1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 15

Çocuklarda mahremiyet eğitimi

İnsan İlişkileri Kategorisi Anne Baba ve Çocuklar Forumunda Çocuklarda mahremiyet eğitimi Konusununun içerigi kısaca ->> Çocuklarda mahremiyet eğitimi Eskilerin “Hayâ Duygusu” dediği şimdilerde ise “Mahremiyet Eğitimi” olarak bilinen ve çocuk terbiyesinde çok önemli bir konuma ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Çocuklarda mahremiyet eğitimi



    Eskilerin “Hayâ Duygusu” dediği şimdilerde ise “Mahremiyet Eğitimi” olarak bilinen ve çocuk terbiyesinde çok önemli bir konuma sahip olan mesele, maalesef günümüzde ihmal ediliyor. Günümüz anne babaları kendi çocukları açısından hayati önem taşıyan “Mahremiyet Duygusu”nun nasıl kazandırılacağı konusunda yeterince bilgi sahibi değiller.



    Hangi yıldı hatırlamıyorum. Kayseri’de bir arkadaşın yanında misafirdik. İkindi vaktinde çaylarımızı yudumlarken arkadaşımız, “Eğer arzu ederseniz, falanca semtte filanca isimli bir zat yaşar. İlmi ve imanı ile ün salmıştır. İsterseniz hava kararmadan, bu bilge zata bir ziyarette bulunalım mı?” diye sorduğunda “Hay hay, neden olmasın” diye karşılık verdik.

    Kayseri’nin meşhur bağ evlerinin arasında, tozlu yollarda, bir süre yolculuk yaptıktan sonra, seksen küsur yaşına rağmen hâlâ dimdik ayakta duran bu nur yüzlü, bembeyaz sakallı muhteremin evine ulaştık.

    Kendisi, asma dallarından yaptığı şadırvanın altında, tahtadan yapılmış bir sedirin üzerinde oturuyordu. Bizi görünce kendi büyüklüğüne yakışır bir nezaketle ayağa kalktı ve bahçe kapısından kendisine selam veren bizlere, “Buyurun” diye içeri davet etti.

    Kendisine, geçerken uğradığımızı, bir çay içme süresince hal hatır sorup sohbet etmek istediğimizi iletince, memnun oldu.

    Yaşlı zat gayet sakin, yılların birikimi ile büyük bir olgunluk ve vakar içerisinde bizlerle tek tek tanışmaya başladı. Uzun süren tanışma faslından sonra, söz, döndü dolaştı, çocuk terbiyesine geldi dayandı.

    Yaşlı zat, konuşmasını devam ettirmeden önce hepimizi şöyle bir kere daha süzdü. Acaba içimizde sohbetin derinliğini kaldıramayacak biri var mı diye göz ucu ile herkesi yokladı.

    Sonra, elinde tuttuğu tiryaki bardağındaki çayı usulca dudaklarına değdirdikten sonra sakin bir üslupla konuşmasına devam etti: “Sizi tenzih ederim. Kusura bakmazsanız eğer günümüz anne babaları hakkında düşüncelerimi söyleyeyim” dedi ve konuşmasını sürdürdü: “Maşallah günümüz anne babaları her konuda her şeyi biliyorlar, ama konu asıl kendi meselesi olan “aile hayatı” konusuna gelip dayanınca, çok cahil olduklarını gözlemliyorum. Babalar baba gibi değil, anneler de ana gibi değil artık. Öyle olunca toplumda hasta ruhlu yeni bir nesil yetişmeye başladı.” diye tespitlerini bizlerle paylaştı.

    Şırıl şırıl bir havuzun kenarında sedire dizilmiş bizler, üç aşağı beş yukarı kendisine hak verdiğimizi söyledik.



    “Günümüz anne babaları mahremiyet eğitimi nasıl verilir bilmiyor!”

    Yaşlı zat, bizim “çokbilmiş” hâlimizi yine olgunlukla dinledikten sonra, tekrar devam etti: “Evvelden, çocuklar yetiştirilirken bir “mahremiyet” eğitimi vardı. Mahremiyet eğitimine anne babalar çok önem verirdi. Şimdiki anne babalara bakıyorum, çocuklarını bu önemli konuda ihmal ediyorlar.” diyerek iç çekti.

    Konu gayet ilgimi çektiği için, “Nasıl yani biraz açar mısınız?” diye merakla kendisine yöneldim.

    Yaşlı zat, “Şimdiki çocukları gözlemliyorum, kıyafetlerini değiştirirken çok rahat davranıyorlar. Örneğin şu oturduğumuz yere bir çocuk gelse, annesi, o çocuğun kirlenmiş elbiselerini çıkartıp, temiz elbise giydirecek olsa, çocuk hiç utanma hissine kapılmıyor. Gözümüzün içine bön bön bakarak karşımızda soyunabiliyor, giyinebiliyor. Bu çok yanlış... Anne babalar buna dikkat etmiyor. Çocuklarına mahremiyet bilinci vermiyorlar” dedi.

    Yılların tecrübesini bizlerle paylaşan bu yaşlı zatın sözleri tek tek zihnimde karşılık buluyordu.


    Mahremiyet bilinci

    Konuşma derinleştikçe, mahremiyet eğitimi konusunda anne babaların nasıl yanlışlar içinde bulunduğunu tek tek örneklendiriyordu; “Ya da bir başka örnek vereyim size. Çocuk, artık aklı erecek yaşa gelmiş, yani yedi sekiz yaşına gelmiş ama bakıyorsunuz ki, banyo yaparken, “duş” denen bir fıskiyenin altında anne babası ile kucak kucağa banyo yapıyorlar. Olmaz ki böyle, böylesi bir davranış çocuğun kazanacağı mahremiyet duygusu adına bir cinayettir. Çocuk, belli bir yaştan sonra anne babasını kıyafetsiz olarak görmemesi gerek.” dedi ve hiç unutamayacağım şu örneği verdi: “İşte böyle yetişen gençler, mahremiyet nedir bilmiyorlar. Mahremiyet hissi öyle bir şeydir ki, bir genç kız çocuğunun iffetli yaşaması için en kıymetli silahıdır. Oturduğumuz sedirlere bir grup hanımın oturduğunu düşünün. Ve işte şu karşıda gördüğünüz çalıların arasında da bir çift hain göz, burada oturan kadınları gizlice seyrediyor olsun. Burada oturan kadınlardan birinin eteği şöyle hafifçe yana doğru açılsa da, şu çalılar arasında burayı gözleyen kişinin bakışları, bu kadının açılan eteğinden hafifçe görünen tenine değecek olsa, eğer bu kadının mahremiyet hissi pekişmişse, tenine değen o bakışı hisseder ve irkilerek eteğini toplar. Bizim buralarda tedirgin olunca “estağfurullah” denilir... Eteğini toplayan bu kadın “estağfurullah” diyerek şaşkın gözlerle etrafına bakar ve kendini toparlar. İşte bu hâl, mahremiyet bilinci ile yetişmiş bir hanımın hâlidir. Ama eğer, bu hanım, çocukluk yıllarından mahremiyet eğitiminden nasibini almamışsa, ne kendine yönelen hain bir çift gözü fark eder, ne o bakışlardan rahatsız olur, ne de eteğini toplama ihtiyacı hisseder” dedi.

    Bu yaşlı zatın seksen kusur yıllık hayat tecrübelerini dinlerken kendimi üniversite amfisinde pedagoji dersi veren bir profesörü dinler gibi hissettim.


    Temel davranış refleksi

    Evet, bu yaşlı zat çok haklıydı. Günümüz anne babaları çocuk terbiyesinde “mahremiyet” duygusunun verilmesini ihmal ediyorlardı.

    Mahremiyet eğitiminde ihmale uğrayan çocuklar ise her an bir çift hain gözün tuzağına düşmeye adaydır. Kendisine yönelebilecek tehlikelerden habersiz, o masum çocuklar, her an tuzaklara düşmeye aday olarak sokak ortasında kendilerini korumaktan aciz, şen şakrak oyunlar oynamaktadır.

