Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5

FİKRİYE HANIM

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Mustafa Kemal Atatürk Forumunda FİKRİYE HANIM Konusununun içerigi kısaca ->> Fikriye Hanım 1887 yılında Selanik'de doğdu. Fikriye Hanım Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Galip Bey'in kardeşinin kızıdır. Genç yaşta bir Mısırlı ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Runaw@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    izmir/buca
    Yaş
    28
    Mesaj
    721
    Rep Gücü
    170

    FİKRİYE HANIM




    Fikriye Hanım 1887 yılında Selanik'de doğdu. Fikriye Hanım Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Galip Bey'in kardeşinin kızıdır. Genç yaşta bir Mısırlı ile evlenmiş fakat bu evliliği yürütemeyerek, ailesinin yanına dönmüştür.
    1923 yılına değin Çankaya Köşkünde Mustafa Kemal'e yardımlarda bulundu. Bu arada ciğerlerinden rahatsızlandı. Münih'e gitmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal'in Latife Hanımla evliliğini öğrenince Türkiye'ye geri döndü. Birkaç gün Çankaya Köşkü'nde misafir edildi. İstanbul'a yerleşmeye karar verdi. 1924 yılında Ankara'dan ayrılmadan önce Münih'ten Mustafa Kemal'e getirdiği hediyeyi vermek üzere Çankaya Köşkü'ne gitti. Fakat başyaverin, Mustafa Kemal'i görmesini engellemesini kendine yediremeyen Fikriye Hanım Köşkün önünde tabanca ile kendini vurarak intihar etti.

    İşte Fikriye'nin Ata'ya duyduğu büyük aşk için söylenilenler:

    Latife Hanım'ın erkek kardeşi Ömer Uşşaki'nin torunu Dilek Bebe, "Yüzyılın Aşkları" belgeselinde, halasının Atatürk'le evlilik hayatını anlattı.
    Anlattıklarından, bugüne dek Atatürk'ün yakın çevresi tarafından "huysuz gelin" diye nitelenen Latife Hanım'ın bu evliliğe ve boşanmasına nasıl baktığı anlaşılıyor.



    Fikriye Hanım'ın Köşk'e gelmesiyle ilk ciddi kavgayı yaşadıkları doğru mu?

    Bunu şöyle düşünün: Sizin eskiden birlikte yaşamış olduğunuz bir hanım gelip kapınızı çalsa ve sizin evde kalmaya kalksa eşiniz ne der? Ben de olsam sinirlenirim. Kaldı ki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ndesiniz. Bu, çiftin arasındaki ilişkiyi de bozar, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne olan saygıyı da bozar. Çünkü normal bir durum değil. Halam, bütün nezaketine rağmen bazı şeyleri anlatamayınca herhalde bir gün kapısının önünde, 'Bu hanım hâlâ burada mı?' demiş. Ve bunu da Fikriye Hanım duymuş ve gitmiş zaten...

    Fikriye Hanım'ın ölümü ve Kemal Paşa'nın bir gün dalgınlıkla Latife Hanım'ı "Fikriye" diye çağırması...?

    Bence Mustafa Kemal Paşa Fikriye Hanım'ın ölümü nedeniyle vicdan azabı çekmiştir. Sonra yanlışlıkla onun adını söylemesi kasıtlı bir şey değildir, ama halam herhalde çok üzülmüştür buna. Bildiğim kadarıyla o olayın ardından İzmir'den annesiyle babasını çağırır, evi terk etmek istediğini söyler. Muammer Bey ve Adviye Hanım da 'Evlilikte olur bunlar' diye onu ikna ederler.

    Ama bir gün Mustafa Kemal Paşa, "Evine git" deyiverdi.
    O korkunç, acı bir şey. O ayrılış şekli, evliliğin Atatürk tarafından görünüş şeklini ifade ediyordu bence...

    Ayrıldıktan sonra pişman oldu mu Latife Hanım?

    Halamı, hiçbir şeyden pişman olmuş olarak görmedim. Elbette hataları olmuştur. Ama Kemal Paşa'nın yok mudur? Halamda gençliğin verdiği bir fevrilik de var tabii...




