Yılbaşı gecesi saat 12 olunca bütün dünyada milyonlarca şişe şampanya açılacak, milyonlarca insan yıl boyunca ellerini bile sürmedikleri bu asil içkiyi birdenbire hatırlayacaklar. Aynı yıl boyunca hatırlamayıp, birkaç kere son yıllarda nedense pek yaygınlaşan jambonunu yanlışlıkla yediğimiz hindi gibi. Oysa aynı benim hindi sevmemem gibi, siz de şampanyayı sadece yılbaşlarında hatırlıyor ve içiyorsanız, şampanya sevmiyorsunuz demektir. O zaman da yılbaşı gecesi elinize şampanya kadehi tutuşturulduğunda iki seçeneğiniz olacaktır. Elinizdeki içinde yükselen baloncuklardan ışıklar saçan kadehi arkadaşlarınızın kadehleriyle, yüksek sesle, adet yerini bulsun diye “İyi yıllar” diye bağırıp tokuşturarak, vazifenizi yapmak veya şampanyayı sadece yılbaşı gecesi hatırlayanlardansanız bile, hiç değilse senede bir bile olsa bu muhteşem içkinin keyfini çıkarmaya çalışmak.
Şampanya bütün içkilerin arasında bize en çok göz zevki verenidir. Bütün içkilerde olması gerektiği gibi, şampanyanızı da yudumlamadan önce burnunuzda bir gezdirin. Biraz sonra damağınızda hissedeceğiniz lezzetin parfümsü habercilerini hafifçe içinize çekin. Kadehinizde yükselen baloncukların ışık oyunlarını kısaca seyredip, gözlerinizi yılbaşı gecesini birlikte geçirdiğiniz arkadaşlarınızın üzerinde şöyle bir gezdirdikten sonra sevgilinizin gözlerine kilitleyin. Ve kadehlerinizden çıkan o narin “çın” sesinden sonra, hâlâ şampanya sevmiyorsanız, ne diyebilirim ki? Belki bu yılbaşı roze şampanya denemenizi önerebilirim!


HİNDİYE BİLE LEZZET KATABİLİR

Bizde şampanya denilince yıllarca akla Mumm Cordon Rouge geldi. Masaya sipariş edilen şampanya bir buz kovasında gelip müşterinin önünde açılırdı. Etiketinde enine kırmızı bir çizgi bulunan Cordon Rouge da ithal şampanya olduğunu en belli eden şişe olduğu için milletimizce yıllarca en tercih edilen şampanya oldu. Roze şampanyalar ise doksanlı yıllara kadar bırakın bizim buraları, Avrupa’da bile biraz “gay” kabul edilip pek içilmezdi. Ama neyse ki artık oldukça gözdeler. Geçen ay çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın evlilik yıldönümlerini kutlamak için gittiğimiz Berlin’de, Newton Bar’da geceye Moit et Chandon Rosè ile başlamış ve kadehlerimizdeki cıvıl cıvıl pembe iksirin vücutlarımızın görme, duyma, koklama, tad alma ve hatta hissetme duyularını nasıl coşturduğunu memnuniyetle görmüştük. Roze şampanyalara az miktarda kırmızı şarap eklenir. Kırmızı şarap roze şampanyaya sadece o nefis rengi vermekle kalmaz, aynı zamanda kırmızı şaraplardan alışık olduğumuz o nefis kırmızı meyve aromalarını da katar. Roze şampanyalar bu sayede normalde şampanya ile arası pek iyi olmayan şarapseverler tarafından da sevilerek içilir. Yemeğinizle şampanya içmeyi denemek isterseniz, bir roze şampanya iyi bir seçim olabilir, hatta bazı kimselere göre, yılbaşı hindisine bile lezzet katabilirmiş.


Mahzenlerin uzunluğu 28 km

Şampanya, Paris’in 150 km doğusundaki Champagne bölgesinde üretiliyor. Yapımında kullanılan üzümler Pinot Noire, Pinot Meunier ve Chardonnay’den ikisi aslında kırımızı şaraplık üzümlerdir. Ancak üzümün kabuğunun renginin şaraba geçmesi sıkım sırasında engellendiği için renkleri beyaz şarap renginde olur. Roze şampanyalara ise kırmızı şarap katılarak istenilen pembe renk elde edilir. Champagne bölgesindeki Reims ve Epernay kentlerinin altında uzunlukları kilometreleri bulan mahzenlerden sadece Moit et Chandon’un mahzenlerinin uzunluğu 28 km, içindeki şampanyanın değeri ise 5 milyar avro’yu buluyor. Moit et Chandon en prestijli şampanyaların başında gelen ve şampanyanın mucidi olarak kabul edilen keşişin adını taşıyan Dom Perignon’un da üreticisi. Dom Perignon ülkemizde bulabileceğiniz en iyi şampanya. Yazıda bahsi geçen Moit et Chandon Rosè ne yazık ki ithal edilmiyor. Ülkemizde bulabileceğiniz tek roze şampanya Lanson Brut Rosè’nin Gusto dergisindeki tadım notları şöyle: “Bakır renginde. Frenküzümü, dağ çileği ve ahududu kokulu. Trüf mantarı rayihaları da beliriyor. Kremamsı bir yoğunlukta ve ipeksi bir dokuda. Yağlı, dolgun, damakta kalıcı. Birçok rekolteli şampanyadan bile daha iyi. 1-2 yıl içinde, ördek veya süt danası gibi etlerle yudumlanmalı”. Gördüğünüz gibi hindiden burada da bahis yok.
kaynak