Bu kelime, kadın olsun, erkek olsun, yaşlı, genç, çocuk; herkeste duygu kıpırtıları yaratır. Olgun kadın için genç kızlık, bir masal döneminin ismidir. Hep pembe düşler süslememiştir o çağın gecesini gündüzünü Kimi kez karabasanlar sarmıştır gökyüzünü... Ancak gönlündeki güneşi karartmaya yetmemiştir bunlar. Unutamadığı heyecanları, ömre bedel hatıraları olmuştur. Gönül kırıklıkları yaşamış, kalp sızıları çekmişse de, çoğunun bugüne yankısı güzel ve hoş olarak gelmiştir.

Belki de salt o döneme ait oldukları, o duyguları bir kez daha yaşama imkanı bulunmadığı için.

Olgun erkek için genç kız, bir peri kızının ismidir. Yaşadığı bir geçmiş çağda, tutkuyla kapıldığı, büyülenip bağlandığı, benliğini kaptırdığı, tatmadığı mutlulukları, duymadığı acıları duyurandır. Karakterini kazandıran, var oluşunu anlamlandırandır. Bazen, haz ve huzur denizinin dinginliğinde dinlendirip uyutmuş, bazen fırtınaların dalgasında hırpalayıp girdaplarında boğmuştur onu. O büyü belki bozulmuş, belki de hala sürmekte! Ancak, yaşanmakta olan anlar, yaşanmışların parlaklığı yanında sönüktür. Geçmişten yansıyan ışıltılar, gökyüzünde parıldayan yıldızlar gibi göz kırparak kendilerini anımsatırlar.

Kız çocuğu için genç kızlık, bir hasretin en somut görünüşüdür. Ulaşmak isteği amaç, yetişkin olma yolunda varmak istediği ana hedeftir! Çünkü ancak o zaman, toplum içindeki etkin yerini, karşı cins Önündeki rolünü almaya hak kazanacaktır. Annesi gibi giyinmeye, takılar takip süslenmeye, kadınsı davranmaya o zaman başlayabilecektir. Ancak o zaman kendi karakterinin gerçek sahibi olacaktır. Doğanın ve toplumun kendisine adadığı eşlik ve annelik görevi için bir eşik olma anlamı da vardır bu sözcüğün. Çok küçük yaşlardan beri oynadığı evcilik oyunlarındaki temel rolü, yani anneliği, hayat sahnesinde sergilemek için hazır oluşu simgeler genç kızlık. Bir davet bekler yalnızca, onaylayabileceği bir davet! İşte o zaman perde açılır. Evrenin sahneden hiç inmeyen oyunu, bir kez daha, her zaman olduğunca çok özel bir yorumla oynanır.



Ancak sahip olunan her şey gibi, içinde bulunduğu devre, pek çok kıza hiç de olağanüstü gelmez. Tıpkı içtiği su gibi olağan, sıradan, doğal bir şeydir bu devre. Ve değerini tıpkı su gibi, ondan yoksun kalındığında hissettirecektir.

O, günlük sevinçlerinin, umutlarının, tasalarının ve kaygılarının oluşturduğu akıntı içinde gelecek denizine doğru sürüklenir gider. Ancak, erinliğe ulaşan her kız, ayaklarının dibinde birdenbire yepyeni bir dünyanın beliriverdiğini görür. Çocukluğunun dünyasından çok farklı bir dünyadır bu! Çekici, gizemli, ürkütücü ve bilinmeyen...

Burası, çocukluğunda hayallerinde canlandırmaya çalıştığı devlerin, perilerin, yedi cücelerin dünyasından daha tanıdık değildir ona. Maskeleyici resimlerin ardındaki temel bilgiler ondan hep gizlenmiş ve hatta yasaklanmıştır. Bu dünyanın nazlarını tatmamış, acılarını duymamış, deneyimlerini geçirmemiştir henüz. Yalnızca oyunlarını oynamıştır onun. Safça... Çoğunlukla ardındaki gerçek olguları ve içeriğini öğrenmeden.

Oyun evinin kadını, bez bebeklerin annesi olmuştur. Sonra, sağdan soldan edinilen yalan yanlış bilgiler... Sağdan soldan kazanılan bölük pörçük görünümler... Yanıltıcı, saptırıcı bazı özel deneyimler... Bunların tümü, çoğu kez kaygılandırıcı duygusal bir karmaşa yaratır da, bilgisini vermez gerçek yaşamın. Genç kızın kafasındaki soruların cevabı olmaz!

Onları çoğu kez, yaşadığı düşlerden sıyrılarak, gerçeğin katiliğinde sarsılarak öğrenir. Aslında hiç de sarsıcı olmayabilir hakikat. Onu sarsıcı kılan, bulutların üzerinden düşülerek öğrenilmesidir.

Genç kız, önce kendini, yaşadığı dönemi, onun içeriğini, mana ve değerini bilmelidir. Genç kızlık nedir sorusunun cevabını verebilmelidir.


-ALINTI-