Duygusal yaşantımız, yeme-içme alışkanlılarımızı etkilerken, kilo alma süreci başlıyor.Peki aynı zihin, tam tersi olarak zayıflamayı hedefleyen bir şekilde çalışamaz mı?

“Zihin gücü” ile zayıflamak isteyenler, bunun profesyonel eğitimini veren uzmanların kapısını aşındırıyor. Alınan sonuçlardan ise herkes memnun.

“Zihnimdeki değişimle görüntüm de değişti”


Bu insanlar, değişim ve olumlama süreçleri ile kolaylıkla istedikleri kiloya ulaştıklarını ve zihinlerindeki değişimle görüntülerinin de değiştiğini anlatıyorlar.

Televizyon programı, kitapları ve verdiği eğitimlerle tanınan kuantum koçu Nilda Ferhan Efeçınar, zihnimizdeki süreci 21 gün olarak belirliyor.
“Bilinç yüzde 10 etkiliyken, bilinçaltımız yüzde 90 etkin hâldedir.Bilinçaltımıza bazı kodlamalar yapmamız lazım.Ama değişime direnen ego devrede olmadığı zaman diliminde kodlama yapmalıyız.Bu zaman dilimi gece uykuya dalmak üzereyken ve sabah uyandığımız ilk anlardır.
Kodlama, tam da bu anlarda sözlü ve imajinasyon ile iki şekilde yapılır.Gece yatağa yattığınızda, ‘Ben 50 kiloyum, sağlıklı ve zayıf bir bedene sahibim’ cümlesini kullanabilirsiniz. ‘Zayıflama’ kelimesi kullanılmamalı, çünkü olumsuzluk barındırıyor, bu da irade zayıflığı yaratır.

Kendinizi hayal ettiğiniz kiloda canlandırmaya başlamalısınız. Bu uygulamayı 21 gün boyunca, gece yatarken ve sabah uyandığınız zaman yapmalısınız.
21 günün sonunda, yedi günlük bir nadas süreci var ve çalışmaya ara verilmeli. Ardından yeniden, 21 günlük sürece başlanmalı.

Bilinçaltını yeni bir şeye inandırmak kolay değildir, öncelikle onu ikna edebilmek lazım. Dolayısıyla ilk 21 gün, ‘Egom inanmasa da ben bunu yapacağım’ diyerek telkinde bulunulmalı. Zihin ‘Neden olmasın ki’ demeye başlıyor.

Tabii bu çalışma kişiye göre değişir. Obezite ve fiziksel bir rahatsızlığı olan insanlarda geribildirim alamayabiliyoruz. Bu kişilerin tıbbi destek alması gerekir.

“İstediğiniz kadar spor yapın kilo veremezsiniz”

“Kuantum Düşünce Merkezi”nden eğitmen R. Şanal, kiloyu tetikleyen nedenin kişinin kendini güzel bulmaması olarak yorumluyor: “Bu tip durumlarda kişi ihtiyacı olan sevgi frekansını gidermek için gıdalara yönelir. Elbette ki, bir gıdanın yarattığı tatmin duygusu ile gerçek sevginin frekansı farklıdır. Kişi kendiyle ilgili çabaya girip, olduğu gibi güzel bulmazsa süreç olumsuz olur. Mesela, spor size gerçekten keyif veriyorsa sonuç alırsınız.
Bir şeyi severek yaptığınızda serotonin salgılamaya başlarsınız, bu sevdiğiniz bir işi yaparken de böyledir ve enerji hissedilir. Kilo verirken bedenin bir zekâsı vardır, sanki olan şey doğal döngüymüş gibi olmalı. Kilo problemi yaşayan kadınlarda cinselliğini reddetme, kendini çirkinleştirme düşüncesi etkin.”

ATOM ALTI DÜŞÜNCE GÜCÜ

“Nefesle Hayat Merkezi”nden Umay Karabece, eskiden atomun en küçük birim olarak kabul edildiğini, daha sonra “atom altı” dünyanın keşfedildiğini ve bu dünyanın çok yüksek bir frekansa sahp olduğunu belirtiyor:

“Atom altı dünya düşünce gücü bir olasılıklar okyanusu gibidir. Çekirdekteki inanç kalıpları tespit edildikten sonra, çok sayıdaki olasılıkta özgür hâle gelir. Kilo almak, korunma ihtiyacı ile ortaya çıkar. Zihnimizdeki inanç kalıplarını değiştirdiğimizde bu fiziksel görüntümüze de yansıyacaktır.”



aşkmen