Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Kıdemli Üye Runaw@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    izmir/buca
    Yaş
    28
    Mesaj
    721
    Rep Gücü
    170

    Bir Yar Sevdim EVLİ!....

    Bazen bayılırız büyük büyük laflar etmeye... Benim ettiklerimin bir kaçı başıma geldi daha temkinli davranmaya çalışıyorum şimdi... Ben küçük bir kızken hep doğru adamı bir gün bulur, Türk filmlerindeki gibi bir aşk yaşarız diye düşünür, o küçük saf dünyamın pembeliğinde boğulup giderdim. Az önce blogcunun kanallarına şöyle bir göz attımda aşk hakkında atıp tutan ne çok bloglar açılmış. Konu aşk olunca herkesin anlatacak bir şeyi vardır mutlaka. Herkesin kendi aşkını kendine özel yaşadığını biliyorum artık. Her aşk yeni bir hikaye, farklı bir tat sanki.



    Bendeniz birbirleriyle görücü usulü evlenen bir anne babanın çocuğu olduğum için hiç içinde aşk olan bir evde büyüyemedim. Zamanında 3 kez evlenen bir babadan da bu tarz birşey beklemek şimdi düşündüğüm zaman komik geliyor aslında.



    Bir şeyi fark ettim ki sanırım aşık olmakta özel bir yetenek işi. Fazla mantıklı insanların becerebileceği, çabucak adapte olabilecekleri bir duygu yoğunluğu değilmiş gibi geliyor. Küçük bir kızken ilişkilerindeki, kendilerince mahrem, bana göre sevginin belirtisi denilecek şeyleri sadece başbaşa kaldıkları zaman göstermeyi kendilerine borç bilen bir anne babaya sahip olduğumdan olsa gerek çocukluğumun uzunca bir dönemi birbirlerini sevmeyen bir ebeveyne sahip olduğuma inanmakla geçti...



    Babam yaşlanıp dost dediklerini teker teker kaybetmeye başladığı zaman öğrendi anneme olan sevgi ve ilgisini gösteriyor olabilmeyi. Ama bunu şu anda görüyor olmak bana aşk değilde yıllardır aynı yastığa, acı tatlı günlerinde baş koyduğu kişiye kıymet vermekmiş gibi geliyor çoğu zaman.



    Şimdi ben size aşkın en çileli halini anlatacağım. Evli ve başkasına ait olan, en azından - toplumun öyle gördüğü - birine aşık oluyor olmayı...



    Sanırım 19 yaşındaydım. Kız arkadaşlarımdan biri kendisinden 25 yaş büyük, evli ve çocuklu bir adamla aşk yaşadığını itiraf ettiğinde. Bünyem hangisini kaldırabileceği konusunda bir dönem şaşkınlık yaşamıştı. Adamın yaşlı olması mı yoksa evli olmasımıydı dikkate alınacak olan? Olaya çok yakın şahit olduğumdan olsa gerek içinde çıkar ilişkisi olan bir aşk değildi bu. Tamam adam zengindi belki, ama bu zenginlik kızın hayatını yada lüksünü değiştirecek hiç birşey katmıyordu aralarındaki ilişkiye.



    Evli ve yaşlı bir adamla lise yıllarında ki gibi flört edilemeyeceğini öğreniyor oluşum da aynı döneme rastlar. Aralarındaki ilişki garipti aslında. Evli olmayan taraf evli olan, dolayısıyla hayatında başka bir kadın olan tarafla eşit olma derdine düştüğü için zaman zaman başkalarıyla flört ediyor olmakta bir sakınca görmüyordu. Benimde zaten kalbim ve mantığım arasında çelişkiye düşüp, arkadaşımı anlamaya çalışıyor olma sorunum bu noktada başlıyordu. Çünkü aşık olduğum insan evlide olsa, eğer onu seviyorsam her halükarda ona sadık olunmalı diye düşünüyordum. ( Fazla Türk filmi seyretmiş olmamdan mı kaynaklanıyordu bu düşünce? )



