Bekleyenler, umud edenler… Martı kanadına sevda yükleyenler… Kaybolmuşlara ve olacaklara meyledenler…

Bir adım öteye takat getiremiyor ayaklarım, yorgunluğu SENSİZliğin eleminden… Nasıl oldu da bu kadar uzağına düştüm, nasıl oldu da gaflet iliklerime böylesi işledi… Kaç gecemi noksan koydum senden, kaç güne uyandım bilinmezlik içinde… Mum alevini güneş mi sandın ey kalbim!!! Yanan sendin gaflet ateşinde, gölge oyunlarına kandın… Geçici sevdalar, geçici hazlar… Kaç ömrü heba ettin!!! Gelmeyeceğini bildiğin duraklarda avare gibi bekledin, nasıl bir eziyet ettin ki; sen kendinden vazgeçtin…

Uyan yüreğim! Uyan… Yıllardır üzerine yakıştırdığın miskinliği at artık bedeninden… Sıyrıl elemlerden, heba olup gidenlerden… Yaşamın bu en derin, bu en güzel anını verene hamd et… Hamd et ki uyanış bahşetti, karanlığa koymadı seni

Bir tokat gibi inince yüzüne “Ya Bakî Entel Bakî
Heyhat….. Aldandım…
Ashab-ı Kehf uyandı muştuyla…

Mumun alevi söndü, güneş çıktı bulutların arasından… Mana ete kemiğe büründü, yollara düştü… Sende düş ardına, tevbe denizine dal, martılara selam ver… Ümit kesme Rabbinden, emin olma akıbetinden

Besmele yol aydınlığın olsun…
Duaların silahın…

Ya Bakî Entel Bakî…Dilime yakıştı, bekaya giden yolda tüm perdeler açıldı…

Herzaman ki gibi “Vira Bismillah” yüreğim… 'Bakî' olana gideceğim

inşaallah


alıntı