1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 17
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    ÇAY HAKKlNDA HERŞEY

    ÇAYIN İÇERDİĞİ GİZLİ ANLAM

    Ihlamur Çayı

    Ihlamur : Evli çiftler için "Seni seviyorum" anlamını taşır.
    Adaçayı
    Adaçayı : Eşler arasında: "Biz iyi bir aileyiz" mesajı verir.
    Papatya Çayı
    Papatya : Temiz bir kalbin simgesidir. "Fikirlerini paylaşıyorum" mesajını verir.
    Nane-Limon Çayı
    Nane : Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum.
    Limon : Gerginliğini at, rahatla biraz.

    Form Çayı
    tamamen doğal bir bitki karışımıyla ideal kilonuza kavuşmanıza ve bu ideal kiloyu korumanıza yardımcı olmak için sizlere derlediğimiz doğal bir içecektir. Bunu vücudun yağ dokularındaki yağ moleküllerini çözerek, suyla dışarı atma yöntemiyle yaptığı biliniyor. Doğuş Form Çayı gün içinde gereksinim duyduğunuz enerjiyi de doğal yollardan karşılayabileceğiniz harika bir içecektir. Özellikle hanımların formlarını koruma adına yaptıkları faaliyetlerin yanında alacakları Doğuş Form Çayının da etkili bir yöntem olacağını göreceksiniz.
    Kuşburnu Çayı
    Çin Gülü (Kuşburnu) : Zarif ve çok güzelsin
    Böğürtlen Çayı
    Böğürtlen : Alçak gönüllülüğü ifade eder.
    Elma Çayı
    Elma : Sözüme sadık kalacağım

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY

    Evde Buzlu Çay Yapımı *

    Kalan demi uygun bir cam kaba boşaltınız,

    Özellikle buzlu çay yapmak için çay demlerseniz veya kalan demi buzlu çay yapmak için kullanmayı düşünüyorsanız demi bir an önce posadan ayırırsanız daha güzel bir aroma elde edeceksiniz.

    İçine ağız tadınıza göre şeker koyup karıştırarak eritiniz,
    Karışıma buz kalıplarını atınız,
    Limon suyu ilave ediniz, karıştırınız

    Dem açılıncaya kadar normal su ilave ediniz

    Karışımı mikserle köpüklenene kadar çırpınız,



    İYİ BİR ÇAY DEMLEMEK İÇİN

    Çay, nem ve harici kokulardan etkilenmeyecek şekilde kapalı ambalajda muhafaza edilmeli.
    Çay iyi su ile yapılır.
    Kireçli, madenli, klorlu su ile çay olmaz
    Çayın suyu mutlaka yumuşak huylu, kireç sertliğinden uzak, tatlı bir su olmalı.
    Porselen demlik tercih edilmeli.

    Madenî, hele alüminyum demlikte iyi çay olmaz.
    Demlik önceden ısıtılmalı.

    Temiz demlik içine beher bardak için bir çay kaşığı dolusu çay konularak ılık su ile yıkanmalı.
    Su tam kaynama noktasında iken hemen alınıp demliğe aktarılmamalıdır.
    Demliğe aktarılırken, kaynamanın durması, 100 C'den birkaç derece aşağı sıcaklıkta olmasına dikkat edilmelidir.
    Çaydanlıkta kaynar suyun ateşi kısılarak demlik çaydanlığın üzerine oturtulmalı ve dem kaynatılmamalı.
    Çayın demlenme süresi yabancı çaylarda 5-7 dakika Türj çaylarında 10-15 dakika olmalı
    Demleme müddeti çayın cinsine ve içenin zevkine göre değişir, aromanın tam elde edilmesi için bu süre Türk çaylarında 20-25 dakikaya kadar çıkartılır, yabancı çaylarda ise 10-15 dakikayı aşmamalıdır.

    Demlenmeden sonra, dem ile posa birbirinden ayrılmalıdır.

    Demlenen çay yarım saat içinde içilmelidir.


    Çay Alırken, Saklarken ve Demlerken Dikkat Edilmesi Gerekenler


    Çayı Satın Alırken, Depolarken:
    Satın alınacak çay, satıldığı markette deterjan, parfüm, kedi-köpek mamaları…gibi kokulu ürünlerden uzaktaki raflarda teşhir ediliyor olmalıdır. Teşhir edilme öncesi ilk depolama koşulu da çok önemli olup, koliler içindeki ilk depolama da teşhir reyonundaki koşullarla aynı şartlarda olmalıdır. Yani ilk depolama başta olmak üzere kokunun sinebileceği her türlü üründen (parfüm, kedi-köpek mamaları,baharat…gibi) uzakta istif edilmelidir. Aksi takdirde gayet sağlam ambalaj içinde, hatta gayet sağlam koli içinde dahi olsa çay koku alacaktır. Çünkü çay; kimyasal yapısı itibariyle çok çabuk nem ve koku çekmeye müsaittir.
    * Demek ki iyi bir çay için, satın alınan çayın uygun depoda saklanmış ve uygun reyondan temin edilmiş çay olması ilk adımdır.
    Satın alınan çay ambalajının sağlamlığı da teşhir edildiği reyon kadar önemlidir. Çeşitli nedenlerle delinmiş, yırtılmış veya patlamış bir ambalaj kötü bir çay tadı için ikinci basamaktır. Çünkü altı çizilerek tekrar tekrar vurgulanmalıdır ki çay; kimyasal yapısı itibariyle çok çabuk nem ve koku çekmeye müsaittir.
    * Demek ki iyi bir çay için ikinci adım ambalajın sağlamlığıdır.


    Çayı Kullanırken ve Saklarken:

    Doğru reyon ve sağlam ambalaj içinde alınan çay, kullanım için açıldığında hava almayan bir kapta, kuru ortamda, yine kokulu ürün diye tabir ettiğimiz deterjan, baharat…gibi maddelerden tamamen ayrı bir yerde muhafaza edilmelidir.
    *Demek ki iyi bir çay için, tüketicinin açılan ambalajı muhafaza konusunda göstereceği hassasiyet de çok önemlidir.


    Kullanılan çay paketinde çayla ilgili şunlar gözlenmelidir:
    Siyah çay kendisine has görünüş, renk ve kokuda olmalı, yabancı koku ihtiva etmemeli, içersinde gözle görülebilen yabancı madde bulunmamalıdır. Yabancı maddeler, siyah çay dışındaki tüm maddeleri kapsar.


    Çayı Demlerken:
    İyi bir çay hazırlamak için en önemli faktör suyun seçimidir.Olanağınız varsa porselen demlik ve yumuşak kaynak suyu kullanın. Çay suyunu uzun süre ve yüksek ateşte kaynatmayın. Demleme süresini uzun tutarsanız hem çayınız acılaşır, hem de çaydaki kafein miktarı yükselir. Aynı zamanda suyun oksijeni kaybolur ve lezzeti azalır. Her fincan için bir tatlı kaşığı dökme çay koyunuz. Çayın demleme süresi10-15 dakika olmalı ve demlenen çay yarım saat içinde içilmelidir. Çayın demi kaynatılmamalıdır. Poşet çayların pratikliği ve bir kullanımlık olması işinizi kolaylaştırır.