    Atatürk'ün yaveri Salih Bozok'un anılarını içeren ''Latife & Fikriye / İki Aşk Arasında Atatürk'' isimli kitap, Mustafa Kemal'in özel hayatına ışık tutuyor. İsmet Bozdağ'ın derlediği ve Truva Yayınları'ndan bu hafta sonu çıkacak kitapta Bozok, Atatürk'ü, ''Ben, Mustafa Kemal Paşa'nın sadece arkadaşı, dostu değil, hayranı idim... Bakışları başkaydı, düşünceleri başkaydı, insan münasebetleri başkaydı; velhasıl o kadar başkaydı ki, tanıyanlar ya ateşböcekleri gibi ışığına pervane kesiliyorlar ya da çekilip gidiyorlardı. Ben, pervane kesilenlerdendim'' diye anlatıyor. Kitaptan bazı bölümler şöyle:


    'Fikriye, Atatürk'ü oyalamayı biliyordu'

    ''Fikriye, ortadan az uzun, ince, kara gözlü, kara kaşlı, aydınlık yüzlü bir kadındı. Güzelden fazla, alımlı idi... İstediği zaman kişiliğini insana duyurur, istediği zaman odanın içinde varlığı fark edilmezdi (...) Paşa, sabahları Fikriye'yi alarak yürüyüşe çıkar ve bu yürüyüşlerden çok hafiflemiş olarak dönerdi. Demek ki Fikriye, Paşa'nın canını sıkmamayı ve onu oyalamayı biliyordu.''


    'Beni niçin eşime gammazlıyorsun?'

    ''Paşa, cephedeydi. Rakı içiliyormuş. Makbule Hanım'ın kadehi boş olduğu için Fikriye Hanım:

    - Sen niye içmiyorsun abla?.. diye sormuş...

    Vay, sen misin soran!.. Makbule Hanım alı alına, moru moruna karışıp ateş püskürmüş:

    - Vay sen benim rakı içtiğimi kocama niçin gammazlıyorsun? diye.

    Sofra altüst olmuş, yemek herkesin burnundan gelecek... Mustafa Mecdi Bey dayanamamış ve bir kâğıda, 'Ya şimdi susarsın ya da 'boş' kâğıdını yazarım' notunu yazmış... Makbule Hanım susmuş''


    Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, ! "Ata'nın Fikriye ile ilişkisi gerçek bir aşktı. Bunu da herkes biliyordu" diyor ve ekliyor:
    Latife Hanım çok hırçın ve sinir hastasıydı. Zübeyde Hanım da Atatürk'ün yakın çevresi de Latife Hanım'ı hiç sevmemişti...

    * Ya Fikriye Hanım...

    Ona aşıktı. Hatırlamıyorum ama annem ve Sabiha Hanım anlatırdı. Fikriye Hanım, Ata'nın çevresindekilerin de beğenisini alan güzel bir kadınmış. Herkes hayranmış.

    - Latife Hanım 'first leydi'liğe daha mı uygun bulunmuş?

    Şöyle anlatılmıştı bana. Zübeyde Hanım hastalandığında Ata'ya bir mektup yazarak, evlenmesini istemiş. O sırada Latife Hanım yetiştiriliş tarzı, ailesi bakımından beğenilmiş. Ancak görünen gibi olmamış.

    * Yurtdışında okuyan Latife Hanım'ın neyi uymamış Ata'ya?

    Bir kere Zübeyde Hanım bu mektubu yazdıktan kısa bir süre sonra fikir değiştirmiş. Ata'nın yaveriyle haber gönderip, "Sakın evlenme" demiş. Ancak o sırada Ata'nın çevresindekiler de evlilik için bastırınca evlilik gerçekleşmiş. Bana anlatılanlar Latife Hanım'ın hırçın, hırslı ve şımarık olduğu. Aileden gelen bir sinir hastalığı da varmış. Ata'nın yakın çevresindekiler onu sevmemiş. Sonuçta Ata öldükten sonra da kendini odaya kapattı. Kimseyle görüşmedi.