    Bir insanın bütün bir hayatında iz bırakacak böylesi korkunç bir tehlike karşısında anne babaların hâlâ bilinçsiz olması akıl alacak gibi bir şey değil. Bu konuda “N’olur hocam yardım edin, ateş düştüğü yeri yakıyormuş” diye kapımızı çalan anne babaların, “bize bir şey olmaz” diyerek mahremiyet eğitimini önemsemeyen anne babalar olduğunu üzülerek görüyoruz.

    Kız olsun veya erkek olsun, çocukların, kendilerini bu türlü “hasta ruhlu insanlar”dan koruyabilmesi için nasihat vermek yeterli değildir. Hatta çok defa; “Aman, oğlum/kızım, dışarıdaki kötü adamlara dikkat et, seni alır kaçırır...” türünden korku dolu nasihatler çocuğun ruhunda derin yaralar açılmasına da neden olmaktadır. Bir yandan sosyal yönü kuvvetli çocuk yetiştirmek için uğraşılırken, bir yandan da böylesi nasihatler çocukların içe kapanmasına ve sosyal çevreden korkmasına neden olabilir.


    Temel Davranış Refleksi

    O halde çok iyi bilinmelidir ki, çocukların mahremiyet eğitimi tek başına nasihat ile veya korkutmalarla olabilecek bir şey asla değildir.

    Çocukların kendi bedenlerine yönelecek tehlikelerden kurtulabilmesi için verilecek olan asıl mahremiyet eğitimine biz, “Temel Davranış Refleksi” diyoruz.

    Temel Davranış Refleksi’ni eskiler “Hayâ Duygusu” olarak da kullanmışlardır.

    Ancak, üzülerek belirtmek gerekirse, günümüz anne babaları kendi çocukları açısından hayati önem taşıyan “Temel Davranış Refleksi”nin nasıl kazandırılacağı konusunda yeterince bilgi sahibi değiller.

    Halbuki Temel Davranış Refleksi gelişmiş bir çocuk kendisine yönelecek bir tehlikenin, tehlike olduğunu fark etmese bile, ani bir refleks ile o tehlikeden kendisini koruyabilir. Çocuk, kendisine yönelen anormal davranışın ne anlama geldiğini bilmese dahi ciddi rahatsızlık duyar ve o an o ortamdan uzaklaşmak ister.



    Temel Davranış Refleksi hangi yaşta ve nasıl verilmelidir?

    Temel Davranış Refleksi, çocuklara, en kolay olarak 4 – 7 yaş arasında kazandırılır. Bu yaş aralığındaki çocuklara aşağıdaki yol ve yöntemler izlenilerek bu refleks kazandırılır.



    “Bedenim bana aittir” bilinci

    Daha bebekliğinden itibaren kendisini rahatlıkla yetişkinlerin eline bırakan bebeğin ilerleyen yıllarda kendi bedeninin farkına varması ve çevresindeki yetişkinlerden ayrı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir. Kendi bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamayan ve kendi bedeni üzerinde başkalarının bir şeyler yapabileceğini düşünen çocuk rahatlıkla taciz tuzağına düşebilmektedir. Anne-babalar, çocukları 4 yaşına gelmeye başladığı andan itibaren çocuklarına vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasında en temel faktör anne-babaların çocuklarının bedenleri ile yapacakları tasarruflarda çocuklarının onayını alma yönünde eğilim göstermektir. Örneğin, terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış bir çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkartılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.



    “İzin verirsem dokunabilirsin” bilinci

    Bu bilincin oluşturulması için anne baba, çocuğunun vücudunu hoyratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarını öperken “Seni öpebilir miyim?” diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeninin, herkes tarafından izinsiz kullanılmasının çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kıracağı unutulmamalıdır.



    “Dokunulması yasak olan yerlerim” refleksi

    Çocuklar dört yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle genital bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için dört yaşından itibaren çocukların genital bölgelerine temas azaltılmalıdır. Eş, dost ve akrabalar tarafından çocuk, cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemelidir.