    İçmek için soğutmak üzere buzdolabına bırakınız.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY

    siyah çay ve sağlık


    Çay en eski çağlardan beri yorgunluğu dinlendirici, ruhu ferahlatıcı, iradeyi canlandırıcı, gözleri kuvvetlendirici özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Tüm bunların yanı sıra, çayın insan sağlığı açısından büyük ölçüde yararlı olduğu tespit edilmiştir. Özellikle sindirim sisteminde düzenleyici rol almakla birlikte, zihnin yorgunluğuna birebirdir.
    Çay 25 çeşit aminoasit içermektedir. Tein bu aminoasitler arasında en çok bulunan ve toplam aminoasitlerin %50’sinden fazlasını içeren bir maddedir. Çay polifenolleri tıbbi kullanımda en etkili unsurdur. Çay numunelerinde bu oran, %10-20 arasındadır. Çayda bulunan 28 elementin çoğu insan sağlığına gereklidir. Çay florin içeren bir bitkidir. Günde 5-6 fincan çay içimi ile alınan florin, insan sağlığına zararlı olmadığı gibi diş çürümelerini önleme bakımından oldukça yararlıdır. Çayın deminde önemli miktarda bulunan sodyum ve potasyum, yüksek tansiyonlu hastalar için yararlıdır. Çayın demindeki bakır ve demir düşük olmakla birlikte, çayın kansızlığa iyi gelebileceği söylenmektedir. Çay manganez açısından önemli bir kaynak olup, enzimleri harekete geçirici bir etkisi vardır. Günde beş fincan çay, bir insanın günlük "K" vitamini ihtiyacını karşılamaktadır.


    Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması ve hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca, sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynayabilir. (1)
    Kanser Önleyici

    Yapılan araştırmalar hem yeşil hem de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini-özellikle akçiğer, bağırsak ve cilt kanserleri- azaltabileceğini bildirmektedir. Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir. (1)

    Çay, genetik özellikleri belirleyen DNA'yı kontrol altında tutmaktadır. Bu da genlerin bozularak kanserli hücrelere dönüşmelerini önler. Eğer DNA doğru bir şekilde kopyalanmazsa, yanlış ve bozuk DNA elde edilir bu da genlerin genel yapısında bir bozukluğa yol açar. Bu bozukluklar da çeşitli kanserlere neden olur. Kanser riskini azaltıyor. (2)

    Çayın, flavinoid denilen anti oksidanlar açısından zengin olduğu öteden beri bilinmektedir. Bu madde de kanseri önleyici nitelik taşımaktadır.(2)

    Ağır ve yağlı yemeklerden 1 saat sonra içilen çayın hazmı kolaylaştırır. Çay, vücutta metabolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltır ve yok eder. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanır. Çay, bu yönüyle de bazı kanserlere karşı insan vücudunu korr. Çaya rengini veren fenolik bileşikler, damar çeperlerini güçlendirir. Sonuçta damar çeperlerinin yırtılması sonucu meydana gelebilecek, başta beyin kanaması olmak üzere her türlü kanama riskini azaltır. (4)

    Siyah ve yeşil çayın, kalp hastalıkları riskinin yanı sıra mide ve yemek borusu kanseri riskini de azalttığı tesbit edildi. Amerikan Kanser Araştırma Kuruluşu'nun 93. kongresinde, konuyla ilgili yaptıkları bir araştırmanın sonucunu açıklayan ABD'deki Keck Tıp Okulu ve Çin'deki Şanghay Kanser Enstitüsü uzmanları, çayın içindeki anti oksidan bileşik polyphenols'un midede kansere neden olabilen kimyasal maddeleri parçalayarak yok ettiğini bildirdiler. Araştırmayı 45-64 yaş grubundaki 18 bin 344 erkek denek üzerinde yapan Amerikalı ve Çinli bilim adamları, çay içenlerin idrarlarında kansere yol açan kimyasal maddelerin daha az, mide ve yemek borusu kanserinin yarı yarıya az görüldüğünü açıkladı. Havuç, ıspanak, meyve ve diğer sebzelerde bulunan anti kanserojen madde karoten'i yeterli derecede almayan, sigara ve alkol tüketen ve midelerinde H pylori bakterisi bulunan kişilerde mide kanseri riski bulunuyor. Yeterli miktarda çay içen ve mide sağlığına önem veren kişilerde ise bu risk azalıyor.Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C ve E vitamini gibi, proteinleri ve DNA'yı oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlık hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdiler. (3)

    Daha önceki araştırmalarda yeşil çayın içinde bulunan polifenol maddesinin, kanser tümörlerinin etrafında oluşan ve tümörleri besleyen kan damarlarını tıkadığı belirlenmişti. Fareler üzerinde araştırma yapan bilim adamları, yeşil çayın cilde sürülen kremlerde kullanılmasıyla da cilt kanserine karşı tedbir alınabileceğini kaydettiler. Yeşil çay içme alışkanlığının bulunmadığı Batı'da, bu yüzden kanser vakalarının Uzakdoğu ülkelerine oranla daha fazla görüldüğü belirtildi. Günde 4-5 bardak yeşil çay içenlerin, cilt kanseri riskinden korunabileceklerini düşünen bilim adamları, cilt kanserine yakalanmış olanlara ise yeşil çayı kür edici bir ilaç olarak tavsiye edemeyeceklerini belirtiyorlar. Bu konuda yapılan araştırmaya ilişkin rapor, merkezi Chicago'da bulunan Amerikan Sağlık Birliği'nin yayın organı "Archives of Dermatology" de yayımlandı. (5)

    Dr. Lesley A. Mitscher ise geçtiğimiz yıl yayınlanan ''Yeşil Çay Kitabı'' adlı çalışmasında ''Uzakdoğu Paradoksu'' ile yeşil çay arasında bağlantı kuruyor. Çin ve Japonya'da büyük ölçüde sigara tüketildiğine ancak kalp damar hastalıklarının yaygın olmadığına değiniyor. Mitscher, ''Yapılan araştırmalara göre bunun nedeni yeşil çayın kolesterol ve yağ değerlerini iyileştirmesi, tansiyonu düzenlemesi ve damar sertliğini önlemesidir'' diyor. Ayrıca ABD'de yapılan Hücre Biyolojisi Kongresi'nde de Purdue Üniversitesi'nden araştırmacı Dorothy Moore ve D. James Morre ve yeşil çayın kanser hücrelerinin oluşmasını önlediğini ve kanserli hücreleri öldürdüğünü bilimsel olarak açıklamışlar. İki araştırmacı yeşil çayın yapraklarında bulunan EGCg adlı bileşimin özellikle göğüs, prostat ve kalın bağırsak kanserini önlediğini kaydederek günde dört bardak yeşil çay içenlerin korunduklarını belirtmişler. (6)

    Diş Sağlığı


    Çay, doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunun azalmasına yardımcı olur. Böylece diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. (1)

    Mineral maddeler nedeniyle diş sağlığı için çay içilmesi çok önemlidir. (4)

    Kalp ve Damar Sertliği

    Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece damar sertliği olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, çayın kolesterolü bastırdığına ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğine de inanılmaktadır. (1)

    ABD'nin Pennsilvania Eyalet Üniversitesi uzmanları, çayın kalbe yararını kanıtlayan 66 ayrı araştırmayı gözden geçirerek, sonuçlarını tek bir rapor halinde yayınladı. Kalp hastalıkları ve beslenme uzmanı Dr. Penny Kris tarafından yayınlanan yeni raporda, şekersiz ve sütsüz içilen çayın kalori içermediği, anti kanserojen madde açısından ideal bir kaynak olduğu belirtildi. (3)

    Dinlendirici & Konsantrasyon Artırıcı


    Çaydaki kafein, konsantrasyonu, uyanık ve isabetli olmayı attırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Ayrıca, hazım sağlayan sıvıları, böbrek ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır ve böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. (1)

    Çaydaki kafein nedeniyle çayın dinlendirici özelliği vardır. Çaya özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik eder. Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğindedir. Kafein, sinir sistemini uyarır, damarların genişlemesini, kan devrinin hızlanmasını sağlar. Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği artırır.' (4)


    Çay, bağışıklık sistemini güçlendiriyor

    Çayın bağışıklık sistemini güçlendirdiği, her gün beş fincan siyah çay içenlerin vücudunun hastalıklara karşı dirençli hale geldiği bildirildi. Britanya Bilim Akademisi’nin yayın organı olan dergide yer alan habere göre, ABD’li araştırmacılar, çayın içindeki bazı bakterilerde, tümör hücrelerinde, parazit ve mantarlarda bulunan kimyasallar olduğunu belirledi. Çay içildiğinde bu kimyasallarla karşılaşan insan vücudunun, savunma sistemini geliştirdiği öngörülen araştırmada ileride bir hastalığın parçası olarak aynı kimyasallarla karşılaştığında da direnç gösterdiği belirlendi.

