Merhaba



Evrenin kökeninin kesin bir zamanının olduğuna ilişkin fikrine, bazı ünlü bilim adamları tarafından felsefi olarak direnilmiştir. Biz Arthur Eddington örneği ile başlayalım. Einstein'ın Genel Rölativite Teorisi'ni 1919'da deneysel olarak onayladı. Oniki yıl sonra, "Felsefi olarak, şu anki düzene kadar olan başlangıç fikri bana çirkin geldi ve gerçek bir boşluk bulmalıyım." Ve sonra "Başlaması için evrime sınırsız zaman tanımalıyız" dedi.

Albert Einstein'ın kendi Genel Rölativite Teorisi'ne olan tepkisi, Tanrı'yla karşılaşma tehdidi olarak gözüktü. Genel Rölativite denklemleri boyunca ilerlersek, evrenin kökenini yani zamanın gerisindeki başlangıç şeklinin izini yakalayabiliriz. Bununla beraber, onun kozmolojik çıkarımını açıklamadan önce, Einstein kozmolojik sabitini tanıttı : "fudge factor" denen hatalara açık bir statik (durağan) model geliştirdi. Einstein sonradan bilimsel kariyeri için büyük hata yaptığını fark etti. "Bir başlangıcın gerekliliği" diye adlandırdığı ve neticede "büyük varlığın gücü"dediği sonucu isteksizce kabul etti. Ama asla kişisel Tanrı gerçeğini kabul etmedi.

Evrenin başlangıcına ilişkin belirli fikre neden böyle bir direniş vardır? Bu doğrudan ilk tartışmaya döner, kozmolojik tartışma: a) Varolan her şeyin bir yaratılış nedeni vardır; b) Evren yaratılmışsa böylece; c) evrenin yaratılış nedeni vardır. Bu tartışmanın yönünün bazı fizikçilere rahatsızlık veren bir yöne doğru gittiğini görebilirsiniz.

1946'da Rus bilim adamı George Gamow, en eski ateş topu "big bang"in, saf enerjinin güçlü yoğunluğundan oluştuğunu ileri sürdü. Bu ateş topu, evrende varolan her şeyin özdeğinin yada maddesinin kaynağıydı. Bu teorinin ön varsayımı ise, big bang'in hemen sonrasındaki sonuç, evrendeki tüm galaksilerin birbirinden yüksek hızla uzaklaşıyor olmalarıdır. Sıcak big bang teorisinin sözlük tanımı "tüm fiziksel evrenin, tüm madde ve enerjinin ve hatta zamanın dördüncü boyutunun ve uzayın, sınırsız bir durumdan veya aynı sonsuz yoğunluk, ısı ve basınçtan dışarı doğru patlamasıdır."

Bell Telefon Laboratuar'dan Arno Penzias ve Robert Wilson'ın 1965'te geçmişteki mikrodalga radyasyon ışınımını gözlemlemeleri birçok bilim adamını, big bang teorisinin geçerliliğine ikna etti. 1992'deki daha başka gözlemlerin raporları, kozmolojistleri (evren bilimciler) anlaşmadan aynı fikirde oybirliğinde birleşmelerini sağladı: 15 milyar yıl önce evrenin başlangıcı vardı.

COBE (NASA'nın uydusu Kozmik Geçmiş Kaşifi)'den alınan 1992 gözlemleri hakkında, dünyadaki tüm gazetelerin ön sayfalarında bir hikaye gibi yayımlandı. The London Times, New York Times vb. Lawrence-Berkeley Laboratuar'daki takım lideri George Smoot'un açıklamasını yazdılar : "Tanrı'ya bakmak gibi bir şeydi." Tabii ki bu da hemen halkın dikkatini çekti.

Bilim tarihçisi Frederik Burnham keşfedilenler hakkında, oldukça ölçülü bir görüş belirtti : "Bu keşifler, Tanrı'nın evreni yarattığı hipotezinin, geçmiş 100 yıl içinde herhangi bir zamandakinden daha önemli olduğunu göstermektedir."

Herkes, sözde "big bang dalgacıkları" olarak görünen gözlemleri heyecan verici bulmadı. Elbette, evrenin durağan-modeli için çok güçlü ve ateşli tartışmış bulunan iki kişi, bu keşiflerin sonuçlarının hiçbirinden memnun değildi. Bunlar İngiliz Astronom Fred Hoyle ve San Diego, California Üniversitesindeki çok ünlü Jeffrey Burbidge'tir.

