Anneden kalma romantik bir duruş mu, bir playboy kızı gibi mi, yoksa kaçan kovalanır taktiği mi? Flört taktiği veren rehberler tozlu raflarda mı kaldı, yoksa hala geçerli olan kurallar var mı? İşte duygusal ilişkide ilk adımın incelikleri...

Hatırlıyor musunuz bir dönem flört rehberleri inanılmaz popülerdi. Kadınlar ve erkekler birbirini etkilemeye çalıştıkları sürece de popüler olacak. Fakat bu rehberlerin çoğunda birbirleriyle çelişkili ifadeler var. Aslında flörtün doğası kişiden kişiye değişiyor. Özellikle sizin ve karşınızdaki erkeğin verdiği tepkiler aranızdaki iletişimin nasıl gelişeceğini belirleyen en önemli etkenler. Tabii, zaman ve mekan da bir o kadar önemli. Ancak görünen o ki, yeni kuşak genç kadınlar ve erkekler için flörtün anlamı epey değişti. Artık zaman sınırlı ve kimsenin uzun oyunlara vakit ve hali yok. Üstelik imaların yerini isteklerin açıkça dile getirilmesi, annelerimizin zamanındaki romantik düşlerin yerini de cinsel dürtüler aldı. Yine de bazı doğrular temelde hiç değişmiyor ama biçim değiştirdikleri kesin. Neyse ki her duygusal ilişkinin hala bir flört evresi var. Peki acaba eski yöntemlerin hangisini kullanmaya devam etmeli, komik duruma düşmemek için hangisinden uzak durmalıyız? Bunu anlamak için hem iyi bir gözlemci olmalı hem de sezgilerimizi iyi kullanmalıyız.

“Alçak sesle konuşun”

Bunun sizi daha etkileyici ve seksi kılacağını düşünseniz de gürültülü bar ve kulüplerde söylediklerinizin hiçbir şekilde anlaşılmaması tehlikesi var. Üstelik konuşma biçimine takılırsanız sohbetin içeriğini de kaçırabilirsiniz. Her insan gibi sizin de kendinize ait özel bir ses tonunuz ve konuşma biçiminiz var, bunu nereye kadar saklayabilirsiniz ki? Bu noktada ne söylediğinizin nasıl söylediğinizden çok daha önemli olduğu ve söylediklerinizin kişiliğiniz, sosyal konumunuz, zekanız ve birikiminiz konusunda karşı tarafa çok önemli ipuçları sunduğunu unutmayın.

Konuşurken gülümseyin

Hala geçerliliğini koruyan bir flört taktiği. Ama tüm konuşma boyunca sırıtarak aptal konumuna düşmemek için zamanlamayı iyi ayarlamak gerekir. Şen kahkalarınızı sonraki aşamalara saklayarak hafif tebessüm edebilirsiniz. Ayrıca asla alaycı davranmayın çünkü henüz karşınızdaki erkeği yeterince iyi tanımıyorsunuz ve onun neyi kaldırıp, neyi kaldıramayacağını bilmiyorsunuz.

Bedeninizle sinyal gönderin

Kullanılabilir bir yöntem ama sinyallerin türünü iyi belirlemeniz gerek. Mesela elinizle saçlarınızı karıştırmanız etkileyicidir. Ama dudaklarınızı yalamanız ya da parmağınızı sürekli ağzınızda tutmanız en hafif tabirle komik olur. Ne de olsa bir Playboy kızı değilsiniz. Hangi jestin karşınızdaki erkeğin hoşuna gittiğini birkaç küçük denemeyle bulmalı ama bu jesti yaparken doğal görünmeye çalışmalısınız.

Söyle bir bakıp, gözlerinizi kaçırın

Ve bir daha baktığınızda onun yerinde yeller estiğinin üzüntüsünü yaşayın! Jane Austen romanlarındaki kızlar gibi nazlanmak için fazla hızlı ve modern bir çağda yaşıyorsunuz. Günümüzde hiç kimsenin “istemem yan cebime koy” numaralarına tahammülü yok.

İlk hareketin ondan gelmesini bekleyin

Evet, bekleyebilirsiniz çünkü aranızda zaten bir elektriklenme olduysa bunu kısa bir süre içinde yapacak ve bu sizin kendinize olan güveninizi artırıp heyecanınızı yenmenizi sağlayacaktır. Hangi çağda yaşarsak yaşayalım bir erkeğin bir kadının yanına gidip konuşmaya başlaması daha kolay ve onlar nasıl bir diyalog kuracaklarını sanki doğuştan biliyorlar. Fakat eğer cesur bir kadın olduğunuzu kendinize kanıtlamak gibi bir amacınız varsa elbette siz de laf atıp sohbeti başlatabilirsiniz.

Sevgiliniz varsa asla söylemeyin

Asla, asla asla! Bu kural uzay çağında yaşayacaklar için bile değişmeyecek. Bu gerçeği ortaya koymanızın karşınızdaki erkekte rekabet duygusu yaratacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sonuçta daha tanışma aşamasında olduğunuz için sizden ümidi kesip en beğendiği ikinci kadına yönelecektir. Rahatsız oluyorsanız kimseyle flört etmeyin ama eğer flörtü basit bir insani ihtiyaç olarak görüyorsanız sevgilinizi kesinlikle bu işe karıştırmayın.