    “Fiziksel baskıya direnme” refleksi

    Küçük yaştaki çocuklar kendi güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini büyüklerin gücünü keşfettikçe anlarlar. Anne-babalar ve akrabalar, çocuklarına olan sevgi gösterileri sırasında çocuklara kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Anne-babalar, çocuğuna kendisine güç uygulandığında karşılık verilmesi gerektiğini öğretmelidirler. Bunun için bazen çocuğun istemediği bazı durumlarda gösterdiği tepki, güç gösterisi ile kırılmamalı, çocuğun direncinin işe yaradığı bizzat yaşayarak gösterilmelidir.



    “Vücudum görünmemeli” hissi

    Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren, çırılçıplak olarak ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini genital bölgeleri giyinik olarak hatırlamalıdır. Özellikle dört yaşından itibaren çocuklar çırılçıplak olarak ev içinde veya ev dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak görmeye alışkın olmayan bir çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.



    “Banyoda çıplak olunmaması” bilinci

    Çocuk, temel davranış refleksi kazanması açısından dört yaşından itibaren anne-babası ile birlikte tamamen çıplak olarak banyoda bulunmamalıdır. Ayrıca çocuklar banyo yaparken üzerinde külotu da bulunmalıdır ki, çocuk, genital bölgelerinin görülmemesi ilkesini pratikte yaşayarak öğrenmiş olsun.



    “Tuvalette benden başkası olmamalı” bilinci

    Bazı anne babalar, çeşitli nedenlerle ya çocukları ile birlikte tuvalete girmekte veya tuvaletin kapısını aralık bırakmaktadır. Bu davranış çocuğun temel davranış refleksi kazanmasına engel olmaktadır. Her ne sebeple olursa olsun dört yaşına gelen bir çocuk, tuvaletin “özel” bir mekan olduğunu öğrenmeli, tuvalet ihtiyacını gideren birisinin başkaları tarafından görülmesinin uygun olmayacağını bilmelidir. Çocuk genital bölgelerinin görülmesinden rahatsızlık duymamaya, kendisini tuvalette iken gören birisine tepki vermemeye alışmamalıdır.


    “Soyunma ve giyinmede yalnızlık” ilkesi

    Çocuğun dört yaşından itibaren genital bölgelerinin başkaları tarafından görülmesinden adım adım uzaklaşması gerekir. Bu bağlamda çocukların elbiseleri herkesin içerisinde değiştirilmemelidir. Çocuklar mümkünse elbiselerini kendileri ve kimsenin görmediği bir ortamda değiştirmelidir. Eğer çocuk kendisi elbiselerini değiştiremiyorsa, anne ile ayrı bir odaya gidilerek elbiseler değiştirilmelidir.



    “İzin verirsem kabul edilirsin” ilkesi

    Anne için çocuk ne kadar büyürse büyüsün çocuktur. O yüzden anne, çocuğunun odasına girerken izin alınması gerektiğini düşünmez. Ancak, çocuk dört yaşına girdiğinden itibaren “izin verirsem kabul edilirsin” ilkesi hayata geçirilmelidir. Anne-baba, çocuğun odasına girerken izin istemeli, her şeye rağmen onun çıplak vücudu ile karşılaşıldığında özür dilenip kapı kapatılmalıdır. Bu davranış kalıbı hem çocuğun kişiliğine saygıyı, hem de çocuğun rahatsız olduğu bir durumda itiraz edebilme becerisi kazandırılması açısından önemlidir.


    Çocuklarda mahremiyet eğitimi hakkında daha geniş bilgi Sistem Yayıncılık tarafından yayımlanan “Anababaların Korkulu Rüyası Çocuklara Yönelik Taciz” isimli kitabımda verilmiştir.


    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye onuc13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Yaş
    46
    Mesaj
    559
    Rep Gücü
    2430

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Ülkemizde öncelik derecesi sıralamasında ilkleri işgal etmesi gereken bir konu...
    Maalesef batılılılaşma hareketinde alınması gerekenleri değilde alınmaması gerekenleri almış bu süreçte...
    Sonuç olarak onlar yine ay'a gider olmuş biz yine kalmışız yaya...

