Merhaba

Devlet günümüzde sadece çalışma koşullarının düzenlenmesi için çalışma yaş***** müdahale ile yetinmemekte ayrıca istihdamın geliştirilmesi, işsizliğin önlenmesi, işçilerin iş bulmalarına aracılık edilmesi, işsizlik sigortalarının yürütülmesi vb. faaliyetlerle ülkede istihdamın düzenlenmesi görevini de üstlenmektedir. Esasen bu görev devlete, sosyal devletin bir gereği olarak Anayasanın 49.maddesi ise yüklenmiştir.

Çalışma hayatında teknolojinin gelişmesine ve değişmesine paralel olarak ve iş yasalarının da birlikte dönüşmesi söz konusudur. İşçi açısından çağın niteliklerine uygun vasıflara sahip, istihdam edilebilir bir iş gücünün, işveren açısından ise rekabet gücü olan bir işyerinin çalışanlara gerçek güvenceyi sağlaması gerekliliği geleneksel yasal korumalar yanında, daha dinamik çözümler aramaya iş hukuku ve sosyal güvenlik hukukunda değişimlere zorlamaktadır. Bilgi çağı ile ortaya çıkan ‘’iş güvencesi’’ kavramı, günümüzde yerini’’gelir güvencesi‘’kavr***** bırakmaya başlamıştır

Sosyal devlet, iş yasalarıyla çalışma koşullarını düzenlerken sosyal güvenlik kurallarıyla da gelir transferini sağlar. Diğer taraftan işçilerin iş bulmalarına yardımcı olarak vatandaşların refahını hedeflemektedir. Ve son olarak elde edilen refahın sürdürülebilir olmasını da sağlamak durumundadır.
Bu yazı dizimizin konusu son yıllarda dünya finansal krizinin üretim ve çalışma yaş***** olumsuz etkileri karşısında yaşanan istihdam kayıplarının önlenmesi için devlet tarafından uygulamaya konulan istihdamı teşvik yasaların değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme yapılırken istihdamı teşvik için çıkarılan yasaların niteliklerine göre ayrımları yapılarak uygulama esaslarının neler olduğu belirtilmeye çalışılacak ve son olarak istihdama katkıları açısından değerlendirmeleri yapılacaktır.

I-GENEL OLARAK TEŞVİK:

Ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü amacıyla uygulanan kamusal müdahale araçlarından biri olan devlet yardımları, özellikle sosyal devlet anlayışının gelişmesi ile çok önemli bir konuma gelmiştir. Bu anlamda teşvik uygulamaları, ekonomik istikrar ve büyüme gibi ekonomik amaçlar yanında bölgesel dengesizlikler, göç, çevre v.b. gibi bazı sosyal amaçlar da gütmektedir.
Teşvikler ya da devlet yardımları, vergi muafiyet ve istisnaları, düşük faizli kredi ya da hibe yardımları şeklinde olabilecekleri gibi enerji indirimleri, arsa tahsisi ve finansman kolaylıkları sağlayan bazı yöntemlerden de oluşabilmektedir. Uygulamada genellikle yukarıda sayılan teşvik araçlarından biri ya da birkaçı bir arada kullanılmaktadır.

Ülkemizde son yirmi yıl içerisinde birden fazla ekonomik kriz yaşanmış olması ve bu krizlerin sonucunda işletme sahipleriyle birlikte çalışanların etkilenmişliği karşısında ekonomik ve sosyal tedbirler alınmaya çalışılmış ve özellikle iş hukuku ve sosyal güvenlik alanında istihdam teşvik amaçlı birçok yeni düzenleme uygulamaya konulmuştur.

Sosyal Sigorta Primlerinin azaltılması, işverenlerin maliyetini düşürmek ve rekabet edebilirliğini artırmak açısından kuşkusuz önemli bir etkiye sahiptir. İşverenlerden tahsil edilen yüksek oranlı sosyal güvenlik primleri ya da vergiler maliyet artırıcı bir etki yaptığından bir kısım işverenleri prim ve vergi kaçırmaya, iter.Maliyetlerin düşürülmesinin kayıt dışılığın önlenmesi ve istihdamın artmasına katkısının da olduğu /olacağı bir gerçektir.

1998 yılından itibaren uygulamaya konulan bu teşviklerin son ekonomik krizle birlikte yoğunlaştığı görülmektedir. İlk uygulamalar kriz sonrasında, krizin oluşturduğu tahribatı ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler olduğu görülürken; son getirilen teşvik düzenlemeleri krizin derinleşmesine karşı tedbir amacıyla geleceğe yönelik düzenlemeleri de içerdiği görülmektedir.

