“BEN SENİN YAŞINDA İKEN” cümlesi ile başlayan konuşmaların temelinde ebeveyn ile çocuk arasında anlaşamazlık yatmaktadır.


İletişim kısaca tanımlandığında, insanların birbirini dinlemesi
birbirleri ile konuşması ve birbirlerini anlamaya çalışmasıdır. Çocukla ilk iletişime girecek olan anne ve baba çocuğuna bir model oluşturarak yaşam boyunca çocuğunla bir paylaşım bir etkileşim içinde olacaktır. Çocuğun kendi ayaklarının üstüne durabilmesi kendisi ve çevresi ile barışık olabilmesi, kendisini düzgün ifade edebilmesi ailesinin vereceği eğitime ve ailesi ile kuracağı sağlıklı bir iletişime bağlıdır.


Aile içi iletişim sorunları ele alındığında da büyük bir çoğunluğunun ebeveynlerin çocukları ile olan iletişimlerindeki takındıkları tavırlar ve söylemler yatmaktadır. Her aile içinde iletişim adına problemler olması kadar doğal bir şey yoktur. Önemli olan problemlerin giderilmesin de anne baba ve çocuğunda kaybetmeyeceği çözüm yolları bulunmasıdır.

Anne ve babaların çocukları ile konuşmalarındaki “Ben senin yaşında iken “cümlesi ile başlayıp devam ede gelen.” Biz gençken çok çalışırdık”, “Ben senin yaşında iken babamızın yanında konuşamazdık”, “Ben senin yaşında iken dershaneye gidemezdik” vb… diyaloglar çokça yer almaktadır. Ben senin yaşında iken cümlesi ile başlayan konuşmaların temelinde sosyal ve kültürel alanlardaki hızlı değişim sürecine bağlı olarak ebeveyn ile çocuk arasında kuşak farkı olgusunun oluşturduğu anlaşmazlık yatmaktadır.

Anne ve baba “ben senin yaşında iken” veya “ben gençken diye” başladığı cümlelerin sonunda, çocuğundan “Başbakanda sizinle aynı yaşta değimli?” gibi cevaplar alması olağandır. Bu ifadeler ile karşılıklı zıtlaşmaya beraberinde de aile içinde yanlış anlama ve anlaşılmalara sebebiyet vermektedir.

Toplumsal değişim ile birlikte oluşan bu kuşak çatışması olgusun anne baba ve çocuk arasında oluşturabileceği zararlı etkileri ortadan kaldırmak için

• Çocukların anne ve babalarını anlamaya çalışmasından çok anne ve babaların çocuklarını anlamaya çalışması daha olumlu sonuçlar verecektir.

• Oluşabilecek olan kuşak çatışmasının en büyük sebebinin, diyalogsuzluk olduğu unutulmamalıdır. Diyalog, çocuklarınızla yalnızca problem olduğunda gerçekleşmemeli hayatınızın her zamanının kapsamalı.

• Çocuklarınızla olan diyaloglarınızda sevgi ve saygı esas alınmalı.

• Çocuğunuzun tutum ve davranışlarına biçim ve yön verirken, ‘benim gençliğimde’ diye başlayan konuşma ve öğütlerden kaçının. Unutmayın ki sizin gençliğiniz ile çocuğunuzun bulunduğu zaman diliminde yaklaşık 20-30 yıl gibi bir zaman farkı var. Ne kadar geçmişe bakılarak imkânlar ve fırsatlar artmış gibi görünse de anne ve babanın döneminde motivasyonu boza bilecek etkenlerin yanın da şimdilerde çocuğun motivasyonun bozabilecek birçok etkenlerde de (televizyon, bilgisayar internet vb) artış olmuştur.

• Çocuğunuza bol öğüt verme yerine, davranışlarınızla örnek olmaya çalışın.

• Tabi ki anne ve babaların yaşantılarına dair tecrübeleri olacaktır ve bu tecrübelerin gençlere çok büyük kazanımlarda sağlayacağı inkâr edilemez. Bu kazanımların aktarımında anne ve baba çocukları ile zıtlaşmadan iyi bir diyalogla kendilerini bir cazibe haline getirerek çocuklarına tecrübelerini aktarımını yapabilirler.

Alıntı...