Çocuğa sevgiyi anlatmak, ona sevildiğini hissettirmekle başlıyor. Elbette her anne-baba çocuğunu sever.!Ama bunun çocuk tarafından hissediliyor olması gerekiyor.
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Açelya Şahin,
“Doğum ile başlayan bu süreçte önemli noktalardan birisi, çocuğun isteyerek dünyaya getirildiğine inanmasıdır. Diğer bir nokta, ona zaman ayırmaktır.” diyor.

Sevginin temeli güven duygusudur. Kişilerarasında sevgi olabilmesi güven duygusunun varlığına ve kişinin yaptıklarının koşulsuz kabulleniş ile karşılanacağına inanmasına bağlıdır. Tüm bunlar göz önüne alındığında, aslında bir çocuk için sevgi kavramının oluşumu, doğumdan itibaren tohumları atılan devamlı bir süreçtir. Anne ile yenidoğan arasında oluşacak “bağlanma” tarzı, çocuğun ileriki yaşamında ne tür ilişkiler kuracağına dair ipuçları içerir.
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Açelya Şahin şöyle diyor:
“Özellikle ilk bir yıl içinde beslenme, uyku, temizlik gibi temel ihtiyaçları zamanında ve koşulsuz karşılanan, bunun yanında bedensel temasın yeterli olduğu koşullarda yetişen çocuk “güvenli bağlanma” geliştirir. Bu tür bağlanma geliştiren çocuğun gelecek yaşamında güven duyma ile ilgili problemler yaşamayacağı ya da yaşama olasılığı daha az olacağı için sevgiyi hissetmesi ve hissettirmesi daha kolay olacaktır. Bunun aksine, fiziksel ve duygusal ihtiyaçları zamanında ve yeteri kadar karşılanmayan, dolayısıyla “güvensiz bağlanma” geliştiren çocuk, anneye ya da bakımını üstlenen kişiye karşı güvensizlik yaşar. Bu durum çocuğun yaşamında birtakım kişilerarası sorunlara zemin hazırlar.”

Sevgiyi nasıl anlatmalı?

DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Açelya Şahin, bu soruya şöyle yanıt veriyor:“Çocuğa sevgiyi anlatmak, ona sevildiğini hissettirmekle başlar. Elbette her anne-baba çocuğunu sever. Ama bunun çocuk tarafından hissediliyor olması gerekir. Doğum ile başlayan bu süreçte önemli noktalardan birisi, çocuğun isteyerek dünyaya getirildiğine inanmasıdır. Bu onun kendini değerli ve sevilmeye layık görmesine yardımcı olur. Diğer bir nokta, ona zaman ayırmaktır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocuğunuzla geçirdiğiniz zamanın süresinden çok kalitesi önemlidir. Bütün gün onun yanında olabilirsiniz ama bir paylaşım içinde değilseniz, sorularını veya söylediklerini kulak ardı ediyorsanız, önemsenmediğini düşünebilir. Ayrıca, sevgiyi yaşamanın ve yaşatmanın yolu koşulsuz kabullenişten geçer. Çocuğunuzun koşulsuz sevildiğine inanması yine sevgiyi öğrenmesinde önemli bir noktadır. Çocuklar, koşulsuz sevme ve güvenme içgüdüsü ile dünyaya gelirler. Onlara sevginin koşullu olabileceğini bizler öğretiriz. “Bak yemeğini yemezsen annen olmam” deriz, “Bir daha ödevini yapmazsan öğretmenin seni sevmez” deriz. Halbuki, ne yemek yemediğinde anne anneliğinden vazgeçebilir, ne de öğretmen öğrencisine olan sevgisini yapılan ödevlere endeksler. Ama çocukların bilişsel yetileri henüz bu muhakemeyi yapmaya yeterli olmadığından, ancak bazı koşulları yerine getirirlerse sevileceklerine inanabilirler. Çocuk, koşulları yerine getiremediğinde kendini sevilmeye değer görmez. Bu nedenle aileler, bu tarz konuşmalar içine girmekten kaçınmalıdır. “

Çocuğunuza Model Olun

Çocuklar, sosyalleşmeye başlamaları ile birlikte yetişkinleri, özellikle anne-babalarını, taklit etmeye başlar, onları rol model alırlar. Bu nedenle, çevrelerindeki yetişkinlerin sevgiyi nasıl yaşadıkları, birbirlerine sevgilerini nasıl gösterdiklerine dikkat ederler. Çevredeki yetişkinlerin davranışları, düşünceleri, inançları bu süreçte etkilidir. Örneğin, kişiler hem birbirlerini sevdiklerini söyler hem de birinin yokluğunda diğeri onun hakkında olumsuz yorumlarda bulunursa, çocuğun birbirini seven iki kişi tanımı bu olur. Dolayısıyla, ebeveynlerin çocuğa karşı olan davranışlarında dikkatli olmaları gerektiği kadar, birbirlerine karşı davranışlarında da özenli olmaları gerekmektedir.

Anne-babalara tavsiyeler...

• Yaşı ne kadar küçük olursa olsun, çocuğunuzun yanında annesinin ya da babasının onun doğmasını istemediğine, kürtaj zamanı geçtiği için dünyaya getirmek zorunda kaldığınıza dair konuşmalar yapmaktan kaçının.

• Eğer evlat edinme durumu söz konusu ise, her zaman onun özel olduğunu hissettirecek sözler söyleyin. “Orada bir sürü çocuk vardı, ama biz seni çok sevdik. O kadar çocuğun içinden ilk seni seçti gözlerimiz. Birden sana ısınıverdik” gibi.

• Çocuğunuza karşı sevgi sözcükleri kullanma konusunda cimri olmayın. “Şımarır” veya “Zaten onu sevdiğimizi biliyor” gibi düşünceler zaman zaman sizi engelleyebilir ama unutmayın ki çocuğunuz bunları bilse bile sizden duyması hoşuna gidecektir.

• Eşinizle ayrılmış ya da evli olun, çocuğunuzun özel ve önemli günlerinde yanında olmaya özen gösterin. Mezuniyet törenleri, yıl sonu gösterileri, veli toplantıları, karne günlerinde onunla birlikte olmanız kendini değerli bulmasını ve sevildiğini hissetmesini sağlar.

• Çocuğunuza özel zamanlar ayırın. Aile bireylerinin hep birlikte olduğu ev içi ya da ev dışı aktiviteler planlayın. Kendilerine özel zaman ayrılmadığına inanan çocuklar kabul görülmediklerini düşünürler. Yerleşik kızgınlık ve değersizlik duyguları geliştirebilirler. Sizin dikkatinizi kendi üzerlerine çekmek için olumsuz davranışlar sergilemeye başlayabilirler.

DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Açelya Şahin