Nitelikleri itibariyle istihdamı teşvik için çıkarılan düzenlemelerin genel, bölgesel ve süreli olarak ayrımda bulunmak mümkündür. Yine getirilen bu teşvik düzenlemelerinin meydana getireceği maliyeti karşılamak için hazine ve İşsizlik Sigorta Fonunun kaynak olarak kullanıldığı görülmektedir.

II – ÖNCEKİ TEŞVİK DÜZENLEMELERİ:

A – 4325 sayılı Kanunla Getirilen Teşvik Düzenlemesi:

a- Kapsam:
Ülkemizde aktif anlamda istihdamın teşvik edilmesine dair düzenleme Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamında sayılan illerde,(8) 4325(9) sayılı Kanunla getirilmiştir. Bu kanuna göre 1998 – 2002 devresinde, işçi sayısına ilave olarak yeni işe alınan işiler için, prime esas kazançlar üzerinden tahakkuk ettirilecek primlerin işveren hissesinin Hazinece karşılanması öngörülmüştür.

b- Uygulama süresi:
Bölgesel nitelikte bir teşvik olup adı geçen illerde faaliyet gösteren vergi mükelleflerinin 31.12.1997 tarihinde istihdam ettikleri çalışan sayısına ilave olarak çalıştırdıkları işçiler için tahakkuk eden sigorta priminin işveren hissesinin hazinece karşılanması öngörülmüştür.31.12.2002 tarihine kadar yani 5 yıl süreli olarak uygulanacağı öngörülmüştür.

c- Yararlanma şartları:
a. İşçi bakımından:
Çalıştırılacak kişiler açısından herhangi bir koşul taşımayan bu teşvik hükümlerinden her bir çalışan için faydalanılması mümkündür.
b. İşveren bakımından:
Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamında sayılan illerde faaliyet gösteren 31.12.1997 tarihinden önce faaliyette bulunan işverenlerin bu tarih itibariyle çalıştırdıkları işçi sayısına ilave olarak istihdam ettikleri işçilerin uzun vadeli sigorta kollarına tabi tahakkuk eden sigorta priminin işveren hissesinin Hazinece karşılanacağı öngörülmüştür.

Devletin sosyal sigortalar primlerinin işveren hissesini almaktan sınırlı sayıdaki iller içinde olsa vazgeçtiği ilk düzenleme olması itibariyle önemlidir. Ancak bu yasa ile getirilmek istenen istihdamı teşvik için sayılan illere bakıldığında; kapsama dâhil illerden çoğunun Olağanüstü Hal Bölgesi ve mücavir alanına dâhil olmadığı, kavramın sadece Kanunun adında kaldığı; kanunun kapsamının genişletilmesinin bir yandan amaçlanandan uzaklaşılması sonucunu yaratırken, bir yandan da telafisi imkânsız adaletsizliklere yol açtığı görülmektedir. Bu yasa Kanun kapsamdaki illerde terör, ulaşım olanaklarının yetersizliği, hammadde teminindeki güçlükler vb nedenlerle istenilen amaca ulaşılmadığı(11) eleştirilerine neden olmuştur.

B – 5073 sayılı Kanunla Getirilen Teşvik Düzenlemesi:

5073(12) sayılı Kanunla asgari ücret ile sigorta primine esas kazanç alt sınırı arasındaki tutar hazinece karşılanmıştır. Doktrinde prime esas günlük alt sınırın yürürlükteki asgari ücretin üstünde olması halinde oluşan prim farkının işverenlere yüklenmeyip Hazinece karşılanması yolunun benimsenmesi adil ve olumlu(13) bir düzenleme olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

a- Kapsam:
Bu düzenleme ülkenin tamamında uygulanmış olup genel nitelikli bir düzenlemedir.

b- Uygulama süresi:
Değişikliğin yapıldığı 28.01.2004 tarihi itibariyle ne kadar süreyle uygulanacağı belirtilmemiş olduğundan süresiz bir teşvik niteliğini taşısa da daha sonra asgari ücretle prime esas kazanç arasında ki farkın asgari ücretle eşitlenmesiyle uygulama sona ermiştir.

c- Yararlanma şartları:
5198(14) sayılı Kanunla daha önce Hazine tarafından karşılanan asgari ücret ile sigorta primine esas kazanç alt sınırı arasındaki fark sigorta primine esas kazanç alt sınırı asgari ücrete düşürülerek işverenlerin prim yükü önemli oranda azaltılmıştır. Bunun bir teşvik değil de; prime esas kazanç ile asgari ücret arasındaki farkın yarattığı karmaşanın giderilmesi amacına yönelik olduğu değerlendirmesinin yanı sıra; SPEK asgari ücret seviyesine çekilmiş olması dolayısıyla sosyal güvenlik prim yükünün indirilmiş olması karşısında uygulamanın doğrudan teşvik olduğu yönünde görüşlerde mevcuttur.

