Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    heart Dünyanın En Büyük Aşkları


    KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN İLE HÜRREM SULTAN
    Ülkeler fatihi Kanuni Sultan Süleyman'ın gönlünü ı Hürrem Sultan fethetti. Muhteşem Süleyman' ın Hürrem Sultan'a aşkı sevgili karısının kolları ve gözyaşları arasında ölmesine kadar sürdü ve ondan sonra da devam etti. Aşk mı? Onların aşkı devlet erkinin üstünde bir aşktı.

    Kanuni'nin hareminde beyleri ve Kırım hanları tarafından sunulmuş pek çok cariye vardı. Fakat Kanuni, Hürrem'i tanıdığı günden beri cazibesine kapılmış, ona aşık olmuştu.
    Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın Slav asıllı olduğu söylenir. Ukraynalılar ise Hürrem Sultan'ın Ukraynalı Roxelana olduğundan emin. İlk kez saraya, bir yabancı kadın, padişah eşi olarak Hürrem Sultan'la girmiştir.

    Hürrem Sultan, Rus asıllı olan bu cariye Kanuni Sultan Süleyman'ın karısı olarak imparatorluk yönetimini etkilemiş, oğullarının taht mücadelesinde oynadığı rol, daha doğrusu oğlu 2'nci Selim'i tahta geçirme çabası ile Osmanlı döneminin en güçlü kadınlarından biri olmuştur. Kanuni'nin aşırı güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi olduktan sonra belli bir plan dahilinde çalıştı, el altından çeşitli entrikalar uygulayarak on altıncı yüzyıl Osmanlı tarihini olumsuz yönde etkiledi. Kanuni'nin, Gülbahar Hatun'dan olan veliahtı Sultan Mustafa'yı ortadan kaldırmak için çeşitli entrikalar ile önce Gülbahar Hatun'u, ardından kırk yaşındaki veliaht Mustafa'yı boğdurttu. Devlet yönetimine de hakim olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı.

    İstanbul'da bugün Haseki olarak anılan semtte yaptırdığı külliye ile adına külliye tesis edilen ilk padişah eşi olma özelliğine de sahiptir.
    Osmanlının kudretli padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman 'ın ''Muhibbi Divanı''ndaki aşk şiirleri, onun yalnız güçlü bir devlet yöneticisi ve imparatorluk kurucusu olduğu kadar, gönül dünyasındaki zenginliğini anlatmaktadır. "Cihan Padişahı" aynı zamanda aşk şairidir. Çıktığı uzun seferler sırasında çok sevdiği Hürrem Sultan'a aşk şiirleriyle bezenmiş mektuplar göndemiştir.

    N'ola baksam şem'i hüsnüne gönül pervaneveş
    Dostum sen şem olacak âşıkım pervanedir.
    Gülşen-i hüsnünde dil mürgün yine saydetmeye
    Zülfünün ağında Muhibbî hâli anın divanedir.

    Hürrem Sultan ise mektuplarına, "Hazret-i Sultanım" diye başlar ve "Yüz(ümü) yere koyup, kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harab, gözü yaş dolu, gecesini gündüzden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun'dan beter tutkun kölenizi sorarsanız, ne ki sultanımdan ayrıyım" diye dil döker, saraydan ve şehir ahalisinden yazmayı da ihmal etmez:

    "Padişahım yine cariyenizi topraktan kaldırıp, tezkire gönderip, Mahmut Çelebi'den beş bin filori bağışlamışsınız. Bir günün için Allah'ın bin yardımı olsun. Şimdi benim sultanım, bu ne zahmet idi, kutsal bıyığınızın kılı bana beşbin filoriden değerlidir. O bağış bize canımızdan fazla minnettir. Benim sultanım, ondan sonra şehir etrafından sorarsanız, şimdilik hastalık vardır."

    Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol, bu tatlı dil ile daha da anlaşılır hale geliyor.
    Topkapı müzesi arşivindeki mektuplar da bu aşkın kanıtlarından bazılarıdır.

    HÜRREM SULTAN DAN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'A MEKTUP
    Sultanım, Padişahım;


    Yüzümü yere koyup, mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarınızı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım, eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap,gözleri yaş dolu, gecesi gündüzü belirsiz olan, hasret deryasına gark bi-çare, aşkınız ile müptela, Ferhat ile Mecnun'dan beter şeyda kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah u feryadım dinlemeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki, Allah, kafir olan kullarına dair vermesin.

    Benim devletim, benim sultanım, özellikle, bir buçuk ay olduğu halde sizden bir haber gelmemesi yüzünden, Allah biliyor ki , hiçbir şekilde rahatlık yüzü görmeyip, gece gündüz ağlayıp, kendi hayatımdan el çekip, cihan gözüme dar oldu. Ne yapacağımı bilmeden ağlayıp gözyaşları içinde gözüm kapıları gözlerken, ol ferdü rabbü'l alemin, aleme rahmet eden subhan-ı Yezdan, cümle aleme inayet nazarın edip, fetih haberi ve müjdeli haberlerini yetiştirdi. Ve bu haberi işitince Allah biliyor ki, benim padişahım, benim sultanım, ölmüş idim taze can buldum.

    ���Benim Sultanım, şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak önceki gibi değildir. İnşallah Sultanım gelince, Allah'ın inayetiyle de geçer gider. Azizlerimiz, hazan yaprağı dökülünce geçer derler.

    Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye, tazarru ve iltimas ederim. Zira ki, billah yalan değil, bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayın.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    LEYLA İLE MECNUN
    Konusu bir Arap efsanesinden alınmıştır. "Beni Amir kabilesinden Kays ile Leyla daha okulda iken birbirlerini severler. Leyla' nın annesi bunu duyunca kızını okuldan alır. Sevgilisini göremez olan Kays çöllere düşer. Mecnun diye anılmaya başlar. Kays'ın babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz. Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:

    "Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
    Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni."
    Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar. Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.

    Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı kendinden uzak tutmayı başarır.

    Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür. Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır. Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.

    Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.

    "Derler ki.. Leyla ile Mecnun birbirlerinden ayrı düştükten sonra sonra Mecnun çöllere düşmüş Leyla'sını bulmak için aylarca çöllerde sersefil olmuş.
    Leyla'da onu bulmak için çöllere koyulmuş bırkaç ay sonra karşılaşmışlar, Leyla hemen koşmuş, sarılmış mecnununa..
    -Mecnun ben geldim, kavuştuk işte..
    Mecnun hiç tepki vermemiş sonra :
    -Sen kimsin ' demiş.
    Leyla şaşırmış.
    -Nasıl tanımazsın beni? Benim LEYLA, demiş.
    Mecnun bomboş gözlerle bakmış ona..
    -Peki sen Leyla isen, benim içimi yakan, ruhumu kavuran Leyla kim? "
    Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;"Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez."Der, kabri kucaklayarak ölür.

    Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında, Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:

    "Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."
    Rabbim! Aşk belasıyla beni tanıştır
    Beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma!
    Dertlilerden yardımını uzak tutma.
    Yani beni daha çok belalara müptela eyle!
    Ben var oldukça, beladan, isteğimi uzaklaştırma!
    Ben belayı isterim, çünkü bela da beni ister.
    Sevgi belasıyla ağırbaşlılığımı gevşetme!
    Ta ki dostlar beni kınayıp vefasız demesinler!
    Gidip geldikçe, sevgilimin güzelliğini arttır,
    Sevgilimin derdine beni daha çok mübtela et.
    Ben nerede, mevki ve itibar kazanma nerede?
    Bana yoksulluk ve yokluk ulaşma kabiliyeti ver
    Senden ayrıyken, bedenimi öyle zayıf kıl ki,
    Bahar yeli beni sana kavuştursun.
    Fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
    Ey Rabbim, asla beni bana bağlı kılma!
    Sonunda yar, ağlayıp inlememize acıdı ve
    Bugün hüzünler evimize ayak bastı.
    Gözyaşı yağmurum, demek, öyle tesir etti ki,
    Gül bahçemizde taze bir gül dalı düşürdü.
    Ah ateşinin bizi yaktığı,
    Ayrılık gecesini aydınlatan meş' aleden bellidir.
    Eğer ağlayan gözümüzde uyku olsaydı,
    Bu kavuşma uyku halinde görülen bir rüya demek mümkün olurdu.
    Gördüğümüz bir hayal mi?
    Yoksa sevgilinin yanımıza geleceği aklımıza bile gelmezdi.
    Ey can ve gönül! Sevgili, misafirimiz oldu!
    Neyimiz varsa, misafirimizin ayaklarına dökelim.
    Ey Fuzûlî! Sevgilinin kasdı, canımızı almakmış.
    Gel.. Güzel uğruna can vermeyi kendimize bir borç bilelim.
    (Fuzûli' nin 1535' te yazdığı Leylâ ve Mecnûn adlı mesnevîsi.)

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    ROMEO İLE JULIET
    'Romeo ile Juliet', büyük İngiliz oyun yazarı Shakespeare'in (1564-1616) gençlik yıllarında, sanatının ilk döneminde yazdığı eserlerden biridir. Oyunun içindeki bir söze dayanılarak, bunun 1591 yılında yazılmış olabileceği düşünülmektedir. Konusu, İtalyan hikayecisi Bandello'nun (aşağı yukarı 1485-1553) bir hikayesinden alınmıştır Bandello gerçek bir olayı anlatmaktadır.
    İtalya'da Verona'da Capulets ve Montagues aileleri yıllardır kan davasını sürdürmektedirler. Bu ailelerde karşılıklı o kadar çok ölüm olmuştu ki
    Sonunda yönetici Prens Escalus yine bir çatışma çıkarsa ağır cezalar uygulayacağını iki aileye kesinlikle bildirir.
    Montegu ailesinin genç oğlu Romeo, Roseline'neye çılgın gibi tutkundur fakat Roseline onu reddeder. Romeo'nun en yakın arkadaşı ve aynı zamanda yeğeni olan Benvolio onu teselli etmek için Capulet'lerin düzenledikleri maskeli baloya gitmeye zorlar. Orada Roseline'den çok daha güzel kızlar olduğunu, o kadar üzülmeye değmeyeceğini göstermek ister.
    Romeo ve Benvolio baloya giderler. Capulet ailesinin kızı Juliet'le Romeo birbirlerini görür görmez aşık olurlar. Ve o günden sonra da gizli gizli buluşmaya başlarlar. Juliet'in dadısı onların buluşmalarını sağlar. Romeo her gece gizlice Juliet'in odasına balkondan girmektedir. Evlenmeye karar verirler. Bir rahip onları gizlice evlendirecektir. Rahip iki aile arasındaki düşmanlığı bu evliliğin kaldıracağını kabul ederek onları evlendirmeyi kabul etmiştir.
    Lady Capulet'in yeğeni Tybalt bir öğleden sonra sokakta Romeo ve onun arkadaşı Mercutio 'ye rastlar. Tybalt Romeo'ya ağır hakaretlerde bulunur fakat Romeo Juliet'i düşünerek onu yanıtlamaz. Arkadaşı Mercutio Romeo'ya yapılan korkaklık ve ağır hakaretleri kabul edemez ve Tybalt ile çatışır. Romeo engel olamaz. Tybalt ve Mercutio düelloya tutuşurlar, Mercutio ölür ve Romeo bunun üstüne Tybalt'la düello eder ve o da onu öldürür. Olayı duyan Prens Romeo'nun yakalanmasını emreder.
    Bu arada Juliet'in ailesi kızlarını Paris ile evlendirmek isterler. Juliet bütün bu olanların acısını yaşarken evlilik teklifini defalarca reddeder. Romeo prensin askerlerinden kaçar. Prens onun hakkında sürgün cezası verir. Büyük bir mutsuzluğa düşen Romeo'yu rahip umutlandırır. Öğütler vererek onu gönderir. Yine bu olaylardan sonra ailesinin Paris'le evlendirmek istemesi üzerine mutsuzluğa düşen Juliet'e rahip öğütler verecek ve Romeo'ya kavuşabilmesi için bir yol gösterecektir. Rahip, Juliet'e bir iksir verir. Bu iksiri içtiğinde herkes onu öldü zannedecektir. Oysa o sadece bir gün süreyle uyuyacaktır. Plana göre, uyandıktan sonra Romeo'nun yanına gidecektir. Rahip sürgündeki Romeo'ya bir mektup yazar ve iksiri Juliet'e verir. Mektup Romeo'nun eline ulaşmaz. Fakat Juliet'in Paris'le evleneceği haberini alır ve yasağa rağmen geri döner. Döndüğünde öldüğünü zanneder Juliet'in. Biraz sonra Paris gelir. İkisi de Juliet'in öldüğünü sanırlar. Paris'in kışkırtmasıyla Romeo yine istemediği halde onu öldürür ve Juliet'in yanına yatarak kendini hançerle intihar eder. Zaten Romeo Juliet'in yanında ölmeye gelmiştir. O sırada Juliet yavaş yavaş uyanır ve Romeo'yu yanında görür. Romeo'nun, kendisinin öldüğünü zannederek intihar ettiğini anlar ve o da Romeo'nun hançerini göğsüne Romeo'nun intiharına eşlik eder. Ölümsüz aşklarına ölümle kavuşmayı yeğlemişlerdir.
    Bu iki ölüm düşman ailelere büyük bir şok yaşatır. Prens'in önerisiyle aileler arasındaki düşmanlık ortadan kaldırılmıştır. Capulet ve Montague'ler ağır acılarıyla baş başa kalmışlardır.
    "Aşkların aşkı Romeo ve Juliet, Romeo'nun gözünün önünden bir an bile ayırmak istemediği bir kadına çılgınlar gibi tutulmasıyla başlıyor. Bu kadının adı Rosalind. Romeo, Juliet'le karşılaştığında ise Rosalind'in ömrü bir anda üzerine tıklandığı anda yok olan bir internet sayfasınınkine eşdeğer oluyor. Aşk böyledir demek istiyor Shakespeare. Gelir, geçer. Eğer çok ciddiye alınırsa da, öldürür."
    Benim düşmanım olan adındır yalnızca
    Sen sensin, Montague olmasan da
    Hem Montague nedir ki ?
    Ne eli bir erkeğin
    Ne ayağı, ne kolu
    Ne yüzü, ne de başka bir parçası
    N'olur başka bir ad bul kendine..
    Adın ne değeri var ki
    Şu gülün adı değişse bile
    Kokmaz mı aynı güzellikte?
    Romeo'nun adı olmasaydı,
    Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı

    ROMEO: Oradaki, şu tüm meyve ağaçlarının tepelerini yaldızlayan Kutsal ayın üzerine yemin ediyorum.
    JULlET: Ayın üzerine yemin etme.
    Her ay, yuvarlak dairesinde değişen vefasız ayın üzerine. Yoksa senin aşkın da onun gibi değişken olabilir.
    ROMEO: O halde neyin üzerine yemin edeyim?
    JULlET: Hiç yemin etme.
    Ya da istiyorsan, o zarif benliğinin üzerine yemin et. O, benim putperestliğimin tanrısı. Ve o zaman sana inanırım.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    YUSUF İLE ZÜLEYHA

    Aslı Zelicka'dır, Potifar'ın eşi ve Yusuf'un aşkı, su perisi olduğu da söylenir ama dünyanın en büyük aşkıdır belki de Züleyha'nın aşkı.

    Yusuf, İbrani Peygamberi'dir. Yakup peygamberin oğlu... Yusuf'un serüveni Tevrat'ta, Tekvin bölümündedir. Yusuf, Kur'an'ı Kerim'de de yer alır [Yusuf Suresi]. Aşkları masal değil , öykü değil, efsanedir artık.

    Kenan ülkesinde yaşayan Yusuf - ki adı İbranice Yosaf'dır- babası Yakup peygamber tarafından çok sevilince onu kıskanan kardeşleri tarafından kör kuyuya atılır.Ve kervancılar tarafından kurtularak köle olarak Mısır'da satılır. "Mısır Azizi" Kıtfir satın alır onu. Çok güzel bir erkektir Yusuf. Kıtfir'in karısı Züleyha çılgınca aşık olur.

    Züleyha'nin Hz. Yusuf'a karşı duyduğu aşk tanımsızdır. Bütün servet ve güzelliğini onun uğrunda harcamıştır. Kocasına, ailesine tüm Mısır halkına karşı durmuştur bu aşk.. Derler ki yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığını vardır hiçbir şey gözünde değildir... "Bugün Yusuf'u gördüm" diyen, ondan haber veren herkese onları zengin edecek değerde mücevher dağıtırmış..

    Aşkın ağır tutkusuyla karşılaştığı herkesi "Yusuf" diye çağırır olmuş, o kadar ki, başını geceleri gökyüzüne kaldırdığı zaman Yusuf'un adını yıldızların dizilerek yazdığını iddia edermiş.

    Fakat Yusuf efendisiyle evli olan Züleyha'nın aşkına karşılık vermesi olanaksızmış. Aşkını kalbine gömüp susmuş sadece.. Oysa Züleyha kendini kınayan tüm insanlara sevdasını haykırıyormuş. Hatta şöyle bir söylence vardır.

    "Züleyha, birgün bütün kadınları evine davet etmiş.. Sofra düzenleyerek önlerine meyve koymuş ve onları soymakı için bıçak vermiş.. Kadınlar meyveleri yemeye başlayacakları sırada, Yusuf'a seslenerek, "Onların yanına çık" demiş. Karşılarına çıkan Yusuf'u gören kadınlar güzelliği karşısında öyle büyülenmişler ki bıçakla parmaklarını kesmişler de farkına bile varmamışlar." " İşte sizin gördüğünüz güzellik benim Aşkımdır! " diye haykırmış Züleyha.

    Fakat Züleyha'nın ağır aşkı Yusuf'un zindanı boylamasına neden olmuş. Yıllarca peygamber sabrıyla zındanın ağır çilesini çekmiş Yusuf Peygamber. Sonra yine bir söylenceye göre Mısır kralının tabiri olanaksız rüyasını doğru olarak yorumlayınca Hz. Yusuf hapisten çıkmış. Ve bu arada Kıtfir öldüğü için Züleyha'yla evlenmiş.
    MEKTUP
    ZÜLEYHA'NIN YUSUF'A MEKTUP YAZMASI ...

    "Yusuf" yazdı Züleyha,sayfanın ortasına.Hala hitaptaydı kalemi,bir satır ileri geçemedi.
    Bir satır ileri geçsem hitaptan,dedi,yanacağım.Ses verdi içinden bir ses:"Yan o zaman,yan o zaman!"
    Züleyha devam etti:
    "Ah benim Yusuf'um,ah benim,ah/senim,dedi,başka bir şey diyemedi."
    Züleyha Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca "Yusuf "diye başladı,"Yusuf " diye bitirdi.Gördü ki hitaptan öteye geçemedi.Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok.Ve Züleyha'nın lügatinde "Yusuf"tan öte sözcük yok.
    "Yusuf,dedi,kelamım artık sende hükümsüz.Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme.Bil ki kelamdan da ötede sadece ah var,ah ki dünya onun üzerinde durur,gökkubbe onun hararetiyle döner.."
    Züleyha'nın gülümsemesi

    "Bir gün Züleyha, arkalığına beyaz sümbül dalları işlenmiş tahtırevanıyla geçiyordu kütüphanelerin ve tapınakların kenti olan kentinin sokaklarından.

    Görkemli bir alayla geldiğini görenler saygı ve hayranlıkla kenara çekiliyor ve Züleyha'ya yol açıyorlardı. Zengin ve güçlüydü, en fazla da güzeldi. Ve kimse kırmızı gülleri saçına Züleyha gibi takamazdı.

    Birden bir meczub, ehil arslanları, atları ve arabaları aşarak Züleyha'nın tahtırevanının önünde dikiliverdi, yürüyüş durdu. Züleyha tül cibinliği aralayarak bu duraklamanın nedeninin anlamak istedi.

    Gözlerini kaldırarak Züleyha'nın yüzüne bakmaya başladı meczub, "Züleyha..." dedi, "sevindir beni!" Züleyha kölelerine meczubun sevindirilmesi için işaret etti.

    Köleler mor renkli kadife bir keseyi uzattılar avucuna; ama meczub oralı bile olmadı.
    "Züleyha..." dedi, "Sevindir beni, bana gülümse! Başka bir şey istemem."
    Züleyha bu sesi hatırladı ve yüzüne dikkatlice bakınca, aşkını reddettiği silik bir yığın sima arasından bir zamanların ordu kumandanını tanıdı. Usulca gülümsedi.(...)

    Başını önüne eğen meczub sessiz ve sakin geldiği gibi çekiliverdi.

    O günden sonra Mısır'ın lisanına "sadaka vermek" anl***** gelen yeni bir deyim yerleşti: Züleyha'nın gülümsemesi."

    YUSUF İLE ZÜLEYHA'dan(kalbin üzerinde titreyen hüzün)

    .........Rabbim,dedi Yusuf,sen bana,kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda,Züleyha'yı istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Katından bir esirgeme ver. Değil mi ki, isteğe yaklaşınca,istememeyi istemek artık imkansızlaşır. Bu yüzden değil mi Rabbim,senden gelen yasaklar "yapma"ile değil"yaklaşma"emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla Züleyha'nın ırmağına,yaklaştıktan sonra "yapmam"diyemem. Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem. Daha kolay olan "yapma" değil "yaklaşma".
    Öyleyse aslolan :"yaklaşma"Öyleyse Rabbim insan yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda,şu odada,sen bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Beni insan yaratılmışlığın en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et.
    Rabbim,diye devam etti Yusuf duasına.İ stemeyi istemek kadar istememeyi istemek de zor. Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma,nefsimin altından kalkamam.Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak Bahr-i Umman'ı aşamam.Benim tedbirim senin takdirinden küçüktür.
    Böyle dua edince Yusuf,ona Rabbinden bir işaret geldi.Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde,her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde. Masun ve masum olan Yusuf bu duayı etmiş olma yürekliliği ile peygamberdi.Ve o iffet demekti.
    SONRA: YUSUF'UN ELLERİ
    Yusuf'un elleri bir salkım üzüm
    Bir ak zambak ,şakağında Yusuf'un eli
    Kimi parmakları elif,tırnakları karanfil
    Kimi parmakları kalem,tırnakları gül
    Elleri Yusuf'un
    Elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,incecik bıyıklarının üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,gül yağıyla ovalarken sakalını bir sümbül çelengi.siyah,simsiyah saçlarınıngecesine düşerken Yusuf'un elleri,bir nar çiçeği.
    Bir nar çiçeğini ezebilir mi benim Yusuf'um
    Yusuf'un elleri yoksa ben de yokum
    Yusuf'un elleri,alnında bir esmer kelebek,Yusuf'un eli şahdamarında,Züleyha'ya yakın ölüm
    Dudaklarının üzerinde duraklıyorsa bir an,Züleyha'nın kalbi demektir Yusuf'un elleri
    Çenesine dayalıysa Yusuf'un elleri, Züleyha'nın kalbinde demektir Yusuf'un eli
    Kaç zamanı araladı Yusuf'un elleri
    Kaç zamandır yed-i beyza Yusuf'un eli
    Yanağında gezinirken,bir demet nergis,bir sap suçiçeği Yusuf'un elleri
    Bir yasemen dalı,dizinin üzerinde unutulmuşsaYusuf'un sağ eli
    Bir Yusuf çiçeği
    Yusuf'un sol eli

    ZÜLEYHA'NIN YUSUF'U HATIRLAMASI
    Zaman geldi zaman geçti.
    Züleyha efendi,Yusuf köleydi.Ama Züleyha bir kadın,Yusuf bir erkek şimdi.
    Kim kaderin Züleyha'yı köle etmek için önce Yusuf'u pazarlara düşürdüğünü tahmin edebilirdi ki?Yusuf'un gelişi ahir ise evvelin yittiğinden kim söz edebilirdi?Değil mi ki evvel olan bazen ahir gelirdi.
    Geceydi.Aşk,gökyüzünün tabakalarını inip de birer birer,Züleyha'nın kalbinin zarına değdi,o en içteki fuada işledi.
    Yusuf'un kokusu dokundu önce Züleyha'nın ruhuna.Sonra sesi.
    Oysa Züleyha rüyasında ne kokuyu,ne de sesi bilmişti.
    Sesi ve kokusu ruhuna çarptığında,Züleyha,Yusuf'u hatırladı.
    Züleyha Yusuf'u hatırladı ama bu ilk hatırlayışta tenden cana,candan tene dönecek olan döngü içinde önce teniyle hatırladı.
    Bir kadınla bir erkeğin birbirine irtibatlanmasında,yalnız başına kaldığında eksik kalan o basamakta hatırladı.Güzelliği farketmeden güzelliğin cezbesinde kaldı.
    Züleyha uyandı.
    Ama Züleyha,rüyasında bir velinin şüphesiyle değil,teninin ürperişiyle uyandı.
    Bir yangının hararetine düşen tapınaklar geldi tapınaklar geçti içinden Züleyha'nın .
    Kendisi bilmiyordu,hiç kimseler henüz bilmiyordu.Ama yürünecek yolu vardı.
    Ku-yı dilaraya hu demeye,
    Kalbin hassas terazisine düşmeye,
    Çok çile,
    Çok gözyaşı,
    Çok zaman vardı.
    Geceydi.
    Nil kıyısında gece hiç bu kadar yağmurlu,yağmur hiç bu kadar karanlık olmamıştı.
    Yusuf'un elleri,Yusuf'un gözleri,Yusuf'un alnı.
    Yusuf şimdilik Züleyha için sadece bu kadardı.

    Züleyha kendi kalbine baktığında,Yusuf'u neden sevdiğini ve Yusuf'u nasıl sevdiğini merak etti ilk kez.Perdeler kalktı kalbinin üstünden.Işık.

    "Yusuf,seni sevdiysem"dedi Züleyha,hükümdarın tahtına hükümdardan başkası oturamayacağından.Şehzade için saklanan giysiler ancak şehzadenin bedenine uyacağından.Padişahların ülkeler fethettiği görülmüştür de,kölelerin ülkeler fethettiğine bir Yusuf'ta tanık olmuşuzdur.Görüyorsun ya Yusuf,seni sevdiysem yazgım bana yapacak başka bir şey bırakmamış olduğundan.Senin güzelliğin gibi benim de muhabbetimin nedeni olmadığından.......

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    NAZIM İLE PİRAYE

    Nazım Hikmet yaşamı boyunca bir çok kez aşık oldu.Nazım' ın en güzel aşk şiirlerinin yazdığı, en uzun süre evli kaldığı kadın ise Piraye'ydi. Nazım Hikmet ile Piraye'nin aşkı dillere destan oldu. Nazım hapse girince bu aşk daha da güçlendi. Büyük şair, 13 yıl süren mahpusluğun son demlerine yaklaştığı zaman bu kez Münevver Andaç'a aşık oldu. Piraye ise Nazım'a duyduğu büyük aşka rağmen aradan çekilmek zorunda kaldı.

    Nazım ile Piraye genç kadın eşinden henüz boşandığı sırada tanıştılar.Sanat eleştirmeni ile 16 yaşında evlenen Piraye nin 2 çoçuğu vardı.Bunlardan biri eleştirmen Mehmet Fuat Bengü' ydü. Nazım Piraye' yi çok sevdi ,evlilik yaşamlarının 13. yılında büyük şair ceza evindeydi.

    Nazım 1933 den 1950 ye kadar 17 yıl boyunca kendisine yazdığı mektupları, Piraye bir tahta bavulda sakladı.


    MEKTUP
    Sevgili!

    Bütün bir uykusuz geçen geceden sonra sana bu mektubu sabah sabah yazıyorum.Oğlumla beraber çıkarıp gönderdiğiniz resim uyutmadı beni.Niçin uyutmadı?Neden uyutmadı? Bu niçine nedene cevap vermek için baştanbaşa bir şiir kitabı yazmak lazım. O kitap günün birinde yazılacaktır.Şimdi muhakkak olan bir şey varsa bütün bir gece uyumadığımdır.

    Bana aşk mektubu gönder diyorsun şimdiye kadar gönderdiklerimin çoğu neydi zaten.Sen benim gözlerimin içine bakarak bir kere olsun seni seviyorum dememişsindir. Ben her yerde her zaman yıldızlı bir denizin üstünde çam agaçlı bir balkonda olsun, karanlık yalnız senin gözlerinin ışıltısını gördüğüm ılık bir odada , bir hapishanenin görüşme yerinde olsun ,mektupla olsun, mektupsuz olsun , nesirle olsun şiirle olsun ,içimden her gelişte sana seni seviyorum demişimdir.

    Ben aşk mektubu yazmasını beceremedim sen yazda bana model olsun diyorsun.Buranın ölçüsüyle böyle bir mektup için üç sene yatılır billahi�Zati sen benden daha iyi şairsin ,sen benden çok daha derinsin yavrum.Ben belki daha sanatkarım.

    Benden emin olmam beni öyle bahtiyar öyle mağrur kıldı ki�Bir binbir gece şehrinin altın kakmalı kapılarından muzaffer girmiş bir eski kahramanı gibi hissediyorum kendimi�

    Nazım
    KARIMA MEKTUP


    11/kasım/1933
    Bursa Hapishanesi

    Bir tanem!
    Son mektubunda: Başım sızlıyor yüreğim sersem! diyorsun."seni asarlarsa seni kaybedersem";diyorsun;"yaşayamam!"Yaşarsın karıcığım,kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;yaşarsın,kalbimin kızıl saçlı bacısı en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı.
    Ölüm bir ipte sallanan bir ölü.Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm.Fakat emin ol ki sevgili;Zavallı bir çingenenin kıllı ,siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma,mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazım a!

    Ben alacakaranlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim.
    Karım benim!iyi yürekli altın renkli gözleri baldan tatlı arım benim: ne diye yazdım sana idamımın istendiğini daha dava ilk adımda ve şalgam gibi koparamıyorlar kellesini adamın.

    Haydi bunları boş ver bunlar uzak bir ihtimal!Paran varsa bana fanila bir don al,tuttu bacağımın siyatik ağrısı,ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli mahpusun karısı
    Nazım
    PİRAYE İÇİN
    Ne güzel şey hatırlamak seni;
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
    İçimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti...
    Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak
    koyu bir karanlık...
    Ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazmak sana dair
    hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya...
    Ne güzel şey hatırlamak seni.
    Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.
    Ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...
    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...
    NAZIM HİKMET

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    BEETHOVEN VE ÖLÜMSÜZ SEVGİLİSİ



    Ludwig van Beethoven hiç evlenmedi. Ama çevresinde, kendisine yakınlık gösteren epeyce kadın vardı. Öldükten sonra çekmecesinde " Ölümsüz Sevgiliye" ait bir mektup bulundu. Kimdi bu ölümsüz Sevgili?

    Ünlü bestecinin1816'da yayımladığı "Uzaktaki Sevdiğime" adlı yapıtından ve müzik öğretmenine umutsuz bir aşktan söz edişinden yola çıkan uzmanlar üç işim üstünde durdular. Antonie Brentano, Josephine Deum ve Dorothea Ertmann.

    Fakat bunlar arasında en güçlü aday ilkiydi. Ve Beethoven 1823 yılında Diabelli Çeşitlemeleri'ni ona adadı. 57 yaşında gözlerini hayata kapadığı zaman hala Ölümsüz Sevgilisi'ne duyduğu sonsuz aşkı hasta yüreğinde en değerli sır olarak taşıyordu.

    ÖLÜMSÜZ SEVGİLİYE MEKTUP
    Ezeli yarim,


    Yataktayken bile düşüncelerim üzerinize üşüşüyor. Kimileyin sevinçle, kimileyin hüzünle. Yazgı'nın dualarımızı işitmesini bekliyorum. Bu hayata göğüs gerebilmem için ya tümüyle sizinle birlikte olmalıyım ya da sizi hiç görmemeliyim. Evet, kollarınıza uçup göğsünüzde gerçek barınağımı bulduğumu söyleyene ve kollarınız arasında ruhumu kutsal ruhlar aleminde savrulmaya bırakana dek yaban ellerde bir avare olma azmindeyim.

    Heyhat, ne yazık ki bu böyle olmak zorunda. Dinginliğe ereceksiniz, size olan sadakatimden emin olduğunuzda bu dinginliğiniz daha da büyüyecek.

    Şunu iyice bilmelisiniz ki sizden gayri hiçbir kadın bu yüreğin sahibi olamaz.Asla asla!
    Ah Tanrım, insan böylesine değerli bir kadınla neden hicranı yaşamak zorunda! Şu anda Viyanal'daki yaşamım sefilce. Aşkınız beni fanilerin hem en mutlusu hem de en mutsuzu kıldı.

    Bu yaşta, artık hayatımda bir düzene ve dengeye gereksinim duyuyorum.Yaşamakta olduğumuz ilişkide bu iki duygu bir arada olabilir mi?

    Meleğim, az önce postanın gideceğini duydum. Dolayısıyla bu mektubun eline hemen ulaşabilmesi için burada kesmem gerekiyor.

    Sakin olun. Beni sein. Bugün.. dün..ne gözyaşartıcı bir özlem size duyduğum.. size.. siz..hayatımherşeyim.. size en içten dileklerimi sunuyorum.

    Ah n'olur beni sevmeye devam edin, bu aşığınızın sadık yüreğini kesinlikle yanlış değerlendirmeyin.
    Hep sizin
    Hep benim
    Hep ikimizin

    Ludvig van Beethoven

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    90
    Rep Gücü
    17

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    Mecnunu kıskandıran,Leylayı çatlatan bir hikaye...
    Dildar ile Dilbeste... Aslında sadece Dilbeste desek de olur.

    İnşallah altını başka zaman dolduracağım....

  8. #8
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    Alıntı Nihavend´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mecnunu kıskandıran,Leylayı çatlatan bir hikaye...
    Dildar ile Dilbeste... Aslında sadece Dilbeste desek de olur.

    İnşallah altını başka zaman dolduracağım....
    Sabırsızlıkla bekliyoruz nihavend..

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    Bence en büyük aşk kanuni sultan süleymenın aşkı..nasıl bir tutkuyduki çocuklarını bile öldürdü hürrem sultan için...öldükten sonra bile kanuniye rahat ettirmedi onu en büyük şüpheyle bıraktı..çok acımasızdı hürrem sıltan..teşekkürler

  10. #10
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Dünyanın En Büyük Aşkları

    Alıntı shgiptare´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bence en büyük aşk kanuni sultan süleymenın aşkı..nasıl bir tutkuyduki çocuklarını bile öldürdü hürrem sultan için...öldükten sonra bile kanuniye rahat ettirmedi onu en büyük şüpheyle bıraktı..çok acımasızdı hürrem sıltan..teşekkürler
    Ben teşekkür ederim canım..

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. dünyanın en büyük kamyonu
    Bay X Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 28-04-2012, 10:06 PM
  2. dünyanın en büyük böceği
    Kadim Tarafından Evcil Hayvanlar Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 08-10-2009, 11:07 PM
  3. Dünyanın en büyük akvaryumu
    dogangunes Tarafından Akvaryum Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 27-05-2008, 10:49 AM
  4. Dünyanın en Büyük Yanardağı
    Karakarizma Tarafından Bilim ve Astronomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-12-2007, 03:31 PM
  5. Dünyanın en büyük köpeği
    YukseLL Tarafından Evcil Köpekler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-11-2007, 12:45 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık