Deri neden sararır?

Normalde ömrünü dolduran alyuvarların yıkımı ile oluşan bilirubin, karaciğerde işlendikten sonra safra yoluyla bağırsağa atılarak vücuttan uzaklaştırılır.
Aşırı alyuvar yıkımı, karaciğer bozuklukları ve safra yollarının tıkanması vücutta bilirubin birikimine neden olur. Başta kan uyuşmazlıkları olmak üzere bazı hemolitik hastalıklar, enzimatik ve metabolik bozukluklar, doğumsal enfeksiyonlar, karaciğer iltihapları, safra yolları ve bağırsak tıkanıklıkları gerek üretim artışı gerekse atılım azalmasıyla bilirubin birikmesine neden olurlar. Vücutta biriken bilirubinin maddesinin vücut dokularıyla beraber derimizi de boyaması sonucu ciltte sararma meydana gelir.

Fizyolojik Sarılık

Doğum sonrası dönemde sarılık oluşumuna fizyolojik eğilim mevcuttur. (Bu arada bu tür sarılığın bulaşıcı olmadığını ve karaciğerin mikrobik iltihabına bağlı olan sarılıktan ayırt edilmesi gerektiğini de ifade etmemiz gerekir). Bu nedenlerle zamanında doğanlarda yüzde 60 prematürelerde yüzde 80 oranında, belli seviyeleri aşmayan, bebeğe herhangi bir zararı olmayan halk arasında kundak sarılığı diye tabir edilen fizyolojik sarılık görülmektedir. Fizyolojik sarılık genellikle bebeğin göz ve yüzüyle sınırlıdır. Gövdeye yayılan sarılık fizyolojik sınırların aşıldığına, uyluk ve bacaklara yayılma ise sarılığın ilerlediğine işaret eder.

Tedavisi ihmal edilmemeli

Yenidoğan sarılığının takip ve tedavisi oldukça kolaydır. Topuktan alınan bir damla kanla sarılığı ölçmek mümkün olmakta, erken teşhis ile kısa süreli fototerapi uygulamak tedavi için yeterli olmaktadır. Tedavi geciktiğinde sarılığın aşırı yükselmesi nedeniyle beyin hasarı olabilmekte, sarılık kan değişimi ile düşürülse bile beyin tahribatı kalıcı olmaktadır. Maalesef bu bebeklerin, hafif zeka geriliğinden ağır beyin felcine kadar değişik derecede özürlülüğe aday olarak hayata başlamaları söz konusudur.