Merhaba



Mlle. de L'SPINASSE -
Ya biz, biz nerede kalmıştık?

BORDEU -
Vallahi, pek hatırlamıyorum. Onu dinlerken zihnimde
o kadar çok olay canlandı ki..

Mlle. de L'SPINASSE -
Durun, durun.. Şu örümcekten söz ediyordunuz.

BORDEU -
Evet, evet.

Mlle. de L'SPINASSE -
Yaklaşın doktor. Ağının içerisinde dolaşan bir örümceği
tasarlayın. Bu ağın ipliklerinden birini titretin, hayvanın
koşuştuğunu görürsünüz; güzel. Şimdi şunu öğrenmek
istiyorum: acaba hayvanın içinden çıkardığı ve keyfinin
istediği anda tekrar içe çektiği iplikler, kendi bünyesinin
duygulu bir parçası mıdır?

BORDEU -
Ne demek istediğinizi anlıyorum. Kendinize, kafanızın
bir köşesinde, meselâ menenj denen zarda, sinirlerin
boyunca uyarılan tüm duyumların toplandığı bir veya
birkaç nokta tasarlıyorsunuz.

Mlle. de L'SPINASSE -
Ta kendisi.

BORDEU -
Düşünceniz çok doğrudur. Ama bunun herhangi bir arı
hevengiyle aynı şey olduğunu fark etmiyor musunuz?

Mlle. de L'SPINASSE -
A sahiden öyle. Demek ki hiç farkında olmadan doğru
söylemişim.

BORDEU -
Hem de ne kadar.. Şimdi göreceksiniz.
İnsanı, yalnız doğarken bize göründüğü şekilde tanıyan
kimse, onun hakkında hiç bir fikre sahip değil demektir.
Kafası, ayakları, elleri, tüm organları, damarları, gözleri
burnu, kulakları, yüreği, karaciğeri, bağırsakları, kasları,
kemikleri, sinirleri, hepsi.. hepsi.. kelimenin daha doğru
anlamıyla; şekillenen, büyüyen, uzanan ve görünmeyen
binlerce lif/tel salıveren bir ağın kaba bir gelişmesinden
başka bir şey değildir.

Mlle. de L'SPINASSE -
İşte benim örümcek ağı; bütün liflerin başlangıç noktası
da örümceğimdir.

BORDEU -
Mükemmel.

Mlle. de L'SPINASSE -
Lifler nerede? Örümcek nerede bulunuyor?

BORDEU -
Lifler her yerdedir. Vücudunuzun hiç bir noktası yoktur
ki orada bunlardan biri sona ermemiş olsun. Örümceğe
gelince, o da kafanızın demin bahsettiğim bir yerinde,
menenjlerde yuva kurmuş bulunuyor. Bütün bu yapıyı
felce uğratmadan bunlara dokunmaya imkân yoktur.

Mlle. de L'SPINASSE -
Fakat bir atom, örümceğin ağ liflerinden birini titrettiği
zaman, örümcek de tedirgin olur ve telâşa düşer koşar
kaçar.
Ortada bulunduğu zaman kendi döşediği kocaman evin
neresinde olursa olsun haberi olur.
Peki, bu böyle ise neden ben kendimde ve evrende olup
bitenleri bilmiyorum?
Duygulu noktaların bir kümesi olduğum, her şeyin beni
etkilediği ve ben de her şeyi etkilediğim halde..

BORDEU -
Çünkü izlenimler, geçtikleri mesafe oranında zayıflar da
ondan.

Mlle. de L'SPINASSE -
Uzun bir kirişin bir ucuna vurulduğunda, eğer kulağımı
öteki ucuna koymuşsam, bu vuruşu duyarım. Kirişin bir
ucu dünyada, bir ucu Siris Yıldızında dahi olsa, aynı etki
meydana gelecektir.
Peki ama neden ben gerçek ve var olan bir kişi olduğum
halde neden özellikle kulak kabarttığım halde, etrafımı
çeviren engin mekânda olup-bitenlerden haberim yok?

BORDEU -
Az çok bir şeyler duymayacağınızı kim söylemiş?
Fakat arada epeyi mesafe var ve izlenim o kadar zayıf;
yolda o kadar çok şeyle karşılaşılıyor ve her bir taraftan
kulağa öylesi sağırlaştırıcı, şiddetli gürültüler geliyor ki,
sonra Sirius'la sizin aranızda yan yana bulunan cisimler
var; halbuki devamlılığın bulunması gerekirdi.

Mlle. de L'SPINASSE -
Çok yazık.

BORDEU -
Gerçekten çok yazık.
Eğer böyle olmasaydı, Tanrı olunurdu.
Tabiatla özdeşliğinizden dolayı da olmakta-olan her şeyi;
belleğinizin sayesinde de olmuş-bitmiş her şeyi bilirdiniz.

Mlle. de L'SPINASSE -
Ya olacak şeyleri?

BORDEU -
Gelecek hakkında gerçeğe yakın fakat olması da mümkün
tahminlerde bulunurdunuz. Bu, tıpkı içinizde, ayağınızın
ucunda, elinizde olan bir şeyin ne olduğunu araştırmanız
gibi bir şey olurdu.

Mlle. de L'SPINASSE -
Peki ama, bu dünyanın da "menenj" leri olmadığını, yahut
uzayın herhangi bir noktasında liflerini / tellerini her yöne
uzatan, büyük ya küçük bir örümceğin bulunmadığını size
kim söyledi?

BORDEU -
Kimse böyle bir şeyin olmadığını, olamayacağını söylemiş
değildir.

Mlle. de L'SPINASSE -
Nasıl, bu âdeta bir nevi Tanrı..

BORDEU -
Kabul edilebilecek bir Tanrı..



DIDEROT
FELSEFE KONUŞMALARI
"Entretiens/Interviews"
Adnan Cemgil