    Sırf bu eşit olma dürtüsünü yaşamaya çalıştığı dönemlerde tanışmıştı şu anda evli olduğu kocasıyla... Amaç bir şekilde evlenmek ve gerçekte sevdiği adamla aynı konumda olup yada onun tabiriyle - eşit olup - ilişkisine devam etmekti. Yıllar sonra yaptığı bir itiraftı bu. Apar topar evlenmiş oluşunun bende yarattığı soruyu çözümleme itirafı... Kederli bir ifadeyle gözlerimin içine baktı ve “ Biliyor musun? Aslında son ana kadar ondan “ hayır evlenme! “ diyor oluşunu bekledim. Bir umut vardı içimde eşiyle olan ilişkisini bitirip tercihini benden yana yapma konusunda... Ama o kolay olanı seçti ve “ daha çok gençsin sana hiç bir şey vaadetmediğim gibi engelde olamam. İstiyorsan evlen o çocukla. Düzgün birine benziyor, senide mutlu edeceğine inanıyorum ben... “ diyerek beni evliliğe teşvik etti “ dedi. İşte o anda enteresan ve alışılmadık bir ilişkiye sahipte olsalar aslında birbirlerini sevdiklerini fark etmiştim.



    Herkesin ilk başta anlayıp çabucak sindirebileceği bir ilişki değildi aralarındaki. Daha olgun ve yaşlı olanı, daha genç ve toy olanına karşı olabildiğince anlayışlıydı aslında. Bir kere gereksiz kaprisleri yoktu. Kızın yaşıtlarından gördüğü kıskançlığın hiç birinide yapmıyor ilişkiyi yaşarken olayı bıkkınlık haline getirmiyordu. Yıllar sonra adam aldattığı ve bundan dolayı suçluluk hissetmediği karısının “ başka bir adama aşık olduğunu “ öğrendiğinde malesefki aynı eşitlik adaletini eşine gösteremedi. Kadın bunu açıkça dile getirmişti. İşi fiile dökmediğini, ama içten içe başka bir adamı sevdiğini itiraf ettiğinde bu konudaki üzüntüsünü genç sevgilisiyle paylaşırken bile kendiside aldatan konumda olduğu için, içinden geldiği gibi paylaşamadı canını acıtan bu durumu. Zira kız “ Sende onu benimle aldatıyor olduğuna göre, bu kadar üzülmeni gerektirecek bir durum yok. Sonuçta başka birini sevebilme hakkı karınada aitmiş gibi görünüyor... “ diyerek adamın gönlünce kendisine ne hissettiğini anlatabilme isteğini, kendilerini örnek vererek sınırlandırıyordu.



    Sonuç olarak şu anda adam hala karısıyla, kızda inat uğruna evlendiği kocası ve çocuğuyla beraber bir hayat yaşıyor. Geride kalan maziyede, geçmişte yaşanılıp tecrübe edinilmesi gereken bir olay şeklinde bakılıyor.



    Ben ve o arkadaşın eski, yaşlı ve evli sevgilisi, ara sırada olsa görüşür ve zaman zaman mazide bırakılan bu ilişkiden bahsederiz. O itiraf etmemişte olsa kızı hala ne denli özlediğini, aşık olduğunu, bozmaya korktuğu ve koruduğu ilişkisinde çokta mutlu olmadığını ifadesinden ve bunu belli etmemek için kurduğu üstü kapalı cümlelerinden anlarım.



    Evli birine aşık olmak aklı başında birinin yaptığı bir şeyse eğer fena halde sorumluluk gerektiren bir duygu olsa gerek. Bir kere canınız sıkıldığında yada karşı tarafı özlediğinizde sürekli uygun zaman kollamak durumunda kaldığınız için arayamaz yada o anda ertelemeler yapmak durumunda kalırsınız. Sonra en güçlü olduğunu iddia eden kişi bile zamanla için için evli olanın ilişkisini bitiriyor olmasını, toplum önünde aralarında ki ilişkinin resmiyet kazanmasını ister. Aşık olunan sevgili hem var hemde yoktur aslında. Öyle her ortama götürebileceğiniz biri değildir. Zaten " evli biriyle ilişki yaşıyorum! " demek bile birazcık cesaret işidir.



    Yıllardır evli ve çocuklu bir adamla çıkan başka bir arkadaşımda olayı aynen şu şekilde özetlemişti: “ Bir kere o evli olduğu için ilişkinin sonu en başından bellidir. Acıda olsa bu belirginliğin rahatlığını yaşarsın. Sıkıldığın zaman bunu koz olarak önüne koyar, olayıda başın ağrımadan bitirir gidersin. “



    Sanırım hepimizde vardır yeni bir ilişkiye başlarken sonucunun ne olacağını az çok tahmin edebilme isteği. Tek eşlilik insanoğlunun doğasına aykırıda olsa, belli bir yaştan sonra herkes, artık tek bir kişiyle, düzgün ve toplumun gözü önünde kabul edilip yaşayabileceği bir ilişkiye sahip olmak ister. Çoğalma arzusunu rahatça, başı ağrımadan gerçekleştirebileceği en sağlıklı ve olması gereken bir kurumdur evlilik.



    Evli birine aşık olmak, ilişki bitene kadar bize sorulmadan verilen taşınılması zor bir yükü sırtımıza yüklemiş olmak gibi geliyor bana... İşte o yükün mücadelesini vermek zorunda kalan dostlarımdan birinin bana yaptığı samimi bir itirafı paylaşıyorum sizinle:



    Bir sabah ezan sesiyle uyandığım zaman vicdanımın ağırlığıyla kalktım yataktan. Bana öğretildiği gibi Allah’ın huzuruna çıkmadan önce abdest aldım, sonra dizlerimin üzerinde çökerek semaya doğru açtım ellerimi. İçimde yalnızca onu zor dönemlerimin verdiği acının ızdırabıyla hatırlıyor olmanın ezikliği vardı birazda... “ Allahım “ dedim. “ Bugün huzuruna çıkma nedenim senden bir şey istiyor olmak değil aslında. Sadece özür dilemek istiyorum... başkasına ait olan bir adamı sevdiğim ve beraber olduğu kadının sorumluluğunu yüklendiğim için özür diliyorum senden. Onu görebilmek ve bu ilişkiyi sürdürebilmek için söylemek zorunda kaldığım yalanlardan ötürü, eşine ve çocuklarına vermesi gereken zamanı onlardan çalmış olmak zorunda kaldığımdan ötürü, onunla her buluşmalarımızda beni evindeyken bile özleyip hatırlıyabilmesi için göstermem gereken hoş görü limitimi yükseltmiş olmamdan ötürü, ve malesefki birgün mutlaka hayatının geri kalanını benimle beraber geçirmek için sorumlu olduğu insanları bıraktığını duyucak olabilmenin bana verdiği umuttan ve bu temenniden ötürü özür diliyorum senden...”



    Herkesin doğru zamanda doğru yerde doğru insanı bulabilmesi dileğiyle...



    Aşkı olması gerektiği gibi yaşayalım. Başkalarının sorumluluğunu almadan, ve vicdanımız ve aşkımız arasında uzun ve yıpratıcı yolculuklara çıkmak zorunda kalmadan...

    alıntı

  2. #2
    Armada
    Misafir..

    Cevap: Bir Yar Sevdim EVLİ!....

    Emeğinize sağlık örnek olacak süper bir yaşanmışlık.. Ben aldım ihtiyacı olanların oku ması temennilerimle hoşcakalın..

Benzer Konular

  1. Ben Seni Sevdim
    Nehir Mavisi Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 11-02-2014, 01:43 AM
  2. Sevdim Seni Mabud'uma Canan Diye Sevdim...Güzel bir sunuş....
    bursali68 Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 21-08-2011, 06:49 PM
  3. Bende sevdim
    ankara kalesi Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 23-12-2008, 11:45 PM
  4. O Şimdi EVLİ
    Runaw@y Tarafından Mesaj Panosu Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 14-04-2008, 02:48 PM
  5. Bu siteyi sevdim...
    Hektorx Tarafından Sizden Yonetime! Foruma
    Yorum: 17
    Son mesaj: 05-09-2007, 10:18 PM
Yukarı Çık