İkimizin eseriydi bu aşk…

Seni beni ilmik ilmik işliyordu, her motifinde… Bir seni bir beni anlatıyordu, her renginde.
Hayallerimizi…
Acılarımızı…
Umutlarımızı…
Umutsuzluğumuzu…
Benimse gözyaşlarımı anlatıyordu.

İkimizin eseriydi bu aşk…

Sözlerin kifayetsiz kaldığı hayatımızın, yaşanmışlıkların eseriydi. Meçhul bir yola sapan sevginin…
Gidişlerin…
Gelişlerin…
Haykırışların…
Sessizliğin eseriydi.

İkimizin eseriydi bu aşk…

Her daim umutsuzluğumuzu anlatıyordu. Vefasızlığın yolcusuydu. Ayrılığı taşırdı kollarında, her saat, her dakika, her saniye… Ayrılık korkusunu işlemişti kendince. Bitirmişti, tüketmişti, umutları…

İkimizin eseriydi bu aşk...

Ayrılığı her daim evine misafir eden, umutsuzluk kelepçeleriyle kilitlenmiş sevginin hayal kırıklığıydı bu aşk… Zamanı geriye almayan, arkasına dönüp bakmadan yol alan ve sezsiz hicranın esiri olan sevgimizin eseriydi…

İkimizin eseriydi bu aşk…

Yaşanmışlıkların…
Yok oluşun…
Yalanların…

Evet ikimizin eseriydi bu aşk… Bitmiş tükenmiş duygularımızın eseriydi…

(yüreğim bu dermansız hayatta susmayı yeğliyor ve susuyor...)