    İnsanların iffet ve haya duygusu ortadan kalkmış ise, Çocuklarına ne öğretebilirler bu alanda ?
    İvedik gibi hibbi programların yayınlanmasına izin verirse devlet, ki veriyor...
    O zaman bekleye dursunlar çatlayan "ar" damarlarını yamayacak yağmur tanelerini...

    Aneler babalar eğitimsiz...
    Devlet bu konuda duyarsız...
    Evlerden birşey alamayan çocuklar okullardan hiç birşey alamıyor insan olmak yolunda...
    Herkes küfür ediyor...
    Yararsız konuşan çok yararlı konuşan hiç yok !

    Pekii ;
    Bataklığın ortasında Yılan dolu çukurun etrafında dolaşan bebeler ne yapacak kendini kurtarma yolunda...???

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı hakan2034´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ülkemizde öncelik derecesi sıralamasında ilkleri işgal etmesi gereken bir konu...
    Maalesef batılılılaşma hareketinde alınması gerekenleri değilde alınmaması gerekenleri almış bu süreçte...
    Sonuç olarak onlar yine ay'a gider olmuş biz yine kalmışız yaya...

    İnsanların iffet ve haya duygusu ortadan kalkmış ise, Çocuklarına ne öğretebilirler bu alanda ?
    İvedik gibi hibbi programların yayınlanmasına izin verirse devlet, ki veriyor...
    O zaman bekleye dursunlar çatlayan "ar" damarlarını yamayacak yağmur tanelerini...

    Aneler babalar eğitimsiz...
    Devlet bu konuda duyarsız...
    Evlerden birşey alamayan çocuklar okullardan hiç birşey alamıyor insan olmak yolunda...
    Herkes küfür ediyor...
    Yararsız konuşan çok yararlı konuşan hiç yok !

    Pekii ;
    Bataklığın ortasında Yılan dolu çukurun etrafında dolaşan bebeler ne yapacak kendini kurtarma yolunda...???

    Batının ''yozlaştırma'' çabasının oldukça etkili olduğunu görmekteyiz.Zira ''haya'' duygusunu kaldırmak , bütün değerleri yok etmede oldukça etkilidir.

    Bir zamanlar babasının , abisinin yanında pijamayla dahi gezmeye ar eden kızlarımız vardı.Şimdi babasının yanında mayoyla, erkek kardeşiyle çırılçıplak aynı evi paylaşan gençler ! var.

    Utanmak!
    Sen ne yüce duygusun.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Batının ''yozlaştırma'' çabasının oldukça etkili olduğunu görmekteyiz.Zira ''haya'' duygusunu kaldırmak , bütün değerleri yok etmede oldukça etkilidir.

    Bir zamanlar babasının , abisinin yanında pijamayla dahi gezmeye ar eden kızlarımız vardı.Şimdi babasının yanında mayoyla, erkek kardeşiyle çırılçıplak aynı evi paylaşan gençler ! var.

    Utanmak!
    Sen ne yüce duygusun.
    Sizin bu yaklaşımınız özgürlüğe vurulan bir darbedir.
    İnsanları cinsiyet bakımından değerlendirmemeli.
    Öyle bakarsanız özgürlükleri yok sayarsınız.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye onuc13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Yaş
    46
    Mesaj
    559
    Rep Gücü
    2430

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin bu yaklaşımınız özgürlüğe vurulan bir darbedir.
    İnsanları cinsiyet bakımından değerlendirmemeli.
    Öyle bakarsanız özgürlükleri yok sayarsınız.


    "Utanmak, haya etmek, edebli olmak" İnsanlarla hayvanları birbirinden ayıran özelliklerden yalnızca bir tanesidir.
    "Özgür olmak" hayvanlar gibi yaşamak mıdır ? Sizin anlayışınıza göre...