5073 ve 5198 sayılı yasalarla getirilen teşvik uygulamasıyla sigorta primi matrahı %23 oranında indirim yapılmıştır.(16) Ancak kimi değerlendirmelere göre‘’sigortalı sayısında ki artış oranı %13 civarında olmuştur…’’ ifadesinin iyi niyetli bir yorum olduğu fakat ülkenin gelişme oranı ve her yıl belirli bir artışın zaten sağlanıyor olması gibi teknik arındırmalar yapılmadan bir teşvik dahi olmayan prim indiriminin %13 istihdam artışı sağladığı…’’ tespitine katılmak mümkün değildir.(17)

C – 5084 Sayılı Kanunla Getirilen Teşvik Düzenlemesi:
Bu uygulamadan sonra da 5084(1) sayılı Kanun ve bu kanunda uygulama süresini ve kapsamın da değişiklik yapan 5350(2),5568(3) ve 5615(4), sayılı Kanunlarla bazı illerde sigorta primi işveren hissesinin organize sanayi bölgeleri için tamamının, diğer işyerlerinde %80’inin hazine tarafından karşılanması konusunda düzenlemeler yapılıp bölgesel ve yöresel teşvik politikaları uygulanmıştır.(5)

a- Kapsam:
Afyon, Düzce, Malatya, Diyarbakır, Sivas, Uşak, Şanlıurfa, Aksaray, Adıyaman, Amasya, Ordu, Erzurum, Giresun, Tokat, Yozgat, Osmaniye, K.Maraş, Van, Kırşehir, Bartın, Batman, Çankırı, Erzincan, Mardin, Çorum, Şırnak, Siirt, Sinop, Elazığ, Kütahya, Nevşehir, Niğde, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Hakkari, Iğdır, Kars, Muş, Kastamonu, Artvin, Kilis ve Tunceli illerinde faaliyet gösteren 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işverenlerin çalıştırdığı işçilerin prime esas kazançları alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hissesinin organize sanayi veya endüstri bölgelerinde kurulu iş yerleri için tamamı, diğer yerlerdeki iş yerleri için % 80'i Hazinece karşılanır.

b- Uygulama süresi:
5084 sayılı yasa çerçevesinde daha önce fiilen 10 veya daha fazla işçi çalıştıranların işverenlerin SPEK alt sınır üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hissesinin Hazinece karşılanması uygulaması son yapılan değişikliklerle(6) teşvik hükümleri aynı kalmak üzere uygulama süresi uzatılmıştır.(7)
Görüldüğü üzere bu teşvik uygulaması geçici nitelikte bir teşvik uygulaması olup belirli bir süre uygulandıktan yani teşvikin uygulanması için yasa da belirlenen sürenin tamamlanmasıyla ortadan kalkacaktır.

c- Yararlanma şartları:
İşverenlerin, yatırımlarını tamamlamalarından dolayı sigorta primi işveren hissesi teşvikinden 1.1.2010 tarihinden 31.12.2012 tarihine kadar yararlanabilecekleri belirtilmiş yatırımın tamamlanması durumuna göre bir ayrım yapılmıştır.

1.10.2003 tarihinden önce işe başlamış olmaları durumunda, en son dört aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri işçi sayısına ilave olarak yeni işe aldıkları ve bu işyerlerinde fiilen çalıştırdıkları işçilerden dolayı da, 31.12.2009 tarihine kadar yararlanabileceklerdir. İşçinin ücretsiz izin, istirahatlı olması halinde fiilen çalışma olmadığı için bu teşvik hükümlerinden faydalanılamayacaktır.
1.10.2003 ila 31.3.2005 tarihleri arasında işe başlamış olmaları durumunda, çalıştırdıkları sigortalıların tamamından dolayı,

D- 5746 sayılı Kanun’la ‘Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi’ Teşvik Düzenlemesi:

Ar-Ge, ürün, maddi sermaye (makine-teçhizat) ve üretim sisteminde planlı yenilik yapma faaliyetleridir. Yenilikçi firmalar verimliliklerini, ürün kalitesini, pazar paylarını ve kârlılıklarını artırmak amacıyla Ar-Ge faaliyetlerinde bulunurlar. Maliyet içermesi, uzun zaman alması, ne ölçüde başarılı olacağının önceden bilinememesi, kullanıcıların yeni ürünün kendilerine sağlayacağı yararı tam olarak bilememeleri, bilginin kendiliğinden yayılmaya elverişli olması ve rakip firmaların benzer bir proje üzerinde çalışıp çalışmadıklarının tam olarak bilinememesi Ar-Ge faaliyetlerini optimal altı bir düzeye itebilir. Bu sorunu aşmak için, devlet bizzat veya özel girişimle ortak olarak Ar-Ge faaliyetlerinde bulunabilir, özel kesimin Ar-Ge faaliyetlerini teşvik edebilir.

