Bir Deli Bir Kuyuya Bir Taş Atar, Kırk Akıllı Çıkaramaz (Atasözü)

EVRİM TEORİSİNİN SAKAT MANTIĞI


Taraftarları evrim teorisine taassup sahibi dindarların dinlerine bağlı oldukları gibi körü körüne bağlıdırlar. Bütün olumsuz bulgulara rağmen gerçekliği konusunda en küçük bir şüphe duymazlar. Onlara göre evrim teorisi kanıt gös-terilmesine gerek olmayan açık bir gerçektir.
Evrimcilerin çok belirgin bir özelliği, inandıkları bu teoriyi tartışmaya çok inatçı bir şekilde karşı çıkmalarıdır. Canlılığın rastlantıların ve doğa kanunlarının ürünü olduğuna körü körüne inanmışlardır ve bunu sorgulayan her türlü eleştiriye büyük bir öfkeyle cevap vermektedirler. Kendilerine son derece somut deliller gösterilse de, bu delilleri tamamen görmezden gelir, konuyu demagoji düzeyine çekmeye çalışırlar.
Fakat teori taraftarlarının açık bir taassup olan bu davranışlarını normal karşılamak gerekir. Eğer var oluş gibi bilimsel bir sorunun sadece iki yanıtı varsa ve yanıtlardan birisi bilimsel verilerle geçersizliği gösterilmeden ret ve inkâr edilirse bu davranış gerçeği arayıp bulma değil, açık bir taraf tutma, koyu bir taassup olur. Eğer taassup varsa o teori körü körüne inanılan bir dine dönüştürülmüş demektir. Bir yaratıcının var olmadığını bilimsel kanıtlarla göstermeden ret ve inkâr ederseniz kendinizi karşıt cevaba mahkûm etmiş olursunuz. Aynı şekilde var oluşun rastlantılarla oluşamayacağını iddia edenler bunu bilimsel kanıtlarla gösterip kanıtlamak zorundadırlar.
Bu güçlü fakat aynı zamanda inatçı inanışı teorinin kurucusu ve üstadı Charles Darwin’de de görüyoruz. Charles Darwin teorisini kanıtlama yönünden düştüğü çıkmazların farkındadır. Bocalayışlar içindedir ama hiç bir çıkmaz onu teorisini mantıklı, mantıksız; genelde saçma varsayımlarla savunmaktan alıkoyamaz.
Aynı inatçı davranışı sayıları çok az olan bazı aklı başında evrim teorisi taraftarları dışında hemen hemen hepsinde görmekteyiz.
Evrim taraftarlarınca inkâr edilemez bir gerçek olarak kabul edilmesi ortaya konulan bilimsel gerçeklerin teori paralelinde yorumlanmasına neden olmuştur. Örneğin kademeli evrim doğası gereği devam etmesi gerektiğinden milyonlarca yıl önce yaşamış canlılara ait her fosil mantıken bir ara format canlısına ait olmak zorundadır. Bilimsel bulguların o canlılarla günümüzde yaşayanları arasında herhangi bir farklılığın olmadığını (ya da negatif yönde farklılıkların olduğunu) göstermesi onlar için her hangi bir anlam ifade etmez. Bu konularda aşırı sıkıştıkla-rında teoriye yeni eklemeler, çıkarmalar yaparak, yorumlar ek-leyerek gerçekleri teoriye uyduramazlarsa teoriyi gerçeklere uydurmanın yollarını ararlar. Teorilerinin gerçekliği konusu gözlerini öylesine kör etmiştir ki önlerinde duran gerçekleri sadece teorilerine ters geldiği için göremezler, görmek istemezler.
Örneğin teori taraftarı bir biyolog, bir protein molekülünün yapısının çok karmaşık olduğunu gözleriyle görür. Gördüklerini bilimsel bulgular inkârı mümkün olmayacak bir şekilde onaylar. Bu karmaşıklığın içinde inanılmaz bir düzen olduğunu ve bu düzenin rastlantılarla kendi kendine oluşma ihtimalinin olmadığını gayet iyi bilirler. Buna rağmen elinde en küçük bir kanıt olmadan canlılığın yapıtaşı olan proteinin, milyarlarca yıl önce ilkel dünya şartlarında rastlantılar sonucunda oluştuğunu iddia eder ve bu iddiasının gerçekliğini yürekten inanır. Bununla da kalmaz, bir değil, binlerce proteinin rastlantılarla oluşup, sonra inanılmaz bir plan ve düzen içinde bir araya gelerek ilk canlı hücresini oluşturduklarını da bu iddiasına ekler. Daha sonrada bu iddiasını kanıtlanmış bilimsel bir gerçekmiş gibi inatçılıkla savunur.
Oysa aynı bilim adamı, boş bir arazide yürürken üst üste dizilmiş üç beş tuğlalı bir harabe görse, bu harabenin rüzgâr, yağmur, yıldırım, şimşek gibi doğa olaylarının etkisiyle ve rastlantılarla meydana geldiğini ihtimal dahi vermez ve bunu iddia etmez. Böyle bir iddianın akıl ve mantık dışı olduğunu çok iyi bilir. Gördüğü üç beş tuğlalı harabeyi bir zamanlar akıl sahibi birileri yapmıştır. Muhakkak ki her yapıtın birde yapıcısı vardır.
Bilim, bir sorunun birden fazla yanıtı varsa gerçek bulununca kadar her yanıtın doğru olabilirliğini kabul etmek zorundadır. Gerçekler bilimsel bulgularla ortaya konulmadan yanıtlardan birini kesin doğru, diğerini kesin yanlış kabul etmek ve buna göre davranmak bilimsel bir davranış değildir. Bu olsa, olsa ancak bir taassup olur.