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin bu yaklaşımınız özgürlüğe vurulan bir darbedir.
    İnsanları cinsiyet bakımından değerlendirmemeli.
    Öyle bakarsanız özgürlükleri yok sayarsınız.
    evet insanları cinsiyet bakımından değerlendir. memeli..

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı SOSYALİST´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin bu yaklaşımınız özgürlüğe vurulan bir darbedir.
    İnsanları cinsiyet bakımından değerlendirmemeli.
    Öyle bakarsanız özgürlükleri yok sayarsınız.
    Burada bir kısıtlama yok...''edep'', ''ar'' duygusu var.Evladın babaya, kardeşin abiye karşı saygısından ötürü, edepli olma hali var.Ve özgürlükle hiç alakası yok...
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Şimdi siz babaya,ağbiye saygıyı söylüyorsunuz,fakat edep nedir sizce?
    mahremiyet diyorsunuz,anneler babalar çocuklarını eğitemiyor diyorsunuz..
    yukarıdaki yazıda bir çok saçmalıklar var bana göre..

    Anne-babalar, çocukları 4 yaşına gelmeye başladığı andan itibaren çocuklarına vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasında en temel faktör anne-babaların çocuklarının bedenleri ile yapacakları tasarruflarda çocuklarının onayını alma yönünde eğilim göstermektir. Örneğin, terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış bir çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkartılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.

    bu nedemek oluyor anlayamadım,çocuğumun üzerini değiştirmek için izinmi alacağım.
    Ben çocuğumu tacizmi edeceğim,bunumu demek istiyor.

    Bu bilincin oluşturulması için anne baba, çocuğunun vücudunu hoyratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarını öperken “Seni öpebilir miyim?” diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeninin, herkes tarafından izinsiz kullanılmasının çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kıracağı unutulmamalıdır.

    Bu şekilde başka bilinçlerin açılmasını sağlamayalım.


    Çocuklar dört yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle genital bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için dört yaşından itibaren çocukların genital bölgelerine temas azaltılmalıdır. Eş, dost ve akrabalar tarafından çocuk, cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemelidir.
    Bu zaten saçma sapan bir öneri,böyle bir şey nerede oluyor bilmiyorum.


    Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren, çırılçıplak olarak ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini genital bölgeleri giyinik olarak hatırlamalıdır. Özellikle dört yaşından itibaren çocuklar çırılçıplak olarak ev içinde veya ev dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak görmeye alışkın olmayan bir çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.


    Hiç kimse zaten çocuğunu uluorta çırılçıplak dolaştırmaz.


    Çocuk, temel davranış refleksi kazanması açısından dört yaşından itibaren anne-babası ile birlikte tamamen çıplak olarak banyoda bulunmamalıdır. Ayrıca çocuklar banyo yaparken üzerinde külotu da bulunmalıdır ki, çocuk, genital bölgelerinin görülmemesi ilkesini pratikte yaşayarak öğrenmiş olsun.

    Çocuk zaten banyoya banyo yapmak için giriyor,külotlamı girecek,eğer külotsuz banyo yaparsa ilerde genital organlarını saklamayı öğrenemeyecekmi..
    yapmayın allah aşkına..bu saçmalıkları kimlere öğretiyorsunuz,Çocuğuna utanma duygusunu öğretemeyecek kadar bizleri aptalmı sanıyorsunuz,ne kadar basit işlerle uğraşıyorsunuz,baştan sona boş bir yazı..



    not:konuyu açan arkadaşım üzerine alınmasın,sözüm bu yazıyı yazanadır...

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı simqe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi siz babaya,ağbiye saygıyı söylüyorsunuz,fakat edep nedir sizce?
    mahremiyet diyorsunuz,anneler babalar çocuklarını eğitemiyor diyorsunuz..
    yukarıdaki yazıda bir çok saçmalıklar var bana göre..

    Anne-babalar, çocukları 4 yaşına gelmeye başladığı andan itibaren çocuklarına vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasında en temel faktör anne-babaların çocuklarının bedenleri ile yapacakları tasarruflarda çocuklarının onayını alma yönünde eğilim göstermektir. Örneğin, terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış bir çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkartılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.

    bu nedemek oluyor anlayamadım,çocuğumun üzerini değiştirmek için izinmi alacağım.
    Ben çocuğumu tacizmi edeceğim,bunumu demek istiyor.

