Merhaba

Doğrusal, ilerlemeci tarih anlayışının en çok düzeltilmeye muhtaç açıklamalar getirdiği alan dindir. Auguste Comte bu alanda en önemli örnektir. Comte, pozitivizmin kurucusudur ve 17981857 yılları arasında yaşamıştır. (Comte'un felsefi sistemi olan pozitivizmin, pozitif düşünme diye tabir edilen olumlu düşünmeyle alakası yoktur. Bu ismi tamamen Comte'un felsefi sistemi için kullanıyoruz.)

Comte, tarihi ayrı aşamalara ayırmıştır ve insanların tüm bu aşamalardan geçerek en sonunda kendisinin felsefi sistem olarak anlattığı pozitivizme geleceğini söylemiştir. Bu aşamalar sırasıyla 1 Teolojik aşama, 2 Metafizik aşama, 3 Pozitif aşamadır. Comte, teolojik aşamanın başta fetişizm ile başladığını, sonra çok tanrıcılıkla devam ettiğini, nihayet tek tanrı fikrine varıldığını söyler. Comte'un en son evre diye bahsettiği pozitivizmde ise bilim, dinin yerine geçirilmeye çalışılır. Comte bu açıklamaları kendi pozitif sisteminden önceki tüm dini, felsefi sistemleri mahkum etmek için kullanır. Böylece diğer sistemler "İlkel tarihsel aşamaların sistemleri" kendi sistemi ise "En mükemmel, en son aşama" olarak suleri hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır, fakat bu fikirler kasıtlı olarak ders nulur. Hızını alamayan Comte, pozitivist bir din kurmaya kalkar. Hıristiyanlık taklidi bu din; geniş bir kilise örgütüne sahip, pozitivist tapınakları, pozitivist papazları, Comte'un sevgilisi Clotilde De Veux'un heykelleriyle süslenmesi, yeni takvimi ile insanlık için en ideal din olarak sunulur. Eğer Comte'un günümüze dek süregelen ateizmde önemli rolü olmasaydı, bu sayılmaya bile değmeyecek detaylara hiç yer vermezdik!



Comte'un tarihin aşamalarıyla ilgili fikir kitaplarındaki yerini hala korumaktadır.

Comte'un tek Allah'a inanan dinleri, tarihin belli bir aşamasından ibaret gösterme çabasını destekleyen hiçbir bilimsel bulgu ve belge mevcut değildir. Tam tersine Ebla tabletleri gibi bilinen en eski yazılı belgelerde tek Allah inancının izleri vardır. Oysa Comte'un hiçbir dayanağı olmayan bu görüşleri hâlâ birçok ders kitabında bilimsel bir doğru gibi anlatılmaktadır. Tarihin her aşamasında tek Allah inancı vardır. Fakat tek Allah inancının karşısında kimi zamanAy'a, kimi zaman Güneş'e tapanlar, kimi zaman komünistler, kimi zaman pozitivistler olmuştur. Diğer tüm fikirler tarihin bir yaprağına dönüşmekte, tarihin bir döneminde ortaya çıkmakta, fakat tek Allah inancı tarihin her döneminde bulunmaktadır.

Arkeolojik bulgularla dinlerin tarihsel sıralamasını yapamayanlar, bu sıralamayı yapabilmek için şöyle bir metod önermişlerdir: "Dünyadaki en ilkel kabileyi bulalım, en ilkel kabile hangisi ise onun dini en eski dindir. Bu kabile soyutlanmış bir şekilde kendini korumuştur." Bilimsel bir gerçekliğe dayanmayan bu metoda uyanların bir kısmı tabiat olaylarına tapan bir kavmi en ilkel kavim, bu kavmin dinini de ilk din olarak belirlemişlerdir. Tek Tanrı'ya inanan Pigmeleri en ilkel kabile olarak kabul edenler ise ilk dinin tek Tanrı inancı olduğunu savunmuşlardır. (Bu metodun uygulanmasıyla varılan sonuçlar da görüldüğü gibi farklıdır.)

Comte'un yüzeysel spekülasyonlarına karşı çok daha ciddi araştırmalara ve geniş açıklamalara dayanan İskoçyalı Andrew Lang'ın ve Alman P. W. Schmidt'in dinler hakkındaki teorileri incelemeye değerdir. Başlangıç Monotizması adı verilen bu teoriye göre dünya dinlerinin çoğu tek Allah inancının bozulmuş, dejenere olmuş şekilleridir. Schmidt'e göre başta tabiat güçlerinin tanrılaştırılması anlamsızdır, çünkü insanların tabiat güçlerini tanrılaştırması için daha önceden "tanrı" kavr***** sahip olması gerekir. Schmidt'e göre tek Allah'a inanan dinlerin bozulmasının ve çoktanrılı yapıların ortaya çıkmasının sebebi, insanların yaptığı benzetmeleri zamanla özdeşleştirmeye dönüştürmeleridir. örneğin "Tanrı yaratıcıdır, anama benzer", "Tanrı her şeyin kaynağıdır, toprağa benzer" gibi benzetmeleri zamanla bazı insanlar anatanrı, topraktanrı gibi tabiat güçlerinin tanrılaştırılmasına dönüştürmüşlerdir. Schmidt, çok tanrılı dinlerin tek tanrılı dinlerin dejenere olmuş, bozulmuş şekli olduğuna bir delilin de tüm çok tanrılı dinlerde ilk ve en üstün tanrı kavramının korunması olduğunu söylemiştir. Sümer tabletlerinden, Mısır mitolojilerinden, Allah'a inanan dinlere kadar ayrı sistemlerdeki ortak özellikler, ortak bir kaynağı ve bu kaynaktan gelenlerin çeşitli sebeplerle dejenerasyon sürecine uğradıklarını desteklemektedir.

Schmidt'in mantıksal kurgusunun, Comte'tan daha üstün olduğu görülmektedir. Comte'ta kendi pozitivist evresini son evre göstermek iddiasının yanında ciddi bir mantıksal kurgunun varlığından bahsedilemez. Her durumda sırf yazılı bulgulardan ilk dinin hangisi olduğunu anlamak mümkün değildir. Fakat daha önce de dediğimiz gibi gerek Ebla tabletleri gibi en eski yazılı kaynaklar, gerek tarihin bilinen dönemi, tek Allah inancının kesintisiz olarak her zaman var olduğunu göstermektedir. 1975 yılında bulunan milattan önce üç bininci yıldan kalma Ebla tabletlerinde tek Allah inancının belirtileri bulundu. Hem de Kuran'ın, Tevrat'ın ve İncil'in bahsettiği Adem, Havva, Nuh, İbrahim İsmail, Mikail, Davut isimlerinin geçtiği bu tabletler, tek Allah'a inanan dinlerin bahsettiği şahsiyetlerin tarihsel doğruluğunu ve tek Allah'a inanan dinlerin tarihin her döneminde görüldüğü gerçeğini destekleyen belgeler oldu. Bu da Kuran'ın sürekli elçiler yollandığını söyleyen ayetleriyle uyumlu bir tablo ortaya koymaktadır.





Her toplumun bir elçisi vardır.

10 Yunus Suresi 47

Ebla tabletlerinde Kuran'ın, Tevrat'ın, İncil'in bahsettiği Adem, Havva, Nuh, İbrahim, İsmail, Mikail, Davud hakkında izahlara rastlanır.

Kuran Hi Tkenmeyen Mucize www.mucizeler.com