Beş yaşındaki çocukların yüzde 20’si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10’u ve ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2’si altını ıslatma sorunu yaşıyor.

Beş yaş üstündeki bir çocuğun, uyku sırasında ayda ikiden fazla istem dışı idrar kaçırmasının bir sorun olarak kabul edilebilineceğini belirten Ağras, bazı çocukların gündüz uyanıkken de idrar kaçırabildiğini kaydetti. Ağras, “Beş yaşındaki çocukların yüzde 20’si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10’u, ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2’si altını ıslatma sorunu yaşıyor” diye konuştu.

Ailelerin, çocuklarını doktora ***ürmede bazen geç kaldıklarını dile getiren Ağras, “Ailelerin, çocuklarının altını ıslatmasını doğal karşılaması ve ailedeki diğer altını ıslatan çocuklar gibi bir yaşta düzeleceğini umması ve çocuğun ya da ailenin olayı utanç verici bulması gibi nedenlerden dolayı, doktora getirmekte geç kalabiliyorlar” dedi. Ağras, çocukların, doktora geç başvurulması yüzünden yıllarca idrar kaçırmanın yarattığı çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını anlattı.

Altını ıslatmada, birden fazla etkenin söz konusu olduğunu belirten Ağras, idrar kaçırma sorunu olan her çocuğun, öncelikle idrar yolu enfeksiyonu, böbrek hastalıkları, mesane ile ilgili problemler veya çocukluk çağı diyabeti gibi tedavi edilmesi gereken başka bir hastalığın varlığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Ağras, bu nedenle, altını ıslatan çocukların mutlaka çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarınca değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Çoğunlukla olayın psikolojik olduğu düşünülerek psikiyatri uzmanlarına yönelindiğinde yukarıda sayılan hastalıkların tanı alması güçleşiyor” diye konuştu. Ağras, altını ıslatma tedavisine gerekli testler yapılarak başka bir hastalık olmadığından emin olunduktan sonra başlanabilineceğini söyledi.

AİLELERDE DE İDRAR KAÇIRMA ÖYKÜSÜ VAR

Altını ıslatmada, birebir genetik geçiş olmadığını belirten Ağras, çocukların aileleri incelendiğinde yüzde 60-80 oranında idrar kaçırma öyküsü ile karşılaşıldığını kaydetti. Ağras, anne ve babasında çocukken altını ıslatma problemi olan çocukların yaklaşık yüzde 75’inde, sadece bir ebeveynde altını ıslatma problemi olan çocukların ise yüzde 40’ında hastalığın ortaya çıktığını söyledi.

“İdrar kaçırmada psikolojik etkilenme ikincil bir neden” diyen Ağras, hastalardaki en belirgin sorunun çocuğun uykuda mesane doluluğunu hissedememesi ve tuvalete gitmek üzere uyanamaması olduğunu dile getirdi.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Ağras, sorunun tedavisinin tek bir ilaçla mümkün olmadığını belirterek, tedavideki başarının, çocuğun tedaviye katılması, duyduğu utanç ve suçluluk duygusundan uzaklaşması ve bu sorundan kurtulmayı istemesine bağlı olduğunu kaydetti.

Tedavi yönteminin, çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmasını öneren Ağras, “Çocuk, asla bu sorun nedeni ile cezalandırılmamalı ve düzelme konusunda attığı her adım ödüllendirilmeli” dedi.

Ağras, tedavide öncelikle gündüz tuvalete gitme alışkanlığının düzenli olmasının sağlanması, idrar tutma alışkanlığının kırılması, iki saatte bir mesanenin düzenli olarak boşaltılması gerektiğini söyledi. Uyku öncesi iki saatlik dönemde, sulu gıdaların kısıtlanmasının, gece uyanmalarını azalttığını ve tedavinin başarısını artırdığını ifade eden Ağras, “Hastanın mutlaka işeme günlüğü tutması istenmelidir. Bu, hem tedavi başarısının izlenmesi hem de çocuğun olaya katılımı açısından önemlidir” dedi.

Ağras, günümüzde, tedavide en çok “alarm” yönteminin kullanıldığını belirterek, “Bu yöntemle, çocuğun gece mesane doluluğu hissi ile uyanmasını öğrenmesi sağlanıyor” diye konuştu. Hastanın, bu tedavi ile en az 3-6 ay izlenmesinin önemli olduğunu anlatan Ağras, bunun yanı sıra gece idrar miktarını azaltmaya yönelik hormon tedavisi ve “imipramin” gibi mesane üzerine etkili ilaçların da kullanıldığını kaydetti. Ağras, bu ilaçlar kesildiğinde idrar kaçırmanın tekrarlama sıklığının oldukça yüksek olduğunu, bu nedenle çok tercih edilmediğini de söyledi.

alıntı