    Gerçekten anlayamamışsınız.

    Bu bilincin oluşturulması için anne baba, çocuğunun vücudunu hoyratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarını öperken “Seni öpebilir miyim?” diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeninin, herkes tarafından izinsiz kullanılmasının çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kıracağı unutulmamalıdır.

    Bu şekilde başka bilinçlerin açılmasını sağlamayalım.

    Bence sağlıklı bir öneri...

    Çocuklar dört yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle genital bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için dört yaşından itibaren çocukların genital bölgelerine temas azaltılmalıdır. Eş, dost ve akrabalar tarafından çocuk, cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemelidir.
    Bu zaten saçma sapan bir öneri,böyle bir şey nerede oluyor bilmiyorum.

    Birçok yerde oluyor.Yakınımızda...çevremizde...ülkemizde...düny ada...

    Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren, çırılçıplak olarak ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini genital bölgeleri giyinik olarak hatırlamalıdır. Özellikle dört yaşından itibaren çocuklar çırılçıplak olarak ev içinde veya ev dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak görmeye alışkın olmayan bir çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.


    Hiç kimse zaten çocuğunu uluorta çırılçıplak dolaştırmaz.


    Reklamları izliyor musunuz?

    Çocuk, temel davranış refleksi kazanması açısından dört yaşından itibaren anne-babası ile birlikte tamamen çıplak olarak banyoda bulunmamalıdır. Ayrıca çocuklar banyo yaparken üzerinde külotu da bulunmalıdır ki, çocuk, genital bölgelerinin görülmemesi ilkesini pratikte yaşayarak öğrenmiş olsun.

    Çocuk zaten banyoya banyo yapmak için giriyor,külotlamı girecek,eğer külotsuz banyo yaparsa ilerde genital organlarını saklamayı öğrenemeyecekmi..
    yapmayın allah aşkına..bu saçmalıkları kimlere öğretiyorsunuz,Çocuğuna utanma duygusunu öğretemeyecek kadar bizleri aptalmı sanıyorsunuz,ne kadar basit işlerle uğraşıyorsunuz,baştan sona boş bir yazı..

    Banyoya çıplak girmemek de İslamdaki ''haya'' bahsinin bir kısmını oluşturur.Bu konu ile ilgili bilinçlenmek açısından önemli bir nokta...

    not:konuyu açan arkadaşım üzerine alınmasın,sözüm bu yazıyı yazanadır...
    Bu yazı bir pedagog tarafından yazılmıştır.Özellikle çocuk istirmarcılığına karşı korunma açısından önemli bilgiler odluğunu düşünmekteyim.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Çocuklarda mahremiyet eğitimi

    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu yazı bir pedagog tarafından yazılmıştır.Özellikle çocuk istirmarcılığına karşı korunma açısından önemli bilgiler odluğunu düşünmekteyim.
    Evet çok önemli bilgiler bunlar rabia teşekkürler...
    Ama ben çocuklarıma bunları öğrettim zaten...
    Belli bir yaşa gelince çocuklar okula gidiyor ve o arada yanında olamıyoruz bu yüzden çocuk bilirse kendini herkesin elleyemeyeceğini,öğretilirse kendini korumayı öğrenir..

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. NLP Eğitimi
    kemal1982 Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 03-06-2014, 07:44 PM
  2. Pilotaj Eğitimi
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-12-2011, 07:37 AM
  3. İnternette Mahremiyet adına 10 Şey
    dogangunes Tarafından Teknoloji ve Bilişim Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 03-10-2009, 12:27 PM
  4. Teknolojili çiş eğitimi
    SAHARAY Tarafından Hastalıklar ve Tedavi Yolları Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-11-2008, 08:12 PM
  5. Mahremiyet
    SAHARAY Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 07-09-2008, 03:12 AM
Yukarı Çık