5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında ücreti gelir vergisinden istisna tutulan personel çalıştıran işletmeler,) yasa kapsamında değerlendirilebilecektir.

a- Kapsam:
Ar-Ge ve yenilik projelerinde faaliyet göstermekle birlikte, denetimle yükümlü şirketten, alacakları belge ile, işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl/Merkez Müdürlüğüne yazılı olarak müracaat etmeleri gerekmektedir.

5746 sayılı Kanunda öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden ; ücreti gelir vergisinden istisna tutulan personel çalıştırmaya başladıkları, tarihten itibaren fiilen çalışan personel için yararlanılabileceklerdir.

b- Uygulama süresi:
Sigorta primi işveren hissesi desteği uygulamasından, 31.12.2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, kapsama giren her bir sigortalı için en fazla beş yıl süreyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır. Teşvik uygulamasının süresi oldukça uzun olmasına rağmen aynı işçi için en fazla 5 yıl süresince bu teşvik hükmünden faydalanılabilmektedir.

c- Yararlanma şartları:
5746 sayılı Kanun kaps***** giren sigortalıların, kapsama giren çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı, Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacaktır. Bu teşvik uygulamasında prime esas kazanç açsından herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. İşçiye ödenen ücret üzerinden hesaplanacak işveren prim hissesinin %50 si hazinece karşılanacaktır.


5763 SAYILI YASA İLE GETİRİLEN TEŞVİK DÜZENLEMELERİ:

5763sayılı Yeni İstihdam yasası adı da verilen kanun ile 4857 sayılı İş Kanununda, 5510 sayılı SSGSSK ve 4447 sayılı İşsizlik Kanun’larının bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Getirilen bu düzenlemeler teşvik uygulamalarına dair hükümleri içerdiği gibi kayıt dışı çalışmayı önlemeye yönelik yeni düzenlemeler ve istihdam yaratmanın önündeki bürokratik engellerin kaldırılması hiç olmazsa azaltılmasına dair hükümleri de içerdiği görülmektedir.

5763 sayılı yasanın 19. maddesiyle 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Fon nemalarının 1/3 oranında istihdamın arttırılması amacıyla Güney Doğu Anadolu kalkınma Projesinin eksik yarımları için kullanılmasına dair maliye bakanlığına yetki verilmesini öngörmüştür. Doğrudan bir teşvik niteliği bulunmamasına rağmen söz konusu bölgedeki işsizlik sorununun, yatırımların devam ettirilerek azaltılması amaçlanmıştır.

Daha sonra 5921 sayılı yasa ile fon da 18.8.2009 tarihinden geçerli olmak üzere, 2009 yılına münhasır olmak üzere, Fonun nema gelirlerinden ¾ ü, genel bütçeye aktarılacağı belirtilmiştir. Bu tutarları, Yüksek Planlama Kurulu kararına istinaden Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki yatırımlar öncelikli olmak üzere ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik altyapı yatırımlarında kullanmak üzere ilgili idare bütçelerine ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.

HEKİMLER tarafından işçi ve işverenlerin ödedikleri primler ile oluşturulan işsizlik sigortası fonunun kaynakları amaç dışı kullanıma açılmış olduğu ileride getirilecek başka yasal değişikliklerin sonucunda fon kaynaklarının erimesine ve esasen kanunda belirlenmiş olan hizmetlerin yeterince yerine getirilememesine nende olacak bir süreç başlatılmış olmasını haklı olarak eleştirilmektedir. Nitekim bu eleştirilerin yayınlandığı tarihten hemen sonra fonun nema gelirlerinin daha büyük bir kısmı aynı şekilde kullanılmak için tahsis edilmesi eleştirilerin ve kaygıların haklılığını ortaya koymaktadır.

5763 sayılı yasa getirilen teşvik düzenlemelerini doğrudan istihdamı artırmaya yönelik olması itibariyle üç başlık altında değerlendirmek mümkündür. İşverenler aynı dönem için bu teşviklerden sadece birinden faydalanabileceklerdir.

A - 5763 sayılı yasanın 2. maddesi ile 4857 sayılı iş kanunun 30 maddesi değiştirilmiş ve ‘’Özürlü İstihdamı’’na ilişkin olarak sigorta primi işveren hissesi teşvikinden yararlanması sağlanmıştır.

B - 5763 sayılı yasanın Sosyal Sigortalar Kanun’un 81. maddesi 1. fıkrasına (ı) bendi eklenmesi ‘’İşverenlere %5 Prim İndirimi’’ sağlanmıştır.

C - 5763 sayılı yasanın 20. madde ile 4447 sayılı işsizlik sigortası kanuna geçici 7. madde eklenmesi ile de uygulamadaki adıyla ‘’Gençlerin İstihdamının Teşvik Edilmesi’’ sağlanmıştır.

Av.Zeki Onat

stidam Tevik Yasalar- III - - Yazete.com