Fakat bilim taassup kabul etmez. İnsanların zaafları nedeniyle yanılabilir, aldanabilir olması gayet doğaldır. Doğru ve akıllı davranış gerçekler bilimsel bulgularla ortaya çıktıkça yanlışlarda ısrar etmemek, doğruyu kabullenmektir.
Evrim teorisinin materyalizme, materyalizminde maddenin sakımı gibi bilimsel bir kanuna dayanıyor görünmesi özellikle aydın, yol gösterici konumunda olan insanlar arasında yayılmasının ve destek görmesinin ana nedenidir. Bu nedenle uzun yıllar bilim ve toplum hayatını derinden etkilemiş, kimi insanlarca tartışılamaz gerçekler haline getirilmiş, taassupla savunulmuş-tur. Öyle ki materyalizmi ve uzantısı olan evrim teorisini ret eden kişiler aklı, mantığı dolaysıyla bilimi ret etmiş duruma düşmekteydiler. Bilim dünyasının önde gelen kişilerinden olan Einstein bile hesaplamalarla ortaya koyduğu evrenin durağan olmayıp genişlediği gerçeğini bilimsel kişiliğine zarar verebilir endişesiyle ilan etmekten çekinmiş, yıllar boyu gizlemek zorunda kalmıştır.
Evrim teorisi taraftarı Dobzansky Evrimin ışığı dışında biyolojide hiçbir şeyin anlamı yoktur der. Diğer ifade ile bir evrim teorisi taraftarı için evrim dışında bir başka gerçek yoktur. Biyoloji ile ilgilenen herkes ister istemez bu gerçeği kabul etmek zorundadır.
Tanımış evrim teorisi savunucusu bir bilim insanımız ise gerçekliği konusunda en küçük bir bilimsel kanıt ortaya koymaya gerek görmeden evrim kuramının tüm dünyadaki bilimsel faaliyetlerin direği olduğunu, bu direk yıkıldığı takdirde bilimin çökeceğini iddia edebilmektedir. Bu bilim insanımız insanlık tarihindeki bilim çöplüğünün Newton mekaniği, Batlamyus Evren Modeli gibi nice yüzyıllar yadsınması mümkün olamayan doğrular zannedilen yanlışlarla dolu olduğunu unutmuş görünmektedir. Bu bilim insanımız eğer gerçekten evrim teorisinin bilimsel faaliyetlerin direği olduğunu inanıyorsa ve bunu savunuyorsa bu varsayımını bilimsel kanıtlarla desteklemek zorundadır.
Böyle bir varsayımının yanlışlığını gösteren pek çok kanıt olduğu halde doğruluğunu gösteren ya da ima eden tek bir kanıtın olmaması bu varsayımı en baştan yıkar.
Taraftarlarınca inkâr edilemez bir gerçek olarak kabul edilmesi ortaya konulan bilimsel gerçeklerin teori paralelinde yorumlanmasına neden olmuştur. Kademeli evrim mantığı gereği zaman içinde kesintisiz devam etmesi gerektiğinden milyonlarca yıl önce yaşamış canlılara ait bulunmuş her fosil bir ara format canlısına ait olmak zorundadır. Bu evrimsel kaide tüm canlılar için geçerlidir. Darwin’e göre hiçbir canlı şu andaki yapısını geleceğe taşıyamayacak, muhakkak evrimleşip değişecektir. Fakat yüz milyonlarca yıl önce yaşayanlarla günümüzde yaşayanları arasında herhangi bir evrimsel farklılığın olmadığı (yada tersinimsel farkların olduğu) nice canlı türleri vardır. Fosil kayıtları bunun böyle olduğunu açık bir şekilde gösterir. Bu da evrim olayının yaşanmadığının açık ve kesin kanıtları olur.
Fakat evrim teorisi taraftarları bu fikirde değildir. Bilimsel bulguların o canlılarla günümüzde yaşayanları arasında herhangi bir farklılığın olmadığını göstermesi onlar için her hangi bir anlam ifade etmez. Varılan bu gibi bilimsel sonuçlarda muhak-kak bir yanlışlık ya da yanlışlıklar vardır. Evrime ters gelen hiçbir bulgu tamamen bilimsel olsa dahi doğru olamaz.
Bilimin teoriyle çatıştığı, inkârının da mümkün olmadığı durumlarda bilim teoriye uydurulmaya çalışılır. Uydurulamıyor, değiştirilemiyor, inkârda edilemiyorsa eklemeler çıkarmalar yapılarak bu kez de teoriyi bilime uydurmanın yolları aranır.
Sıçramalı evrim, ilk canlı hücresinin nasıl oluştuğu konusundaki varsayımlar bu tür çabaların ürünüdür. Taraftarları için evrim teorisinin doğruluğu gözlerini öylesine kapatmıştır ki önlerinde duran gerçekleri sadece teorilerine ters geldiği için görmezler, görmek istemezler, daha sonrada bilimsel olduklarını iddia ederler.
Ünlü bir evrim teorisi savunucusu olan Richard Dawkins’in şu sözleri evrim teorisi savunucularına özgü bir yaratıcının var olduğunu kabul etmektense imkânsız kere imkânsız kere imkânsızı (bilim tarafından kesin bir şekilde ret edilenleri) kabul etmenin daha kolay olduğu mantığını açık bir şekilde gösterir.
-….Eğer bir Meryem Ana heykelinin sizlere el salladığını görseniz dahi, bir mucize ile karşı karşıya olduğunuzu sanmayın. Çok küçük bir olasılıktır ama belki de heykelin sağ kolundaki atomların hepsi, tesadüfen, bir anda aynı yönde hareket etme eğilimi içine girmiş olabilirler.