Burbidge'in (Hugh Ross ile yaptığı radyo konuşması) bu konulara ilişkin fikrini değerlendirirken, gözlemlerin felsefi anlamlarına bir göz atalım. Burbidge yeni deneye inanmıyor. O, kanıtların hayal kırıklığı içerisinde, durağan-model teorisinin hala güçlü bir savunucusudur. O bu yeni deneylerin "Big Bang ilk Mesih İsa Kilisesi" den geldiğini söylemektedir. Şunu söyleyebilirim ki, benim eski meslektaşım, Berkeley Laboratuar'ından George Smoot, bu durumdaki istisnadır. O kesinlikle gözlemlerine önceden varsaydığı herhangi bir dinin etkilerini katmamıştır.

Bununla beraber, Burbidge'in söylediği bir şey de doğrudur. O durağan-evren modeli hipotezini destekliyor ve görüşünün Hristiyanlığı değil Hinduizm'i desteklediğini belirtiyor. Bu doğru, evrenin durağan-model teorisi, eğer doğru olsaydı, Hinduizm'deki sonsuz devir için biraz destek sağlayacaktı. Big Bang teorisi, Hinduizm'e karşı önemli bir kanıttır.

Astrofizikçi Hugh Ross, bu konuda çok ikna edici bir makale yazdı. Bizi yeniden felsefi bir anlama getiriyor. Ross, şunu tanımlıyor:

"Zaman bir boyuttur. Şaşılacak neden ve etkiden meydana gelir ki... Zamanın başlangıcı evrenin yaratılışıyla beraber tesadüftür. Uzay-zaman teorisi böyle söyler. Evrenin oluşum nedenin, kozmos'un zaman boyutundan tamamen bağımsız, önceden varolan bir varlık tarafından oluşturulmuş olması gerekir. Bu sonuç, Tanrı'nın kim olduğuna ve ne olmadığına ilişkin Tanrı anlayışımız için çok önemlidir. Bize, yaratıcının üstün olduğunu , evrenin sınırlarının ötesinde çalıştığını söyler. Tanrı'nın evren olmadığını veya evrenin Tanrı'yı içermediğini / barındırmadığını söyler.

Bunlar bize, metafiziksel ve felsefi bazı önemli şeyler getiren, en popüler iki görüştür. Eğer big bang teorisi doğruysa, (en popüler görüş) Tanrı evrenle aynı şey değildir ve evren Tanrı'yı içermez (diğer popüler görüş).

Stephen Hawking yazılarında şunu söyledi: "yaratılışın gerçek noktası, şu an bilinen fizik yasalarının anlama gücünün dışında yatar" ve daha az bilinen fakat çok ünlü kozmolojist MIT'ten Profesör Alan Guth "yaratılış anı açıklanamaz olarak beklemektedir" dedi.

Tavsiye etmeyeceğim bir kitaptan alıntı yapmak istiyorum. Parlak bir fizikçi Leon Lederman, Nobel Ödülü sahibi."The God Particle" (Tanrı parçacığı) isimli kitabı vardır. Ve başlık kendini belli ediyor. ilk paragrafında yararlı bilgiler bulunuyor. Geri kalan kısmı SSC'nin yapılışından bahsetmektedir. The Super Conducting-Super Collider (Süper iletken-Süper Çarpışma) ki biz bunun olamayacağını biliyoruz. İlk paragraf harika, benim söylemek istediğim şeye çok yakın bir özet vardır:

Başlangıçta, boşluk, tuhaf şekilli / formlu vakum, hiçbir şeyi içermeyin hiçlik vardı. Ne zaman, ne madde, ne ışık, ne de ses vardı. Fakat doğanın kanunları oradaydı ve tuhaf vakumun potansiyelini tutmaktaydı. Mantıksal bir hikaye başlangıçla başlar, fakat bu hikaye evren hakkındadır ve tabii ki başlangıçla ilgili herhangi bir bilgi / veri yoktur, hiç, sıfır. İkinci bir trilyon bir milyar olgunluğundaki yaşa varıncaya dek, evren hakkında hiçbir şey bilemiyoruz. Bu big bang'teki yaratılışın çok kısa bir zaman sonraki halidir. Evrenin doğumuna ilişkin herhangi bir şey okur veya duyarsanız, birisi onu hazırlamıştır, biz felsefe çağında yaşıyoruz. Başlangıçta ne olduğunu sadece Tanrı bilir.

incil.com Ver4.0