    Yapılan araştırmada uzmanlar ‘alkilamin antijen’ adlı kimyasalların bağışıklık sisteminde enfeksiyonlara karşı direnişin ilk ayağını oluşturan gama-delta T hücrelerindeki etkisini inceledi. İnsan gamma-delta T hücreleri, önce antijenlere maruz bırakıldı, daha sonra da aynı kimyasalı taşıyan bakteriyle temas ettirildi. Hücrelerin bakteriye karşı 10 kat daha güçlü direndiği görüldü. Daha önceden bu antijenlere maruz bırakılmayan hücrelerinse enfeksiyona belirgin bir tepki vermediği görüldü. Sonuçları inceleyen Brigham and Womens Hastanesi, Harvard Tıp Okulu ve New Hampshire Üniversitesi uzmanları, aynı işlemi gönüllüler üzerinde denedi. Deneklerin yarısı dört hafta boyunca her gün beş fincan siyah çay, diğer yarısı aynı miktarda kahve içti. İki hafta sonunda çay içenlerin bedeninin hastalıklarla savaşan kimyasalları daha fazla ürettiği, kahve içenlerdeyse bir değişiklik olmadığı görüldü.

    Diğer Faydaları


    Çayın, vücuttaki zararlı maddeleri yok eder. (4)
    İshali durdurur. (4)
    Böbreklerin daha iyi ve düzenli çalışmasını sağlar.Çaydaki teobromin ve teofilin maddeleri de idrar sökücü özelliğe sahiptir. (4)
    İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde dengesinin kurulmasında sudan çok daha etkilidir.(4)
    Çay banyoları, sıcak çay emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanlar, göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderir, dış derideki hemoroid memelerini küçülttüğü ve ağrıları dindirir. (4)

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY


    YEŞİL ÇAY ve SAĞLIK


    Dünyada Çin ve Japonya başta olmak üzere Hindistan, Endonezya ve Rusya’da yurdumuzda ise Doğu Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmektedir. Kışın yapraklarını dökmeyen kısa boylu beyaz çiçekli ağaççıklardır. Çok eski çağlarda Çinliler çayı ilaç olarak kullanırlar, baş ağrısını giderdiğini, ateşi düşürdüğünü söylerlerdi. Özellikle yeşil çayın damar tıkanıklığını giderdiğini, mide kanserini oluşturan hücreler üzerinde engelleyici etkileri bulunduğunu tespit etmişlerdir. Yeşil Çayın ana unsurları ‘‘polifenollerdir’’. Bu özelliğinden dolayı sindirim sistemini ve vücut ısısını düzenler. Ayrıca Yeşil Çay, C Vitamini açısından da zengin bir içecektir. Yeşil Çayın insan sağlığı üzerindeki koruyucu etkilerini araştırma çalışmalarına dünyanın çeşitli yerlerinde devam edilmekte, her geçen gün yeni bir özelliği ortaya çıkarılmaktadır. Bu nedenledir ki üretim ve tüketimi her yıl giderek artmakta, toplumun yakın ilgisini görmektedir.


    Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde :

    Kanser riskini azaltır. (Reduces incidence of cancer) (1, 3, 5, 20)
    Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir.(22)
    Yeşil çay düzenli içilmesi halinde prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır. (27)
    Yeşil çay deri kanserine yol açan ultroviyole ışınların zararından korur. (28)
    Tümörü küçültür. (Reduces tumors) (1)
    Antioksidandır. (Reduces oxidation by active oxygen) (1, 20)
    Yeşil çaydaki antioksidan E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir. (12)

    Kolestrolü düşürür. (Lowers blood cholesterol) (1, 7, 8, 20, 25)
    Tansiyonu ayarlar. (Inhibits increase of blood pressure) (1, 9, 21)
    Kan şekerini ayarlar. (Inhibits increase of blood sugar) (1)
    Bakterileri öldürürür. (Kills bacteria) (1)
    Grip virüsünü öldürür. (Kills influenza virus) (1)
    Ağız kokusunu önler. (Prevents halitosis) (1, 30)
    Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde :

    Stresi azaltır. (Reduces stress) (1)
    Gribi önleyicidir. (Prevents flu) (1)
    Yeşil çay içindeki kafein sayesinde :

    Performansı etkiler,yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır. (Stimulates wakefulness - removes fatigue and sleepiness) (1, 2, 21, 23)
    İdrar söktürücüdür. (Acts as diuretick) (1, 20)
    İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor. (21)
    Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde :

    Kan damarlarını güçlendirir. (Strengthen blood vessel walls) (1)
    Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde :

    Kan şekerini düşürür. (Lowers blood sugar) (1, 10, 11)
    Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde :

    Diş çürümesini engeller. (Prevents cavities) (1, 15, 16, 20)
    Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde :

    Antioksidan olarak rol oynar. (Acts as antioxidant) (1)
    Yaşlanmayı geciktirir. (Regulates aging) (1, 4, 12)
    Yeşil çay içindeki EGCG (Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde :

    Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor. (32)
    Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.

    Alzheimer'i önleyici (33)

    Sigara kullanımının toksik etkisini azaltıyor. (20)

    Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak. (33)
    Yeşil Çay:
    Anti enflamatuar, hücre yenileyicidir. (6, 20)

    Arterioskleroz riskini azaltır. (20)

    Damar sertliğinden koruyor. Kılcal damarları büzerek ödem oluşmasını önlüyor. (21)

    Deriyi besler (4)
    Kalp ve dolaşım sistemini olumlu etkiler ve, hastalıklarını azaltır. (20)
    Kemik erimesini engelliyor. (21)
    Kilo verdirir. (31)

    Mide ve barsak problemlerini hafifletir. (6)
    Migreni geçiriyor. (21)
    Sürekli kullanımı, romatizmal hastalıkların tedavisinde fayda sağlar. (20, 29)
    Vücuttaki yağların yakılma sürecini hızlandırarak diyetleri destekler.(20)

    İstenmeyen yeğların %30'unu absorbe eder.(24)




    Kaynaklar:


