1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11

Küçük Kızı Mutlu Etmek

Kadınlar Külübü Kategorisi Sohbet ve Dedikodu Forumunda Küçük Kızı Mutlu Etmek Konusununun içerigi kısaca ->> Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Küçük Kızı Mutlu Etmek

    Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
    Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli
    dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü
    temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
    dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok
    sıkkındı, birde sinirlenmişti.

    Alaycı bir ses tonuyla :
    - Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

    - Hayır çikolata parası lazım!

    Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali
    de başka oluyor diye düşündü.

    - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

    - Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da
    bulamadıysak aç yatarız.

    Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini
    anlayamamıştı.

    - Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

    - Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

    - Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

    - Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.

    - Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

    - O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir
    kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata
    götürdüm. Çikolatayı çok sever.

    Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga
    etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile
    kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden
    denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.
    Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey
    onu rahatlatmıyordu.

    Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek
    mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

    - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

    Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından
    başka bir şey çıkmadı.

    - Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam
    yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

    Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

    - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.

    Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

    - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

    - Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını
    doyururlar.

    - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

    - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

    - Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla
    üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

    - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

    - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine
    bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

    - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

    - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim.
    Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha
    iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her

    şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para
    mı acaba bizi mutsuz eden?

    - Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.
    Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan
    daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
    Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

    - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.
    Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?

    - Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
    anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
    yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi
    olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

    - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?

    - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar
    değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

    - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

    - Küçük kızı severek.

    - Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

    - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız
    vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen,

    o kadını da o kadar mutlu edersin.

    - Nasıl yani ?

    - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep
    beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.
    Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep
    prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz
    şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz
    küçük kızlar. Öyle değil mi?

    - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma
    sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini
    değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.
    Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"
    demeliyim.

    Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

    - İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki
    karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak
    ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak
    için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

    - Hiç kavga etmez misiniz siz?

    - Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı

    ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak
    ayrı bir keyif verir bana.

    - Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

    - Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En
    ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o

    tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.
    Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük
    kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok
    narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

    - Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
    Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

    - Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu
    zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde
    karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden
    gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu
    olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.


    Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne
    kadar mutlu olabilirsin.

    - Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.

    - Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar
    para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar
    hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu
    olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı
    yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.
    Bazen aç kaldığımız günler oldu.
    Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk
    sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama
    hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

    Adam ayağa kalktı.

    - Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük
    kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

    - Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.

    - Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.

    Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

    - Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.

    Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin
    mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de
    pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

    Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
    içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
    yıkadı, sonra eşinin önüne koydu.

    - Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

    İnci hiç konuşmadı.

    - Sorsana "niye" diye.

    İnci kızgın kızgın:

    - Niye? Diye sordu.

    - Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet
    ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi
    yumuşamıştı.

    - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

    - Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi
    meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir
    şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
    Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü
    alamazsın.

    - Özür dilerim seni kırdığım için.

    Sonra Bülent yere diz çöktü.

    - Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven
    bu adamı senden mahrum etme.

    - Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

    İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.

    - Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin,dedi.

    Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı
    gördü .

    Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.



    Küçük Kızı Mutlu Etmek, kulağıma küpe oldu

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: Küçük Kızı Mutlu Etmek

    Çok hoş bir hikaye, su gibi okudum, aslında belkide Kemalettin TUĞCU tadında ama bu akşam bana güzel bir okunası yazı geldi emeğinize sağlık, teşekkürler.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    yeni üye yellow_hot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Yaş
    32
    Mesaj
    74
    Rep Gücü
    12

    Cevap: Küçük Kızı Mutlu Etmek

    çok hoş bi hikayeydi.....
    teşekkürler.......

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye pandura - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Nerden
    EDİRNE
    Mesaj
    349
    Rep Gücü
    35

    Cevap: Küçük Kızı Mutlu Etmek

    ayy yaa yazıya bayuıldım çok güzeldi..
    emeğine sağlık canım
    çok güzelldi

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Cevap: Küçük Kızı Mutlu Etmek

    İlginiz için teşekkürler konuyu buraya açmamın sebebide bütün bayanların içinde bir çocuk vardır önemli olanda bu küçük kızın mutluluğudur..:cool:

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Küçük Kızı Mutlu Etmek

    Çok güzel yazı kardeşim vede anlamlı ama anlayanlara.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Kadim
    Misafir..

    Cevap: Küçük Kızı Mutlu Etmek

    Alıntı Bay X´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
    Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli
    dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü
    temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
    dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok
    sıkkındı, birde sinirlenmişti.

    Alaycı bir ses tonuyla :
    - Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

    - Hayır çikolata parası lazım!

    Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali
    de başka oluyor diye düşündü.

    - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

    - Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da
    bulamadıysak aç yatarız.

    Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini
    anlayamamıştı.

    - Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

    - Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

    - Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

    - Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.

    - Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

    - O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir
    kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata
    götürdüm. Çikolatayı çok sever.

    Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga
    etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile
    kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden
    denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.
    Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey
    onu rahatlatmıyordu.

    Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek
    mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

    - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

    Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından
    başka bir şey çıkmadı.

    - Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam
    yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

    Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

    - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.

    Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

    - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

    - Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını
    doyururlar.

    - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

    - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

    - Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla
    üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

    - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

    - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine
    bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

    - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

    - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim.
    Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha
    iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her

    şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para
    mı acaba bizi mutsuz eden?

    - Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.
    Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan
    daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
    Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

    - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.
    Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?

    - Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
    anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
    yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi
    olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

    - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?

    - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar
    değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

    - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

    - Küçük kızı severek.

    - Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

    - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız
    vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen,

    o kadını da o kadar mutlu edersin.

    - Nasıl yani ?

    - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep
    beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.
    Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep
    prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz
    şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz
    küçük kızlar. Öyle değil mi?

    - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma
    sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini
    değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.
    Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"
    demeliyim.

    Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

    - İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki
    karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak
    ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak
    için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

    - Hiç kavga etmez misiniz siz?

    - Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı

    ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak
    ayrı bir keyif verir bana.

    - Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

    - Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En
    ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o

    tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.
    Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük
    kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok
    narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

    - Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
    Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

    - Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu
    zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde
    karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden
    gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu
    olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.


    Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne
    kadar mutlu olabilirsin.

    - Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.

    - Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar
    para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar
    hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu
    olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı
    yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.
    Bazen aç kaldığımız günler oldu.
    Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk
    sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama
    hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

    Adam ayağa kalktı.

    - Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük
    kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

    - Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.

    - Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.

    Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

    - Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.

    Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin
    mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de
    pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

    Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
    içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
    yıkadı, sonra eşinin önüne koydu.

    - Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

    İnci hiç konuşmadı.

    - Sorsana "niye" diye.

    İnci kızgın kızgın:

    - Niye? Diye sordu.

    - Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet
    ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi
    yumuşamıştı.

    - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

    - Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi
    meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir
    şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
    Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü
    alamazsın.

    - Özür dilerim seni kırdığım için.

    Sonra Bülent yere diz çöktü.

    - Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven
    bu adamı senden mahrum etme.

    - Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

    İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.

    - Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin,dedi.

    Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı
    gördü .

    Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.



    Küçük Kızı Mutlu Etmek, kulağıma küpe oldu
    Okumayan arkadaşlar okusun

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    37
    Mesaj
    248
    Rep Gücü
    9146
    Bu hikayeyi ilk dinlediğimde çok hoşuma gitmişti. Burada bir kez daha okumak güzel oldu. :)

    Paylaşım için teşekkürler...

  9. #9
    - Çevrimdışı
    yeni üye ŞERBET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    2048
    paylaşım için teşekürler rabia hanım
    emeğinize sağlık çok güzel
    Konu ŞERBET tarafından (26-01-2010 Saat 09:11 PM ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    illeki kücük kizlarmi sevilip simartilmayi sever bütün bayanlar.simartilip sevilmek
    güzül oldugunu kendisine söylenilmesini isterler.

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Allah'a İman Etmek Gençleri Daha Mutlu Ediyor
    meridyen2 Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 19-09-2012, 11:09 PM
  2. Deniz Kızı Eftalya/Gel ey denizin nazlı kızı
    İNCİ Tarafından Nostalji (Mazi'den Kalanlar) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-10-2011, 03:20 PM
  3. Yorum: 1
    Son mesaj: 20-11-2009, 01:39 PM
  4. Rum İmparatoru ' nun Kızı
    nefisetülilm Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-08-2009, 02:41 PM
  5. Aşklarınıza..(Mutlu etmek için)
    sheytan Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 22-11-2007, 08:35 PM
Yukarı Çık