamasını, birlik ve huzur içinde refah düzeyinin artmasını, çağdaşlaşmasını amaçlamaktadır. Böyle bir sistemden ne yurttaş ne de ulus vazgeçemez. Dolayısıyla Atatürkçülüğün dinamikliği, bu amaçların ortadan kaldırılması veya amaçlara zarar verilmesi ile bağdaşlaştırılamaz. Atatürkçülüğün günün koşullarına uydurulması demek ulusun günde veya gelecekte ortak çıkarlarına ve dolayısıyla Atatürkçülüğün tanımındaki dört amaca aykırı olamaz. Atatürkçülük'teki değişim ve gelişim; bağımsızlığın, ulusal egemenlik sisteminin ve bütünlüğün iyileştirilmesine, geliştirilmesine; dinamik ideal yolunda ilerlemenin hızlandırılmasına yönelik olmalıdır.

    İrdelemeden anlaşıldığı gibi Atatürkçülük, amaçların gerçekleşmesi için, sözden ziyade iştir, bir aksiyon sistemidir. Atatürk'ün dediği gibi "fikir ve hareketin beraber yürütülmek zorunluluğu olan" bir sistemdir. Böyle bir sisteme sadece Atatürkçü Düşünce sistemi demek doğru anlatım olmamakta, sistemi haksız şekilde düşünceye hapsetme olmaktadır.
    Atatürkçü Düşünce, Atatürkçülüğün karşılığı değildir. Atatürkçülük yerine Atatürkçü Düşünce kullanılmamalıdır.

    Atatürkçülüğün her yönüyle incelenmesi, anlaşılması ve anlatılması için bu konu bir bilim dalı haline getirilmeli ve bu dala "Atatürkoloji" denmelidir.
    Atatürkoloji, cok disiplinlidir ve tek disiplinli kişilere bırakılamayacak kadar yaşamsal bir daldır. Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin ve Türk ulusunun güvenliği, bekası ve refahı ile ilgili bir daldır. Türkiye, ulusal varlığının devamını sağlamak için çok disiplinli "Atatürkologlar" yetiştirmeli ve bunlarla Atatürkçülüğün öğretilmesini sağlamalıdır.

    İsmet GÖRGÜLÜ-Başkent Ün. Öğrt. Üyesi/ADD GYK Üyesi

Benzer Konular

  1. Düşüncemi maddeyi yaratır,maddemi düşünceyi ?
    İnci Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 24
    Son mesaj: 08-09-2009, 10:26 PM
Yukarı Çık