    --------------------------------------------------------------------------------
    1) I.Oguni and Y. Hara,"Green tea has many medicinal activities for preventing disease such as cancer, cardio-vascular diseases and diabetes". (published by The Chunichi-shinbun, Nagoya, Japan), PP.1-289 (1990).
    2) Green tea *******es the body, Daisan
    3) I.Oguni, Metabolzsm and Disease, 29, 453, (1992).
    4) Yeşil Çay - Doktor Doğa, Niyazi Öztürk
    "Yeşil çay, duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden önce yaşlanmaktan korur."
    5) I.Oguni and ShuJun Cheng,Annual Report of the Skylark Food Science Institute,No 3,57(1991)
    6) Hangi Bitki Hangi Derde Deva, Türk Point
    "Yeşil çay, hücre yenileyici, vitamin, enzim ve koenzimlerden dolayı güç deposu olarak kullanılır. Sindirime iyi geliyor."
    7) K. Muramatsu and Y. Hara, J. Nutr. Sci. Vitaminol, 32, 613 (1986).
    8) K. Goto, S. Kanaya and Y. Hara, Proc. of the International Symp. on Tea Science, 314 (Shizuoka, Japan;August,1991)
    9)Y. Hara, T. Matsuzaki and T. Suzuki, Nippon Nogeikagaku Kaishi, 61,803(1987). 49~
    10) H. Asai, Y. Kuno, H. Ogawa, Y. Hara and K. Nakamura, Kiso to Rinsshyo, 21, 163 (1987).
    11) M. Shimizu et al., Yakugaku Zasshi, 108, 964 (1988).
    12) T.OKUDAet al.,Chem.Pharm.Bull.,31,1625(1983).
    13) Y. Hara and T. Ishigami, Nippon Shokuhin Kogyo Gakkaishi, 36, 996 (1989).
    14) T. Shimamura et al.. Jpn. f.Bacteriol., 44, 669 (1989).
    15) M. Hattori et al., Chem. Pharm.. Bull., 38, 717 (1990)
    16) S. Sakanaka et al.. Agric. Biol. Chem., 53, 2307 (1989).
    17) F. Okada, Chagyo Kenkyu Hokoku, 48, 52 (1978).
    18) T. Shimamura et al., Lett. APPI. Microbiol., 11, 38 (1990).
    19) H. Nakane and K. Ono, Biochemistry, 29, 2041 (1990)
    20) Yeşil Çay, Nilgün Bilim, Türkiye Gazetesi, 31 Mart 2003 "Japonya'daki Saitama Kanser Araştırmaları Enstitüsü, önerilen yeşil çay kullanma miktarı günde 6-7 fincandır."
    21) Zaman Gazetesi, Neriman Kara, Ziraat Mühendisi, 02.12.20043
    22)Yeşil Çay İlaç Gibi, Türkiye Gazetesi, 29.10.2001, 100.Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hayri Çoşkun açıkladı.
    23) The National Center of Neurology and Psychiatry at the National Institute of Mental Health (NIMH) in Tokyo
    24) From "The Wrinkle Cure" - The perricone Prescription by Nicholas Perricone Publisher: Warner Books; (May 2001)
    25) Vanderbilt University Medical Center
    26) Researchers at University of Rochester
    27) Researchers at Curtin University
    28) Researchers from University of Minnesota in Austin
    29) Researchers from Case Western Reserve University's School of Medicine
    30) Scientists at University of Illinios in Chicago
    31) Scientists at the University of Chicago
    32) Yeşil Çayın Sırrı Çözüldü, Hüriyet Gazetesi, 16 Mart 2005, "Uzmanlara göre, yeşil çayda bulunan ve EGCG adı verilen bir kimyasal madde, belirli bir enzimin hücrelerinin birbirine bağlanma özelliğini engelleyerek, kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor. İspanya’daki Murcia Üniversitesi (UMU) ile İngiltere’deki John Innes Merkezi (JIC) bilimadamlarının araştırmasından çıkan sonuçlar, yeşil çayın faydasının sanıldığından daha da fazla olduğunu ortaya koydu. JIC’deki araştırmaları yürüten ekibin başkanı Prof. Roger Thorneley, şunları söyledi: ‘İlk kez, EGCG’nin yeşil çayda yüksek miktarda bulunduğunu ortaya çıkardık. EGCG’nin engellediği dihidrofolat redüktaz denen enzim, yeni yapılan kanser ilaçlarının hedefi. Bildiğimiz kadarıyla, kanser ilaçlarının hedefi olan enzimi EGCG’nin engellediği ilk kez belirlendi.’ Araştırmalar, yeşil çayda bulunan EGCG’nin siyah çaydakinden beş kat fazla olduğunu da kanıtladı. UMU’da görevli Dr.Jose Neptuno Rodriguez-Lopez EGCG’nin nasıl etki yaptığını anlatırken, ‘EGCG, aynı kanser ilacı methotrexate gibi kanser hücrelerini öldürüyor’ diye konuştu.
    33) Yeşil Çayın Yeni Marifeti, Akşam Gazetesi, 16 Mart 2005
    34)Alzheimer’e karşı yeşil çay tableti ,ABD’deki Güney California Üniversitesi bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı deneyler sonucu, yeşil çayda bulunan ‘Epigallocatechin-Gallat’ (EGCG) adlı etkin maddenin Alzheimer’i önlediği belirlendi. Aynı etki, insanlarda da belirlendiği takdirde, yeşil çay özünün tablet olarak kullanılabileceği belirtildi.Genetik yapıları değiştirilerek Alzheimer’e programlanan farelere birkaç ay süreyle yeşil çay verildi. Yeşil çayın içindeki etkin maddenin Alzheimer’ın meydana gelmesinde önemli rol oynayan proteinin oluşumunu azalttığı tespit edildi. Farelerde beklenenden yüzde 50 daha az protein oluştu. Ancak araştırmacılar, her gün içilen yeşil çayın aynı etkiyi göstermeyeceğini söylüyor. EGCG etkin maddesinin çayda yüksek oranda bulunmasına karşın, çayın içerdiği diğer etkin maddelerin, Alzheimer açısından EGCG’nin etkisiyle ters reaksiyon oluşturduğu belirtiliyor. Bu nedenle EGCG maddesinin konsantre tablet haline dönüştürülmesi gerekiyor. (Hürriyet Gazetesi, 22 Eylül 2005)

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY


    Çaydaki Bileşikler ve Miktarları Biyolojik Etkileri

    Polifenoller, Kateşinler

    ve Okside Olmuş Türevleri
    % 10~ 25 (Kuru Çay Yaprağında)
    Kolesterol seviyesini ve kandaki LDL seviyesini düşürür
    Kan basıncındaki artışları geciktirir
    Kırmızı kan hücrelerinin pıhtılaşmasını geciktirir
    Gıda alerjisini önler
    Barsaklardaki sindirimi geliştirir ve kokuyu önler

    Flavonollar

    %06~ 07
    Kan damarlarının bağışıklığını artırır
    Kan basıncını düşürür
    Kokuyu elimine eder



    Kafein

    % 2~ 4
    Merkezi sinir sistemini uyarır
    Ruhsal rahatlık verir
    Kalbi güçlendirir
    Astımı önler
    Metabolik nispeti artırır

    Bileşik Şekerler (Glikositler)
    Kan şekerinin yükselmesini önler (diyabete karşı)

    C Vitamini
    % 150~ 250 mg
    Kan kanserini önler
    Anti-karsinojeniktir

    E Vitamini

    % 25~ 70 mg
    Anti-karsinojeniktir
    Kısırlığı önler

    Karoten
    % 13~ 29 mg
    Anti-karsinojeniktir
    Bağışıklığı artırır

    Sapon

    Tahminen %01
    Anti-karsinojeniktir
    İltihaplanmayı önler

    Florid
    90~ 350 PPM
    Diş çürüklerini önler

    Çinko
    30~ 75 PPM
    Tadım hücrelerinin tat alma bozukluklarını önler
    Deri iltihaplanmasını önler
    Bağışıklık seviyesini düzenler

    Selenyum

    1,0~ 1,8 PPM
    Anti-karsinojeniktir
    Kalp kaslarının bozulmalarını önler

    Magnezyum Oksit

    400~ 2000 PPM
    Etil sindirimine yardım eder

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY


    Demlikte kalan çayı atmayın

    Ayağınız mı kokuyor?

    Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

    Boğaz ağrılarında

    Posaları süzülp soğuyan demi boğaz ağrılarında *gargara olarak kullanılır.

    Buzdolabınız koku mu yapıyor?

    Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.

    Cildiniz çok mu yağlı?

    Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi oğuşturun, balsam vazifesi görün.

    Derinizdeki yaraların temizlenmesi
    Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.

    Eliniz balık, soğan mı kokuyor?
    Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?

    Gözünüz çapak mı yapıyor?
    Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve etrafına tatbik edin.

    Saçınız mat mı?
    Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor.

    Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız?

    Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY


    Çayın Tarihçesi


    Çay, yüzyıllardır süregelen bir gelenektir. Her türlü gizeme tanıklık eden Doğu’nun dünyaya bir armağanı o…
    Çay, dünyada sudan sonra, en fazla içilen ve içme alışkanlığı gittikçe artan bir bitki olarak 5000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Yaygın bir efsaneye göre, büyük Çin İmparatoru Shen Nung’ın hizmetlilerinden biri bahçede su kaynatırken bir yaprak kaynayan suyun içine düşer. Yaydığı koku imparatoru etkiler. Kokusunu beğenen imparator, tadını da denemek ister ve çay o gün bugündür insanoğlunun vazgeçilmez dostu haline gelir. Çay konusunda ilk geniş çaplı araştırma M.S. 733-804 yılları arasında yaşayan Lu Yu'ya aittir. "Çay Kitabı" adlı eserinde, çay hakkında; üretiminden tüketimine, sistemli ve kapsamlı bilgi vermektedir. Böylece çay üretimi ve tüketimi daha da yaygınlaşma imkânı bulmuştur. Avrupa’nın bu gizemli tat ile buluşması 17. yüzyılda gerçekleşir. İngilizler, sağlık ve zindeliğin sunulduğu bu sıcak içeceği o kadar çok benimserler ki, bunu bir yaşam tarzı haline getirirler adeta. 18. yüzyılda da bugün dünyanın en büyük çay yetiştirilen bölgesi sayılan Assam ve Seylan Adası’nda çay bahçeleri oluştururlar. Üretilen bu çayları Avrupa’ya hızlı olarak taşımak için de, süratli yelkenliler yaparlar. Türkiye’nin çayla tanışması 1787 tarihinde, Japonya’dan getirilen çay tohumlarının ekilmesiyle başlar. Bursa civarında gerçekleşen ilk ekim çalışmaları iklim şartlarının olumsuzluğu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak 1917 yılında, zamanın Halkalı Ziraat Mektebi Alisi müdür vekili ve botanikçi olan Ali Rıza Erten yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda 16.02.1924 tarihinde Rize’de çay yetiştirilmesi için meclisten onay alır ve günümüz çay üretiminin temelleri bu şekilde atılmış olur. 1947’ de kurulan ilk fabrika ile üretim hızlandı. Geç bir buluşma olmasına karşın, Türk insanı, çok sevdi çayı ve günün her saatine, her mekanına taşıdı bu sıcacık içeceği… Dünya üzerindeki tarihiyle kıyaslanınca Türkiye’nin çayla tanışmasının geç bir tarihe denk geldiği görülmektedir. Buna rağmen, Türk insanı, çayı çok sever ve günün her saatine, her mekanına taşır.


    Türkiye'nin Çay Konusunda Dünya Üzerindeki Yeri:

    Çay tarım alanlarının genişliği bakımından üretici ülkeler arasında 6. sırada,
    Kuru çay üretimi bakımından üretici ülkeler arasında 5. sırada,
    Yıllık kişi başına tüketim bakımından dünya ülkeleri arasında 4. sırada yer almaktadır.


    Dünya Üzerinde Çay İki Çekilde Tüketilmektedir:

    %75 siyah çay diye tabir edilen fermente edilmiş çay,
    %25 yeşil çay diye tabir edilen fermente edilmemiş çaydır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY

    Çay İçme Sanatı

    Çay Yapmak Kadar İçmek de Bir Sanattır...

    İnsan fizyolojisi ve psikolojisi üzerinde çayın kayda değer olumlu etkileri vardır. Dünyaca ünlü Avusturyalı şair Peter Altenberg tarafından, 1913 yılında çayın "ruh banyosu" olarak tanımlanması şaşırtıcı olmayacaktır. Nasıl ki yediğimiz, enerji aldığımız besinler vücudumuzun; kulaklarımızdan girip bütün varlığımızı saran müzik ruhumuzun gıdasıysa; çay da benliğimizi önce içimiyle sonra da tarih içindeki büyülü yolcululuğa çıkarışıyla bulanıklıklardan arındıracaktır. Ruha seslenen bestecinin seçimi gibi çay seçimi de zamanın akışı içinde birey olarak kişi tarafından bulunacaktır. Çay bitkisinin çeşitliliği ve diğer bitkilerle kombinasyonlar üreterek yeni yeni sunumlarının gerçekleştirildiği düşünülürse, elbette ki bu süreç emek ve zaman gerektirecektir. Elbette ki kişiye en uygun çay, çay keyfini ruh banyosu olmaya en yakın kılacaktır.
    Ünlü bir Çinli Filozof Derki: "ÇAY DÜNYANIN GÜRÜLTÜSÜNÜ UNUTMAK İÇİN İÇİLİR."
    Bir tutam bitkinin berrak suyla buluşmasıdır...
    Bir fincan keyiftir çay...

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY


    Çay Bitkisi



    Latince adı, Camelia Sinensis olan çayın anavatanının Yukarı Brimanya olduğu kabul edilir. Buradan da kuzey doğuya ve güney batıya yabanıl olarak yayıldığı düşünülmektedir. Günümüze gelinceye kadar çayın başlıca çeşitleri olan Assam ve Çin çaylarından çok sayıda melez oluşturulmuştur. Bugün yaklaşık 1500 çeşit çay vardır.
    Çin çay bitkisinin almaşık dizilişli derimsi yaprakları, en çok 12 cm uzunluğunda, 2 cm genişliğindedir. Mızrak biçimindeki yaprakların kenarları dişli, kimi zaman hafif kavislidir. Assam çayının yaprağı ise ovaldir ve uca doğru incelir. Çin çayına göre daha sulu olan yapraklarının uzunluğu 15-25 cm’yi, genişliği 10 cm’yi bulabilir. Çin çayı 3-4 m uzayabilirken, Assam bitkisinin boyu 8-15-30 m’yi bulabilir ve budanmadığı zaman bir orman oluşturabilir. Fakat ürünün kolaylıkla toplanabilmesi için bu bitkilerin boylarının 2 m’yi geçmesine izin verilmez. Purning denilen bu işlem sayesinde yoğun bir bitki tabakası oluşur.

    Tarım alanının iklimi ve deniz seviyesinden uzaklığı, çayın kalitesini belirleyen önemli etkendir. Çin çeşidi, karakteristik yapısı nedeniyle daha çok ılımlı bölgelerde yetiştirilmeye uygundur. Assam çeşidi ise, sıcak bölgelerde de yetişir. Günümüzde Çin ve Assam bitkilerinden çok sayıda melez oluşmuştur. Böylece hem has hem de dayanıklı farklı türler elde edilir. Bunların en önemlisi çok dayanıklı bir ürün olan Assam melezidir. Bu çayın bir fidanı yılda yaklaşık 200 gr ürün verir.

    Çayın aromasının yoğunluğu, her şeyden önce tarım alanının denizden yüksekliğine bağlıdır. Çay bitkisi ne kadar yüksekte yetişirse, aroması o kadar iyi olur. Deniz seviyesinden 2400 m yükseklikte yetiştirilen Seylan Çayı, üretimindeki zorluğu ve yoğun aroması nedeniyle, son derece değerlidir.

    Çayın tadını ve kalitesini belirleyen başka bir özellik de, hasat sırasında en üstte bulunan iki yaprakla çay filizinin elle koparılmasıdır. İklim ve toprak gibi sürgün adı verilen çay hasatları da çayın tadının farklılaşmasında etkendir.

