Erkekler 3’e ayrılır..

Neye göre? Arkadaşlarına göre... Hani geçenlerde “Erkeğin ne olduğunu bir bakışta, olmadı birkaç soruda anlarsın” demiştim ya...

İçtiği kahveye, seyrettiği filme veya giydiği pantolona göre diye...

Ne olursa, nedir?

Yani Türk kahvesi içen adam kimdir, espresso içen adamla ne farkı vardır gibi...

Onları da sonra yazarım ama bugünkü oyunumuz başka:

“Bir erkeği arkadaşına göre tanımaca...”

Evet, erkekler arkadaşlarına göre 3’e ayrılır...

Erkek arkadaşçılar... Kız arkadaşçılar... Arkadaşsızlar...

Hadi başlayalım..

Sırayla...

* Erkek arkadaşçılardan...

Bunlar diğer iki seçeneğe göre en zararsız olanlardır. Sürüler halinde dolaşırlar. “Ne zaman baksan sana bakıyor olan adamlar” böyle gruplar içinde barınır.

Hep birlikte ava çıkarlar. Çoğunlukla da avlanamazlar.

Çürükçüdürler...

Bakın, hepsi aynı tip giyinir. Güneş gözlüğüne bayılırlar, gözlükleri de aynıdır.

Yürüyüşleri, içtikleri aynıdır...

Bunlardan iyi sevgili çıkmaz.

Zaten amaçları kafadan götürmektir...

Bir-iki yemeğe çıkarır, yatmaya başlayınca iyice maçolaşır.

Mesela kendi erkek arkadaşlarıyla içmeye çıkar, kıza da telefon açıp, “Hıh tamam sen evde otur” der.

Kıskançtır.

Tek başlarına güçsüzdürler. Yani bıraksan yatağa da beraber girecekler.

Zaten onlar çapkınlığı da, yapabilirlerse tabii, sırf arkadaşlarına anlatmak için yaparlar. Yani yataktan kalkarken ne yaptığını değil, ne anlatacağını düşünmeye başlar.

Gelelim ötekine...

*Kız arkadaşçıya...

En fenası... Romantik isyankâr...

Bunun bütün eski kırıkları şimdiki arkadaşlarıdır. Hatta hâlâ arada sırada...

Dertleşmeye falan geldiğinde...

Sevgilisiz kaldığında....

Sonra da yeni sevgilisine hepsini “Arkadaşım” diye yutturur.

Kız da kıllanır tabii... İnanmaz ama ne yapsın?

Bu şimdi romantik isyankâr ya...

Çabuk sıkılır.

Daha doğrusu yetmez.

Kadınlar buna yetmez.

Yetmez tabii...

Çünkü gidip kendisinden çok küçük kızlarla birlikte olur, onları tavlaması daha kolay ya... Şiir-miir...

E tabii bir süre sonra kesmez.

Bunların yüzde 50’sinin evli kadınlarla da ilişkisi vardır.

Bir de bunalım kadınları severler.

Yeni boşanmışları da...

Keyiflidirler, sizi dinler ve soru sorarlar. İncelik falan da yaparlar...

Ama...

Bu adamlarla birlikte olacaksanız ve yeni kız arkadaşları(!) grubuna dahil olmak istemiyorsanız bakacağınız tek bir şey var:

“Ne kadar zamandır böyle yaşıyor?”

5-6 senedirse tamam, daha azsa kaçın.

Canınız çok istemiyorsa tabii...

Ya, bir de baştan söyleyeyim bunlar bonkör olmaz.

Cimriliklerinden değil, çok paraları olmaz da ondan...

Yani aslında biraz da, kadın için para harcamayı sevmezler...

*Sıra geldi arkadaşsızlara...

En iyi sevgili bunlardan çıkar.

Ha, aklını çelecek arkadaşı yok da ondan anlamında değil. İstese olur çünkü..

Arkadaşsız erkek başka bir şeydir...

Aslında onun da, bir iki iyi arkadaşı vardır ama maziden kalan...

Onunla da görüşmez zaten.. Muhtemelen başka şehirdedir.

Ama o iyi arkadaşıdır.

Onun bir kadınla birlikte olması tesadüflere bağlıdır. Çoğunlukla kadınlar onu bulur zaten.

Tamam, bazen üçünü beşini bir arada idare ettikleri olur ama diğerlerine göre daha kendileri gibi ve samimi olurlar.

Daha da eğlenceli...

Sinemaya gitmeyi sevmezler ama güzel âşık olurlar...

Ne maço ne de romantiktirler...

Gerçektirler yani...

Çok övmüş gibi olmayayım: bunlar da bencil olur...

Hoş, hangisi değil ki?

kaynak:Dilek Önder

evde kalmış hayatının aşkını hiç bulamamış kadınlar vardır.,aslında önüne çıkan ilk erkeğe aşık olabilecek açlıkta olup ancak hiç bir erkeğin ilgisini çekmemiş ve bunun suçlusu olarakta erkekleri gösteren kadınlar işi gücü bırakıp içlerindeki erkeksizlik hırsını bastırmak için(kedi ulaşamadığı ciğere mundar der)hesabı sürekli erkekleri aşşağılayıcı yazılar yazaralar..muhtemelen bu dilek hanım'da o tür kadınlardan