    * Ya Fikriye Hanım'ın ölümü?

    Çok acıklı. Onunla ilgili anlatılanlardan çok etkilenirim. Fikriye Hanım döndüğünde eve alınmamış. Bu Ata'nın onun gelişinden habersizliğinden kaynaklanıyor. Fikriye Hanım buna çok içerlemiş. Latife Hanım'ın, Atatürk'ün Fikriye Hanım'la ilişkisini kesmesinde büyük etkisi var. Bana kalırsa, anlatılanlardan bildiğim Fikriye ve Ata'nın ilişkisi gerçek bir aşktı. Fikriye'nin hastalandığı da doğrudur. Paris'te tedavi görmüş.
    Keşke Fikriye Hanım'la evlenseydi.


    ALINTIDIR

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    Cevap: FİKRİYE HANIM

    İsmet Bozbağ'ın " Latife ve Fikriye İki Aşk arasında Atatürk isimli kitabını okumuştum . Gerçekten bu alıntıdaki pek çok konu detaylarıyla orada anlatıldığı gibi "sır" olarak bugünlere dek ulaşan bazı olaylar da adeta gün ışığına çıkıyor . Elbette büyük aşkların ve pişmanlıkların yaşandığı bir tablo çiziliyor kitapta ama hemen ardından İpek Çalışlar'ın LAtife Hanım isimli kitabını okuduğumda sanki daha farklı bir Latife buldum . Çok daha güçlü , azimli , vefalı , fedakar bir Latife Hanım vardı bu sefer . Diyeceğim o ki ; perdenin ardındaki Latife ASLINDA çok güçlü bir kadındı ve zekasıyla , kendinde bulunan olumlu vasıflarıyla ve modern Türk kadını kimliğiyle adeta Ata'nın sol koluydu . İki kitabı okuyup da kıyaslama yapmamak mümkün değil . Farklı iki Latife ama aynı büyük aşk var .

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Runaw@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    izmir/buca
    Yaş
    28
    Mesaj
    721
    Rep Gücü
    170

    Cevap: FİKRİYE HANIM

    Ben Fikriye Hanımı, daha çok benimsiyorum.Tam olarak nedenini bilmem ama, sanırım kaderlerimizi benzetmemden kaynaklanıyor....Gerçekten SEVMİŞ.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    Cevap: FİKRİYE HANIM

    Elbette canım , gerçekten sevmiş . BU kesinlikle tartışma götürmez ama Latife de sevmiş :) Sanırım Fikriye Hanım'ın şanssızlığı Mustafa Kemal'in statüsünün sorumluluğunun aırlığından kaynaklanıyordu . Sonuçta M. Kemal Atatürk , ümmet bilincini kaldırıp millet bilincini getirdiği bu halka örnek olmak durumunda olan kişi yani ATA idi . Elbetteki modern bir çizgi hedeflediği sırada , yanında onun eşi ROLÜNÜ layığıyla verecek olan KADIN ; giyimi ve kuşamıyla farkını konuşturacak , aldığı eğitimi ile parmakla gösterilecek , -güzelliği ile olmasa bile - görgüsü ile dikkat çekecek bir kadın olmalıydı . Bunun için Fİkriye doğru kadın değildi ve o bir önderdi . Mantığın önplanda olduğu , duyguların çoğu zaman ikincil planda olduğu bir rol üstlenmişti . Bunun için de seçim yapması zor olmadı .

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Nerden
    hala pişmanlıklarımın şehrindeyim.
    Mesaj
    16
    Rep Gücü
    12

    Cevap: FİKRİYE HANIM

    Fikriye Hanım ve Mustafa Kemal i ne zaman okusam içim parçalanıyor.
    sevgisiyel acı çekmiş bir kadın...
    ne zor sana ait olmayan birini sevmek:(

Benzer Konular

  1. Sanem hanim kanser
    mopsy Tarafından SMN Magazin Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 20-12-2011, 07:56 AM
Yukarı Çık