    Çay yaprağında yaklaşık %12 oranında tabaklama maddeleri ve %4 oranında kafein vardır. Çay tadını ve uyarıcı etkisini bir alkoloid olan kafeine borçludur. Çay bitkisinin yaprak uçları ve üstteki yaprakları daha çok kafein içerir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  10. #10
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ÇAY HAKKlNDA HERŞEY


    bitkisel çaylarda faydalar



    Adaçayı:

    Latince ismi, Salvia officinalis olan adaçayı, halk arasında diş otu olarak da bilinir. Kenarları hafif dişli, her iki yüzü sık tüylü ve gümüş renkli basit yapraklara sahiptir. 3-8 cm uzunluğunda ve 1-4 cm genişliğindedir. Orta Avrupa’da, Balkanlarda ve Akdeniz Bölgesi’nin çeşitli yerlerinde yabani olarak bulunur.


    Özellikleri ve Yararları:

    10. ve 17. yüzyıllarda devamlı kullanımın ölümsüzlüğü sağlayabileceği şeklinde yaygın bir inanış mevcuttu. Soğuk algınlığını, sinir hastalıklarını, yorgunluktan kaynaklanan ağrıları ve ishali geçirmede kullanılır. Bademcik şişmesine, ağız ve boğaz iltihaplarına iyi geldiği bilinir. Diş eti kanamasını önlemede etkili olduğu gibi, grip ve boğmaca hastalıklarında da kullanılır. Gece terlemelerini önlemede, yara ve çıbanları tedavi etmede etkilidir. Adaçayı yaprakları, mide suyunu düzenlemede, iştahı açmada, adet düzensizliklerini ve sancılarını iyileştirmede, rahim iltihaplarını geçirmede faydalıdır. Ancak, her gıda maddesinde olduğu gibi, adaçayının da fazla tüketilmesi zararlıdır. Zehirlenmeye neden olabilir.



    Ahududu Yaprağı:

    Rubus fruticocus Latince adıyla bilinir ve rosaceae familyasına ait bir bitki çeşididir. Ortalama boyu 2-3 metre olan bu bitkinin siyah meyveleri vardır. Tüm Avrupa’da ve yurdumuzda yetişir. Reçel, şurup ve sirke yapımında kullanılır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Vücudu kuvvetlendirir. Boğaz ve ağız hastalıklarında kullanılır. Kabız yapıcı etkisi vardır. Dişeti kanamalarını geçirmede, idrarı söktürmede, gaz ve spazm ağrılarını gidermede faydalıdır.



    Ardıç:

    Juniperus communis Latince adıyla bilinir ve cupressaceae familyasına ait bir bitki çeşididir. Ortalama 1 metre boyunda, kırmızı, yuvarlak, meyveli bir ağaçtır. Yakıldığında kadyağı denilen bir madde elde edilir.


    Özellikleri ve Yararları:

    Adaçayının yakılması ile elde edilen kadyağı, ergenlik sivilcelerini geçirir. Egzamaya karşı kullanılır. Saçkıran ve kellik problemlerinde, uyuz ve sedef hastalıklarında faydalıdır. Ardıç bol miktarda C vitamini ihtiva ettiğinden, zindelik vericidir. İç krampları gevşetici, mideyi güçlendirici ve metabolizmayı uyarıcı etkileri vardır. Mide üzerindeki tesirleri; mukoza bezinin güçlü bir şekilde kanlanması, sindirim bezlerinin uyarılması, mikropları öldürmesi şeklindedir. Ardıç meyvesi uçucu yağları böbrekten ayrıştırır. Böylece, böbrek cidarı uyarılarak idrar akışı yükselir.


    Barut Ağacı Kabuğu:

    Latince adı ramnus frangula olan barut ağacı, rhamnaceae familyasına aittir.


    Özellikleri ve Yararları:

    Bağırsakları yumuşatmada, mide spazmını çözmede etkilidir.


    Böğürtlen:

    Rubus fruticocus Latince adıyla bilinir ve rosaceae familyasına aittir. Halk arasında ağaç çileği ya da sultan böğürtleni olarak da bilinir. Tüm Avrupa’da yetişen böğürtlen, özellikle Marmara ve Karadeniz olmak üzere, Türkiye’de yaygın olarak bulunur. İlk bakıldığında çalıyı andırır. 2-3 m boyunda beyaz çiçekli, dikenli ve çok yıllıktır. Üç yapraklı olmakla birlikte, yapraklarının alt yüzü, tüylü ve dişli kenarlıdır. Yapraklar tanen, organik asitler, şeker ve C vitamini taşımaktadır.


    Civanperçemi Otu:

    Latince adı, achillea millefolium olan bu bitki, bileşikgiller familyasına aittir. Ülkemizde binbir yaprak olarak da bilinir. Boyu 1 m’ye ulaşan çok yıllık bir bitkidir. Beyaz, sarı, pembe çiçekleri kalp biçimindedir. Çiçek, dal ve yapraklarından infüzyon ve özüt yolu ile faydalanılır. Achillein, eterik yağ ve tanen içerir.


    Özellikleri ve Yararları:

    Yumurtalık ve rahim iltihaplanmalarına karşı faydalıdır. İdrar düzensizliği, şiddetli sancı, bulantı, baş dönmesi ve gözlerde akıntı olduğunda kullanılır. Burun kanamalarıyla birlikte görülen baş bölgesinde (sinüs boşluklarında) kan ve su toplanmasına karşı etkilidir. Kanı temizler. Kemik iliği hastalıklarına karşı etkilidir. Akciğer kanamalarını azaltır. Mide kanaması, hazımsızlık ve kanamalı hemoroitlerde çok yararlıdır. Böbreği düzene sokar. İştahsızlığı, gazları, mide kramplarını, karaciğer rahatsızlıklarını, mide ve bağırsak iltihaplarını geçirmede etkilidir. Civanperçemi, dolaşım sistemi rahatsızlıklarına ve damar spazmlarına çok faydalı olduğundan, kalp ağrısı çeken hastalara sıkça tavsiye edilir. Damar kramplarında en iyi yardımcıdır.


    Elma:

    Malus pumila Latince adıyla bilinir ve gülgiller familyasına aittir. Pembe çiçekleri olan, yüksek bir ağacın meyvesidir. Yuvarlak olan bu meyvenin, kabuğu parlak, sert ve kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşek, kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde, Ferik gibi birçok çeşidi vardır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Kasları kuvvetlendirmede, sinirleri yatıştırmada, fiziki ve ruhi yorgunlukları gidermede kullanılır. Hemen hemen tüm hastalıkların iyileşme sürecini kısaltır. İdrarı artırmakla birlikte, vücuttaki zararlı maddelerin dışarı atılmasında yararlı olur. Kanı temizlemede, hazmı kolaylaştırmada, kolesterolü düşürmede, damar sertliğini önlemede faydalıdır. Uçukları iyileştirme özelliğine sahiptir. Cilde tazelik kazandırır. Göz ve kulak ağrılarının tedavisinde kullanılır. Dizanteri, karaciğer ve dalak hastalıklarında şifa verici olarak bilinir. Karaciğeri kuvvetlendirir. Kalp krizini önlemede, öksürüğü kesmede, bağırsaktaki kurtların düşürülmesinde etkilidir. Bulantı ve kusmaları geçirmede kullanılır.



    Hindiba Kökü:

    Latince adı Cichorium endivia olan hindiba kökü, Bileşikgiller familyasındandır. 20-100 cm yüksekliğinde, açık mavi çiçekli çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçek, dal, yaprak ve köklerinden infüzyon yolu ile faydalanılır. İnülin, früktoz, levüloz, laktusin ve kolin içerir.


