Sürekli satır aralarını okuyarak, her kelimenin altında başka bir anlam arayarak ve kuruntular yaparak yaşıyorsanız çok fazla düşünüyorsunuz demektir.

Michigan Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Susan Nolen-Hoeksema’nın uzun araştırmalar sonucunda kaleme aldığı “Fazla düşünen kadınlar, bundan kurtulup hayatınızı nasıl geri kazanırsınız? (Women who think too much, how to break free of overthinking and reclaim your life)”adlı kitabı kısaca bazı kadınların her konuda fazla düşünmelerine, endişelenmelerine, her cümle, her kelimenin arkasında başka (gizli) anlam veya mesajlar aramalarına dair.

Fazla düşünmek sorun mu?
Günümüzde kadınlar eskiye nazaran daha bağımsız, kendinden emin, güçlü ve faal. Ancak (hepimiz için geçerli değil tabii) bazen küçük ya da daha büyük bir sorun karşısında kontrolümüzü yitirip olumsuz düşünce ve duyguların altında ezilir ve tüm enerjimizin, hatta yaşam sevincimizin tükendiğini hissederiz. Bu "fazla düşünme hastalığına" yakalandığımızı gösterir. "Ben kimim?", "Başkaları hakkımda ne düşünüyor?", "Neden bir türlü mutlu olamıyorum?" gibi sorularla kendimizi yiyip bitiririz.

Kafamızı meşgul edip bizi yoran bu sorular çok daha "spesifik" de olabiliyor. "Neden kardeşimle geçinemiyorum?", "Neden önümün tıkalı olduğu bu İşte zaman kaybediyorum?", "Sevgilim bunu söylerken ne demek istedi?"

Bunu hepimiz zaman zaman yapıyoruz, ancak "fazla düşünen kadınlar" bunu birkaç misli şiddette yaşıyor. Başkasının belki de birkaç dakika sonra unutacağı bir sorunu ya da aksiliği (örneğin müdürünüzün sizi bir konuda eleştirmesi ve uyarması, arkadaşınızın kilonuzla ilgili yorum yapması ya da sevgilinizin sizinle ilgilenmek yerine kitap okumayı tercih etmesi) günlerce düşünebiliyorlar.

Kitabın (başlığından da anlaşıldığı gibi) konusunun neden kadınlar üzerine yoğunlaştığına gelince: Karşı cins, yani erkekler bu "fazla düşünme sendromu”nu daha nadir ve az yaşıyorlarmış. Kadınlar dış görünüş, aile, ilişki, çocuklar, kariyer veya sağlık gibi çok çeşitli konularda uzun uzadıya düşünüp zihinlerinde negatif senaryolar canlandırabiliyorlar. (Bu kadının toplumdaki rolü ile de alakalı, çünkü en büyük yük ve sorumluluk, en çok da manevi anlamda, bir anne, kız kardeş, ailenin kız çocuğu veya eş olarak onun üzerinde.) Bu düşünme/ analiz etme/endişelenme durumu normal ölçülerde olduğunda bir sorun yok. Doğamız gereği, diyebiliyoruz. Ancak çok ileri safhalarda "fazla düşünme" zehirli bir hal alabiliyor.

Üstesinden gelmek mümkün
Kitap, bunu aşama aşama başarabileceğimizi anlatıyor. Birinci adım, yukarıda Örnek verilen durumlarda olduğu gibi olumsuz düşüncelere kapıldığımızda, bunları kontrol altına almaya çalışmak olmalı. İkinci adım, her olaya objektif bakmayı öğrenebilmek ve bankaların sözlerini, davranışlarını ve tepkilerini kişiselleştirmemek, yani üzerine alınmamak ve her söylenenin ardında bir bit yeniği aramamak. Yani sadece duyduğumuzla, okuduğumuzla "yetinmek", olayları abartmamaya çalışmak lazım. En önemlisi de, "fazla düşünme" tuzağına düşmekten kaçınmak. Böyle bir sorunumuzun olduğunu fark ettiğimizde, tüm bu uyarıları hatırlayıp, "silkinip" tekrar normal ve pozitif modumuza geçebilmeyi başarabilmek. Birçok insan tüm bu aşamaları kendi doğallığında yapıyor. Onlar "fazla düşünme" sorununu tanımıyorlar.

Kendinizi sınayın
Aşağıdaki sorulara "hiçbir zaman" ya da "neredeyse hiçbir zaman" diye cevap verebiliyorsanız, bir sorun yok demektir. Ancak yarısına ya da çoğuna "her zaman" ya da "sık sık" diyorsanız, siz de fazla düşünenlerden olabilirsiniz. Endişeli olduğunuzda olaylara nasıl yaklaşıyorsunuz, nasıl düşünüyorsunuz?

1. Ne kadar yalnız olduğumu düşürüm.
2. Yorgun hisseder ve ıstırap duyarım.
3. Bir şeye odaklanmanın ne kadar zor olduğunu düşünürüm.
4. Ne kadar pasif olduğumu ve motivasyon eksikliğimi düşünürüm.
5. "Neden bunu yapamıyorum!" diye düşünürüm.
6. Geçmiş bir olayı tekrar tekrar düşünür, keşke daha farklı gelişseydi diye hayıflanırım.
7. Ne kadar mutsuz olduğumu düşünür, endişelenirim.
8. Tüm kusurlarımı, başarısızlıklarımı, hatalarımı ve yanlışlarımı düşünürüm.
9. Canımın hiçbir şey yapmak istemediğini düşünürüm.
10. "Olaylarla neden daha iyi baş edemiyorum?" diye düşünürüm.

Neden tehlikeli?
"Fazla düşünme" sorunu tahmin ettiğimizden daha zararlı ve tehlikeli çünkü:
• Hayatımızı her anlamda zorlaştırıyor, bizi fazlasıyla yıpratıyor, herhangi bir probleme sağlıklı bir çözüm bulmamızı engelliyor.
• İlişkilerimize zarar veriyor, yani bu tavrımız çevremizdekileri rahatsız edebiliyor, bizden uzaklaşmalarına neden olabiliyor.
• Bunu çok ileri safhalarda yaşamaya başladığımızda ciddi psikolojik sorunlarla karşılaşabiliyor, depresyona girebiliyoruz.
• "Fazla düşünme" kendimize karsı daha acımasız olmamıza sebep olduğu için, bizi sorun ve engellerin karsısında daha savunmasız ve zayıf kılıyor.

Konu ile ilgili daha fazla ve ayrıntılı bilgi için, "Women who think too much: how fo break free of overthinking and reclaim your life", Susan Nolen-Hoeksetna, 2003, Holt Paperbacks.


kaynak