Doğumdan itibaren anne baba ile olan ilişkileri çocuğun diğer bireylerle nesnelerle ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur. Özellikle okul öncesi dönemde çocuğun yaşamındaki en etkili sosyalleştirme kurumunun da aile olduğunu ve çocuğun bu dönem içinde ağırlıklı olarak başkalarını yani özellikle anne babayı taklit ederek ya da model alarak öğrendiğini düşünürsek, anne babanın çocuğun duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimindeki ya da kişilik gelişimindeki önemi tekrar gözümüzde canlanır. Başka bir deyişle anne babanın çocuğun küçük yaşından itibaren özgüven ya da temel güven duygusunun gelişiminde etkisi çok büyüktür.

Gelişimsel olarak baktığımızda bebeğin 0-12 ay sonuna kadar olan dönem içinde güven ya da güvensizlik diye adlandırılan bir evreden geçtiği bilinir. Bu dönemde eğitim biçimi, çocuğun yetiştirilme şekli ve onunla kurulan duygusal iletişim çocukta güven ya da güvensizlik duygularının oluşumuna neden olur. Hayatın ilk yıllarında bebeğin psikososyal görevi güvenmeyi öğrenmektir. Bebek annenin onu fiziksel ve duygusal olarak her zaman besleyeceğine yani ihtiyaçlarını karşılayacağına emin olmalıdır. Annenin onun acısını hafifleteceğini bilmelidir. Bunun yanında yine çok önemli olarak bebek zaman zaman annenin uzaklaşabileceğini ama kaybolmayacağını geri döneceğini de deneyimlemelidir. Bunu sağlayan da anneyle kurduğu ilişkiye güvenmesidir.

Bebekte bu dönemde huzur duygusu doyurulmadığında büyüme sürecinde kendine güvende sıkıntı gözlemlenir. Bu ilişki içinde ya ihtiyaçlarının çoğunun karşılanacağı inancıyla güven duygusu geliştir ya da isteklerinin çoğunu elde edemeyeceği duygusundan güvensizlik yaşamaya başlar.

Daha sonra 1-3 yaşta duygusal ve kişilik gelişimlerinin belirgin olarak görüldüğü özerklik evresi olarak tanımlanan çocuğun anne bağımlılığından uzaklaşıp iki ayakları üzerinde durabildikleri ve her şeyi keşfetmeye çalıştıkları bir dönem vardır.

Bu dönemde eğer çocuk sürekli cezalandırılır ya da kızgınlık ifadeleri altında kalırsa ya da aşırı koruyucu bir ebeveyn tarafından bağımsızlaşmasına ya da keşfetmesine izin verilmezse eziklik hisseder ve utanç yaşar. Anne baba bu yıllarda çocuğun kendi kendine kontrol etme isteğini olumlu yönde etkilemeli, izin vermeli ve destekleyici olmalıdır ki çocuk özerklik içinde güven duygusu kazansın.

Beş yaş sonuna kadar çocuk etrafındaki herşeyi bilmek ve incelemek ister bunda cinsellik de vardır. Çocuğun bu amaçla yaptığı girişimlerin desteklenmesi, gerekli bilgilerin yaşına uygun olarak anlatılarak beslenmesi önemlidir. Diğer koşulda çocuk suçluluk duygusunu hissederek kaygı duymaya başlar.

Daha sonraki 6-11 yaş evresinde çocuğun okula başladığı, anneden yoğun olarak ayrılarak yalnız kalmayı becermesi gereken ayrıca bilişsel becerilerinin hayatındaki yeni önemli yetişkin yani öğretmeni tarafından da değerlendirildiği, sosyal başarı ve başarısızlıklarla da karşılaştığı bir dönemdir.

Alıntıdır...