    Özellikleri ve Yararları:

    Safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında eşsizdir. Kronik karaciğer iltihabına şifa verdiği bilinmektedir. Şeker hastaları için tavsiye edilmektedir. Kendilerini sürekli yorgun ve halsiz hissedenler, bu bitkiyi içeren bir çayla 14 günlük kür uyguladıkları takdirde faydasını görebilirler. Kaşıntı, egzama gibi deri hastalıklarında kullanılır. Safra kesesi taşlarının ağrısız, sızısız düşmesine yardımcıdır. Karaciğer ve safra kesesini çalıştırır. İçindeki mineral tuzlarının kanı temizlemesiyle, gut ve romatizmaya karşı faydalıdır. Gudde şişkinliğini 3-4 hafta boyunca yapılacak bir kürle indirir. Sarılık ve dalak hastalıklarında aynı derecede faydalıdır. Köküyle hazırlanan çay, kanı temizler ve vücuttan fazla suyu atar, hazmı kolaylaştırır.


    Huş Ağacı:

    Latince adı betula pendula olup, huşgiller familyasına aittir. Özellikle Kanada’da yetişir. Boyu 25 m’ye kadar uzayabilir. Kabuğundan, yapraklarından, tomurcuklarından ve püsküllerinden infüzyon ve dekoksiyon yolu ile faydalanılır. Betulol, betülen, tanen, albin ve saponin içerir.


    Özellikleri ve Yararları:

    En önemli özelliği, bedendeki sıvı birikimlerini (ödemleri), böbrekleri yormadan veya tahriş etmeden, çözebilmesidir. İdrar kesesi ve idrar yolları iltihabına karşı etkilidir. Ayrıca, idrar yolları iltihabı sonrasında sistemin yıkanarak temizlenmesinde kullanılabilir.


    Ihlamur:

    Tilia sylvestris Latince adıyla bilinen ıhlamur, bir Avrupa ağacıdır. Yurdumuzda daha çok Kuzey Anadolu’da bulunmaktadır. 15-40 m boyuna erişebilen ve kışın yaprağını döken bu ağacın çiçekleri, sarımsı beyaz renkli ve hoş kokuludur.


    Özellikleri ve Yararları:

    Ihlamur, hem tadıyla hem de kokusuyla hoş bir içecek olup, ferahlık verir ve yatıştırıcı etkiye sahiptir. Kan dolaşımını düzenlemede, böbrek ve mesaneyi temizlemede, damar kireçlenmesini gidermede ve idrar söktürmede kullanılır. Gribal enfeksiyonları gidermede etkilidir. Mide ülserinde ve kabızlıkta faydalıdır. Cilde güzellik verir. Burkulma ve ezilmelerden kaynaklanan ağrıları dindirmede, sinirleri kuvvetlendirmede, her türlü sinir bozukluklarını gidermede ve göğsü yumuşatmada tavsiye edilir.


    Isrgan Otu:

    Urtica diocia Latince adıyla bilinir. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.) ve küçük ısırgan otu(Urtica urens L.) olmak üzere iki çeşidi bulunur. Halk arasında dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir. Büyük ısırgan otu, çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu bazen 1 metreyi geçer. Yaprakları koyu yeşil, saplı ve dişli kenarlıdır. Küçük ısırgan otu ise, tek yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yaprakları açık yeşil, saplı ve dişli kenarlıdır. Her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimlidir. Bu yapraklarda bulunan histamin ve asetilkolin, tazeyken dokunanların teninde kaşınma ve yanma etkisi yapmaktadır. Ancak bu maddelere rağmen, yapraklardaki tüyler sayesinde bitkinin kökü kurumamaktadırlar.


    Özellikleri ve Yararları:

    Dalak, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında, ülserde ve akciğer hastalıklarında tavsiye edilir. Yara, egzama, kaşıntı olduğu takdirde kullanıldığı gibi, saç dökülmesine, romatizmaya ve baş ağrılarına karşı da oldukça etkilidir.


    Kadife Çiçeği:

    Latince adı calendula officinalis olan kadife çiçeği, bileşikgiller familyasındandır. Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Kömeç halinde, sarı, turuncu, top çiçekli, keskin kokulu, çok dallı ve bir yıllık otsu bir bitkidir. Calendulin ve uçucu yağlar içerir.


    Özellikleri ve Yararları:

    Sindirim sisteminde, onikiparmak ülserinde olumlu etkileri vardır. Safra salgısının artmasında, cilt yanıklarında ve egzamalarda faydalıdır. Böcek sokmalarında kullanılır. Genital sistemde adet bozukluklarına iyi gelir.


    Kişiş:

    Latince adı Coriandrum satvum olan kişniş, umbelliferae familyasındandır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Kuvvet verici, iştah açıcı, sindirim hızlandırıcı, yatıştırıcı, gaz söktürücü ve zihin geliştirici olarak halk arasında kullanılmaktadır. Afrodizyak özelliği olduğu da bilinir. Kan dolaşımını olumlu etkiler. Ayrıca tansiyon düşürücü, nabzı dengeleyici ve baş dönmelerini giderici etki yaptığı bilinmektedir.


    Kuşburnu (Çingülü):

    Latince adı Rosa canina olan kuşburnu, gülgiller familyasındandır. Halk arasında it burnu, yaban gülü olarak da bilinir. 1-3 metre yüksekliğinde, sarkık dallı, çalı görünümünde dikenli bir ağaççıktır. Pembe ya da beyaz çiçekleri vardır. Olgun meyvelerinden infüzyon yolu ile faydalanılır.


    Özellikleri ve Yararları:

    İdrar söktürmede faydalıdır. Kabız yapıcı özelliği ile ishale karşı etkilidir. Vitamin bakımından çok zengin olduğundan, vücudun genel direncini artırmada ve nezleyi geçirmede kullanılır.


    Limon:

    Latince adı citrus limonum veya citrus medica’dır. Rutaceae familyasına aittir. Anavatanı Malezya olan bu bitki, esas olarak ılıman iklimi sevmesine rağmen, hemen her ülkede yetişir. Yaygın olarak yetiştirildiği ülkeler: Güney Avrupa, Hindistan, Avrupa, Afrika, Filistin, Orta Doğu, İspanya, Portekiz ve Türkiye’dir. Ülkemizde sıcak bölgelerde bulunur. Kabuğundan, çiçeğinden ve meyvesinden yararlanılır. Ekşi meyvesi, C vitamini deposudur.


    Özellikleri ve Yararları:

    Kalbi ferahlatmada, böbrek tıkanıklıklarını gidermede, bademcik iltihaplarını geçirmede ve tansiyonu düşürmede kullanılır. Nezleye iyi gelir. Sinir sistemini olumlu etkiler ve felç hastalarına tavsiye edilir. Mideyi kuvvetlendirerek hazmı kolaylaştırmada, idrarı söktürmede etkilidir. Mide, bağırsak ve iltihap yollarını temizlemede, baş dönmesini durdurmada, damar tıkanıklıklarını açmada, sivilceleri gidererek cilde güzellik katmada tercih edilir. Mide bulantısını geçirerek kusmayı keser. Karaciğer için çok yararlıdır. Dişetlerini kuvvetlendirdiği gibi, dişleri de beyazlatır. Gıda zehirlenmelerini bir noktaya kadar önlediğinden, panzehir görevi görür. Mide ve ciğerdeki ahlatı temizlemede, damar sertliğini gidermede ve bedenin minerallerini dengelemede yararlıdır. Romatizmaya, çeşitli enfeksiyonlara, yüksek tansiyona, karaciğer iltihabına, kanamaya ve nefes darlığına iyi gelir. Anemi, bronşit ve migren gibi rahatsızlıklarda kullanılır. A,B,C vitaminleri ihtiva ettiğinden, direnç verici özelliği vardır.


    Mine Çiçeği (Güvercin Otu):
    Latincesi verbena officinalis olan mine çiçeği, mineçiçeğigiller familyasının tipik örneğidir. Halk arasında güvercin otu, kan otu olarak da bilinir. Gövdesi dört köşeli, yaprakları tüylerle örtülü otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük, genellikle eflatun ya da mavi renklidir. Meyvesi kurudur. Otsu kısmından ve kökünden infüzyon yolu ile faydalanılır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Hazmı kolaylaştırma, idrarı söktürme ve teskin etme özellikleri vardır. Baş, romatizma, siyatik ve lumbago ağrılarında etkilidir. Gut hastalığında kullanılır. Yorgunluğu ve uykusuzluğu giderir.


    Mürver Ağacı:

    Latincesi sambucus nigra’dır. Anadolu’nun bazı yörelerinde kara mürver olarak da adlandırılır. Mayıs-Haziran döneminde açan çiçekleri, çok gençken, saplarıyla birlikte toplanır. Küçük çiçekler, yarı kurutmadan sonra saptan ayrılır. Çiçeklerin saptan ayrılmasından sonra tam kurutma işlemi gerçekleştirilir. Bu işlemin ardından, çiçekler ince kıyılarak hava almayan kaplarda saklanır.


    Özellikleri ve Yararları:
    Merhem gibi sürüldüğünde, yumuşatıcı ve yara iyileştirici; çay şeklinde alındığında, etkili müshil, balgam söktürücü, idrar söktürücü, terletici olarak kullanılabilir. Terletici özelliği ile soğuk algınlığında ve gripte faydalı olur. Çiçek çayı ayrıca, saman nezlesinde, üst solunum yolları ve sinüzit iltihaplarında önerilmelidir. Nezleden kaynaklanan duyma bozuklukları çiçek çayı ile tedavi edilebilir. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi ile, soğuk algınlığı ve gribe karşı önlem olarak da alınabilir. Ayrıca, deri hastalıklarına ve kötü beden kokusuna karşı kan temizleyici olarak mutlaka denenmelidir.


    Nane:

    Latince mentha piperata olarak bilinir ve labiatae familyasındandır. Anadolu’da yarpuz ve misk olarak da anılmaktadır. Akdeniz sahillerinde, Orta ve Güney Avrupa’da, ılıman iklimlerde yetiştirilir. Nane, koyu yeşil yapraklı, 30-90 cm yüksekliğinde ve hoş kokulu bir bitkidir.


    Özellikleri ve Yararları:

    Mide ve pankreas salgılarının eksikliği ile bağırsaklarda oluşan normal dışı fermentasyonu ve buna bağlı olarak gelişen rahatsızlıkları önlediği bilinmektedir. Nane çayı, iştah açıcı ve hazmı kolaylaştırıcı olarak kullanılır. Genel sinir sistemini uyarmada, ateş düşürmede, hazımsal bozuklukları gidermede faydalıdır. Zor sindirimden ileri gelen ağız kokusunu giderir. Barsak gazlarını, mide ağrılarını geçirmede etkilidir. Migren, uykusuzluk ve baş dönmesi gibi rahatsızlıklara iyi gelir. Astım, grip ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının tedavisinde tavsiye edilir. Şişkinliği alma, nefesi açma, bağırsak spazmını geçirmede denenmelidir. Dil tutukluğunu açıcı, heyecanı yatıştırıcı, sinirleri kuvvetlendirici özellikleri vardır. Anne sütünü artırıp, sütten şişen göğüsün şişini almada kullanılır. Adet düzensizliklerini gidermede etkilidir. Bağırsaklardaki kurtların düşürülmesine yardımcı olur. Ferahlatıcı etkisi vardır.


    Papatya:

    Latince adı matricaria chamomilla olan papatya, halk arasında babunç olarak da bilinir. Ülkemizde sıkça yetiştirilmekte olan bu çiçek, ılıman iklim kuşağında bulunur. 10-50 cm boylarında, çok dallı bir bitkidir. Yaprakları, parçalı ve tüysüzdür. Çiçekleri, sarı-beyaz renklerde küçük başlar şeklinde olup, güzel kokuludur.


    Özellikleri ve Yararları:
    Mide ve bağırsaktaki gazları geçirmede, gastrit ve ülser hastalıklarında kullanılır. Spazm giderici özelliktedir. Ateş düşürücü, terletici, sinirleri yatıştırıcı faydaları vardır. Çeşitli iltihapları kurutur. Ayrıca, baş ve bel ağrılarını dindirdiği gibi mikrop öldürücü etkisi de vardır.


    Paraguay Çayı Yaprağı:

    Latince adıyla ilex paraguarensis olarak bilinir ve aauifoliaceae familyasına aittir. Bilinen diğer isimleri; mate, yerba mate, Paraguay tea, Brezilian tea ve South American holly’ dir. Orta tropik bir bitki olarak, yüksek sıcaklığa ve yıllık 1500 mm üzerinde yağışa ihtiyaç duyar. Ülkemizdeki siyah çay kadar yaygın tüketildiği yerler: Arjantin, Uruguay, Paraguay ve Güney Brezilya’ dır. Güney Amerika’nın milli içeceğidir. Avrupalılar tarafından yerlilerin yeşil altını olarak adlandırılır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Çaya benzer bir içecektir. Yaprakları yemek olarak kullanıldığında, doğal bir besin kaynağıdır. Uyarıcı, kafein ve tanen içerir. Normal çaydan daha az buruktur. Kanı temizleyici, kalbi rahatlatıcı, saçları kuvvetlendirici, gelişme bozukluklarını giderici, zihin açıcı, iştahı kontrol edici, yorgunluk giderici, stres azaltıcı, mide iltihabını ve uykusuzluğu giderici yönleri ile sağlığa faydalı olmaktadır.


    Rezene:
    Latince adı foeniculum dulce olan rezene, umbelliferae familyasına aittir. Kökünden, tohumundan ve yapraklarından yararlanılır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Yemeklerden yarım saat önce alındığında, iştah açıcı olarak kullanılabilir. Eğer yemekten sonra tatlandırmadan içilirse, sindirimi uyarıcı, şişkinliği giderici etkileri vardır. Kökü; idrar yetersizliğine, safra taşına iyi gelir. Tohumu; mide ve bağırsak gazlarına, zor sindirime, bağırsak parazitlerine, asabi kusmalara yararlıdır. Yaprakları; hazmı zor olan besinlerin sindirimini kolaylaştırır. Öksürük ve akciğer hastalıklarına karşı etkilidir. İştahsızlık, şişkinlik, öksürük, astım ve anne sütünü artırma gibi durumlarda etkilidir. Ses kısıklığına ve boğaz ağrısına karşı kullanılır.


    Sinemaki Yaprağı:

    Cassia augustifolia L. Latince adıyla, baklagiller familyasına aittir. Özellikle sıcak iklimlerde yetişir. Bu bitkinin yapraklarından yararlanılır.


    Özellikleri ve Yararları:

    Aç karnına içildiğinde peklik (bağırsak tembelliği), çeken kişilerde oldukça faydalıdır. Ancak, fazla kullanıldığında bağırsaklarda sancılı buruntu yaptığından dozaj ayarı çok önemlidir. Cilt çatlaklarında ve saç bakımında etkilidir. Damar tıkanıklığına, baş ağrısına, egzamaya, sıtmaya, kaşıntıya ve romatizmaya karşı kullanılır. Balgam söktürücü, eklem ağrılarını geçirici ve toksin atıcı özellikleri bulunur.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. OGS, KGS ,HGS Hakkında herşey
    YukseLL Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-09-2012, 12:31 PM
  2. Bilardo Hakkında Herşey
    dogangunes Tarafından Spor Dünyası Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 03-08-2008, 02:49 AM
  3. SÜNNET HAKKINDA HERŞEY
    Runaw@y Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 13-07-2008, 04:23 PM
  4. FotoğrafçıLık Hakkında Herşey
    dogangunes Tarafından Fotoğrafçılık Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 05-03-2008, 07:45 AM
  5. Herşey kaderdir
    Nil@y Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-11-2006, 09:57 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık