Merhaba



Hegel ile Mevlâna arasında beş yüz küsur yıl var. Hegel’in iki ciltlik Mantık kitabı (Logic)1812-1816 arasında yazılmış, Mesnevi 1256-1273. Divan-ı Kebir

Tevhid’in, Arapça vahdet ‘ten yani “bir olmak”tan geldiği düşünüldüğünde, tevhid ile sentez arasındaki anlam birliği netleşse gerek...

Mevlâna’nın kabaca çevirdiğim şu dizelerini mütalaa edin: “maden iken öldüm, bitki oldum/ bitki iken öldüm, hayvana dönüştüm/ hayvan olarak öldüm, İnsan oldum./Öldüğümde yok olmayacağıma göre, neden korkayım?/ İnsan gibi ölünce, melek olacağım/ Ve meleklikten vazgeçtip/hiç bir aklın ermediği o şey olacağım/ ...Hiç şüphesiz biz O’nunuz ve O’na döneriz.” Mevlâna’nın gözlemi böyleyken, Hegel, “çiçek, meyvanın ortaya çıkmasına yol açar, ama meyvenin ortaya çıkması için de, çiçeğin ortadan kalkması gereklidir; demek ki üremenin gerçeği, hem çiçek hem meyva olmaktır,” demektedir, “Ölüm, hem yokoluşu, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.”

Hegel, bu düşüncesini toplumsal alana “köle ile efendi arasındaki karşıtlık” örneğini vererek taşır. Tarafların her ikisi de ölüm kalım savaşı vermektedirler, ancak bu savaş sembiyotik yani her ikisini de besleyen bir savaştır. Köle savaşı kaybeden taraftır. Efendiye hizmet etmeye mahkûm olur, ancak onu esareten kurtaran da bu mahkûmiyet sürecidir; zira, çiçeğin meyvaya dönüştüğü gibi kölelik de azadlığa bükülür. Dahası bu süreçte, bilinçlenecek, dünyaya ilişkin gerçek bilgiye kavuşacaktır. Hegel’in gerçek bilgi dediği “’ben’in ‘biz;’ ‘biz’in de ‘ben’ olduğu” ruhani (tinsel) bir dünyanın bilgisidir ki, bunun telmihi de Ruh (Tin) dediği varlıktan başka birşey değildir.

Trkiye Bilim Sitesi