Eğer biri yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ULAŞMIŞ demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe !
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına ulaşılanın.
Yutkunamaz, nefes alamaz ; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır…
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki. İnce ince süzülür yaşlar gözünden ;
önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli…
Ve ağlar, hem de çok ! Sanmayın ki gidene ağlar !
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir ;
o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz , ağlamak İNSAN’ları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok İNSAN yapar AĞLAYAN’ları. Her damla bir derstir çünkü.
Bazen ulaşılan ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyanlar ,ağlamazlarsa ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren !
Ağlayarak o zehirden kurtulurlar, o irini temizlerler yaralarındaki !
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra. Kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Öğrenmelidirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir ulaşılanlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…
Çok ağlayan ulaşılanlar, birçok şeyden vazgeçenlerdir aslında.
Her damla ulaşılanları olgunlaştırır. Evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları, onların gözünde küçülür.
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir ulaşılanlar yaratırlar KENDİLERİNDEN.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…
sorarlar çoğu zaman,
neden İNSANLAR aşktan kaçıyorlar diye ;
Çünkü inançlarını yitirdi o insanlar. İNSANCIKLARIN sebepliği ile,
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki !
Artık kendilerinden başkasına inançlarını yitirdiler,
o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldığı umursamaz, onu hak etmedi ;
anlamadılar onu
hem de hiçbir zaman !
Aldatıldılar. Kardelen diye sarıldıkları tarafından.
E.. o zaman niye sarılsınlar ki ! Niye sarılalım ki !
Ankara kara, Karadeniz kara, inandığım ise KAPKARA...
Etrafınızda yürekten ağlayan biri varsa, bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
Bilin ki, sarıldıkları onları bir şekilde ALDATMIŞTIR!
O da kim diye sormayın artık.
Çok ağlayanlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü !