Zaman çeyrek varmış hüzüne görememişiz. Aldatmacayla, sahte mutluluklarla oyalanmış saatler geçmiş farketmeden. Mutluluk zannedilen sayılı saatler. Şimdi dolu dolu hüzün zamanı. Günün karmaşasında anlık unutulan, oysa içten içe hissedilen, en çok kendinle başbaşa kaldığın saatlerdeki hüzün zamanı. Ucu tutuşmuş çıra gibi bir yanık hüzün. Sesi var, dumanı var, sıcağı var; farkeden yok mu? Yanık bir hüzün kokusu var havada…
Dünyada herşey doğal. Doğal bir doğa kanunu var. Yaşamak da ölmek kadar gerçek. Ölmek, yaşamak kadar. Hüzün de mutluluk kadar gerçek. Herşey insanoğlu için herşey. Herşey bizim için. Kabul etmek boynumuzun borcu. Herşey olabilir ama nedensiz asla. Herşeyin bir nedeni var, unutma!

Bir karara varmak kadar insanı rahatlatan bir şey yok öyle değil mi? Doğru; karasızlık en kötüsü olurdu. Başlamak bitirmekten daha kolay olsa gerek. Kolayı seçmek de kolay ama.

Bitişler hüzünlüdür. Başlangıcına yüklediğin anlam kadar eşdeğerdir hüzün. Kırılan umudun ve güvenin kadar ağırdır ağırlığı. Oturup düşünürsün bu kadar değer neden diye? Kırılan gururun aklına gelir susarsın. Değmediği için yıkılırsın. Alıp başımı gidesim var yine. Bu güvensizlikle kime giderim? Bu yorgun kalple nereye? Anlaşılan yine burdayım. Bir deli rüzgar eser başımda. Sazlıklardan havalanan bir ördek gibi sessizim.

Haykırmak istiyorum. Konuşamıyorum. Konuşursam…

Sadece rüzgarın sesini dinliyorum.


alıntı